Cihada Çağrı - Şeyh Usame bin Laden
Friday, January 23, 2009 11:17:17 PM

Bu Risale
Gazze’de ki Zulme Karşı Bir Cihad Çağrısıdır!
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Şüphesiz övgüler Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım diler, günahlarımızı bağışlamasını isteriz. Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız. Allah’ın doğru yola ilettiğini saptıracak kimse olmaz. Saptırdığı kimseyi de doğru yola iletecek kimse bulunmaz. Şehadet ederim ki Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O bir ve tektir, O’nun ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed Allah’ın kulu ve Rasûlüdür. Allah’ın sâlat ve selamı onun, aile halkının, ashabının ve kıyamet gününe kadar onlara güzellikle uyacak olanların üzerine olsun.
Sevgili Müslüman Ümmetim!
Kınanmış ve sefil hale getirilmiş Gazze’de ki ailelerimizin başına getirilen bu olayların içinde, ben sadece sizlerin emirlerinizden (amirlerinizden) biriyim ve bu zor günlerde size gerektiği gibi öncü olup hakk söz söyleyeceğim ki bu da bizden zorla alınmış şeyleri geriye almak için bir vesile olsun.
Hakk sözler ki bununla ne kralı, ne prensi, ne köleyi ve ne bakanı tatlı söz ile kandırabilirsiniz. Bu hakk sözler ki! Ne sahte Uluslararası meşruiyetinin varlığını kabullenir ve ne de Sefil ve güçsüz haldeki Filistin, Irak, Afganistan, Somali, Keşmir ve Çecenya gibi ülkelere korku ve baskı yayan Birleşmiş Milletlerin güvenlik konseyini tanır. Hakk sözler ki bütün dünya planlı bir şekilde bu sözleri metotlarımızdan, yaşantımızdan silmek istiyorlar ve en sonunda da bizi yok etmek istiyorlar.
Muhakkak ki O Mukaddes Cihaddır (Sadece ALLAH s.w.t'nın rızası için savaşmak)
Beyt'ul-Makdis ve Kudüs ancak bununla geriye alınır!
Ah işgalde ki Kudüs!
Sen zulüm çekerken Müslümanlarda Cihad`tan uzak uyumaktalar!
Ey Müslüman Ümmetim!
Geçmişte Özgür Filistin için yapılan çabaların en önemli noktası, devlet yöneticileri idi ki onlar görevlerine hainlik eden devlet vekilleriydi.
1948 savaşın da Müslümanlar düşmanın galip gelmesine ve yenilgilerine şaşıyorlardı. Kral ve yöneticiler hain iken ve Ürdünün asıl başkanı İngiliz General “Glub Basha” tarafından görevlendirilmişlerken nasıl bir zaferden söz edilebilirdi? Nasıl olurda lider ve askeri yöneticileri kendisine düşman olan bir ümmet zafer kazanabilir!? Bizim liderlerimizin her zaman kendilerine rehberlik edecek bir Basha’ları vardı. Örnek olarak;
Arap yarim adasında -tahta olan ama görünmeyen kral- İngiliz Generali Philip idi, ve onu Haj Abd-ALLAH ismi ile millete yutturmak yeterliydi. Daha o zamandan beri İngilizler bu insanlar arasında saltanat sürdürmenin ne kadar önemli derecede olduğunu bilerek bunu devam ettirmişlerdir ve bu sahtekârlık halen isim ve yüz değişikliği olarak devam etmektedir.
Bugün de bütün büyük merkezlerde görünüşte sivil yönetici “Bremer” onun emirlerini uygulacak “Allavi” ve işleri bittiğinde atabilecekleri Sistani ve Tantavi gibileri bulunmaktadır. Bunlar bilgin, yazar grupları, âlimler, medyacılar olarak ülkelerimizde ki haçlı ajanlarını gizli veya açık bir şekilde sahte şahsiyetler altına koyup destek olmakta ve yardım etmektedirler.
Bütün bu saydığım gurup ve insanlar ümmetimizin düşmanıdırlar ve biz bunlara karşı uyanık olmalıyız, Bu kişi ve guruplar halk arasında iyi tanınıyorlar. En önemli özellikleri de zaten liderler ve yöneticiler tarafından medya yolu ile direk olarak halka endeksleniyorlar ve bunu sürekli olarak yapmaktalar, çünkü bunlar gerçekleri gizleyip, Cuma hutbelerinde söylenmesi gerekenleri gizleyip, uzaktaki ve yakında ki Müslüman halkı uyutarak aldatıyorlar.
Öte yandan da bugünlerde karşılaştığımız birçok yollardan birisi de yükselen Özgür Filistin sloganlarıdır! Bunların bir çoğuda asıl izlenecek yoldan saptırmaktadır. Buna neden olan en önemli eten ise; devletlerin yapması gerekenleri bırakıp, Birleşmiş Milletlerin uygulayacağı yaptırımlar üzere oturumlar ve boş beyanlar ile Filistin Davasını asıl yönünden uzaklaştırmaktır.
Diğer nedenlerden biri de bazı bilgin kişilerin devletlerarası Filistin’e yardım kampanyası oturumları açmasıdır ki bu başka bir yönden Filistin davasının sorumluluğunu asil hedeften çıkarma girişimi, Aksa caminin ve sehidlerin kanını kaydetmekten başka bir anlama gelmemektedir.
Kederinden dolayı amirinden yardım isteyen, kavurucu ısıdan yardım isteyen gibidir.
Başka bir hedeften saptırma yolu da, bazı İslami gurupların devletlerin onayı ile Cihad yapmak ya da bu devletlere halk için bir nevi istek ve destek olma arayışlarıdır ki bu da tamamen dava sorumluluğundan sapmak ve başını kuma gömüp, arkadakileri de aldatmaktır. Bu gibi gruplara liderlik yapanların açıkça kardeşlerini uyararak, bu sorumluluğun çok ağır olacağını ve henüz buna hazır olmadıklarını bildirmeleri gerekmektedir. Yerel ve Uluslar arası Küfür sahipleri, Hak sözü konuşanlara feci şekilde hücum etmekte aynı zihniyete sahiptirler.
En büyük sorumluluk genç Müslümanları bilinçlendirmek ve teşkilatlandırarak ALLAH (subhanehu ve teala) rızası için Siyonistlere Haçlılara ve onların kuklalarına karşı cihad etmelerini sağlamaktır. Onları cihad için asker taburu olmadan sokaklarda yürüyüş ile tatmin etmemeliyiz. Bu gurupların liderleri, aralarındaki cesur ve yetenekli kardeşlerine fırsat verip gurubu bu zor şartlar altında yönetmelerini sağlamalılar ki bununla gereken vazifeyi resmiyete geçirmiş olurlar.
Kim ki aranızda savaşın bir vazife olduğuna inanmamışsa,
Mecburen bu yolu başkasına devretmeli
Ve bu inanca sahip olanı da yoldan saptırmamalıdır.
Bu saydığım sapma yollarının dışında, Aksa camisini ve Filistin’i geri almak için sadece bir doğru yol vardır ve bu da daha öncede kastettiğimiz gibi Allah İçin Cihad etmektir. Allah (subhanehu ve teala) Bize Kuran-ı Kerim de bu gibi kâfir zalimleri nasıl durduracağımızı bize şöyle anlatmaktadır;
“Allah yolunda savaş! Sen ancak kendi yaptığından sorumlusun. Müminleri de savaşa teşvik et. Umulur ki, Allah kâfirlerin gücünü kırar. Hiç şüphesiz ki Allah kuvvet ve kudretçe çok daha güçlü ve cezası daha çetindir.” (Nisa 4/84).
İşte böyle kâfirlerin zulmü insanları kâfirlere karşı savaşmaya teşvik etmek ile durdurulur.
Ümmetime Söylediğim gibi;
Ey Benim Ümmetim! Yöneticilerin ve âlimlerin görev edindiği yalanlar ile bu sorumluluktan kaçamazsınız! Bu sorumluluğun yerine getirilmesi Allah (s.w.t) bize emrettiği gibi Allah yolunda mail ve can ile Cihad edilmesiyle mümkündür. Ta ki zafere ulaşıncaya kadar…
Ey Benim Müslüman Ümmetim:
Siz yöneticilerin desteği olmadan sadece yüksek enerjiniz ve çokluğunuz ile bu Siyonist-Haçlı işbirliğini yenilgiye uğratma kapasitesine sahipsiniz. Bu çokluğun büyük bir kısmı Siyonist-Haçlı işbirliği ile aynı çukurda olsalar bile.
Ben buradan size garanti de verebilirim. Eminim ki bu mesele Allah’ın (s.w.t) izni ile çok basittir, eğer biz samimi ve ciddi şekilde ve Allah’a dayanıp, emirlerini yerine getirme hevesi ve sapıtıcı yolları terk etmek ile yapamayacağımız hiç bir şey olamaz! Eğer siz az da olsanız düşmanı yenilgiye uğratabilirsiniz. Ben size burada iki delil sunmak istiyorum ki;
Birinci olarak: Ne bir ordunun ve ne bir devletin yardımı ve araya girmesi olmadan, Afganistan’da ALLAH’ın (s.w.t) inayeti ve sizin kendi imkânlarınızla verdiğiniz çaba sonucu Sovyetler Birliğini yenilgiye uğratmanızdır. Şimdi Sovyetler Birliği bayrağı söküldü, çöpe atıldı ve unutulup gitti. Övgü ve minnetimiz Allah’a mahsustur.
İkinci delil ise: Sovyetler Birliğinin bitişinden sonra Amerika bu rakipsizliği fırsat bilip bölge ülkelerini pes ettirip kurallarını dünyaya dikte etmeye başladı. Sonuç olarak ABD iyice zorbalaştı ve Siyonist varlığını destekleyerek Filistin’de ki tarım bahçelerini ve hayvanları mahvettiler. Sonrasında evlatlarınızdan bir grup bu ileri giden çağı hitlerine karşı cihad ilan etti ve gergedanın boynuzunu kırıp kalesini ve uzun binalarını (9/11)mahvettiler.
Bu Amerikan başkanını kızdırdı. Ve hemen azgın ülkenin prestijini kurtarmak ve başkalarına ders olması amacı ile Mücahidlerin Amirine ulaşmak için çalışmalar yaptılar. Ölü ya da canlı ele geçirilmesini emreden beyanatlar yayınladılar. O gün Amerika başkanı Ebu Cehil’in Bedir’de ki hali gibi çalım satıyordu. Böylece bizde Allah’ın lûtfû ile onları mahvettik, askerlerini öldürdük ve topluluklarını dağıttık. Bu yüzden savaş meydanı kızıştığında ve düşman bize saldırdığında, buna cevaben bizde bu baskıyı kaldırmak için kılıcımızı keskinleştirdik.
Burada Amerika, Mücahidlerin baskıları sonucu titrek bir hale geldi ve bunun neticesi olarak ta siyasi çözümsüzlükler ve ekonomik kayıp yaşadı. Şimdide öyle bir ekonomik kriz ile boğuluyor ki büyük ve küçük ülkelerden sadaka alma derecesine gelmiştir. Bu yüzden de artık topluluğu içerisinde küçük düşmüş ve düşmanlarını da korkutamaz hale gelmiştir.
Simdi burada biraz düşünüp taşınmak lazım, sizin de bildiğiniz gibi Amerika’nın gerilemesine neden olan baskı Siyonistliğin varlığıdır, çünkü o kati derecede önemli olan atardamarını kaybedecektir.
Amerikan gücünün felaket bir şekilde gerilemesinin diğer bir kanıtı da Yahudileri Gazze’ye vahşice saldırmaya teşvik etmeleridir. Bush, başkanlığının son günlerinden faydalanmak için umutsuz bir teşebbüs içerisinde Siyonistleri finanse ederek Müslümanları küçük düşürmeye ve Amerikan varlığını red eden bütün güçleri vurmaya çalışmıştır.
Beyaz Saray’ın gücü Afganistan’da ki Mücahidlerin taşı ile kırıldı ve şimdide Irak bataklığında boğulmaktadır, bu yüzden de Yahudiler Gazadaki düşmanlarını yenip hemen yerine Mahmud Abbas ve onun otoritesini yerleştirmek istiyorlar ki bununla kendilerini kuvvetlendirsinler. Böylece Amerika’nın içine düştüğü acziyet iyice görünmeden, Bush’un son günlerini fırsat bilerek katliamı gerçekleştirdiler. Böylelikle Veto çökecektir. Çünkü dünya artık buna karşı ayaklanmaya başlamıştır.
Ey Benim Ümmetim!
Amerikan nüfusunun zayıflaması ve gerilemesi ve dolaylı olarak ekonomik olarak çöküşü hakkın da yaptığım konuşma, bir ümit etme ve beklenti değildir. Zira liderlerin kendilerinin bile bu çöküşü artik gizleyemedikleri ortaya meydana çıkmıştır.
*ABD Başkan yardımcısı şöyle demişti: " Bu kriz beklendiğinden de daha zordur ve neredeyse Amerikan ekonomisini tamamen çökertecek derecededir."
* Eski Amerikan Rezerve Bankası başkanı (Alan Greenspan) şöyle demiştir: "Bu büyük gerileme, ekonomik kriz ile karsılaştırmada bir nevi hoş bir gezinti gibi görünecektir."
* Fransa Başkanı Nicolas Sarkozy’de " Bu kriz çok derin ve küresel finans sisteminin bir felakete düşmesi gibidir" açıklamasını yapmıştır."
Ve Bende diyorum ki: Bunlar gerçekten de ALLAH’ın (s.w.t) yardımı ile bu zalimler tam bir felaketin içindedirler.
* Alman Finans Bakanı da şöyle demişti: " Eğer bu krize hâkim olamazsak, dünya asla önceki durumuna dönemeyecektir ve bununla beraber ABD de dünya finansında tek güç olma yerini kaybedecektir."
Burada Ben de size ABD istihbarat merkezinin raporlarında bu kriz nedeni ile gelecek yıllardaki ABD’nin gerilemesinin kaydını sunacağım.
Ah Benim Müslüman Ümmetim:
Gerçekten de Allah’ın (s.w.t) yardımı ve sizin evlatlarınızın Cihadı bu Siyonist-Haçlıların çöküşünün asil nedeni olmuştur! Ve bu da yaklaşık " 7 senelik " savaş neticesidir. Ben size garanti veriyorum Ey Ümmetim! Allah’ın yardımı ve sabır bize yeterli gelmektedir ve biz Cihada daha 7 yıl ve daha da nice yedi yıllar devam edeceğiz İnşAllah.
Sabır en iyi silahtır ve Takva da en iyi hazırlıktır.
Eğer biz Şehid olursak da zaten amacımıza ulaşmış oluruz,
Resulullah (s.a.v)den bize nakledildiği gibi,
Cihad bayrağı, hesap gününe kadar aşağı inmeyecektir.
Şimdi sorulması gereken soru sudur: ABD bizim ile önümüzdeki yıllarda bizim ile savaşma kapasitesine sahip midir?
Raporlar ve göstergeler bunu başka sekil de göstermektedir ve ABD halkının %75’i kendi güçlerini ötesine çıkıp kendilerini savaşa bulaştıran ve ülkelerini bir çıkmaza koyan başkanları hakkin da ayrılığa düşmüşlerdir. Ondan devralanda iki acı secim arasında solup kalmıştır, bu da iki tarafı keskin olan hançeri yutan birisi halini göstermektedir ki, nereye kıpırdasa hançer kendine batacak.
Bu da en zor mirastır ki, sabırlı ve inatçı olan düşmanları ile uzun vadeli bir gerilla savaşı vermeyi devralmaktır, buda faiz ile birlikte ödünç almak anlamına gelir. Bu sunu göstermektedir ki, eğer düşmanımız savaştan çekilirse bu bir askeri yenilgi olur ve eğer savaşa devam ederse bu da daha büyük bir ekonomik krize yol açar. Bu da iki savaş anlamına gelmektedir ki buna da zaten güçleri yetmez ve biz Allah’ın izni ile daha da cephe açmaya hazır ve beklentideyiz!
Ey benim Değerli Ümmetim, bu da sizin Allah’ın düşmanları olan Siyonist-Haçlı ve uşaklarına karşı, Filistin, Irak, Afganistan, Veziristan, Fas ve Somali gibi bölgelerde yeni cepheler ile evlatlarınız olan Mücahidler ile omuz omuza olmanız için yeteri kadar büyük bir nedendir!!!
Sizin Mücahidleri can ve malınız ile tamamen desteklemeniz Farz kılınmış bir görevdir. Ben Allah’ın (subhanehu ve teala) inayeti sonucu Cihad tecrübesini gördüm ve biliyorum ki, cihadın finanse edilmesi gerekmektedir. Zengin kardeşlerimin verecekleri zekâtlar, düşmana karşı açılan birçok cephede bizi destekleyecektir. Sizin de bildiğiniz gibi Zekât Cihad için verilmelidir.
Bu yüzden de Ne mutlu!
Kendi dini ve Peygamberini (s.a.v) müdafaa etmek için yardımda bulunana!
Günümüzde Mücahidlerin içinde oldukları zorluklar, önceki Müslümanların durumuna benzemektedir. Rasulullah’ın (s.a.v) zamanında ki askerler gibi… Hani Osman bin Affan gelmişti ve askerlerin çoğunu mühimmat ile donatmıştı ve Rasulullah (s.a.v) de söyle demişti: " Bu yardımdan sonra Osman’ın yaptığı hiç bir şey ona acı vermeyecektir."
Hanginiz bu zor zaman da, zamanın Osman olmak istiyor ???
Ben biliyorum ki birçok Müslüman tüccar sadece Allah rızası için yardım etmek istiyorlar ama onlar da ABD ve onun bölgedeki uşaklarından korkuyorlar ve ben de onlara şöyle diyorum; “Bu bir neden değildir, sadece bahanedir, siz dünya hayatin da imtihan ediliyorsunuz ve hatırlayın ki ALLAH (subhanehu ve teala) ne buyurmuştur:
“Yeminlerini bozan, Peygamber'i yurdundan çıkarmaya azmeden ve üstelik ilk önce size saldırmaya başlayanlara karşı savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer mümin iseniz her şeyden önce Allah'tan korkmalısınız.” (Tevbe 9/13)
Bu zafere safha safha katılım olmalıdır, bu bölgeleri yine yaşanılır yapalım. İnsanlığın nuru ve en iyi insan olan Rasulullah (s.a.v) kendi insanlarını, ailesini ve vatanini terk etmeye zorlanmıştı ve dünyanın en güzel yeri olan Mekke’den hicret etmişti. Hadi kalkın artık ve Rasulullah’ı (s.a.v) kendinize iyi örnek alın ki o kendisini defnede bile gizlemişti. İçinizden kimse yok mu ki kendisini bir yerde bir eve gizlesin? Cihad ibadetini ekonomik olarak yapmak için, Allah’ın yeri geniş değil midir?
Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman eden kullarım! Şüphesiz benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde yalnız bana kulluk edin.” (Ankebût 29/56)
Ve Şöyle Buyurmaktadır;
“Melekler, kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara, "Ne işte idiniz?" derler. Onlar da: "Biz yeryüzünde zayıf kimselerdik." derler. Melekler: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?" derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir. Ancak gerçekten aciz ve zayıf olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç... ” (Nisa 4/97-98)
Ah benim Müslüman Ümmetim:
Bu savaşlar felaketler ve çileler içerir, fakat bağışlanma da bunlardan geçer! Ve akilli olan insanlar bu bağışlanma fırsatını boşa harcamazlar! Size yıllardan beri uygulanan adaletsizliğin sahiplerini ve zulüm ile haklarınızı gasp edenleri tepeleme fırsatı elinize geçmiştir. Size Avrupalıları örnek göstererek, haklarınızı almanız için bu secim kutularını gösteren kişiler, sizi sadece aldatıyor ve yalan soyluyorlar. Bunu korkudan veya yöneticilerin açgözlülüğü için size soyluyorlar, çünkü örnek olarak gösterdikleri Avrupalılar da zaten haklarını direnerek ve askeri güç kullanarak ile almışlardır.
Amerikan çıkarları yüzünden Yedi yıl savaştan sonra İngiliz ve Fransızlar çok büyük bir ekonomik krize girmişlerdi ve bu yüzden de her iki taraf ta halka fazla vergi yüklemeye koyulmuşlardı ve bununla beraber Kralların adaletsizliği ve zulümleri sonucu da O Fransız ihtilalını meydana getirmişti.
Kral XIV Louis şöyle demişti: " Ben devletim ve devlette benim ", ve buda simdi bizim krallarımızın söyledikleridir. Bundan dolayı da Fransız halkı ayaklanıp bu çileler arasından fırsatı değerlendirerek malları ve kanları ile krallara karşı direndiler ve Kral XIV Louis’i tahtından indirip idam ettiler ve böylelikle haklarını askeri kuvvet ile geri aldılar.
Bu zorba yöneticilerin yönettikleri bizim ülkelerimizde gizli secim kasaları yoktur. Bu üzücüdür ve bunu kesinlikle bilmeli ve kaydetmelisiniz, çünkü birçok büyük âlimler ve bilginlerde bu sahtekârlık metodunun altını çizmişlerdi!
Ekonomik krizden, Amerika’nın İngilizlere karşı kendi haklarını almak için ayaklanmalarına gecelim, Amerikalilar, simdi Afganistan, Irak ve diğer ülkelerde bizi aldatmak için kullandıkları Demokrasi sahtekârlık metodunu kullanmadılar!
Artik bir ders alın, Ey bunları kavrayan Müslümanlar.!!!
Biz Müslümanlar Kendi başkanlarını seçme hakkinin halka ait olduğuna inanıyoruz ve biz Şuraya da inanıyoruz, Bununla beraber Batili demokrasisinin (sadece sahtekârlıktır) İslami bakış açısından sapmak olduğuna inanıyoruz. Müslümanlar olarak insani buluş olan hükümlere tabi değiliz ve inanmıyoruz da ve sadece Allah’ın (subhanehu ve teala) hükmüne inanıyoruz ve tabiyiz!
Bizim dinimizde Allah rızası için işgalcilere, kâfir ve münafık yöneticilere karşı savaşmak ve sadece Allahu Teala’nın ismini yüceltmek vardır ve Hakk sahibine dönene ve her şey normal oluncaya kadar savaşmaktır.
Son olarak ta Filistinli insanlarımıza şunu demek istiyorum:
İnşaAllah, Allah sizin bu büyük sabrınıza karşı sizi ödüllendirir...
İnşaAllah, Allah sizin ölülerinizi şehid olarak kabul eder...
İnşaAllah, Allah sizin yaralılarınızı daha erken iyileştirir...
Ben yüce ve rahman olan Allah’tan ümit ederim ki kurban sahibi aileleri rahata erdirir ve onları en iyi mükâfata kavuşturur.
Ey benim Filistin’deki kardeşlerim siz de on yıllardır atalarınız gibi acı çekiyorsunuz. Müslümanlar da sizinle ayni acıyı paslaşmaktadırlar ve biz " Mücahidler " de aynı acıyı daha fazla çekiyoruz, çünkü Mücahidler de sizin gibi yasamaktadırlar ve Mücahidlerin acısı sizin ne için bu halde olduğunuzu bildiklerinden daha da acıdır. Mucahidler de sizin gibi bombardıman altındalar ve bu bombardıman uçakları da aynıdır ve onlar da sizin gibi evlatlarını kaybetmektedirler. Allah’a övgüler olsun, biz Allah’a aidiz ve mutlaka da O’na döneceğiz.
Bu yıl Allah’ın dilemesiyle Siyonist-Haçlı birliğinin gerilemesi ile şafağın izleri göründüğünde -ki artik zafer yakındır- biz sizlerle beraberiz ve sizi asla yalnız bırakmayacağız. Biz Siyonist-Haçlılara karşı savaşmada ayni kaderi paylaşmaktayız. Artik ya zafere kadar savaşacağız veya Allah yolunda şahadete ereceğiz.
“Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleşin!
Allah'tan gereğince korkun ki, kurtuluşa eresiniz.”
Çağrılarımızın sonu “Övülmek Âlemlerin Rabbi Olan Allah’adır” Cümlesidir.
Salât ve Selam Rasulullah’a, Ailesine ve Arkadaşlarına olsun.
