SİYAH İNCİ

Subscribe to RSS feed

5 seneden beri kullandigim blog sayfamda ilk defa bu sene yazilarima engeller konuldu.arkadas cok mu sivri dilliyim yazdigim bloglar siliniyor,anlamadim yani!! ben yazmaktan sıkılmam,sizde silmekten sıkılmayın :-)
waffle olsada yesek.. bigsmile

21.Yüzyıldayız ama..

21.Yüzyıldayız ama ; hırsızlık, kapkaç, sapık ve tecavüzlerin arttığı noktada hala ve hala adaletin eksikliğinden mağduruz.. sabahları akşamları geceleri başına ne gelirse gelsin, sözde seni koruyan devlete değil Allah a sığınırsın. Koruyan dedim de kulağa ne hoş geliyor değil mi? sabah işe gitmek için çıkarsın, önüne bi tinerci çıkar afallarsın.. polis çağırırsın hemencikde gelir ha, filmlerdeki gibi.. önce ilgilenir eşgal alınır, bikaç telefon hoooppp olay bitmiştir.eee peki ne oldu bana saldıran adam dersin..onca teknolojik gelişmelere rağmen; böyle insanların özgürce dolaştığı ve adalete teslim edildikten sonra serbest bırakıldığı, ilerlemeden gerileyen bir ülkedeyiz halaaa ..isteseler eliyle koymuş gibi bulabilecekleri aşikarken nedendir bilinmez, olayın üstü hep kapanır..olan size bize sana bana olur..
Sevgiler..
Siyah İnci

Merhaba Arkadaşlarrrr wink

Uzun zamandır aranızda yoktum. Sahalara döndüm diyebiliriz.. Eeee yeni yıl mesajımızıda verelimmmm p

‎2012, 2011'i devirip geliyorsun madem öyleyse bende dileklerimi sıralamaya başlıyorum; SAĞLIK, Sevdiklerimle geçireceğim hiç bitmeyen MUTLULUK, ailemizin ekmek teknesi Yılmaz Yapı ve kendi işime BOL KAZANÇ, 2011 de sürekli sol elimin kaşınıp giden PARACIKLARIMIN İADESİ, kredi kartsız YAŞAM, 140 m2 hadi seni mi kırıcam 120 m2 de olur bir EV, kız kardeşimin Mayıs ayındaki düğününde BOL KAHKAHA- EĞLENCE , evlen artık diyen benim biricik ailem ve turşu bidonu almaya hazırlanan espirili kuzenlerim için, tabikiii benim içinnnn EVLİLİKKKK istiyorummm.. flirt p wink HERKESE AŞK DOLU MUTLUUU YILLAAAARRRRR!!!
parça mobilyalar alınır ve "embesiller için o kullanım kitabı" deyip kendi başına monte edip, elinde fazla kalan parçalar için "yedek koymuşlar heralde" diyen kişiye biz evettt evet "erkek" diyoruz lol lol lol

Bir gün bende çocuk olucam..

Bir gün bende çocuk olucam..elimde balonlarla hayallerimi renklendiricem..her renk, her tutulan bağ avuçlarımda sıkı sıkı tuttuğum ümitlerim olacak, geleceğe dair.. Bir gün bende çocuk olucam.. Koşucam pamukhelvacı gördüğümde hızla atan kalbimin sesiyle.. Tek sıkıntım koşarken kapaklandığım yerde kanayan dizim olacak.. Bir gün bende çocuk olucam anne, senin şefkatli kucağında kendi çocuğuma sarılırken..

Sevgiler,
Siyah İnci

Sen mi Önemlisin, Karşındaki mi ?

Sen mi Önemlisin, Karşındaki mi ?



Yüreğim fırtınalarla dolu esen rüzgar şimdi aşk acısını çalıyor yüreğimde.. Duymak, susmak imkansız.. sessiz çığlıklar atabiliyorsan sen işte o zaman hayata sessizce sarılıyorsundur… Başın dik bir gururla kimseye eğilmeden, ayakta kalma savaşını galip bitirdiğin an; işte bu diyeceğim.. sen bu savaşı kazandın.. acı çekip savaş verdin ama geçti gitti ölen bi somut soyut olan her şey gibi…..

“Kendi varlığını hissetmek gibi bir şey bu… Sen sen olduğunda kendini iyileştirebilirsin ancak” geç öğrenilmiş iki çift söz.. ben, ben en son ne zaman kendim oldum ki…. Hep birileri için yaşamadık mı, hep birileri için gözyaşı döküp, umutsuz olanın peşinden gitmedik mi… Mutsuz olacağını bile bile olanları görmemezlikten gelmedik mi ..! Sorunları bi kenara atıp üzerini örtmedik mi… Yüzleşmekten kaçıp, at gözlüğüyle yalnızca görmek istediğimiz gibi görüp yaşamadık mı? Hangisini yapmadık ki…. Yaptık hepsini yaptık…. Ben de dahil….

Bir gün karşılaşacağını bile bile, neden insan görmek istemedikleri sorunların üzerini geçici bi süre kapatır…

*Bugün kalsın kapat konuyu.. Sonra konuşuruz

*Aman boşver ben büyütüyorum, düzelir..

*Tamam şimdi canımızı sıkmayalım neyse..


Bu sözler ne kadar tanıdık bilindik dimi..

Nedense ilişkilerde ve hayatımızın gidişatında, “tamam buraya kadar deyip” son noktaya geldiğimizde; problemle yüzleştiğimizde tek gördüğümüz ne oluyor biliyor musunuz ???

her şeyin başında aman düzelir dediğimiz, konuyu kapatalım dediğimiz işte o küçük sorunları atladığımız şeyler … Başında görmemezlikten geldiğimiz şeyler .. düzelir deyip düzelmeyen şeyler…

Aslında sorunlarla karşılaştığımızda kendimizi avutmak yerine, problemi o dakka çözmek yerine, her şeyi ertelemek olmasa HAYAT daha güzel olur aslında….

Hayata ne açıdan baktığın değil, Hayata nasıl baktığın önemli….

Başta gördüğünüzle, Sonda gördükleriniz aynı olan bir yaşam tercihiniz olmaması dileğiyle…..


Sevgiler ....


(Siyah İnci)

06.05.2009

11:30

YOKSUN......

yoksun ya;harf harf,hece hece düşüyorum kendimden...
üzerime kara bulutlar örtülüyor,üşüyorum...
başım dağ büyüklüğünde...
yıldızları izliyorum gözlerim nemli...
kıyılarımd hüzünler volta atıyor...
içime kazıdığım bilmezimi,buğusunu nefesimden alan camlara yazıyor yorgun ellerim...
yoksun ya küstüm hayatın bana dönük yanlarına...
içim buruk...
içim donuk...
yelkenleri suya inmiş kayıp bir gemiyim şimdi...
demir parmaklıklar ardında kaldı dudaklarıma çizdiğin tebessümler...
sesine müptela kulaklarım ah çekiyor...
senden kalan tek şeydi ve son sesti...
öylece bestesini kursundu hiç gitmeden...
zaman bir kez daha sesini getirene kadar kalsın,bozulmasın ahengi...
yoksun ya;saatin tik taklarına takılıyorum...
ne anlatıyor bir türlü çözemiyorum...
gidişinin ilk saatlerini mi,yoksa geleceğin an'a biraz daha yaklaştığımı mı?
belliğim çözmek dahi istemiyor bu gerçeği...
yoksun ya;sanki baharın habercisi taze yapraklar kuruyup kaldı dalında...
bomboş bakınır oldum kainata...
devrilmiş üzerime bütün yokluklar...
tad alamıyorum,duymuyorum,hissetmiyorum...
duygusuzluk kapladı bedenimi...
yoksun wee..
yoksun ya;yalnız yokluğun duruyor baş ucumda...
dört duvar arasında sıkışıp kalıyorum...
acılarım tavan yapıyor sonra...
zirveye çıktıklarında sırıtıyorlar;çektirdiklerini düşünerek...
hayalimde kalan gözlerine sorular soruyorum...
sade bir "yoksun" diyorum ve yıkılıyor kirpiğime dolanan tüm yaşlar...
ıssızdı her yer,sesin yoktu...
kalbimdeki acılar ateşten kordu sanki...
körü körüne attığım adımlarda sen...
varlığına ulaşamıyordum bi türlü...
dağlar geçit vermiyordu hasretimi dindirmeye...
özleminin beynime çaktığı sancıları bilmezdin...
dört dönerdi hayalin çevremde...
dalardım en derinine...
sonra bir ses duyardım sen zannettiğim...
önce irkilir,sonra "sensin" ümidiyle sevinirdim...
ama o ümit düğüm düğüm yapışırdı boğazıma...
yoksun ya;anlatamıyorum yokluğunu hiç bir zamana...

Sakın "Seni Seviyorum" deme bana....


Sakın "seni seviyorum" deme bana. Tüm sıfatlar isim artık kurduğum cümlelerde. Değil ünsüzler, ünlüler bile düşüyorlar karşılarına sevgi dikilince. Büyük ünlüler vazgeçiyorlar uyumlarından. Küçük ünlüler dağılıyorlar dört bir yana. Sadece Aşk büyük harfle başlıyor cümlelerimde. Kıyamet kopuyor tüm atasözlerinde, tüm deyimlerde. Bağlaçlar bağlayamıyorlar kelimeleri öpmeden kelamları. Yıkılıyor alfabe, yıkılıyor kurallar aşkın alfabesinde. Aşkı yaşıyor aşkı anlatıyorum ben senin asla anlayamayacağın bir tümce düzeninde.

KİMSE AŞKTAN ÖLMÜYOR...


Çok sıcak bir İstanbul gecesi içindeyim. Kızımı uyuttum. Bir kahve yaptım

kendime. Uyku tutmayan gözlerime iyi bir arkadaş değil biliyorum ama onsuz

olmuyor işte...

Gülden Karaböcek'in eski şarkılarını dinleyerek oturdum balkonda bir
süre...

Anadolu yakasının ışıklarını, gemileri seyrettim...

"Gözümde canlanır koskoca mazi" diyordu Gülden Karaböcek.

Yıllar, yıllar öncesine götürdü beni.

Yetmişlerin sonuydu...

Ben küçücük bir kız çocuğu, oturduğumuz sokağın genç kızları liseliydi...

Polis radyosundan istekler yapar, akşamüzerleri sevdikleri "çocuk"la

bakışmak için büyük parka giderlerdi.

Tülay abla çok güzeldi. Dümdüz, kalın, sarı saçları vardı. Yan apartmanda

otururlardı. Sokağın başındaki bizimkilere göre daha yeni ve modern olan

Çelik apartmanında oturan Erhan abiye âşıktı. Erhan abi de ona elbette.

Çocuk aklımla mahallede kim kimi seviyor takip ederdim. Gönüllü ulakları

olur, aralarında haber taşırdım. Ve büyüdüğüm zaman yaşayacağım aşkların

hayalini kurardım.

Tülay abla ve Erhan abi benim için ideal çiftti.

Ben de Erhan abi gibi bıyıklı, saçları güzel bir adama aşık olacaktım.

Tülay ablanın kız kardeşi Gülay'a görücü geldi bir gün. Oysa büyük olan

evlenmeliydi önce. Ama Tülay abla Erhan abiyi bekliyordu. Erhan abi

üniversiteyi bitirmeden evlenemezlerdi. Tülay abla sözde sırasını kardeşi

Gülay'a verdi. Gülay abla evlendi.

O yıl Erhan abi okulu bitirdi ve askere gitti. Tülay abla asker yolu

beklemeye başladı. Derken küçük kardeşi Mehmet de evlenmek istediğini

söyledi. Tülay abla ikinci düğünü de gördü.

Kız kardeşi Gülay bebeğini kucağına aldığında Erhan abi askerden döndü.

Artık mahallede en çok konuşulan konu ne zaman evlenecekleri olmuştu.

Erhan abi bir işe girmeden evlenemeyeceğini söylemişti Tülay ablaya.


Bir gün...

Annemlerle Kızılay'da alışveriş yaparken Erhan abiyi gördüm. Denizatı

pastanesinin önünde bir kızın elinden tutuyordu. Ve o kız Tülay abla
değildi...
Değil Tülay ablaya, anneme bile söylemedim gördüğümü...
Sonra...
Sonra Tülay abla çok hastalandı. Lösemi dediler. Biz büyüklerin neden bu

kadar üzüldüklerini anlamadık. Tülay abla hastaneye yattı. O hastanedeyken

Erhan abi nişanlandı. "Tülay'dan saklıyorlarmış" dedi annem. Aylar sonra

Tülay abla sokağımıza döndüğünde ne saçları vardı ne de Erhan abi... İş
bulup
İzmir'e gittiğini söylediler.
Bir yaz akşamı Tülay abla'yı balkonda otururken gördüm. Hırkasına sarılmış

içerden gelen bir Gülden Karaböcek şarkısı dinliyordu. Kolunu balkona
dayamış Erhan ağabeylerin oturduğu apartmana bakıyordu.

Sonra öldü Tülay abla.

Filmlerdeki gibi öldü.

Erhan abinin üç tane oğlu oldu. Birinin adını herkese inat Tülay koydu.

Hala anlatırlar, Tülay üzüntüden öldü diye. Erhan abinin annesi istememiş

evlenmelerini. Bir gün komşular toplanmış birinin evinde çay içerken, Tülay

ablanın annesinin yanında "oğluma el değmemiş kız arıyorum" demiş. Çok
üzülmüş Tülay ablanın annesi.
Annem hala aynı sokakta oturuyor.

Geçen yaz balkonda otururken o günleri anımsadım. Uzun uzun anlattı annem.

Meğer ne çetrefil, ne acı bir öyküymüş bu...

"Neyse ki" dedi "şimdi kimse aşktan ölmüyor artık. Olmadı mı yenisine
bakıveriyorlar"

Şimdi bu lafı duymalı mı , duymamalı mı?...

Tülay ablanın balkonuna baktım. O benim tanıdığım aşktan ölen ilk ve tek
kadındı...
Bu gece Gülden Karaböcek şarkıları dinlemek bana bunları anımsattı işte...

Belki de doğrudur... Kimse "gerçekten" aşktan ölmüyordur artık...

Sizce kötü müdür peki bu?

İCLAL AYDIN





Nerde o eski aşklar diyesim geliyor sanki kendim hiç aşık olmamışım gibi.....
Ahhh ablam ah inan artık , annesinin eteğine saklanan erkekler var.. nerdeee o cesur yürekliler.. önceden hasretlik mektupla beklenirdi, köşe bucak sokak aralarında buluşma heyecanı vardı, şimdi ise mail telefon mesajlaşma devreye girdi.. uzaktaysa özlemekde güzeldi. şimdi ise dayanılmazlık yer aldı adı da aldatma kaldı.. insan kendini aldatabilirmi ablam... aldatmaz dimi...
Eskide her anın bi tadı bi güzelliği vardı şimdi ise hep menfaat..... önceden kalp güzelliği aranırdı şimdi ise para pulu...
önceden eğer aşıksan kavuşamazsan ya deli ya ölüm oluyordu bunun sonu .....
şimdi ise kişi değiştirmeyle sözde avutma terapistini devreye sokuyorlar...
aslında herşey o kadar sahte ki, bazen bende "pembe bulutum burda olacaktı nerde" diyesim geliyor...

insan yaşadıklarıyla olgunlaşır, gördükleriyle eğitilir... biz olgunlaşmayı başardıkda,
ablacım bu hayatta eğitileceğimiz sence ne kaldı....

Sevgiler..........

Siyah İnci
28.11.2007
May 2012
M T W T F S S
April 2012June 2012
1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31