Kilitli kapılar ardında yüreğimin ta kendisi...

Subscribe to RSS feed

Mutlu yıllar...

SEN HİÇ SEVDİNMİ SENİN OLMAYAN BİRİNİ...



Sen hiç duydun mu başka bir yüreği kendi göğsünde atar gibi…
Üzüldün mü, yanaklarından süzüldü mü hiç bir başkasının gözyaşları…
Yabancı hıçkırıklar gelip düğümlendi mi göğsünde…
Düşündün mü geceleri… senin olmayan rüyalar gördün mü…
Senin olmayan birini sevdin mi?
Gökyüzüne baktın mı, yıldızlar düştü mü,güneş doğdu mu her gecenin sonunda?
Uyandın mı başka birinin sabahına?
Hiç sevdin mi sen,Duydun mu başka bir yüreği kendi göğsünde atar gibi…
Gülümseyişini hissettin mi belli belirsiz
senin dudaklarındaymışcasına yakın… Sıcak…
Hiç sevdin mi senin olmayan birini?
Senin olmayan bir şehirde, bir gecede, bir bedende
yaşadın mı hiç?
Sen hiç gerçekten sevdin mi
senin olmayan birini…

AlıNTı….

`` Yüreğime Adı'nı Astım ``






`` Yüreğime Adı'nı Astım ``




Sen Benim Herşeyimsin sevgiLim;

AŞKIMSIN...
Bunun ötesi yok bunu acıklayacak baska bir kavramda yok.

BEBEĞİMSİN...
Bir anne bebeginin üzerine nasıl titriyorsa bende sana öyleyim gözümden sakınıyorum seni.

CANIMSIN...
Evet sen canımın canı kanımın kanı yuregimin yüregi nefesimin nefesisin.

ÇAREMSİN...
Her derdimi bir şekilde seninle çözüyorum. Senin sevgin bana güç katiyor...

DÜNYAMSIN...
Mutluluğum hüznüm tebessümüm acım hepsini herşeyi sende yaşıyorum sen minicik ama kocaman? Dünyamsın benim.

EŞŞİZİM...
Sen teksin işte.

FIRTINAM...
Hayatıma girdiğin ilk zamanlarda sevdan başımı öylesine döndürdü ki fırtınam oldun beni oradan oraya sürükleyip sersemlettin.

HAYAT ARKADAŞIM...
Bir insanın hayatında anne baba ve kardeşlerinden sonra en önemli şahıstır eşi... Sende benim için bu çekilmezi hayatta arkadaşım olacaksın inş.

IŞIĞIM...
Seni ilk tanıdığımda dipsiz bir kuyudaydım sanki. Kapkaranlık soğuk bi kuyu.
SEN BENİM IŞIĞIM OLDUN...Hemde ışıkların En Güzelisin Çünkü Sadece Doğru Ve Güzel Olan Herseyi Aydınlattın Bana Sevgin Ve Güveninle... .

iLKiM...
Sanırım anladın bunu hayatımdaki butun ilklere sen sahipsin ve UNUTMA İLKLER İZ BIRAKIR VE İZ BIRAKANLAR UNUTULMAZ...

NEFESİM...
Sen olmadan bu kalp atmıyor demistim. Atmayan bir kalp nasıl nefes sağlar? Varlığımsın...

OLMAZSA OLMAZIM...
Her insanin hayatında olmazsa olmazları vardır.Kiminin içkisi kiminin kahvesi kimininse ufacık oyuncağı.. Sende benim olmazsa olmazımsın.

ÖZLEMLERİM...
Özledigim herşeyi sende buluyorum. Çocuklugumu yaramazlıklarımı korkmadan ağlamayı.

SEBEBİM...
Her şeyin bir sebebi var ya! Benimde şimdi mutlu olmamın başarılı olmamın gülmemin sebebi sensin.

ŞANSIM...
Hayattaki en büyük şansımsın. Seni hak ettigim için şanslıyım.

TILSIMIM...
Sen sihirli bir degnekle geldin sanki bana. Aşkın sihrini öylesine güzel yaşattın
öylesine döndürdün ki başımı tılsımım oldun.

.. Uğur böcegim benim sen benim uğurumsun işte. Yanımda olmasan bile varlığın bana uğur getiriyor. Senin varlığınla inandığım değerler uğruna savaşıp mücadele ediyorum Ve korkmuyorum çünkü sen varsın...

ÜMİTLERİM...
Beklentilerim hep senin üzerine kurulu hayattakı tek ve en büyük ümidimsin...
UNUTMA İNSANLAR ÜMİT ETMEDEN YAŞAYAMAZLARMIŞ...

VAZGEÇİLMEZİM...
YARDAN GECİLMEZ DERLER YA BENDE SENDEN GECEMEM bu yeter sanırım.

YAŞAMA HEVESİM...
Senin sevginle yeniden tutundum hayata.....

ZAFERLERİM...
İste Bu Ya Seni Anlatan En Önemli Kelime Bu Belkide... Sende Kazandım Her Seyi... Aşkımı Sevgimi Güveni Saygıyı İnancı Mutlulugu Hüznü Bile…

BIRAK ÜŞÜSÜN ELLERİM..!!





Beni bir mevsime benzetmek istersen eğer;Sonbaharım…Kimi zaman köşeden gülümseyen bir güneş olurum, Kimi zaman döne döne düşen bir yaprak. Kimi gün usul usul yağan bir yağmur olurum,…Kimi gün deli deli savuran bir rüzgâr. BEN SONBAHARIM…



Beni bir çiçeğe benzetmek istersen eğer;Çiğdemim…Sapsarı rengiyle içini ısıtan, Koparmak istersen ellerini kanatan, erişemeyeceğin kadar derinde,

Korkacağın kadar narin.BEN ÇİĞDEMİM…



Beni bir renge benzetmek istersen eğer;Griyim…Ne beyaz kadar saf, berrak ve katkısız, Ne siyah kadar net, kasvetli ve asil,Tam ikisinin ortası.BEN GRİYİM…



Beni bir kavrama benzetmek istersen eğer;Sevgiyim…Bir bebeğin gülüşü kadar içten,Güneşin doğuşu kadar sabit,Gecenin rengi kadar etkileyici,Yaşam kadar gerçek.BEN SEVGİYİM…



ÖZÜNDE İSE ; BEN BİR KELEBEĞİM.!



yanlızca senin sevgini yüreğinde yaşatan..

TAN BARBİ BEBEK

ELİF MİSALİ...





İbrahimî bir nefesle başlamalı hayat!

“Elif” misali kıyam eden, “dal” misali rükûda boyun büken ve “mim” misali perdeleri kaldırıp

Yâr’a varan bir “adam” vasfında devam etmeli…

Yeniden doğmak için....





"Yüzyılların birikimiyle oluşan aşk kültürünü kavrayabilmek derinliği
Aşk bir yaşayıştır, var oluştur... Yeniden doğmak için.... olmayanlardan aşk beklemek (!)
gereksiz bir iyimserlikti belki, ama ben, her aşkta umudumla yine
sevdim

Aşktı inandım, güvendim,, hatamı yaptım? Belki evet, belki hayır
Karşıma çıkan basit kişilerle diğerlerinin değerini anladım
Bu bir tecrübeydi belki de

Biliyordum, Yaşam, kimsenin anlayamayacağı dengesiyle her gün doğumunda
sunduğu umudu,
akşam çökünce durduk yerde alırdı gözlerimdenÇoğunlukla aynı
başlardı
masallar;

Zamanın birinde bir kızla bir erkek varmış Erkek sevdalıymış, kız onu
bilmezmiş
Aşkını bilirmiş de onu bilmezmiş
Dilekler ise yüksek katlara bir türlü ulaşmazmış

Kız ay parçasıymış, dolunaydan güzel
Gözlerinin pırıltısını yıldızlar kıskanırmış, bakışlarını şirin
Ellerinin
inceliğini
Leyla kıskanırmış, belinin inceliğini Aslı

Kadifeden yumuşak sesliymiş, sözleri senfoni inceliğinde güzel
Konuştukça
inciler üretirmiş dudaklarından da,
sıraya giren kuyumcuların hiçbirinin gücü yetmezmiş satın almaya

Saçlarını deniz kızları örermiş o uyuduğunda Uykusunda terlediği zaman
papatya kokarmış teni de,
bütün gün etkisi gitmeyen
bu kokuların nedenini kimsecikler bilmezmiş

Uyanınca yeryüzü anlam kazanırmış her gün doğumunda yeniden
Gelincikler güneşle barışır da, taç yaprakları kırmızıya boyanırmış
kendiliğinden Rengarenk kuşlar ötüşerek
selamlarmış bu güzelliği, denizler çırpınarak Rüzgar onun için esermiş
saçlarını dağıtmaya
Saçları dağılıp çiçek yüzüne dolanınca, kelebekler raksedermiş
çevresinde

Gülmesi bir ömre bedelmiş Güldükçe, diğer çiçekler onun kendilerinden
soylu
olduğunu anladıkları
için aralarında fısıldaşırlar, gizlice yaprak dökerlermiş

Gün gelmiş üzmüşler onu, ama dudaklarından dökülen inciler hiç
azalmamış
Ağladığında bütün yıldızlar sönermiş
Ateş böcekleri böyle zamanlarda haber ulaştırırmış onu çok sevene
(!)
Birlikte ağlarlarmış; gökyüzü
aştan sona yağmur dökermiş gönüllerdeki ateşe
Aşık kimseyi ona benzetemediğinden, içine tek bir damla düşmemiş
serinletmeye

Gün gelmiş, çiçek yüzlü sevgili hasta olmuş, aşık sağlığından utanmış
Ama
bunu kimsecikler anlamazmış

Bekleyelim dermiş çiçek yüzlü sevgili Başka bir söz demeyince, ne
kadar
sevse de aşığın elinden bir şey gelmezmiş
Çiçek yüzlü sevgilinin sesini duymadığı günü gün saymazmış

Burada anlatılır ki, bu aşk başlayalı beri, ateş böcekleri geceleri
bilinirmiş yalnızca

Kalbimi kelimelerle doldurdum, mektuplarım onun için parmaklarını
yakıyor
Dudaklarını da yakacak
Dudaklarını ve tüm varlığını Kıskanıyorum kelimeleri birer kelebek
gibi
sana uçuyorlar
Kelimeler senin kokunla sarhoş Saçlarını okşayan rüzgarı kıskanıyorum
Kıskanıyorum

Aşk bir yaşayıştır, var oluştur Yeniden doğmak için bir uyanıştır
Aşkın
bütün sırrı ise iki kelimede

"Seni Seviyorum"


Büryan (Rumeli Yemeği)







Büryan (8 kişilik) (Rumeli Yemeği)

Malzemeler
1,5 kg. koyun eti
3 su bardağı pirinç
1 adet orta boy soğan
2 adet büyük boy domates
5,5 su bardağı et suyu
1/2 su bardağı sıvı yağ
Tuz


Yemeğin Tarifi
İri parçalara bölünmüş ete 6 su bardağı su ilave edip, yumuşayıncaya kadar haşlayın.

Soğanı küçük küp şeklinde doğrayın. Sıvıyağda pembeleşinceye kadar kavurun. Kabukları soyulup, küp şeklinde doğranmış domatesi ilave edin.

Soğana, yıkayıp süzdüğünüz pirinci ilave edin. Sürekli karıştırarak kavurun.

Pirinci, orta büyüklükte ısıya dayanıklı bir cam tepsiye yayın. Üzerine haşlanmış eti yerleştirin. Sıcak et suyunu ve tuzu ilave edin.

Etli pilavı önceden 200 derece ısıtılmış fırında suyunu çekene kadar pişirin. Sıcak olarak servis yapın.

DOYUMSUZ SEVGİ



a

O, âşk, cezbe, sohbet ve irfan yolunda mesafeler alıyor, çevresine iyilik, doğruluk ve güzellik nurları saçıyordu. Bir gün, iki kişinin kavga ettiğini görmüştü. Kavgacılardan biri, ötekine:
— Bana bir söyle, benden bin işitirsin...
demişti. Bunu duyan Mevlâna, yanlarına gitti, o adama:
— Ne söyleyeceksen bana söyle, benimle kavga et. Bana bin söyle, benden bir bile işitemezsin.
deyince, kavgacılar hemen susmuşlar, barışmışlar, büyük adamın önünde saygıyla eğilmişlerdi. O, dostluğun da, sulhun da temelini, insanların karşılıklı sevgisinde buluyordu. Kötülüklerden arınmanın yolu sevgide idi. Bir gün oğlu Sultan Veled'e şu nasihatta bulunmuştu. "O'nun hayrını ve iyiliğini söyle, göreceksin ki o düşman senin en yakın dostun olacaktır. Çünkü gönülden dile. dilden de gönüle yol vardır."
Sevmek, herşeyi. her yaratığı sevmek, ruhu olgunlaştırır, insana huzur verir. Bu sevginin kapıları Allah sevgisiyle açılır. Allah'ı seven, Allah'ın birliğine inanan kişi, kulluğunu sevgiyle gösterir. Bir rubaîsinde sevgili Allah'ına şöyle seslenir:
"Sevgilim, sana yakın olmanın sebebi hep sevgidir. Ayağını nereye basarsan, biz oranın toprağıyız. Aşk mezhebinde reva mıdır ki. âlemi seninle gördüğümüz halde seni görmeyelim." Yine şöyle der:
— Seviyoruz ve hayatımızın güzelliği o yüzden. Bu sevgi insanı "kemâl"e ulaştıran. Allah'a yakınlaştıran ve Allah vuslatını tattıran "gerçek" aşka. Allah arkına götürürdü. Yalnız gerçek aşkı. dünyevi aşktan ayırmak lâzımdı. Mevlâna, dünyevî askı, Mecnun'un devesine benzeterek. Mesnevisinde şu hikâyeyi anlatmada:
Mecnun, Leylâsına kavuşmak için devesine biner, ileri sürer. Devenin arkasında çok sevdiği yavrusu (daylak) vardır. Mecnun deveyi rnahmuzladıkça, yavrusu geride kalır. Yular gevşeyince de deve geriler. Mecnun, deveyi sürdükçe deve ileri, yular gevşeyince de deve geri..
Bir süre sonra da. Mecnun kendine gelir. Bir de bakar ki, ne görsün. Bulunduğu yerden bir adım öte gidememiş. O zaman Mecnun:
— A deve!. İkimiz de âşığız. Ben Leylâ'ya, sen daylağa.. Biz birbirimize yoldaş olamayız. Çünkü birbirimizin yolunu vuruyoruz, der.
Gerçek âşık, ten devesine binen değil, cân devesine binendir. Cân ve bekâ âlemine kanat açandır."
Gerçek âşık Mevlâna'dır. Mevlâna'yı yaşayandır. Gerçek âşk ta yalnız Allah'dır.
Öteki değil!
Âşk ve sevgi bahsinde kalem durmadan yazar, dil durmadan söyler. gönül coşar da coşar. Bu âşk Mevlâna'ya koca bir Divân, cilt cilt Mesnevi, kucak kucak kitap yazdırdı aziz okuyucu!
Biz. Cenâb-ı Mevlâna'mızın O'nun pek bol olan lûtfuna sığınarak, kırık-dökük cümlelerimizle hayat hikâyesini izlerken, tekrar bu konulara dönersek hoşgörünüz. Çünkü O, âleme açılmış bir sevgi bayrağı, kükreyen, fokurdayan, lavlar saçan koca bir âşk dağıdır. Hem de yedi yüz yıldan beri..
O güzellik güneşinden, o doğruluk durağından, o iyilik pınarından söz ederken "Fîhi Mâ-fih" adlı eserindeki su cümlesini de kaydetmeden geçemeyeğiz:
— Her kim ki bizi hayırla yâd ederse, onun da dünyada, yâdı hayırla olsun. Eğer bir kimse başka biri hakkında iyi şeyler söylerse, o hayır. o iyilik, kendisinin olur. gerçekte kendisini övmededir. Bu övünçle yine onun hayat hikâyesine dönelim:

Dr. Mehmet ÖNDER

Eksik