Thursday, May 16, 2013 8:17:19 PM
Rahmet ve bereket iklimi olan üç aylara girmiş bulunmaktayız. Üç Aylar, günahlardan arınma, sevaplarla bezenme mevsimidir.
Üç ayların ilki Recep ayının ilk Cuma Gecesi Regaib Gecesidir..
Regaip kelimesi bolluk, bereket, fazilet anlamına gelir. Bu gece Allah’ın lütuflarının bol bol verildiği bir gecedir ve üç ayların ilk kandil gecesidir.
Receb'in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ihsanlar, ikramlar yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur'an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır.
Receb ayında oruç tutmak faziletlidir.
Peygamberimiz; (s.a.v.) “Recep ALLAH’ın ayıdır, Şaban benim ayımdır, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” Buyurmuşlardır….
Recep tohum ekme.. Şaban muhabbet… Ramazan ise yakınlık ayıdır.
Yıl, ağaç gibidir. Receb ayı ağacın yapraklı, Şaban meyveli, Ramazan ise meyvesinin toplanacağı zaman gibidir. Receb tohum ekme, Şaban sulama, Ramazan ise hasad ayıdır....
Receb hürmet, Şaban hizmet, Ramazan ise nimet ayıdır.
Üç Aylar bütünüyle Rabbimiz’in bizlere ikram ettiği faziletli ve feyizli bir zaman dilimidir. Yapılan dileklerin Alemlerin Rabbi’ne ulaştığı, dökülen pişmanlık gözyaşlarının günahları silip yok ettiği bir kandiller geçididir. Melekî olduğu kadar şeytanî özelliklere de sahip, günah işlemeye müsait insanoğlunun günahlarından temizlenmesi için kaçırılmaz bir fırsattır.
Bir mümin için, manevi bir doktorun elinde ve emrinde nefsini islah edip, kalbini tedavi ve ihya edeceği en müsait ayları, günleri, geceleri yaşamaktayız.
Tufanı bütün dehşetiyle görüp de Nuh Aleyhisselam’ın gemisine binmek veya binmemek neyi ifade etmiş ise, bugün içinde bulunduğumuz tufanlarından kurtulmamız için bu gün ve geceleri ilâhi bir fırsat bilerek kurtuluşa koşmak da aynı manayı ifade etmektedir.
Rahmet iklimi olan ‘üç aylar' bir aydınlık kandille başlıyor.
Bu Gece Regaip Kandili.
Bereketi ve mağfireti bol olan manevi bir mevsime girişin ilk kapısı.
HAYIRLARA VE GÜZELLİKLERE VESİLE OLSUN İNŞAALLAH..
KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN…
~~H@NZ@DE~~
Sunday, May 12, 2013 6:35:52 PM
Canım Annem, Senin varlığın her şeyiyle bana hayat veriyor.
Senin o sıcacık sevgin vazgeçilmez sıcaklığın her zaman beni ısıttı,
Hep nerede zorda kalsam bana bir çıkar yolu buldun.
Karanlıkta kaldığımda ay gibi parlayan ışığım,
Soğukta üşüdüğümde içimi sıcacık ısıtan sevginle;
Her zaman yanımda oldun. İyi ki varsın..
Seni çok seviyorum Canım ANNEM!..
Sunday, March 17, 2013 11:37:36 AM
Her güne, güzelliğe niyet ederek başlayın.
“Bugün güzel şeyler olacak” diye düşünün;
Bir de güzellik duası yapın:
“Allah’ım, bugün beni iyiliklerle, güzelliklerle karşılaştır.
Karşıma ya iyilik ve güzellik sunacağım biri çıksın
Ya da bana güzellik sunacak biri
Ya alayım, ya vereyim.”
Çünkü dilekler dualaşır, dualar gerçekleşir.
Sonra da içinizde birikmiş olan güzellikleri taşıyın evinize, sunun sevdiklerinize…
Biliniz ki verdiklerinizden çok daha fazlasını alıp çıkacaksınız o sabah yuvanızdan...
(Vehbi Vakkasoğlu)
Sunday, March 17, 2013 11:18:25 AM
Nasibim kadar seviyorum seni.. Ötesini bekleme haram...
Suretimde ki tebessüme bakıp aldanma... Gözlerim ''O''ndan kalma hüzünlerle dolu...
Lem'a Lem'a ışıldayan seyyareler, nerden bilebilir ki gökyüzünden bakınca, Kalu bela'dan emanet bir aşkın nâr'ında yandığımı..
Çöllerin dile geldiği ;dağdağalı bir geceydi...
Yunus'un tahtelbahri'si gibi, sığınacak liman ararken.. Rastlaşmıştı gözler.. İcaz'ül beyan ettim dilimdeki son cümle ile.. Haykırdı sessizce .. Kelimeleri.. Duyan sadece ruh'umdu...
Gören , bilen sadece oydu...
Arafat'a git , demişti...
Kudüs'ü dolaş.. Ruh'unu Ganj suyunda yıka.. Dicle kenarında otur.. Mısır'ı bil... Firavunlara kafa tut.. Sen ibrahim'sin... Ateş'i tatmadan gelme...
Sonra düş, Leyla'nın düşlerine.. Mevlana'nın dizelerini kokla. Şems'i anla...
En son Ölüm çıkacak karşına.. Heybesinde ki nasihatleri iyice dinle.. Ve öylece gel yanıma... Demişti...
Bunlarmış düşen nasibime.. ve , Ve ‘’Sen’’..
Nasibime düşenler kadar sevdim işte… Ötesini isteme..
Kıyamet gibi bir yerdi… Biri’ sûr’ a üfledi… Biri dağları yerle bir eyledi..
Biri ağladı.. biri güldü… Ama kimse beni bilemedi…
Nasibim kadar sevdim.. Nasipten ötesi haram'dı..
Kalbime söz dinletemedim...
İbrahim İnecik
Sunday, March 17, 2013 11:10:49 AM
Gidiyorsun… Vakit, kıyamete ramak kala...
Bağrıma öyle bir sur üflendi ki, daha birinci evrede yıkıldı gönlümün gülruh sütunları..
Sen bensizliğe giderken, ben şimdiden sensizlikte kök saldım gül yüzlüm..
Sessizliğe büründüm, sessizliğini dinledim attığın her adımda..
Gözlerine bakmamak için yumdum gözlerimi; ağladım, içime aktı gözyaşlarım..
Ömrümün sonuna benzeyen son bakışlarını esirge benden,
Bana kalan, ilk gün ki nazarın olsun…
Elveda demeye dönmesin dilin, yetmesin nefesin..
Birazdan geri gelecekmiş edasıyla git,
Bana bir ömür beklemek kalsın...
Gidiyorsun işte… Vakit bile kıyamete düştü…
Şimdi hangi vakit seni buluşturur benimle.. Çöktü bütün hayaller, gönlüme berzah düştü…
Bir harabenin içine atıp beni, nereye gidiyorsun böyle? Alıştım yanında çocuk kalmaya, şimdi nasıl büyürüm..
Düşersem kanayacak dizlerim..
Bir cümleye döküp içimi, nice sırlar gizlerim..
Mahmur bakışlarımla yokluğuna düşüşümü izlerim..
Sen giderken bin damla yaş düştü mendilime,
Hem sevip, hem ayrılmayı dokudum kilime...
Sen gittin;
Hasret dağının gölgesinde kaldım, Hasretinden Güneş görmedi yüzüm,
Yerimde saydım..
Sen gittin;
Bırakıp gittiğin günde esirim, Gecelerime benzedi gündüzüm,
Müteessirim..
Ah şu gidişler yok mu; bin gelişlerin sevincini, bir gidiş tüketir.
Kadim Dolunay
Tuesday, January 22, 2013 10:45:59 PM
"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."
(Enbiyâ, 107)
Bu gece alemlere rahmet gönderildi. Bu gece hak şefkatini indirdi. Bu gece yüreklere su serpildi. Bu gece yetimler sevindi. Bu gece muhtaçlar güldü. Bu gece insanlar Efendisine kavuştu. Sevgililer Sevgilisi geldi. Bu gece Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa (s.a.s.) Efendimiz alemlere teşrif etti.
İnsanlık cahilliye devrini yaşıyordu. O (s.a.s.) geldi insanlık birer yıldız gibi parlamaya ve ötelere ışık tutmaya başladı. İnsanlık diri diri kız çocuklarını toprağa gömüyordu. O (s.a.s.) geldi insanlık değerlerin en güzeline kavuştu. Şereflerin en büyüğüne ulaştı. O (s.a.s.) İslam ahlakının en güzelini yaşadı ve bize aktardı. İnsanlık bir hiç uğruna birbirini öldürüyordu. O (s.a.s.) geldi insanlar dostluğu muhabbeti buldu. O (s.a.s.) geldi kanayan yaralar şifa buldu…
Hiç sönmeyecek bir nur parladı o gece. Hiç bitmeyecek kandil yandı o gece. Kıyamete kadar gelecek olan insanlığa en güzel örnek geldi o gece. Amine’nin yetimi, Abdullah’ın hasreti, Abdulmuttalib’in Muhammedi, Ümmetin Ahmedi geldi o gece. Melekler hep saf saf durdu. Melekler Amine’nin evine doldu…
Bu gece Mevlit gecesi…..
Bu gece Efendimizin alemlere geliş gecesi…
Bu gece Kandil gecesi…
Bu gece iman kandillerimizi, ibadet kandillerimizi yakma gecemiz. Bu gece ahlaki güzelliklere bürünme gecemiz. Bu gece Şefkat Peygamberimizi örnek alma gecemiz. Bu gece gönüllerimizi, bedenlerimizi diri tutma gecemiz. Bu gece Rahmet yağmurundan nasibimizi alma gecemiz. Bu gece bağışlananlardan olma gecemiz. Bu gece Peygamberimiz hürmetine affedilenlerden olma gecemiz…
Bugün Mevlit Kandili.
Bugün Allah’ın Habibinin doğum günü.
Bugün alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimizin dünyaya teşrif günü. Bugünün hürmetine alemler nura gark olacak, bugün hürmetine günahlar affa uğrayacak, bugün hürmetine insanlar cehennemden azat olacak. Bugün O’nun hürmetine küslüklerin bitirilme vakti. Bugün O’nun doğumuyla alemin rahmete kavuştuğu gibi, bizimde hayatımıza Peygamber Güneşinin doğmasıyla rahmete kavuşacağımız bir gün. Bugün dua günü, ellerin göğe kaldırılacağı bir gün. Hürmetine alemlerin yaratıldığı Efendimizin hürmetine kaldırılan ellerin boşa geçirilmeyeceği bir gün…
Seni bizlere gönderen Mevlamıza sonsuz şükür olsun. Senin ümmetin olma şerefini bizlere nasip eden Rabbimize sonsuz şükür olsun. Binlerce salat ve selam üzerine olsun Ya Resulallah. Binlerce salat ve selam üzerine olsun Ya Habiballah. Binlerce salat ve selam üzerine olsun Ya Seyyide’l-evvelin ve’l-Ahirin….
GECENİZ MUBAREK OLSUN…
Cenab-ı Mevla, Sevgili Peygamberimizin getirmiş olduğu güzellikleri hayatımıza aktarıp dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmayı cümlemize nasip etsin. Yüce Rabbim Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimizin şefaatine nail eylesin….
MEVLİD KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN!.....
~~H@NZ@DE~~
Monday, December 31, 2012 12:10:54 AM
Yeni bir yıl geliyor, besbelli…
Kışlık giysileri içinde doğa…
Karlar altında yollar ağaçlar..
Gittin gideli her şey değişti biliyorum..
Yinede ben gelecek,
En güzel yılları,
Senin için diliyorum….
~~H@NZ@DE~~
Monday, December 31, 2012 12:05:04 AM
Burada yağmur yağıyor..Aralıksız yağıyor günlerdir.
Ama sen yine de şemsiyeni, Almadan gel ilk otobüsle..
Buğulanan camlara usulca, Yüzünü çiziyorum ki yüzün,
Bir yağmur damlası olup, Düşüyor yapraklarına gülün...
Güller de bozamıyor bu uzun, Karanlık sessizliğini kentin,
Anılarını yitiriyor sokaklar..Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları.
Tarih de kekemeleşiyor bazan ki, o zaman aşktır tek bilici,
Aşksa yürümek gibi bir şey, Duyabilmek kuşların gelişini…
Anısı bizsek eğer bu kentin, Unuttuğu türküler bizsek,
Acıyı rehin bırakıp bir güle Anımsatmalıyız bunları bir bir...
Sonra yürümeliyiz seninle ,Sokaklara caddelere çıkmalıyız..
Belki bir aşktır bu kentin, Belleğini geri getirecek olan.
Burada yağmur yağıyor ama SEN,
Şemsiyeni almadan gel yine de..
Özletiyor bu çılgın sağanak seni..
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun?..
Ahmet Telli
Monday, December 31, 2012 12:01:13 AM
BU GÜZEL MAVİ ÇİÇEKLERİN HİKAYESİ BENİ ÇOK ETKİLEDİ!..
Çok eski zamanlarda, Avusturya prensesi ve sevgilisi olan şovalye biraz olsun başbaşa kalabilmek umudu ile kırlarda dolaşırlarmış. İkiside aşklarının büyüklüğünden ve sevgilerinin yüceliğinden bahsederlermiş. Şovalyenin prenses için yapmayacağı şey yokmuş. Ne isterse her isteğini bir emir kabul eder ve hemen yerine getirmek istermiş.
Yine günlerden bir gün, iki aşık kırlarda geziye çıkmışlar. Bir yandan gelecek günlerle ilgili hayaller kuruyor bir yandan da yaşadıkları dünyanın güzelliklerinden bahsediyorlarmış. Yüksekçe bir tepede oturup konuşurlarken prensesin gözüne aşağıda akıp giden Tuna nehri kıyılarındaki minik mavi kır çiçekleri gözüne ilişmiş.
"Ne kadar güzel çiçekler" diyerek şovalyeye dönmüş. Şovalye prensesi için o kır çiçeklerinden toplamak üzere hemen ayaklanmış. Tabii o zamanlar şovalyelerin ağır zırhları olduğundan ne kadar hızlı hareket etmek istese de bu zırh şovalyenin hareket kaabiliyetini engelliyor ve hızını düşürüyormuş.
Tepeden aşağıya doğru inen şovalye sevgilisi için kır çiçekleri toplayacağından dolayı çok mutluymuş. Yukardan şovalyeyi izleyen prenses ise o çok beğendiği kır çiçeklerine kavuşmayı heyecanla beklerken bir yandan da ne kadar şanslı olduğunu düşünüyormuş. Nehrin sığ bir yerini bularak kayalara basıp karşı kıyıya geçen şovalye prensese dönüp eliyle bir öpücük gönderip bir de reverans yaparak dönüp çiçekleri toplamaya başlamış. Bu çiçekler gerçekten de çok hoş görünümlü ortaları beyaz kenarları mavi olan minik minik çiçeklermiş.
Kır çiçeklerinden bir demet kadar toplayan şovalye aynı geldiği yoldan geri dönmeye başlamış. Kayaların üstünden ustalıka ve çevik hareketlerle atlayan şovalyenin birden bir kayaya gelince ayağı kaymış ve Tuna nehrinin akan sularına düşmüş. Üstündeki zırhların ağırlığından her geçen saniye dibe doğru gittiğini hisseden şovalye elindeki bir demet kır çiçeklerini hızla savurmuş ve çok sevdiği prensesine var gücü ile bağırmış;
"UNUTMA BENİ, UNUTMA BENİ, UNUTMA ÇİÇEKLERİ..." diyerek dibe doğru batmış..OGÜN BUGÜNDÜR BU KÜÇÜK MAVİ ÇİÇEKLERİN ADI UNUTMA BENİ ÇİÇEĞİ OLARAK ANILIR OLMUŞ!.. SEVENLER SEVDİKLERİNE BU ÇİÇEĞİ VERMEYİ ADET EDİNMİŞ!...
Sunday, December 30, 2012 11:57:39 PM
Naziler önce koministleri tutukladılar ;
Kominist değilim diye ses çıkarmadım.
Sonra yahudileri tutukladılar,yahudi değilim dedim,sesimi çıkarmadım.
Sosyal demokratları tutukladılar, savunmak bana mı kaldı dedim yine sesimi çıkarmadım...
Bir gün sıra bana geldiğinde etrafımda tutuklanmama ses çıkartacak kimse kalmamıştı......''Dünya kötülük yapanlar değil seyirci kalıp hiç bir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir..''
Albert Einstein