Yumuşak konuşup, Sıcak kalpli olup, İhlaslı davranana;

Kalplerin kapıları açılır, Vicdanlar düşüncelerine ''buyur'' der; Tesiri sürekli olur... Hz. MEVLANA

Subscribe to RSS feed

Sticky post

...

~~~
Elde Kur'an gibi bir mucize-i baki varken,
Başka bürhan aramak aklıma zaid görünür.
~~~
Bediüzzaman Hz.

Utanmak.................................... N.F.KISAKÜREK




Öyle bir devim ki, ben, hakikatte pireyim,
Bir delik gösterin de, hicabımdan gireyim.

etme...

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme ... Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru Çalınmış başkalarına ediyorsun etme Ey ay felek harab olmuş ziyan olmuş senin için Bizi öyle harab öyle ziyan ediyorsun etme Ey makamı var ile yokun üzerinde olan kişi Sen varlık sahasını terk ediyorsun etme Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan Sen ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme Şekerliğinin içinde zehir olsa dokunmaz bize Sen zehri şeker şekeri zehrediyorsun etme Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle Huzurumu bozuyorsun sen mahvediyorsun etme Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme * MEVLANA Celaleddin Rumi /

müzik - yılmaz erdoğan & Şems’in gidişi..... | izlesene.com

1.2.3.4.5.6.7..............................


/
Büyükler sayılara bayılırlar. Yeni bir arkadaş edindiniz diyelim: onun hakkında hiçbir zaman asıl sormaları gerekenleri sormazlar. "Sesi nasıl?" demezler örneğin, ya da. "Hangi oyunları sever? Kelebek koleksiyonu var mı?" diye sormazlar. Onun yerine. "Kaç yaşında?" derler. "Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?" Ancak bu sayılarla tanıyabileceklerini sanırlar arkadaşınızı. Eğer büyüklere, "Güzel bir ev gördüm, kırmızı tuğlalı: pencerelerinden sardunyalar sarkıyor, damında ise kumrular var," derseniz, nasıl bir evden söz etmekte olduğunuzu bir türlü anlayamazlar. Ne zaman ki onlara, "Yüz milyonluk bir ev gördüm," dersiniz, işte o zaman size, "Oo, ne kadar güzel bir evmiş!" derler gözlerini koca koca açıp. Aynı şekilde onlara, "Küçük prensin güler yüzlülüğü, tatlılığı ve bir koyun istiyor olması, onun var olduğunu gösterir. Birisi bir koyun istiyorsa, bu onun varlığının kanıtıdır." derseniz size inanmazlar, dalga geçerler. Ama onlara, "Küçük prensin geldiği gezegenin adı Asteroid B-612'dir," derseniz, işte o zaman size inanıverirler ve sıkıcı sorular sormazlar. Büyükler böyledir işte. Ama bunu onlara anlatabilmek olanaksızdır. Çocuklar büyükler karşısında her zaman sabırlı ve anlayışlı olmak zorundalar.
*
KüçükPrens / Antoine de Saint-Exupéry

Çok Çalışmalı.... ÇOK!


/
Sevgi açığını kapatmak için değil midir?
Kalbi olanların,
Hayatın fazla mesaisine kalmaları?...

*
Alıntıdır.

Ey AŞK.


/
Hiç kıymeti olmayan alelade seylere
Aşk temas edince ererler bir payaye
Aşığın görmek için göze yok ihtiyacı
Bakışına yön verir hayalci hissiyatı
Bundan olsa gerektir o kanatlı Cupid’i(eros:aşk tanrıçası)
Kör resmeder ressamlar,bu en büyük delili
Aşığın hislerini ne mahkeme ne hakim
Yargılayamaz çünkü olamaz aklıselim
Kanadıyla ucar gider en uzak ufuklara
Fakat gözü yoktur ki yere sağlam basmaya
Aşk cocuktur bu yüzden,kolay kanar canana
Muzipçe oyun oynar, habire yemin eder
Bir çocuk gibi sonra ahdi unutur gider….
*
W.Shakespeare / Bir Yaz Gecesi Rüyası

Cezanın Aslı...


/
Birdik ve koptuk; Tanrı' nın laneti üstümüze yağdı ve cezamız aslında cennetten kovulmak değil eşimizden ayrılmaktı...ve onu aramak ömür boyu. Çoğu insan gözünü onsuz kapatır, onu bulamadan. Bize bahşedilen bu hayatın tadına onunla varamadan.
*
Mehmet GENÇ

Ölümlülere Duyuru.................. ÖMÜR BİR GÜNDÜR ! FARKINDA MIYIZ?


/
Farkında Olmalı İnsan...
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
Farkı Farketmeli, Farkettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen...
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını
Farketmeli.
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını
Farketmeli.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu
Farketmeli.
Henüz Bebekken 'Dünya Benim!' Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı
Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların 'Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum
İşte!' Dercesine Apaçık Kaldığını
Farketmeli.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Farketmeli.
Baskın Yeteneğini
Farketmeli Sonra.
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
Farketmeli İnsan.
Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli.
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte,
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini
Farketmeli.
Eşref-İ Mahlukat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
Farketmeli.
Ve Ona Göre Yaşamalı.
Gülün Hemen Dibindeki Dikeni, Dikenin Hemen Yanıbaşındaki Gülü
Fark Etmeli.
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
Farketmeli.
Eşine 'Seni Çok Seviyorum!' Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
Farketmeli.
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini, Ama Arka
Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu
Farketmeli.
Zenginliğin Ve Bereketin, Sofradayken Önünde Biriken Ekmek
Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini
Farketmeli.
FARKETMELİ.

Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,

O Da Bugündür.

CAN YÜCEL

Sevilesi Şey(mi) ........................ ! KADER


/
Deniz kıyısında bir adam kayayı yontmaktadır.
Güneş onu yakıp kavurur.
O da Tanrıya yakarır ''keşke güneş olsaydım'' diye.
"Ol" der Tanrı. Güneş oluverir adam.
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister bu sefer.
"Ol" der Tanrı yine ve bulut oluverir...
Rüzgar alır götürür bulutu, rüzgarın oyuncağı olur.
Rüzgar olmak ister bu kez.
Ona da "Ol" der Tanrı.
Rüzgar her yere egemen olur. Fırtına olur, kasırga olur.
Herşey karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Ordan eser, burdan eser, kaya banamısın demez!
Ve Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı.
Derken sırtında bir acı ile uyanır....
Bir taşçı kayayı yontmaktadır. ..

"Amor Fati / Nietzsche "
(Kaderini sev; belki seninki en iyisidir)

Kusur !


/
Hep hikmetli konuşan Lokman Hekim’in derisi siyah, dudakları da kalınmış. Değerli sözlerini duyarak hayranı olan biri düşmüş yollara bu hikmetli sözleri söyleyeni bulmaya. Bulmuş da ama bir de bakmış ki hayalinde büyüttüğü Lokman, siyah yüzlü, kalın dudaklı biri. Şaşkınlıkla yüzüne bakarken Lokman Hekim, adamın içinden geçenleri sezmiş olacak ki, sormuş:
– Dostum, neden öyle şaşkın bakıyorsun? Boyayı mı beğenemedin, yoksa boyacıyı mı?
***

Sonra da ilave etmiş.

– Bak, demiş, benim ne yüzümün siyahlığında, ne de dudaklarımın kalınlığında bir tesirim vardır. Onları Yaratan öyle yaratmış, öylesini uygun görmüş. Benim tercihim değil...

İnsanlar yüz güzelliği, yahut da çirkinliğiyle kendilerine bir pay da çıkarırlar. Ama ne bize güzel gelende bir etkisi vardır insanın, ne de çirkinlikte. Her ikisini de yaratan ve layık gören Allâh-ü azimüşşandır. İnsan ancak kendi iradesiyle kazandığından sorumludur.