SEMERKANT................................Amin Maalouf
Saturday, August 4, 2007 9:31:58 PM
~~~~~~~~~~
4 bölümden oluşan kitap 11. yy Semerkantında başlar. Kitabın asli karakteri Matematikçi,gökbilimci, ve şair Ömer Hayyam’dır. Diğer ana karakterler Cihan adında yine şair bir kadın(Hayyamın sevgilisi) , Hasan Sabbah, Nizam-ül Mülk, ikincil karakterler; Alparslan, Melikşah, Tuğrul ve Çağrı beyler. 11 yy’ de başlayan serüven daha sonra yazarın 19 yy’e uzanmasıyla devam eder. Bu yüzyılda da karşımıza Abdülhamit, Cemalettin Afgani ve bir İran prensesi çıkar.
~~~~~~~~~~
Zaman zaman bu dünyada bir adam kalkar.
Şişinerek: işte burdayım der.
Kısa bir düş boyunca sürer zaferi
Ölüm gelmiştir bile ve işte burdayım! der..
Yıl 1072, Selçuklu Sultanı Melikşah’ın saltanatı artık İran’ı da kaplamaktadır...
Ömer Hayyam kısa bir süre önce Semerkant’a yerleşmiştir. Selçuklu veziri Nizamülmülk’ün Semerkant’a geldiği sırada onunla tanışır. Nizam Hayyam’ı bir sene sonrası için Isfahan’a davet eder. Bu tanışmanın ardından bir yıl geçince Ömer Hayyam Isfahan’a doğru yola koyulur. Yolculuğu sebebiyle Kum kentinden geçerken Hasan Sabbah ile tanışır. Hasan Hayyam’ın o güne kadar tanıdığı en bilge kişidir. O da, Isfahan’a giderek Nizam’dan bir iş istemeyi planlıyordur. Durum böyle olunca birbirlerine yol akadaşı olurlar. Hayyam Isfahan’a varıpta Nizam’ın huzuruna çıktığında kendisinden “sahib-i haber” (casusların başı) olması istenir. Hayyam bir bilim adamıdır, hafiye olamayacağını belirtir. Ancak Nizam’a önerebileceği biri vardır: Hasan Sabbah.
/
Uluğbey Rasathanesi / Semerkant-Özbekistan
/
Nizam bu işe Hayyam’ı layık görüyorsa da Hasan’ı kabul etmek zorunda kalır. Hayyam Selçuklu’nun malî desteği ile çalışmalarını sürdürürken Hasan da Nizamülmülk'ün vazgeçemediği yardımcılarından biri olur. Ancak Hasan’ın niyeti Nizam’a hizmet etmek değil, onun yerine geçmektir. Kısa sürede Melikşah ile yakınlaşarak onu Nizam’dan soğutur. Ve yine amacı dahilinde Nizam’la Melikşah arasına nifak sokmaya çalışır ancak planı ters teper ve Melikşah tarafından çöle sürgüne gönderilir.
Bir şekilde çölden kurtulan Hasan emelleri uğruna, mezhep ve kültürlerinin tehlike altında olduğunu düşünen bir kısım Acem halkını cennet vaadi ile kandırır ve ünlü Haşhaşiyun tarikatını kurar ve Alamut kalesine yerleşir. Bu tarikattaki insanlar Hasan Sabbah’ın verdiği afyonla sarhoş olarak intihar saldırıları düzenliyorlardır.
/
Alamut Kalesi / Doğu İran
/
Hasan’ın amacı bu tarikat yardımıyla Nizam ve Melikşah’tan intikam almaktır. Nitekim müridleri sayesinde Nizam ve Melikşah’ın öldürmeyi başarır. Ancak daha sonra da huzuru bulamaz ve ebediyete de huzursuz bir şekilde göçer.
Haşhaşiyun tarikatındaki insanlar diğer tüm aidiyetlerini (dil, vatan, ırk, hatta din) bir kenara iterek kimliklerini sadece mezhepleri şiaya göre belirlemiş ve mezhepleri farklı olduğu için kendi kardeşlerini bile öldürebilecek birer katile dönüşmüşlerdir.
Hayyam’ın Semerkant’a geldiğinde yazdığı bir kitap vardır: Rubaiyat: Semerkant Elyazması, bu kitap tüm bu olaylar olurken kişilerin hayatında çok önemli noktalarda rol oynamıştır.
Yıl 1873, Ömer Hayyam dünyada yeniden popülerleşmeye, Hasan Sabbah’la birlikte ortadan kaybolan Rubaiyat’ın kopyaları da tüm dünyaya yayılmaya başlar. Lesage çifti yeni doğan oğulları Benjamin’e ikinci bir isim olarak Hayyam’a olan hayranlıkları nedeniyle Omar ( Ömer’in ingilizce yazımı) adını koyarlar: Benjamin O. Lesage.
15 yaşına gelince kendi ismini taşıdığı Hayyam’ı merak eden Benjamin onu araştırmaya, Farsça öğrenmeye başlar. Daha sonra Hayyam’ın zamanında ve kendi çağında insanları o denli çok etkileyen “Rubaiyat” ın peşine düşer. Önce İstanbul’a gider oradan da İran’a geçer. Bu sırada İran Şahının torunu Şirin’le tanışır ve ona aşık olur. İran'da bir çok macera yaşayan Benjamin 1910’larda İran'daki modernleşme hareketlerine katılır. Sonunda bir şekilde Semerkant elyazmasına ulaşan Benjamin Şirin’le birlikte İran’dan ayrılır. Amerika’ya gidiyorlardır. Bunun için önce İngiltere’ye giderler ve oradan da Titanic gemisine binerek Amerika’ya doğru denize açılırlar. Ne yazık ki yaklaşık bin yıl önce kaybolup, o anda yeniden ortaya çıkan “Rubaiyat” Titanic'in batmasıyla sonsuzluğa karışır. Benjmin ve Şirin bir şekilde kurtulurlar. Başka bir gemiyle Newyork’a ulaştıkları zaman limandaki karışıklıkta tıpkı “Rubaiyat gibi Şirin de sonsuza dek kaybolur gider.
Maalouf bu romanda tüm olanları Benjamin’in anlatısıyla aktarıyor. Tarihe damgasını vuran üç önemli şahıs ve 20. yüzyıl başlarında İran’da gerçekleşen modernleşme çabaları bu romanın esas temasını oluşturuyor. Ömer Hayyam’ın Cihan adlı kadın şairle yaşadığı aşk ve Benjamin ile Şirin’in arasında geçenler yine Maalouf’un usta kalemiyle tüm olaylar arasında eritilerek sunulmuş.
Tarihsel bir yaklaşım ve Sabbah'ın ordusu hakkında farklı bir yorum için.
/
Ayağa kalk, uyumak için
Önümüzde Sonsuzluk Var..
Ömer HAYYAM
/













pipares # Tuesday, October 2, 2007 5:21:50 PM
Unregistered user # Wednesday, March 19, 2008 5:18:57 PM
SelCan OZDEMIRKUL # Wednesday, March 19, 2008 8:22:51 PM
Unregistered user # Friday, April 17, 2009 10:33:14 AM
SelCan OZDEMIRKUL # Tuesday, April 21, 2009 1:06:21 PM
Unregistered user # Sunday, May 31, 2009 5:56:21 PM
Unregistered user # Saturday, August 22, 2009 8:50:47 AM
Unregistered user # Saturday, December 19, 2009 10:44:23 PM
SelCan OZDEMIRKUL # Sunday, December 20, 2009 7:01:56 PM
Hoşçakalın.
Unregistered user # Monday, December 28, 2009 8:14:24 PM
SelCan OZDEMIRKUL # Monday, December 28, 2009 8:48:11 PM
Size de ödev için gerekliydi bu bilgiler sanırım
Unregistered user # Tuesday, November 9, 2010 8:27:19 PM
Unregistered user # Sunday, May 29, 2011 1:27:01 PM
Unregistered user # Monday, July 11, 2011 6:53:15 PM
Unregistered user # Tuesday, August 16, 2011 10:49:57 AM
Unregistered user # Thursday, September 15, 2011 12:16:10 AM
Unregistered user # Monday, January 2, 2012 11:38:30 PM