DENGE...
Sunday, May 27, 2007 11:22:54 AM

Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı..
Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş.. Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zamanda durmuyor tabiki...
Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona
"-Şu karşı ki dağları görüyormusun, orada yaşlı bir bilge yaşar! İstersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir" demişler.
Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye Hayatın anlamının ne olduğunu sormuş. Bilge sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor demiş...
Adam kabul etmiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içinede silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel...
Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin...
Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş.
Bilge bakmış, "evet" demiş, "kaşıkta yağ eksilmemis. Peki bahçe nasıldı?"
Adam şaşkın...
"Ama" demiş "ben kaşıktan başka bir yere bakmadim ki..."
"Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel" demiş Bilge...
Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzellikler büyülemiş muhteşem bir bahçedeymiş çünkü...
Geri geldiğinde bilge, adama bahçe nasıldı diye sormuş... Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış.
Bilge gülümsemiş,
-ama kaşıkta hiç yağ kalmamış !!!!













gosarias # Sunday, May 27, 2007 4:10:13 PM
SelCan OZDEMIRKUL # Monday, May 28, 2007 6:48:47 AM
bir tarafında Allaha karşı görevlerin bir tarafında yaşamak adına yaptıkların ( işin, ailen, sevdiklerin....) şimdi bu kalemi parmağının ustune tam ortadan yerleştirip dengede durmasını sağladığını düşün. düşünme bir kalemi eline al ve parmağını uzatıp üstüne yerleştir. ben yaptım biraz zor. kalemin boyutları da önemli ve biraz kilolu biri bu kalemi daha uzun süre dengde tutabilir sanırım
yani kaleme ve taşıyanın özelliklerine göre de durum değişiyor öyleyse. insanın aklına bazı şeyler geliyor!! ben anlıyorum sanırım ''hayatın anlamını'' şimdi sevgili gosarias bir kaşık zeytin yağı al dolaş, döndüğünde sana söyliycem ama dikkat et yağ dökülmesin
www.suhaasiroglu.comprusarus # Monday, May 28, 2007 7:58:25 AM
Dünyadaki herşeye nizam veren, dengesini insanıyla kurmakta... İnsan için herşey bir bütündür.Birini diğerinden ayırmak mümkün değildir. Düşüncede ve eylemde ikilik insanı karıştırır. Mutsuz kılar. Denge kurmak isterken tüm dengesi ortadan kalkar. Sizinle konuşupta geldiğimiz bir nokta vardı. Düşüncelerimiz üzerine.. Yamalardan bahsetmiştik.
Özgürlük insani vasıflarımızla yaşamaktan geçiyor. O vakit ne bir olumsuz düşünceye esir oluruz, ne de etkiler altında kalırız. Yani bir denge kurmak çabası bizi esirleştirmekte. Tüm yaşantımız bizim emrimizde onu idare edecek güçte bizde var. Sadeleşmeli ki zihnimiz, o duru halimiz çıksın özümüzden...
SelCan OZDEMIRKUL # Monday, May 28, 2007 8:57:10 AM
size de iyi haftalar efendim, geldiniz ve yine aklım karıştı...
bırakalım diyorsunuz, diğer blog da dediğiniz gibi ''biraz düşünceleri özgür bırakmak lazım'' diyorsunuz yine sanırım.
Düşüncede ve eylemde ikilik insanı karıştırır. Düşünceler yamaydı ama. düşünce ve eylemde ikilik muhakkak öyleyse. değişken olanda standart aramak biraz güç olmalı. kaldı ki eylemleri tetikleyen düşünceler değilmi. ''kararın gücü''; düşünür, karar verme aşamasına getirir ve uygularız. peki ikilikten nasıl kurtulucaz? özde aranmalı bazı şeyler demiştiniz. o zaman ''özde ve eylemde ikilik olmayan'' bir hal mi sözkonusu olan. haklı olduğunuz nokta yaşarken, bütünlüğün arzetmesi gerektiği. kalemin iki ucundaki değerler birbirini beslemekte aslında. ya da şöyle bakılabilir mi? kaleme yerleştirilenler eylemler olsa ve onu taşıyan parmak da özümüz. hareketlerimizi özümüzle tetikler uygunluk muhasebesini de özümüzle yaparız.
bunların hepsi gereksiz diyorsunuz, denge kurma çabası bizi esirleştirmekte, neye? tüm yaşantımızı idare edecek güç bize doğuştan mı verildi? evet yaşantımız bizim emrimiz de fakat gerekli donanımlar olmadan bir şirket bile idare edilemezken bir hayat idare edilebilirmi doğaçlamayla.
www.suhaasiroglu.comprusarus # Monday, May 28, 2007 11:50:38 AM
bir o forumda bir bu forumda biraz konuya hakimiyetim zayıfladı açıkçası sizi tebrik etmek isterim çünkü inanılmaz bir şekilde en ufak bir detayı bile kaçırmıyorsunuz.
Selcan hanım; insan; zannettiğimizinde ötesinde bir kavram. Zannettiğimiz çünkü bahsettiğim yamalar bu zanlardan beslenen özümüzden uzaklaşmış düşüncelerimiz. Örnekle açıklamak fayda getirecektir.
Yeni doğmuş bir bebek düşünün. Tertemizdir. Yalan nedir bilmez. Kin, korku... kötü bildiğimiz biçok şeyden uzaktır. Ve doğallığına yani insana en yakın haliyle herşeye hakimdir. Hepimiz, onlarca insan bir anda bir bebeğin etrafında pervane oluruz. İnsanın hakimiyetini en zayıf halinde bile nasıl kabul ettirebildiğini onlarda görürüz.
Aile, çevre, zamanla arkadaşlıklar, öğretilenler, bizlerin alışkanlıkları onları doğallıklarından uzaklaştırmaya başlar. Zamanla birlikte muhakeme kabiliyeti oluşur. Ama etkilerden ötürü kimisinde farklı bir diğerinde farklı yapılar oluşur. Kimizi çok çekingenken kimisi çok artiftir. Aktifliklerine yetişemeyince onları hiperaktiflikle etiketler o hallerine çözüm ararız.
Bu basitçe ifade edebileceğim bir kaç örneğin derlemesi.
İnsan doğallığından uzaklaştıkça ikilemleri içinde bir gölge gibi yaşamaya başlıyor. O gölge kimin peşine takılırsa onun etkisinde bir hayat sürmeye başlıyor tabiki.
Kendimizi tanımak bizi bu gölgelikten uzaklaştıracak yegane çözüm olmalı...
Denge kurmak adına kafamızı karıştıran nice değer, aslında bizi olmamız gerekenden daha da uzaklara ulaştırmakta malesef... En hayati konu inancımızda bile.
Yaşamadığımız bilginin esirliği bizi gün geçtikçe mutsuzlaştırıyor. İnanmak istediklerimiz ve inandığımızı zannettiklerimiz arasında sıkışan bizler, kendimizi suçlamaya ve bir zaman sonrada kendimizi sevmeme hastalığına kapılıyoruz.
Daha anlatabileceğimiz o kadar çok şey var ki...
SelCan OZDEMIRKUL # Monday, May 28, 2007 1:48:57 PM
affınıza sığınıp önce bebeklerin ''her şeye hakim '' oldukları konusunda bir değişiklik yapma ihtiyacı hissediyorum. 'her şeye Hakim' olan konusunda hemfikiriz sanırım
tekrar özür dilerim, düzeltme haddini kendimde bulduğumu sanmayın.
İnsan zannettiğimizin ötesinde bir kavram; kusursuz! tıpkı yaratılmış her şey gibi. fakat bir kusur eklenmedi mi insan ''irade''. diğer tüm yaratılanlardan farklı ''kusurlu'' kılan da bu mu acaba insanı. ve dahası tüm kusurlardan münezzeh Rahman ve Rahim olan bu kusurlu hali neden verdi kuluna. kusursuzluğa taşıyan bir kusurmudur bu!!! irade ettiklerimizce (karalarımız, eylemlerimiz, yamalarımız....) kusursuzluğa giden yolu aramaya mı gönderildik.
bebekler öz de dediğiniz gibi saf,arı,duru... henüz iradeye dayanmış bir yamaları olmadığından, kusurlanmadıklarından. irade hem kusur (günah) katacak saf özlerine zamanla, hem de kusursuzluğa ulaşmaya (sevap) sermaye.
doğrudur ki özü yorumlarken insanın aklına bebekler gelir hemen. en öz halimiz. peki hepsi bir mi? tüm bebek özler aynı niteliklerle mi yaratıldılar? Allah her özü aynı mı yarattı? öz sermayeye tabii olmak insan için ne derece doğru. Şimdi kimimiz özünde öfkeli, kimimiz özünde kindar, kimimiz müsrif, kimimiz tembel,yalancı,kıskanç......
bizlerin özleri konusunda hiç terbiye edilmeye muhtaç bir durumu yok mu. öze dayandıralım evet, çok haklıydınız ki düşünceler yamalardır. fakat o özün iradeyle bir terbiyeye ihtiyacı yok mu...
farklı dinler, öğretiler bir konuda aynı yoruma yakın durmakta. Düşüncelerin duyguları, duyguların kişiliği, onunda karakteri yan insanın özünü oluşturacağı. özümüzde çok saf ve de temizken (tüm o öfkeli, kızgın, tembel ya da müsrif hallere rağmen) yamaların yaşamdaki sıklığı zamanla öze nüfüs etmekte. aklı erene kadar her kul iman sahibi. doğuştan. o öz sermayenin en güzel tarafı da bu zaten. tekrarlanan yanlış düşünceler,eylemler korkulur ki zamanla öze kadar işler ve imana malolan bir tesirde bulunur. bu nedenle midir ''gunahta ısrar etmeyiniz'' emri gelmiştir. insanın özü de değişir bence süha bey.
sonuca varmış değilim, hala batman deki soruişareti adamım.
bir şeyi farketmiştim ki bir sorunu çözer ya da bir cevap ararken neye dayandırdığın çok önemli. felsefen destekle arıyorsan cevabı bi yere kadar geliyorsun ama yine soruya cıkıyor cevap. mesela öfkelendiğin birine nasıl davranman lazım dendiğinde ''ben''i esas almış bir felsefi yaklaşım hiç bir şeyi benden daha üstün tutmadığı için bunun cezalandırılmasını söyleyecektir. hümanist bir tutumdan bakınca, herkes dost kardeş eşit, insanı kusurlarıyla sev, öfkelenmek de insani falan gibi şeylerle bir noktaya kadar gelip tıkanır. öfkelenmişim bana haksızlık yapmış bir şey yapmak istiyorum çünkü yok öyle kardeş herkes falan
neyse işte böyle böyle ne yapacağını bulamayan insan toplulukları yüzünden de habire çoğalan şöyle yapmalısın toplulukları peyda oluyor.
ama hepsi gerçek bir cevaba muhtaç.
farketmiş olduğum islami değerlere dayandırdığın zaman sorunu, cevaba ulaşıyor olduğun. soruların ardı kesiliyor. her cevap yeni bir soruya çıkmaktan yorulmuyor. son cevabın kaynağı orası.
öfkelendiysen eğer bir adama yaptığı haksızlık mukabilince hakkını alırsın ondan, yok eğer affedersen de Allah'ın Rızasına mazhar olur alırsın mükafatını... başka sorusu olan
şimdi bu meselede de işin içinden çıkamayız bence sevgili süha bey.
akıl, idrak, hümanizm..... denge ve özle ilgili cevabı bize biraz zor verir. siz bir cevap verirsiniz benim aklım onu alır ve o cevabı müthiş bir soru haline dönüştürür
özüyle yaşamak ve dengeyi bulmak, bu konuda benim islama dayandırabileceğim bir kaynak bilgim yok maalesef
Umman bey de elini çekti bizden,
www.suhaasiroglu.comprusarus # Monday, May 28, 2007 2:06:30 PM
Çok mesafe katedildi çok...Tekrar yazacağım..
www.suhaasiroglu.comprusarus # Monday, May 28, 2007 2:47:19 PM
• Bebekler için belirttiğim herşeye hakim sözünü sizin yorumlamanızdan ötürü bulunduğu ortama hakimiyet kuran olarak değiştirelim. Müsbettir ve denemeye açıktır.
• Bahsettiğim öz biraz derin bir kavram. Üzerinde yorum yapabileceğim bir konuda değil. Sadece plak gibi tekrarını yapabilirim duyduklarımın çünkü o özün güdümlerine mazhar olabilmiş değilim. Bu bir inanç meselesidir.
Öz,iliksiz ve sonsuz hayatıyla bütün evrenin varlıklarını olumlarına ve gerekliklerine göre sevk ve idare ederken,insamyla da,onlan düzenlemeye ve onarmaya sahip kılan,sonsuz güç kaynağıdır.
Bu açıklayacaktır sanırım özden bahsederken neyi kastettiğimi... Bundan sonra bu konuda bişey söyleyemeyeceğim. Sebebi o derece şahsiyetlenmemiş olmamdır.
• İnsan: Özünün güdümüyle kişiliği olan,tüm maddelere istediği düzeni vermek yetkisi bulunan varlıktır. Kendine ait fizik vücudunu da öteki maddeler gibi düzenli yaşatmağa hakimdir.
İnsanların özünden sürekli güçlü yaşamasını gerçekleştirmeleri için,bu konuda bilinçlenmeleri şarttır.Her yönüyle başarılı olmanın gizemini taşıyan bu konunun fikrini.kitaplardan almak,öğ-renimini kesinlikle temin etmek zorunluğu vardır.
Ayrıca inanma ve öze dayanıp özünden güdülmenin,önemli sanatmı,ehliyetli bir ustadan talim etmekle özden yaşamak gerçekleştirilir.
• Akla gelince; akıl.özüne dayanmış olan,özünden kendini aşacak güvenle beslenen akıldır.Beslenmesiyle,temizlenmesiyle, dayanağına dayanması,yöncüsünü kesinlikle bulmasıyla özünün güdümlerinden destek almasıyla, özünün ve fizik yapısının amacını birlemesiyle, bunların tümünün kaynağı olan yaşatanına inan-masıyla,sağlığını kesinleştirmiş olan,sağlıklı akıl.
İnsan için aklın Önemini uzun uzun anlatmak gereksiz.
İnsan,aklının beslenme kaynağının yaşatanına sürekli dayanmak olduğunu anladıktan son-ra,özden doğru yaşayıp sağlıklı ve güçlü akla sahip olmayı başarır.Sağlıklı ve güçlü akla sahip olduktan sonra da, mutlu yaşamaya,engel aşmaya, amacını gerçekleştirmeye ait;en ufak bir duraklama yapmaz.Dünyanın en ilerdekileriyle her konuda yarışır ve kazanır.
•İnanç noktasında; İNANCIN SAĞLAMI, ÖZE DAYANMAKTIR...
însan,kendisini yapan yâni yaratan ve yaşa-tana,özünden inanmak ve dayanmak zorundadır. Yaratanına inanmak zorunludur ve esastır.İnsanın gerçekleşmesi,buradan başlar.
Bu notlarımda yaşayandan kaynağım
(A.kadir Duru 5'li dizgeler)
Saygılarımla
SelCan OZDEMIRKUL # Monday, May 28, 2007 3:07:23 PM
bu aydınlatıcı bilginizi paylaştığınız için süha bey. öze dayanmak benim için yeni bir düşünce, anlama da zorlanmış ve sizi yorduysam da özürümü kabul ediniz.
insanın doğasına münhasır olarak halden hale geçiyor olmaktan ve bu hallerdeki değişiklikleri üzerime fazlasıyla maletmemden yorgun ve de tedirgindim doğrusu. bu nedenle kendime, hayata özümle yaklaşmak ve bakmak düşüncesi beni ziyadesiyle rahatlattı. zamanla daha kavrıyacak, okuyup paylaştıkca anlamına vakıf olabileceğimi umuyorum.
minnet ve saygılar...
www.suhaasiroglu.comprusarus # Monday, May 28, 2007 3:16:45 PM
Saygılar bizden efendim.
SelCan OZDEMIRKUL # Monday, May 28, 2007 3:22:33 PM
kolay pes etmem aslında ikna oluncaya ya da edinceye kadar ama cidden aklım yoruldu
www.suhaasiroglu.comprusarus # Monday, May 28, 2007 3:43:39 PM
SelCan OZDEMIRKUL # Monday, May 28, 2007 5:05:02 PM
bir ara kelimeleri güzel biri şöyle demişti: güzeli güzel görür
sevgi tavsiye eden bir yürek ve güzel görebilme erdemi dahası bunları bir başkasına da yakışır bulabilme tevazusu, hepsi birden kaç kula nasip olmuşturki alemde...
tanımaktan onur duydum
sevgi ve saygıyla...
www.suhaasiroglu.comprusarus # Tuesday, May 29, 2007 6:12:03 AM
İnsan; güzelliğini takdir eden, takdirini de bir başkasına ikram edendir.
Birkaç yıl öncesinde bu cümlelerin muhatabı olmak bir yana dursun neyi ifade edebileceğini bile bilmeyen birisi olarak bu eğitimi hiçbir çıkar ve beklenti olmadan, yani sevgisinden ötürü bizlere sunan insan ustası Erol Erbaş'a teşekkür etmeliyim.
Size de teşekkür ederim. Müthiş bir hakimiyet var cümlelerinizde... Doğallığınızdan gelen keskin zekanız bizim çömez zekamızı öyle bir imtihana soktu ki, sayenizde sevgimizi hatırladık.
Konuşacak çok şey var demiştim.
Her zaman paylaşmak dileğiyle...
Bilgileri, sevgiyi saygıyı.
SelCan OZDEMIRKUL # Tuesday, May 29, 2007 7:54:09 AM
naif sözlerinize çok teşekkürler.
bir kaçyılda bunca şey öğrenebilmek ne güzel, özünüz güzelmiş demekki
aman yine öze dönüyoruz dikkat
Erol Erbaş Beyfendiyi sizin cümlelerinizden tanıdım.
feyzinden bize de nasip olur mu?
sevgi ve saygımla...
gününüz hayırla dolsun...