Üç Sevdirilenden İlki...
Thursday, May 31, 2007 7:28:44 PM
*
Hazret-i Mevlana'nın Enfes Değerlendirmesi
Gönül ustası Hazret-i Mevlânâ, insanı ilâhî huzura ulaştıran tekbir, kıyam, rükû, secde, selam ve dua gibi namaz rükünlerine oldukça düşündürücü mânâlar kazandırır.
Namaza tekbirle girmek, “İlâhî, biz Senin huzurunda kurban olduk” demektir. (Tekbir getirerek kurban kesildiği gibi, tekbirle namaza başlamak da ‘Allah’ım, canımız sana feda olsun’ anlamındadır.)
Namazda kıyama durmak, Allah’ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır. Kul, biraz sonra hakkıyla yerine getiremediği kulluğundan ve işlediği günahlardan dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükû’a eğilir
Başı rükû’da iken “Hakk’ın sualle-rine cevap ver!” diye İlâhî ferman gelir. Kul, rükûdan başını mahcup olarak kaldırır. Ayakta duramaz, yüz üstü secdeye kapanır.
Tekrar ona “Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver!” diye ferman gelir. O, yine mahcup bir halde başını kaldırırsa da, tekrar yüzüstüne kapanır.
*
*
O ağır yükün tesirinden dizleri üstüne çöker. Sağa selam verir; peygamberler ve melekler tarafına bakar, onlardan şefaat talep eder. Onlar derler: “Çare ve yardım günü geçti. Çare, ancak dünyada olabilirdi. Orada salih amellerde bulunmadınız, o günler gitti.”
Sola selam verir; akraba ve yakınlarının tarafına bakar. Onlardan da bir fayda göremez.
Herkesten ümidini kesince, dua için iki elini kaldırır. “Ya Rabbi, herkesten ümidimi kestim. Kuluna melce ancak Sensin. Senin rahmet ve mağfiretine sınır yoktur .
*













Umman ŞahinerUmman # Thursday, May 31, 2007 8:14:30 PM
Ve bugün eksile eksile hiçe dönen biz...
SelCan OZDEMIRKUL # Thursday, May 31, 2007 8:22:15 PM
Hale takılıp kalmış olmanın semeresi yaşadığımız. Öz de olana uzaklaşmamız. biz ırağa sürdükçe yolumuzu, özümüz kaf dağının ardında, masal kahramanlarından daha yabancı olmakta.
Umman ŞahinerUmman # Thursday, May 31, 2007 8:27:16 PM
Dostlukla...
SelCan OZDEMIRKUL # Thursday, May 31, 2007 8:39:40 PM
Hal le başlar diyorsunuz siz de!!! Benim hissettiğim hal telaşına kaptırıp kendimizi ( günlük işler, endişeler, sevinç biriktirmeler...)
özün değerini unuttuğumuz mu düşüncesi... bu günkü halim yetişmesi gereken işleri kovalamak mı? dü ki yarın endişesi! yarın ki bir acıya esir olup halsiz kalmak ya da bir sevince gark olup hayallere dalmak mı?
bu halden hale geçişlere esir olmuş hayatlar da bir sorun mu var???
Annelik halini yerine getirirken ki çabalar, ya da babalık... evlat halinde ki sorumluluklar, iş gören ya da veren olmanın getirdikleri, bir de insani hallerimiz var ki yelpaze çok geniş.
öz Halimiz ne, KUL...
belki de bu halden, yani dediğiniz gibi 'hal ilmi'nden başlar.
demek bir de hal ilmi var! işte yeni bir zayıf ışık daha yerleşti zihnime. öğrenecek ne çok şey var
SelCan OZDEMIRKUL # Thursday, May 31, 2007 8:46:48 PM
yangından can kurtarırken, insan 'hal' iyle yapılacak en değerli işi yerine getirirken bile Kul luk hallerinden vazgeçmeyen bir nesil...
Umman ŞahinerUmman # Thursday, May 31, 2007 8:52:16 PM
"Yandı kitap dağlarım ne garip bir hal oldu,.
Sonunda bana kalan, yalnız ilmihâl oldu! ..." NFK
SelCan OZDEMIRKUL # Thursday, May 31, 2007 8:57:14 PM
güzel bir yerden... tekrar Rahmetle anıyorum, şad olsun
www.suhaasiroglu.comprusarus # Friday, June 1, 2007 6:38:06 AM
Selcan hanım hissettiğiniz ışık şu sanırım, sizin olanı farketmiş olmak. Çünkü inançlarımız bizden çok uzaklarda, onlara yetişelim derken ezilip kalıyoruz, soluyoruz. Çünkü tabirimi mazur görün, mal bizim değil... Sahibi olmadığımız bir inancı ne kadar yaşayabiliriz ki.
Burada üzerinde durmamız gereken kendimiziz.
Baktığımızı görebilmek için ne gerekir?
Bizi halden hale sokan yapımız neresi?
SelCan OZDEMIRKUL # Friday, June 1, 2007 8:20:45 AM
öz den anladığım bu değildi.
ve inancımız bize nasıl uzak olabilir. neye inanıyorsak oyuz. ve neyi arıyorsak onu buluruz. inanç hem de öyle bizle ki, bir süre sonra gül yaprağından nemi, suyu çıkarmak gibi olur inancımızı bizden çıkarmak. her bir dokuya işlemiş her hücreye teneffüs etmiş nemden ayırmak gibi olur.
Günlük haller bizden çok ayrı Süha bey. hem de çok.. hepsi birer gömlek gibi çıkarılıp gidilecek bu dünyadan. Alemdeki sıfatlarımız ve rollerimiz ömrümüzce sınırlı. ama insan ömrüyle sınırlı bir varlık değil!!! sonsuza dek anne, sonsuza dek patron, ya da sonsuza dek evlat olmayacağız. insanın sonsuzluğu kulluğu...
kaldıki O'nun rızasından uzak bir halimiz de söz konusu olamaz. O diledi annelik, babalık, öğrencilik, öğretmenlik, bu dünyada daha ne haller bize kısmet oldu... verilen her nimete en güzel şükür kıymetini bilmek hakkını vermekse; bizler bu sıfatlarımızı şükür niyetiyle en güzel halinde yerine getirmeye çabalamalıyız. halden şikayetim bu anlamda nasıl olabilir, Allah verdi. Hali yaşarkenki halimden dem vuruyorum. Bu halleri yaşamaya geldikte sanki özümüzdeki kulluğumuzu, asıl yaşatılması gerekeni bunları önemsemek yüzünden önemseyemez mi olduk.
kendinde olmak, kendi üzerinde durmak ve kendini önemsemek...
bu diğer insanlara bakış açımızıda şekilleyecektir. kendini sıfatlarından ibaret bulmakla insan; evladını, annesini, arkadaşını, sevdiğini de o verdiği sıfatla tanımlayacaktır. Kul olduğunu unutan, karşısındakinin de kulluğunu göremez. İlişkilerin de sorunlu oluşunun temel nedeni budur belki. kul olmak had li olmak demek. adı üstünde kul. Anne, baba, evlat, eş, patron, düşman, dost hepsi birer kul. ve O nun rızası olmadan karınca ayağını oynatamaz.
Kulluğunu bilmeyen haddini bilebilirmi, karşısındakinin de hadli bir zavallı olduğunu görebilirmi. insan insana her şeyi yapar. o kendimiz diye baktığımız noktadan bakınca cinayetler, haksızlıklar, kavgalar da insancadır. nüfuslu bir adamın tavuğuna dahi kışt diyemeyen mizaçdaki insanoğlu, karşısındakinin Allahın Kulu olduğunu düşünse, eli kalkar dili kötü söze yeltenebilirmi.
Halden hale girer insan, halinde arayacaksa önemini, katiller, hırsızlar, zalimler ne yapsın. kendim dediği bir katilese dönecek yönü ne. O mubarek demez mi 'gel, ne olursan ol gel' Kulsun kusurlusun gelmeye muhtaçsın. alimde olsan zalimde... ve o kapıdan ne alim ne de zalim olarak değil sadece kul olarak geçilir. davet kul a dır.
o davete bu kadar muhtaçken ve kulluğayken davet bizler neden başka sıfatları taşır dururuzki ısrarla üzerimizde. kendimizden bir türlü geçemez, karşımızdakini de illa kuldan başka bir şeymiş gibi görmeye çalışırız
sevgili üstad ne de güzel demiş
yum gözünü, kalbine heran yokluğu üfür...
''kendinen geçmek iman; kendine olmak küfür'' N.F.K
www.suhaasiroglu.comprusarus # Friday, June 1, 2007 10:07:54 AM
İnsan şereflidir, onurludur, vakar sahibidir, merttir, yiğittir, sevgilidir.
Burası benim kendime dur diyeceğim nokta, zira anlayışta çok farklı bir yerdeyim sanırım.
SelCan OZDEMIRKUL # Friday, June 1, 2007 10:42:32 AM
insan kusurlu işte...
www.suhaasiroglu.comprusarus # Friday, June 1, 2007 2:25:51 PM
Eğer haddimi aştıysam ve sizi üzdüysem özür dilerim.
SelCan OZDEMIRKUL # Friday, June 1, 2007 2:53:13 PM
bu konu hakkında 'dur'ma fikrinizden vazgeçip, görüşlerinizi paylaşma nezaketinizi sürdürmeye devam ederseniz ben memnuniyetle ve samimiyetle yazılarıma devam edeceğimi belirtmek isterim; ne de olsa insanlığın anasıyım
size minnetimi de belirtmek isterim ayrıca Süha Bey. belli olan şu ki aynı konuda yorumlarımız arasında fark var. fakat siz bu konudan bahsetmiş olmasaydınız bana, bu anlamda ne fikrim ne de farkım olmayacaktı. bu düşünceyi inanın büyük sevgiyle kabul etti gönlüm. özüme odaklı olmayı. paylaştığınız için tekrar teşekkürler
saygı ve sevgiyle...
www.suhaasiroglu.comprusarus # Friday, June 1, 2007 3:11:25 PM
Dediğim gibi sanırım biraz farklı bir açıdan ele almalıyız. Yani biraz geriye gidip en başından başlamakta fayda var. Çünkü kavramlar arasında ciddi farklar var. En azından anlayışta birbirimize yaklaşabilirsek müthiş şeyler çıkacaktır eminim.
Şunu söyleyebilirim. Hani ilk başlangıç noktamızla birleşebiliriz. Güzellik sizde... Sevgi, gönül ne kadar güzel kelimeler değil mi?
Size bir soru sorayım kendimizi tanımaya başlayalım.
İsminiz nerenize konmuştur?
Eğer aynı şehirde olsaydık ki bilmiyorum neredesiniz.. Bu sorunun cevabını doğru verirseniz size güzel bir hediye sunardım.
Birde burada eş zamanlı konuşamadığımız için aradaki zamanda an'da düşüncelerim değişiyor.
Keşke bunun daha farklı bir yolunu bulabilsek.
SelCan OZDEMIRKUL # Friday, June 1, 2007 4:01:15 PM
cevabımın doğru ya da yanlışlığına beni ikna edin ben size hediye alıcam
netekim beni fikir karasızlığındaki girdaptan kurtarmış olursunuz
fikri sabit olduğum tek husus şu alemde varlığı ve birliği belki de,
çok şükür ki bunda hiç bir vakit karasızlığa düşme zaafiyetini vermedi yaradan... yine farketmişsinizdir ki sabitliğin tek bunda olup olmadığı hususunda bile kararsızım
sevgi ve saygıyla...