Skip navigation

Lost password? | Help

Dünya Halleri...

Okuyun, çalışın, ama daha fazla düşünün...

May 2009

( Monthly archive )

Mutluluk Üzerine

Server Tanilli

Mutluluk nedir? Mutluluk en yalın deyimiyle, yaşamdan tam hoşnut olmadır. Ya da sürekli bir kıvanç hali de diyebiliriz. Kant biraz karamsar bu konuda. "Ahlak emredici yasalardan oluşur, ama mutluluk olsa olsa bir umut konusudur, dahası belki de hiç bir zaman gercekleşmeyecek bir idealdir" demiş. Fransızlar devrimin tam ortasında bir anayasa çıkarmışlar. Birinci maddesine de "toplumun amacı ortak mutluluktur" demişler. Bunun önemi şurada; mutluluğu bireysel bir dilek olmaktan çıkarıp anayasanın güvenceye bağladığı bir hak durumuna getirmişler. Çünkü toplum teker teker insanlarin mutluluğunu sağlayamaz onun yapabileceği olsa olsa yığınla mutsuzluk engelini ortadan kaldırmak, bu arada eşitliği sağlamaktır. Böylece, bireysel mutluluk, bir sosyal tasarımdan soyutlanamaz. Kişinin mutluluğu ile sosyal ve siyasal düzen arasında direkt bir bağ vardır. Düzenin insansal ölçüler taşımadığı bir yerde, bireylerin mutluluğu havada kalmaya mahkumdur. Buradan kalkarak denecektir ki, mutluluk bireyselle toplumsalın bağımlılığı içinde gerçekleşir. Bireysel bir mutluluk, ancak toplumsal bir mutlulukla mümkündür; çünkü bireyin özgürce gelişmesi, herkesin özgürce gelişmesine bağlıdır. İşte tam bu noktada -düzeni adını koyarak- sorgulamak önem kazanıyor. Mutluluk bir yaşama biçimi midir? Bir tavır alış mıdır? Anlık mıdır, sürekli midir? Durgun mudur? Atılımlı mıdır? Kavramsal mıdır? Olgusal mıdır? Ve giderek amaç mıdır, yoksa araç mıdır?

Read more...

Yobazlar

,

Ahmet İnam

Her insan içinde yobazlık çekirdeği taşır. Kolaycılığın, tembelliğin, rahatlatıcı alışkanlıkların, korkaklığın, ufuksuzluğun çekiciliğine direnmenin ne denli zor olduğu bilinir.

Yobazlık ruh tembelliğinden kaynaklanıyor. Araştırmaya, aramaya kapalı olmaktan. Farklı olanı, ayrıyı görememekten. Yobaz, kördür. Ruh körü. Gerek körü. İnsan körü. Bellerler ve vazgeçmezler. Düşüncelerinin daracık alanı dikenli tellerle çevrilidir. Ne dışarı çıkmak isterler, ne de "farklı" olanı içeri almak isterler.

Yobazlığın sosyo-biyolojik (sürü güdüsü), biyo kaynaklanıyor. Araştırmaya, aramaya kapalı olmaktan. Farklı olanı, ayrıyı görememekten. Yobaz, kördür. Ruh körü. Gerek körü. İnsan körü. Bellerler ve vazgeçmezler. Düşüncelerinin daracık alanı dikenli tellerle çevrilidir. Ne dışarı çıkmak isterler, ne de "farklı" olanı içeri almak isterler.

Yobazlığın sosyo-biyolojik (sürü güdüsü), biyo-genetik kökenleri olsa gerek. Elbet tarhten, gelenekten gelen sosyolojik, sosyo-ekonomik temelleri de vardır. Psikolojiyi unutmadım. Yobaz toplumsal ya da bireysel açıdan ilginç, düşündürücü bir ruh yapısı taşır. Tek tek insanlar yobaz olabildikleri gibi, toplumlar da yobazlaşabilirler.-genetik kökenleri olsa gerek. Elbet tarhten, gelenekten gelen sosyolojik, sosyo-ekonomik temelleri de vardır. Psikolojiyi unutmadım. Yobaz toplumsal ya da bireysel açıdan ilginç, düşündürücü bir ruh yapısı taşır. Tek tek insanlar yobaz olabildikleri gibi, toplumlar da yobazlaşabilirler.

Read more...

Kimse yüreğinden öptü mü seni?

,


Ümran DAVRAN

Uzun bir yolculuktur şiirim.

Önceden yazılmıştır ama kayıt altına alınmamıştır ve dağıtılmıştır dizeler dört bir yana. Kâh bir martının kanadına takılıp denizler aşmış, kâh üstüne zamansız kırağı düşmüş bir bademçiçeğinin taç yaprağına konmuş, kâh annenin dokunduğu yerde, kâh sevgilinin sesindeki özlemde, kâh uzak mezarlarda bitivermiş bir zambağın tomurcuğunda...

Yağmur durduğunda gökkuşağından önce gördüğüm ve ayağa kaldırmak için uzandığım, başını toprağa yaslamış gelincik avucuma bırakıverir birkaç dize. Yüreğimde kuşlar havalanır o an çığlık çığlığa.

Bir dağın yamacında rastladığım çeşmeden, susuzluğumu gidermek için kana kana su içerken suyun avucuma yazdığıdır; silerim çıkmaz.

Bir sokak kedisini severken çıkarttığı seslerin altalta dizilmesidir bazen ve yine onun ardından dökülen gözyaşındadır ve ağlamak kadar güzeldir.

Uzun bir yolculuktur şiir.

Şiir aramaktır.

Bulmak ve kayıt altına almaktır şiir.

Read more...

Bireycilik; Kendine Yabancılaşma

Yaşamak direnmektir… Tüm canlılar için geçerli bir doğa kuralı. Hayatta kalabilmenin yolu mücadeleden, zorluklara göğüs gerip ihtiyaçlara cevap vermekten geçer. Hedefi neslinin devamını sağlamak, varlığını gelecek kuşaklara taşımak olan tüm canlıların asgari yaşam pratiği budur.

İnsan yaşamı ise temelde bu mücadeleyi içermekle birlikte çok daha fazlasını gerektirir. Sadece hayatta kalmak için değil, insanca bir yaşam için, tüm bilgi birikiminin özümsenerek geliştirilmesi ve geleceğe taşınması için mücadele. Çok boyutlu ve kapsamlı bir alan. Ve toplumsallığıyla, bilinçli faaliyetiyle diğer canlılardan ayrılan insanın yine kendi toplumsallığı içerisinde yürüteceği bilinçli bir faaliyeti şart koşar. Ve tabii aynı zamanda yaşamla etle tırnak gibi bütünleşmeyi, hedefe götürecek büyük bir motivasyonu; en genel anlamıyla yaşamaktan zevk almayı gerektirir.

Fakat bu işte bir terslik var. Ya bizim tanımlamamız yanlış ve abartılı ya da gerçek olması gerektiği gibi değil!

Read more...

Vur Yüreğimdeki Çoraklık Gitsin!

R. TAGORE

Vur yüreğimdeki çoraklık gitsin
Vur güçleneyim sevince karşı
Karamsarlığa karşı – hüzne ta kökünden
Bana direnmeyi ver – güçlenmeyi ver
Vur aşkımı daha görkemli kılayım
Vur yoksulluğa – yoksula bin kere evet’im var
Vur dikbaşlar önünde eğilmeyeyim
Güçleneyim günlük yaşamamın üstünde
Vur Sana bin kere evet – yüz bin kere evet.


Download Opera, the fastest and most secure browser
December 2009
S M T W T F S
November 2009January 2010
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31