Friday, June 17, 2011 8:35:43 AM
Hangi seçimi yaparsanız yapın, içinizdeki çocuk kendi hayatını yaşar. Kendi dünyasında var olur ve orada geçirir çocukluk, gençlik ve olgunluk yıllarını. Görmek istemez dünyanın gerçeklerini ya da gerçek addedilen yalanlarını. O sadece içinizde kalmak ister. Öyle ki; ne kırmızı pabuçları ne de dünyanın çevresinde dönen etekleri olur. Sadece ruhu vardır. Bir de düşleri.
Bu çocuk bir kibrit yaktı karanlığın içinde. Kocaman gözleriyle gökyüzü sandığı ruhuma gülümsedi. Tek tek yıldız kondurdu sonra, aynı gökyüzüne. Süzülüp giden Samanyolu bir de.
Bir düş gördü zaman içinde. “Bunu hiç unutma sakın” dedi bir ses düşünde, parmağıyla çizerken harfleri ince bileklerine. “Bu işareti, hiç unutma” dedi yineleyerek sözlerini ve öperken alnımdan gülümsedi, en güzel renkleriyle... Kalbinin üzerine dokunan aynı parmağın ucu ile devam etti ses;
“Artık mühürlendin sen! Hangi yüzyılda açılsa da gözlerin, kalbin artık yalnızca beni görecek. Benim kalbimde seni.”
Bu düş hali hiç bitmedi.
Friday, February 20, 2009 10:31:22 PM
“Kapıyı açtığımda ilk gördüğüm sendin. Üzerinde uçuk pembe bir kazak vardı, içinde beyaz bir gömlek, yakaları dışarıda. Saçların açık ve perçemleri alnına düşmüştü.sarı şeritler vardı saçında, kendi doğallında olduğu her haliyle belliydi. Yan masaya bir şey koymuş ve biraz gergin bir şekilde kendi masana dönmüştün. Kapıyı araladığımı fark ettiğinde bakışlarını çevirmiştin ya hani bana doğru…işte o an sevmiştim seni ilk. İlk görüşte ve ilk bakışında.”
Sarayburnu sahili ılık ılık esiyordu.Bir bankın üzerinde oturmuş denizi seyrediyorduk ve sen bana aldığın hediyeyi veriyordun.Ben ise ne yapacağımı bilemeden hem seni dinliyor hem de verdiğin hediyeye bakıyordum.
Neden?.. dedin.
Neden denemeyelim ki?
Tuesday, January 27, 2009 3:50:59 PM

17 Ocak 2009 Cumartesi
Diliyorum...
Kaç yol vardı önümde bilmiyorum..
Benim seçtiğim yol kaçıncıydı, onu da..
Ama, ayaklarımın beni götürdüğü bambaşka bir dünya vardı karşımda, kapısını bana sonuna kadar açan..
İşte o kapıdan girdiğimde içeri , yaşım kaçtı, ben niye kaçmadım bilinmez..
…
Mel, dünyasından evrene açılan minik bir pencerede izlerken herkesi ve her şeyi, hep içindeki kayıp rengi aradı…
Aklının bir köşesinde, toprağa düşmeyi bekleyen bir damla gibi , kalbine düşmesini beklediği eksik bir duyguyla yaşadı hep.
Neydi bu duygu, bilemedi…
…
Şimdi, üflediği muma bile söyleyemediği bir dileği var…
Ve diyor ki, içinde ki Mel e;
“Senin istediğin her şeyi, ben de istiyorum”