1. FATİHA SURESİ
By غرباء stranger garibmuhacir. Friday, April 23, 2010 10:19:58 AM
Fatiha; giriş, açış, başlangıç demektir. Bir bitki tohumu nasıl o bitkinin dallarını, yapraklarını, meyvelerini ve diğer özelliklerini özünde barındıran bir çekirdek programı ise, Fatiha da Kur’an-ı Kerim’in özü ve özetidir. Peygamberliğin ilk yıllarında indirilmiştir. Bütün olarak gönderilen ilk sure olup, yedi ayetten oluşmaktadır.
Fatiha, Yüce Yaratıcı huzurunda kulun, en içten şükran ve minnettarlık duygularıyla O’na yönelişi, O’nun sınırsız kudreti ve merhameti önünde saygıyla boyun eğişidir.
Fatiha, Allah ile kulu arasında ezelî ve ebedi, şerefli bir kulluk antlaşmasıdır.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla!
Beni yoktan var edip üstün yeteneklerle donatan ve kulluk göreviyle yeryüzüne gönderen sonsuz şefkat ve merhamet sahibi yüce Rabb’imin adıyla, O’nun verdiği güç ve yetkiye dayanarak ve yalnızca O’nun adına okuyor, söylüyorum:
1. Hamd, âlemlerin Rabb’i Allah’a. Her türlü övgü ve teşekküre lâyık olan sadece O’dur. Gerçek anlamda övülmek O’nun hakkıdır ve yalnızca O’na yaraşır. Çünkü kâinatı yoktan var eden, tüm canlıları besleyen, terbiye eden, yöneten ve yönlendiren gerçek efendiniz, sahibiniz, yöneticiniz O’dur. Her varlığı kendi yaratılışındaki hikmete uygun niteliklerle donatan, onları daima iyiye ve güzele yönlendirerek her şeye hedefini ve yolunu gösteren; kulağa duymayı, göze görmeyi, güneşe ışık vermeyi, kelebeğe uçmayı, çiçeğe açmayı, ağaca meyve vermeyi öğrettiği gibi, gönderdiği mesajlarla kullarına doğru yolu gösteren O’dur. O hâlde, bütün iyiliklerin, güzelliklerin kaynağı olan Rabb’inizi tüm kalbinizle överek yüceltmeli, en derin saygı ve şükran duygularıyla O’nun hükümlerine boyun eğmeli ve yalnızca O’na kul olmalısınız.
2. O Rahmandır, Rahimdir. Rahmandır; çok şefkatli, çok merhametlidir. Sizi sizden çok sever, size sizden daha yakındır. O’nun sonsuz rahmet ve şefkati, bu dünyada mümin kâfir ayrımı yapmaksızın herkesi kuşatmıştır. Rahimdir; rahmetini tamamlamak üzere bu Kitabı göndermiş ve onun ışığında yürüyen bahtiyarlara, âhiret hayatında sonsuz mutluluk ve kurtuluş müjdesini vermiştir.
O çok şefkatli, çok merhametli olmakla birlikte, hikmetli ve adaletlidir de:
3. Din Günü’nün mâlikidir. Gerçekleşeceğinde asla şüphe olmayan Yargı Günü’nün mutlak hâkimidir. O gün tüm insanlar yapıp ettiklerinden hesaba çekilecek ve hiçbir iyilik mükâfatsız, hiçbir kötülük cezasız kalmayacaktır. O gün, size dünyada emanet olarak verilmiş olan gücünüz, iradeniz ve tercih hakkınız elinizden alınacak ve ilahî hükümranlık tüm dehşet ve ihtişamıyla tecelli edecektir.
O hâlde ey Rabb’imiz, sana tüm içtenliğimizle söz veriyoruz:
4. Sadece sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz. Yalnızca sana ibadet eder, bütün emirlerine kayıtsız şartsız boyun eğeriz. İyiyi kötüyü, güzeli çirkini, doğruyu eğriyi belirlemede kendimize yalnızca ilâhî ölçüleri rehber ediniriz. Senin buyruklarına aykırı hükümler veren hiçbir güce —kim olursa olsun— asla boyun eğmeyiz. Sadece senden yardım dileriz. Her türlü iyiliğin, güzelliğin senin elinde olduğunu bilir, iznin ve onayın olmadıkça hiçbir dileğin gerçekleşmeyeceğine yürekten inanırız. Dertlerimize devayı, hastalığımıza şifayı, sıkıntılarımıza çareyi ancak sende arar, senden başka hiç kimseden, hiçbir varlıktan medet ummayız.
5. Ey Rabb’imiz! Bizi dosdoğru yola, insanın doğal yapısıyla, duyguları, eğilimleri ve ihtiyaçlarıyla birebir örtüşen, varlık kanunlarıyla tam bir uyum ve ahenk içinde olan o apaydınlık yola, insanlığı hem dünyada hem âhirette mutluluğuna ulaştıran İslâm yoluna ilet.
6. Nimet verdiğin kimselerin, insanlık tarihi boyunca tevhid sancağını elden ele taşıyan Peygamberlerin ve onların izinden yürüyen âlimlerin, şehitlerin, salihlerin yoluna...
7. Gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil ya Rab! Yahudiler örneğinde olduğu gibi, hakikati pekâlâ bildikleri hâlde dünyaya ve dünya nimetlerine tutkuyla bağlılıkları yüzünden ilâhî iradeye baş kaldırarak senin gazabına müstahak olan azgınların ve Hristiyanlar örneğinde olduğu gibi, batıl düşünceleri ve hurafeleri Allah’ın dinine ekleyerek hak yoldan sapan, âhireti kazanma adına dünyayı ve dünya nimetlerini inkâr eden şaşkınların yoluna bizi iletme! Onlara benzemekten, onlar gibi yaşamaktan bizi koru Allah’ım…
Allah’ın Elçisi (s) bu surenin sonunda “Âmin!” yani “Duamızı kabul eyle, ya Rab!” derdi.











maveramavera # Friday, April 23, 2010 2:31:23 PM
güzel düşünmüşsünüz..inşallah hayırlara vesile olur..gerçi burda çok umudum yok benim ama inşallah diyelim..Allah muvaffak etsin.
maveramavera # Friday, April 23, 2010 3:14:31 PM
*Buhârî'nin Sahîhi'nde de şöyle rivayet edilmiştir:
Rasulullah (s.a.v.), Ebu Said b. el-Muallâ'ya şöyle dedi:"Sana öyle bir sûre öğreteceğim ki o, Kur'an'daki sûrelerin en büyüğüdür: diye başlayan Fatiha süresidir. O, Seb'ul-mesânî ve bana verilen yüce Kur'an'dır.[Buharî, Fezailu'l-Kur'an,9; Tirmizî, Sevâbu'l Kur'an, 1]
*Yine ,Ahmed b. Hanbel'in, Müsned'inde rivayet ettiğine göre, Übeyy b. Ka'b Fatiha sûresini Rasulullah (s.a.v.)'a okumuş, bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a andolsun ki, bu okuduğunun bir benzeri ne Tevrat'ta, ne İncil'de, ne Zebur'da ve ne de Kur'an'da indirilmiştir. O seb'ul-mesânî (tekrarlanan yedi âyet) ve bana verilen yüce Kur'an'dır" . Bu hadis-i şerif, Hicr sûresi'nde bulunan "Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi (âyeti) ve bu'yüce Kur'an'ı verdik.[Hicr Sûresi, 15/87] mealindeki âyete işaret etmektedir.(Safvetut-tefasir)
غرباء stranger garibmuhacir # Sunday, April 25, 2010 7:10:10 PM
Hayır olsun inş.Sanki ben de umudumu kaybettim... Kan kaybettik...
maveramavera # Sunday, April 25, 2010 7:14:42 PM
غرباء stranger garibmuhacir # Sunday, April 25, 2010 7:29:09 PM
maveramavera # Sunday, April 25, 2010 7:33:29 PM
bereket değil, cedel getirir diye düşündüm..Herkes az çok yolunu çizmiş.Hadisleri, özellikle hadisleri sohbet konusu edip, laf getirmeyi istemedim.düşündüm,ayrılmak hayırlı olacak gibime geldi.Arada yine yorum yaparız inşallah..
غرباء stranger garibmuhacir # Sunday, April 25, 2010 7:38:43 PM
غرباء stranger garibmuhacir # Monday, April 26, 2010 6:28:21 PM
غرباء stranger garibmuhacir # Monday, April 26, 2010 6:29:52 PM
Konu ve üslup bakımından birbirlerine oldukça benzeyen ve Peygamber (s) tarafından “Muavvizeteyn” (Allah’ın himayesine ulaştıran ikili) olarak adlandırılan Felak ve Nas sureleri, Mekke döneminin ilk yıllarında gönderilmiştir. Felak suresi, adını birinci ayetinde geçen “Felak” (şafak, sabah, tan ağarma vakti) kelimesinden almıştır. 5 ayettir.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla!
1. Ey Müslüman! Tehlikelerle dolu şu hayat yolculuğunda, insanlığa dünya ve âhirette kurtuluş yolunu göstermek üzere de ki:
“Ben, felak’ın Rabb’ine sığınırım. Gönderdiği Kur’an sayesinde inkâr ve cehalet karanlıklarını paramparça eden, böylece aklımı ve gönlümü iman ve Kur’an nuruyla aydınlatan yüce Rabb’imin benim için belirlediği kulluk sistemini bireysel ve toplumsal hayatıma egemen kılarak O’nun himayesi altına girerim. Bunun için:
2. O’nun yarattığı şeylerin şerrinden O’na sığınırım. O’nun yarattığı ve kullanılış amacına göre hem hayır hem de şer olabilecek bütün varlıkları O’nun talimatları doğrultusunda, O’nun isteğine uygun bir şekilde kullanarak dünya ve âhiret tehlikelerinden korunurum.
3. İnsanlığın başına bir kâbus gibi çöken inkâr ve cehalet karanlığının şerrinden O’na sığınırım. Gerek batıl ideolojilerle, gerek din adına uydurulan bidat ve hurafelerle yıkıma uğratılan gönüllerin yeniden iman nuruyla aydınlanması için “Kur’an eğitimi” seferberliği başlatarak her türlü bağnazlığa, cehalete, hurafeye karşı topyekûn mücadeleye girişirim.
4. Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden O’na sığınırım. Cincilik ve benzeri safsatalarla halkı aldatan; birtakım yaldızlı kelimelerle insanların gözünü boyayarak gerçekleri çarpıtan; şeytanî taktiklerle kitleleri uyutarak hakkı batıl, batılı hak göstermeye çalışan “büyücülerden” O’na sığınırım.
4. Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden O’na sığınırım. Cincilik, muskacılık, kâhinlik, medyumluk, falcılık, astroloji gibi safsatalarla halkı aldatan sahtekârların, birtakım yaldızlı kelimelerle insanların gözünü boyayarak gerçekleri çarpıtan sözde bilim adamlarının, türlü yol ve yöntemlerle kitleleri uyuşturup yönlendiren güç odaklarının, şeytanî taktiklerle kitleleri uyutarak hakkı batıl, batılı hak göstermeye çalışan “büyücülerin” şerrinden Allah’a sığınırım.
5. Ve kıskançlığının etkileri ortaya çıktığı zaman, kıskancın şerrinden Allah’a sığınırım. Kin, haset, kıskançlık, çekememezlik ve benzeri ahlâki zaaflara düşmekten ve böyle kimselerin şerrine uğramaktan O’na sığınırım. İnsanı açgözlü bir canavara dönüştüren kin, haset, kıskançlık, çekememezlik gibi ruhsal hastalıkların tedavisi için Allah ve âhiret inancını yaygınlaştırırım. Farklı ırklar, kültürler arasında kin ve nefret duyguları yerine barış ve kardeşlik duygularının egemen olması ve her alanda toplumsal adaletin sağlanması için çaba gösteririm. Ve bu mücadelemde beni başarıya ulaştırması için, tüm kalbimle Rabb’ime yönelir, O’ndan yardım diler ve yalnızca O’na sığınırım.
İşte bunları başarabildiğim takdirde Allah’ın koruması altına girmiş, dünyada ve âhirette kurtuluşu hak etmiş olurum.
Peygamber (s) her gece yatağına girdiğinde avuçlarını birleştirir ve İhlâs, Felak ve Nas surelerini okuyup avuçlarına üfledikten sonra ellerini vücudunun ulaşabildiği her tarafına sürer ve bunu üç kez tekrarlardı.
غرباء stranger garibmuhacir # Monday, April 26, 2010 6:30:28 PM
Mekke döneminin ilk yıllarında, Felak suresinin hemen peşinden nazil olmuştur. Adını, ayetlerin sonunda tekrar edilen “en-Nas” (insanlar) kelimesinden almıştır. 6 ayettir.
Bir önceki surede, insanın hangi tür kötülüklerden uzak durması, Allah’a sığınması gerektiği anlatılmıştı. Burada ise, bu kötülüklerden kendisine sığınılan Allah’ın Rab, Melik, İlâh özellikleri vurgulanıyor ve bütün kötülüklerin kaynağı olan insan ve cin “şeytan”larına işaret ediliyor.
Rabb, terbiye eden, yetiştiren, eğiten, hayatın programını yapan yetkili otorite demektir. Buna göre insanın yaptığı şeyleri ona yaptırtan, yapmadıklarını da yaptırtmayan güç onun Rabb’idir.
Melik ise hükümdar, kral, padişah demektir. Bu kelimenin kökünde, sahip ve hâkim olma anlamı vardır. Varlık O’nun olduğu için, varlık üzerinde yönetim hakkı da O’nundur.
İlâh, kulluk ve itaate lâyık kutsal varlık, yani tanrı demektir.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla!
1. Ey Müslüman! Dünyada ve âhirette kurtuluşa ulaşabilmek için Rabb’ine el açıp yalvararak de ki:
“Ben insanların Rabb’ine, onları besleyen, terbiye eden, yetiştiren, yöneten, yönlendiren ve koruyan Allah’a sığınırım.
2. İnsanların mutlak Hükümdarına.
3. Tüm varlıklara hükmeden, her şeyi kontrolü ve otoritesi altında bulunduran, kulluk ve ibadete lâyık olan biricik İlâh’a, insanların İlâhına.
4. O sinsi şeytanın şerrinden ki,
5. Türlü taktik ve yöntemlerle hakkı batıl, batılı hak göstermeye çalışarak insanların kalbine şeytani dürtüler, kötü düşünceler fısıldayıp durur.”
6. Onlar zannedildiği gibi sadece “cin şeytanlarından” ibaret değildir. Bu şeytanlığı yapanlar hem cinlerden, hem insanlardandır.”
Peygamber (s) her gece yatağına girdiğinde avuçlarını birleştirir ve İhlâs, Felak, Nas surelerini okuyup avuçlarına üfler, sonra da ellerini vücudunun ulaşabildiği her tarafına sürer ve bunu üç kez tekrarlardı.
Mahmut Kısa / Meal tefsir
Garip Kul tahsin33 # Wednesday, November 10, 2010 10:28:38 PM
غرباء stranger garibmuhacir # Thursday, December 16, 2010 10:23:26 PM
HilalGumus # Wednesday, January 5, 2011 4:01:35 PM
غرباء stranger garibmuhacir # Saturday, January 22, 2011 1:39:10 PM
bassant2 # Wednesday, October 26, 2011 10:32:46 AM