Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla

Hayatı anlamlı ve amaçlı kılan Allah'lı yaşamaktır.

Subscribe to RSS feed

Üzülme


Üzülme
Yanı başında açan çiçeği dinle
Bak renk renk elveriyor.
Üzülme,
Nedir ki derdin
Sana verilen onca rahmetten daha büyük mü?
Üzülme,
Bak şu yere göğe
Hepsi senin için
Bir ses ver derinden derine
Huzur mutluluk senin.

Üzülme,
Dağları yerinden oynatamazsın
Yüreğine kara bulutları germe
Nedir sanki kolun kanadın
Sen ne kadar büyüksün
Derdin ne kadar
Şu koca kainatta bir nokta bile değilsin.

Üzülme,
Kirli paslı hatıraları topla
Birbir at kalbinden, zihninden dışarı
Ne kadarda yük ettin
Kelebek kanatlarına kurşun yüklemek niye.

Üzülme,
Seni yoktan var eden Rabbin var
Yokluktan varlığa getiren
Neye muhtaçsın Rabbinden başka
Üzülmek için daha çok erken.

Sıra sıra dizilmiş hayat
Bir yanında birbir türlü yol
Seç yürü hangisini istersen
Üzüntüyü seçmek niye
Niye kendini bir kafese mahkum edersin
Üzülme, varsın gitsin ne varsa
Gidenden daha büyük gelen olacak
Sen üzülme bak şu dünyaya
Rahman ve Rahim Allah
Seni sende daha çok seviyor ya.

(Mayıs 2012 İstanbul)

Canıma Can Katan


Gece gibi sarsam seni
Bırakma bırakma ellerimi
Bir seni sevdim öyle güzelsin
Canıma can katan sensin sevgili.

Haydi kapat gözlerini
Sevgiyle sardığım kollarımda
Ninniler söylensin yüreğine.
Dinle bak bu sessiz geceden
Sana seslenen sevgi sözü geliyor
Seni seviyorum diyor gönlüm
İnan ki bu sözle
Uyuyup, uyanıyor.

(Mayıs 2012 İstanbul)

El-Esmâul’l Husnâ Mustafa İslamoğlu Derslerinden Notlar Ders-60

, ,


Esma Dersleri

Ders 60

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla


El-Varis
Her varlığın üstündeki varis. El-Varis ismini El-Baki ismiyle açıklamak işin doğasına aykırı davranmaktır. Çünkü isimlerin farklılığı anlamlarının farklılığına delalet eder.
Varis ismi insana emeğe saygıyı öğretir.
Genel olarak Esmaül Hüsna ile Allah’u Teala bizi bize öğretiyor. Allah’ın o konudaki mükemmelliğini öğretir. Bunu bilmekle insan o konuda ne kadar yetersiz olduğunu anlar.
Allah’a kalan miras bizzat kendi emeğidir. İnsanlara kalan miras bir başkasının emeğidir. Bütün miras sonunda Allah’a dönecektir. Hakiki varis sadece Allah’tır. En sonunda insana verilen emanetlerin sahibi Allah olacaktır.
Cennet mümine kendi amelinin mirasıdır. Gerçek miras sizin amelinizdir. Emeğe saygı varis ismine imandır. Kişinin yediğinin en hayırlığı eliyle kazandığıdır.
Hiçbir zamir hakiki olarak Allah’ı gösteremez. Doksan dokuz isim Allah’a döner. Allah ismide O zamirine döner. O insan zihninde kişileştirilemez. Zımnen şu demektir sizin zihniniz Beni kişileştiremez.
El-Varis isminin Kur’anda geliş sırası nübüvvetin 10. 12. yıllarına rast gelir. Bu müşriklere bir uyarıdır: Ey Mekke’nin azgınları siz servetin üstünde oturup Allah’a çaka mı satıyorsunuz? bilin ki El-Varis Allah’tır. Müminlere de deniliyor ki: Geçmiş kavimlere bakın onları nasıl helak ettiğimizi görün ve sakın şu içinde bulunduğunuz zamanı ebedi gibi görmeyin.
Gerçek varis hayatı ve ölümü yaratandır. Eğer biri gerçek varis olacaksa ölmesin, ölecekse gerçek varis olamaz.
Allah verdikten sonra elinden çıkmaz. Kul verince elindekini artık onun değildir.
Akıllı zengin kazandığını yanında götürendir.
Piramitler, Surlar insana gerçek varis Allah’tır diyor.
İnfak ile El-Varis ismine iman konusunda doğru bir orantı vardır.
Göklerin ve yerin mirası Allah’a ait olduğu halde niye iman etmiyorsunuz
El-Varis isminin tecellileri
Vahyin nesilden nesile bırakılması
Mal ve servet katıdır. Katı olan dibe çöker. Servet kendini sırtına alanı koruyamaz. Kur’anda servetin sahipsiz kalmasın diye miras ayetleri vardır. Peki servet sahipsiz kalırsa heba olur başa bela oluyorsa ayetler sahipsiz kalır mı? Vahiy varissiz olur mu? Malı ve serveti sahipsiz bırakmazken vahyi sahipsiz bırakır mı?
Bir kısmı vahyin mirasına ihanet etti.
Kimi orta yolda gitti
Kimisi de hayırlarda öne geçti. İşte büyük erdem ve onur burdur.
Hz Peygamberimizin vahye ilişkin sorumluluğu ümmete varis kalmıştır. Nübüvveti ictimai başlamıştır. Artık ümmetin kendisi Resuldür.
Peygamber şahit olmuşsa sizde ümmette şehit olun.
Vahye karşı sorumluluğunu yapmayan herkes bunun hesabını verecektir.
Sakın vahye baba mirası olarak muamele yapmayın.
Vahiyden insan emek verdiği kadar istifade eder.
Hz Yahya ve Hz Süleyman babalarının mirasına, peygamberlik mirasına varis oldular. Onlar oğul oldukları için değil onu hak ettikleri için seçildiler. Eğer saltanat gibi olsaydı bu mirasın devri o zaman Nuh’un oğlu Kenan varis olurdu.
Nebileri Allah seçer, Nebilerin seçimi keyfi değildir. Hiç Allah Peygamberlik gibi büyük emaneti ehil olmayana verir mi? Peygamberlik babadan oğula geçen bir saltanat değildir.
Allah takva ehlidir. Allah sorumlu davranır. Yaptığından hiç kimse hesap soramaz ama Allah sorumlu davranır.
Allah bizzat dosdoğru yol üzerinde olduğunu söylüyor.
Medeniyetler birbirine varis olurlar.
Cennet mümine mirastır.
Vaadinde sadık olan Allah hamd olsun. Cenneti bize miras bırakan Allah’a hamd olsun.

El-Karib

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla


Kişi Allah’a yaklaştıran her şey kurbandır. Çok yakın olan özne. Kendisine çok yakın olunmak istenen.
İbadetlerin şekli kısmı Allah’a yakınlığı temsil etmez. Takvayla yaklaşırız.
Manevi olan maddi olandan daha büyüktür. Akıl manevidir.
Ahiret mi değerli dünya mı elbette ahiret daha değerlidir.
Allah kuluna şahdamarından daha yakındır. Kul kendine yakın olduğunda Allah’a yakın olur.
Allah yaklaşmada Allah’ın göstermediği yaklaşma yolları icat etmemelidir.
El-Karib insanı şirkten korur.
En çok duayı El-Karib ismine iman eden eder.
Allah katında duadan daha üstün bir davranış yoktur.
Kulluğun merkezinde dua vardır.
Kullukta ihlas araçsız kulluktur.
İhlas insanın Allah’la kendi arasına aracılar koymamasıdır. Yüzü suyu hürmetine demek Allah’ın El-Karib olduğundan, en yakın olduğundan şüphe duymaktır. Araçsız Allah’a yalvarmayan El-Karib ismine inanmıyor, Allah’a inanmıyor demektir.
Vahyi takip eden sapmaz. Bizim efendi söylüyorsa bir hikmeti vardır deyemezsin.
Cahiliyenin uzak Allah tasavvurunu yıktı, yakın Allah tasavvurunu yerleştirdi.
Kur’an duayı namaza dönüştürdü.
Namaz kulun Allah’a yaklaşmasıdır.
İnsan adanarak, hayvan kesilerek kurban edilir.
Namaz kurbandır kendisiyle Allah’a yaklaştığımız her davranış kurbandır.
Karib isminin insanda en büyük tecellisi vicdandır.
Vicdan insana Allah’ın konuştuğu yerdir.
Vicdan yalan söylemez ama bastırılır. Allah insana vicdanından konuşur. Fakat insanın gönül kulağı sağır olursa duyamaz.

Hakka Yürüyüş



Yeniden parladı içimde isyan ateşi
Aç kulaklarını tam aklından, kaf dağında geliyor sesleri
Bir yürü bakalım neden bu düşüncesizlik
Hayatına yön veren kim
Sen kimin için neleri feda etmedesin.

Dostluk evet dostluk;
En zehirli yalan nedir bilir misin
İçinde en çok doğru barındıran büyük yalan
O kadar büyüktür ki bu
İnsan aksini düşünemez bile
Çakal sürüleri etrafında leş parçalarken
İnsan açken
Ne düşünebilir
Bitimsiz bir güce dayanmıyorsa eğer;
Tüm değer yargılarını kendini yoktan var eden
Rabbinden almıyorsa insan
İşte en büyük akıntıya kapılır gemisi.

Bir ceviz kabuğu sandalla açık okyanus geçmek ister
Etrafında bir sürü palavra söyleyen tayfa
İleri derler:
"Zevk, dünyevi hayat, mal, mülk işte orda
Senin anlamını gördük biz
Atalarımız gibi sende hadi
Çek küreklerini ey garip
Bitimsiz bir yol var önünde."

Titrer insan
Ağzından heceler dökülür bir bir
La.. kin... ne... dir... bu ha... yat... ın an...la.. mı?
Bu soru batıl tayfanın beynini parçalar
Tek bir cevap vardır
Hayatın anlam ve amacı Allah.

Dostluk diyorlar değil mi
Zamane imamları
Aşk ve dostluk vaazları verip
Bir yayın telinin gerilmesi gibi seni geriyorlar.
Dur düşün nedir bunca hegema içinde değişmeyen
Eskimeyen gerçek.
Elbette tüm değerlerin aktığı
Ahlakın kaynağı Allah.

Ne alaka diyor birileri
Çünkü insanı güya onlar biliyor
Bir tarafta Allah'ın helalleri
Bir tarafta onların
Bir tarafta Allah'ın sınırları
Bir tarafta onların haddi aşmadaki sınırsızlığı.

Daha dün dedim be dostum
İnan ki içimde bin güneş doğdu
Elhamdülillah.
Kimene kimi seversem seveyim
Helalse eğer kim tutar beni
Sınırlarım belli
Kendimin, toplumun sıra sıra putları dizilmişler
Her biri ayrı bir şey söyler
Temelsiz dayanaksız
Kökü olmayan bir çınar düşün ki
O ağaç değil kütük.

Sal köklerini Hz Adem'den
Hz Muhammed'in getirdiklerine
İşte beslendiğin kaynak
Eskimeyen yeni bu
Sev dostum biliyor musun
El-Vedud Allah en çok seven
En çok sevilendir,
Elhamdülillah.

(Mayıs 2012 İstanbul)

Sırrın Çözülsün



Eğil be dostum şu suya bir
Nasıl akar hiç kir tutar mı
Akan su gibi ol durmadan devril
Gerçekten sevene kıyan olur mu?

Zannetme teslim ol her şeyine
İki dinle bir söyle
Zaman zaman yüreğin yansın sevgiyle
Ama ben kimim ne istiyorum, bin düşün bir söyle

İnsanın kalbinde zihninde çelikten bir kap
Bu sırrı delmek kolay olmaz ki
Acının şerbeti dökülmek ister
Ağır ağır akar çözülür sırrı
Binbir müsibette bin öğüt gizli.

Sanma bol keseden atan biriyim
Gönlümün yangını var içeriden
Nasıl bir şey inan bilirim
Yandıkça yükselip göğe ererim.

Sandım ilk önceleri hep yalandır o
İçerden binbir pazarlık yapar
Böyle düşünceler sarmışken beni
Kendimi görmedim bu kör dumanda
Hata mı bilmedim yandım onunla.

Bir gün döndüm kendi içime
Neyin eksik neyin fazla kim bilir
Seni Yaradan Allah'tan başka
Kadere kazaya kim sebep olur.

Elbet dedim bunda bir hayır
Yanlışlarımı görmek için sebeptir
Bu büyük lutfun peşindeyim ben
El-Rakib, El-Hallak Rabbim diyerek.

(Mayıs 2012 İstanbul)

Dertli Gönül Neylesin



Neyle derinden söyleştim bu gün;
Anlat dedim, neydi derdin,
Bu kamış içinden yükselen sesin,
Seni yanık yanık inleten ney
Neydi söyler misin?

Ney eğdi boynunu
Ağırdan bir nefes çekti
Buruk acı bir sesle inledi için için...
Ağlayan bir nağmeydi bu ses
Ney çağladı
Hışırtılı bir rüzgar esti eskiden
Ve anlattı Ney
Ta hikayenin en başından.

Yalın bir başına salınırken sazlıkta
Gördü kendi gibi ince narin bir kamış
Öyle güzeldi ki kuğu gibi
Boynu ince sesi billur
Suya değiyordu rüzgar estikçe
Saçlarını yıkıyordu sanki güzel sesiyle.

Derinden bir iç çekti
Salınıp değmek için ellerine
Kolaydı belki bir küçük esneme
Ve değdi gövdesi neyin
Tam o an gürledi gök
İrkildi güzel
Ve baktı ki bu koca kamış Neyin nesi
Sandı ki bir serseri kamış
Salındı birden öbür yana
Sanki hiç yokmuş gibi.

Bizim kamış üzüldü
Düştü yaprakları omuzlarına
Ve döndü içine dedi ki
Kesilsin varsın gövdem
Buralardan duramam ben.

Evet kesildi gerçekten o sulak yerden
Ve gövdesine delikler açıldı.
İçine sıkışan onca sevginin akması içinde sanki
Dağlanan yüreğinden taşan nağmeler için
Bağrı delindi Neyin
Ve yanık bir ses oluştu onda
Ney artık dertli dertli inleyen bir sesle
Hüzünlü arı sesler çıkaran bir aşıktı şimdi.

(Mayıs 2012 İstanbul)

El-Esmâul’l Husnâ Mustafa İslamoğlu Derslerinden Notlar Ders-55


Esmaül Hüsna
Ders 55
Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

El-Vehhab
Karşılıksız veren, bağış yapmada eşsiz ve benzersiz olan, verdiklerinin hiçbirisine bedel beklemeyen.
Türkçe de hibe sözcüğüne karşılık gelir. Vermek herhangi bir şey beklememek.
Hz İbrahim’e İshak’ı Allah hibe etmiş. Bu manadaki kelime ilgili ayette geçmektedir.
Hz Zekeriya’nın duası Rabbim bana tertemiz bir yavru hibe et.
Hz Meryem’in duasında Hz Davud’un duasında kedi arzusuyla elde edemeyeği bir şey vardır. Yasayı aşan bir yolla hibe edilmiştir.
Hz Davud’a hibe edilen ne? Hz Davud bir çocuk istemedi, hikmet ve hüküm sahibi bir çocuk istedi.
Hibe Hz İbrahim, Hz Zekeriyaya, Hz Davut’a verdiği olağan dışı nimete dalalet eder.
Hibe mülkün olacak şekilde vermektir. Hibe ile hediye arasında fark vardır. Hediye vermede bana yakın olsun beklentisi vardır. Allah’ın böyle bir beklentisi yoktur.
Hibe haramdan da olabilir. Nimet özünde iyi olandır.
Verenler içinde ene yüksek veren ve sürekli verendir. Her nefis Allah’ın hibesidir.
Kur’anı Kerim de Vehhap kökünden ne kadar isim ve fiil geliyorsa hepsi Allah için gelir.
Her bağışçının bağışladığı Allah’ın verdiğidir. Allah dışında birini öven aslında Allah’ı över. Ekmeğe değil ekmeği verene teşekkür et.
Veren Allah’ın hibesi, verdiği Allah’ın hibesi, verme isteğini vermesi Allah’ın hibesi, vereceğim ihtiyaç sahibini veren Allah.

El-Esmâul’l Husnâ Mustafa İslamoğlu Derslerinden Notlar Ders-56

,


11 Mart 2012
Esma Dersleri

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

El-Kahhar

Daima yenen hep boyun eğdiren. Kendisine dikleneni ezen ama kendisi hiç kimsenin ezemediği kainat bir araya gelse kimsenin galebe çalamadığı özne.
Araplar balyoz kıran taşı aynı kökten bir kelimeyle anlatırlar. Allah’ın hatrını birisi kırmaya kalktığında kendisi kırılır.
Kahr sahibi olan nesnesinin gönüllü olup olmadığına bakmaz.
Kahhar olandan intikam alınamaz. Onun kahharlığı arkasından rahmet ve lutuf vardır. Kahrını lutfu için kullanır.
Kahhar ismi Kur’anda zati bir isim olarak gelmez. Terkip olarak gelir. Zatına değil fiiline dönük olarak gelir. İsterse bu fiilini çalıştırır isterse geri çeker.
Kahhar varlığa boyun eğdiren genel manasını taşır.
Allah kahretsin demek, aslında Allah boyun eğdirsin demektir. Bu mana kaymasına uğramıştır. Allah kahretsin demek Allah aklını delillerle ikna etsin, sen ikna olmuş olarak boyun eğ. Allah bir aklı deliliyle boyun eğdirdiğinde kahhar sıfatıyla boyun eğdirmiştir.
Kahhar ismi kitaptaki ve yeryüzündeki ayetlerle tecelli eder. Bu aletlerle Allah insana boyun eğdirmiştir. Kainattaki ve kitaptaki ayetler insana boyun eğdiren aletlerdir.
Allah’ın kahretmesi o şeye boyun eğdirmesidir.
Allah’ın kahhar ismi yeryüzündeki kanunlarıyla tecelli ederken insanda kahhar isminin tecellisi insanın iman ve iknayla boyun eğmesidir. Zorlamanın hiçbir türü dinde yoktur. Allah hem irade ve akıl verir hemdi verdiği iradeye saygısızlık eder mi? Elbette etmez. Allah insanın iradesini serbest olarak kullanmasını ister.
Beni Nadiroğulları Medine’den sürüldüklerinde onların yanlarında olan ve daha önce evlatlık olarak verilen Medinelilerin çocuklarının durumu soruluyor. Bunun üzerine Peygamberimiz onlar ehlikitaptır Müslüman değildi o çocukları siz alın buyurmuyor, çocuklara sorulmasını onlar neyi isterlerse öyle davranılmasını istiyor.
Kahhar ismi kainatta tecelli etmeseydi kainatın düzeni bozulurdu. Bütün her şey bir merkez etrafında döner. Allah’ın müdahalesiyle bu düzen bir kaos oluşturmaz her şey Allah’ın iradesine boyun eğmiştir.
Allah kendi gücüne boyun eğmez, kendi gücüne de boyun eğdirir.
Zuhruf 36. ayette mana olarak kim Rahman’ın zikrine yamuk bakarsa onu şeytanın uydusu ederiz.
Taş ve demir karşılaştığında kahhar sıfatı demirde tecelli eder. Demirle elmas karşılaştığında elmas da tecelli eder. Elmasla elmas karşılaştığında kahhar ismi gene başka bir şekilde tecelli eder.
Kahhar ismi Kur’anda altı yerde geliyor. Hepside Mekki surelerde geliyor. Mekke gelmesi müminlere teselli müşriklere bir tehdittir. El-Vahid ve El-Kahhar birlikte geliyor. Yani ey kulum Bensiz hesap yapma eğer yaptığın hesapta Allah yoksa o zaman kahhar ismi tecelli ediyor.
Bütün bu gelen ayetlerdeki mana boyun eğdirmektir. Tüm Kahhar isimleri Nübüvvetin 9, 10, 11.yıllarına rastlar.
Zımnen denilmektedir ki Peygamberimize Ey Nebi alemlere rahmet olarak gönderildin fakat öyle bir zaman gelir ki bir metre kare sığınacak yer bulamazsın. Ve bittim ya Rabbim dersin. Böylece anlarsın her şeyin sahibi Allah ve boyun eğersin o zaman.
Öyle bir olgunluğa erilir ki Peygamberimiz bir gün bir savaş için binecek hayvanı olmayan bir sahabe geliyor ve binecek hayvanı olmayana bir şekilde bir hayvan buluyor sonra diyor ki Allah gönderdi bu hayvanı sana sen Allah’a şükret. Bu hayvan için bana teşekkür et demiyor. Tamamen boyun eğmişlik ve her şeyi Allah’lı görmek düşünmek bu olsa gerek.
Kur’anda ey habibim hitabı yoktur. Ey Muhammed, Ey Rasulüm hitapları vardır. Böyle demeyip de Kur’anda olmayan Ey Habbim diye hitap etmek Allah’ın verdiği kıymete kanaat etmemektir. Allah bir şeye verdiği değeri azalttığın zaman ya da yükselttiğin zaman problem çıkar.
Peygamberimize Sen sadece bir uyarıcısın zorla boyun eğdirici değilsin.
Vahid ve Kahhar olan bir tek Rabbi yoksa hiçbir şeye gücü yetmeyen bir çok Rab mi daha iyidir. Hz Yusuf bu şekilde zindandaki arkadaşlarına ders veriyordu.
Vahid ve Kahhar olan Allah kul için hayırlıdır. Kahhar olan Allah kulun rakibi değildir. Kahrı bile rahmeti için kullanır.
Bir kulu Allah’ın otoritesine ortak etmek şirktir.
Kahhar ismiyle tecelli ettiğinde aslında gene rahmet etmiş olur. Lut kavmini helak eder daha fazla atmamaları için ve daha sonrakiler için bir öğüttür. Nuh kavmini helak eder ve sakın böyle dua etme diye Peygambere öğüt verilir.
Meleklerin Adem’e secde etmesi Kahhar isminin tecelli etmesidir.
İradesiz varlıkların iradeli Ademe boyun eğmesidir. Allah eşyayı insana boyun eğdirdiği için, eşyaya kahhar ismiyle tecelli ettiğini için eşyayı kullanabiliyoruz. Allah insana sen güçlü değilsin, sen sınırsız değilsin denir. İnsan uykuya boyun eğer. İnsana tecelli eder insan açlıkla boyun eğer. Ölüm kahhar isminin tecellisidir.
Kahhar ismine mazhar olan insan şehvetine kahhar olur, şehvetine boyun eğdirir. Öfkesine kahhar olan öfkesine yenilmez. Şeytana kahir olan şeytanı kahreder şeytana boyun eğdirir.

El-Müntekım.

Kişiye yaptığının acısını tattıran. Uğradığı zarara eş değer bir zarar vermek kısastır. Kısasta hayat vardır.
Allah’tan korkmak Allah’ın sevgisini kaybetmekten korkmaktır. İnsanın korkusunu istismar etmeyen tek varlık Allah’tır.
Namaz, oruç, hac gibi Allah’a karşı yapılan ibadetlerde bir dünyevi ceza yoktur.
İnsan büyük zülumle karşılamadan Allah’ın El-Müntekim ismini anlayamaz. Allah intikam anlamına gelen bu ismi doğrudan almıyor. İnsanlar yaptıklarının karşılığını görür. İmana ceza biçen yaptığının karşılığını görür.

El-Esmâul’l Husnâ Mustafa İslamoğlu Derslerinden Notlar Ders-58

,



Ders-58

El-Kaim

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla


Yönetmede sebat eden işini sonsuz şekilde yapan. Bir işe girişmek bir eyleme girişmek kök manasına gelir. Namazı ikame edin namazı ayağa kaldırın emri vardır. Kur’anda namazı ikame edin demek namazı ayağa kaldırın ki namazda sizi ayağa kaldırsın demektir.
Erkeklerin kadınlar üzerindeki koruyup gözetlemesi fıtrattan gelen bir görevlendirmedir.
Sıratı müstakim doğru yoldan sapmaya izin vermeyen yol demektir. Bu manayı Kur’an kavram olarak almıştır. Eğer insan sapmayı ısrarla istemezse Allah kulun sapmasına izin vermez.
İşinin başında olan işini ihmal etmeyen, Rabliğini ihmal etmeyen, hallaklığını ihmal etmeyen, ne kadar sıfatı varsa hiçbirini ihmal etmeyen bir Allah.
Rad 33. ayette El-Kaim ismi geliyor. Mekke de dokuzuncu yılda geliyor.
Deniliyor ki ey Muhammed Allah işinin başındadır seni unuttu sanma.
Mekke’yi acı okulu yapmak Allah’ın işinin bir parçasıdır. Acının okulunda okumayan tatlıyı hak eder mi?
Allah her nefsin üzerinde kazandıklarıyla kaimdir.
Sürekli işinin başında olan zat Allah değil mi?
İnsanların kazandıkları üzerinde sürekli kaim olan Allah değil mi?
İnsan yaptıklarıdır. Allah niyetlerimizi görüyor ama yaptıklarımıza not veriyor.
Her kişi kıyamet günü her yaptığı hayır ve şerri görür. Sonrada Rabbinin rahmetinin büyüklüğünü görür.
Kaim olan Allah’ın tecellileri
İlk emir kalk ey kulum.
Ey sırtına dağlardan ağır yük yüklenen Nebi geceleyin kalk. Gece ayakta kal. Alemlere rahmet olmak için kalkmak lazım.
Sebe 46. Deki Size tek bir öğüdüm var:
İster tek başına ister başkalarıyla beraber olun
Asla Allah’ın huzurunda olduğunuzu unutmayın.
Mümin bilinçli olduğu her an kıyamdadır.
Namazda Kaim isminin bir tecellisidir.
Kur’an okumak için kalktığın zaman Allah’a sığın. Namaz kılmak için abdest al emri vardır ama Kur’an okumak için abdest şartı yoktur.
Namazda kıyam dağların, rukü hayvanların, secde bitkilerin halini temsil eder.
Kıyam bedenin en aktif halini temsil eder. Bedeniz pasif haldeyken bile ruhunuz aktif olabilir. Allah’ı unutmayın siz yatsanız bile imanınız ayakta olur.
Yanları üzerine yattıklarında Allah’ı zikrederler. Zikir sürekli Allah kaygısı olmasıdır. Siz benin anın ki Allah da sizi ansın.
Gerçek felaket senin Allah’ı unutman değil Allah’ın seni unutmasıdır. İnsan kendini unutursa Allah’ı unutur.
Kaimin tecellisi için istikamet sahibi olmak gerekir. İstikamet sahibi Allah’tır. Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Sen isteyince Allah sana yardım eder.
Kıyamet hesap günü olarak kullanılır. O zaman kıyam halinde olacak herkes o yüzden kıyamet deniliyor. Hakimi Allah olan mahkeme de kim yatabilir.


Eş-şehid

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla


Tanık olmak orada olmak, tanık olduğunu haber vermek anlamlarına gelir.
Orada hazır bulunan şahit olur.
Şehidin çoğulu şühedadır. Şehadet kesin tanıklık demektir.
Bir hesap günü varsa her şeye şahit olan biri vardır demektir.
Şehit olan Allah’ın şahitliği en yücedir.
Her şeye şahit olan bir Allah’a inanmak. Allah her şeye şahittir.
Burçlar sahibi göğe yemin olsun,
Burçlar sahibi gök şahit olsun demektir.
Allah’ın hoşlanmadığı bir şey yapacaksan kendine bir başka gök bul bakalım.
Vaad edilen gün şahit olsun bakalım.
Tanık ve sanık şahit olsun.
Kur’anda üzerine yemin edilen her şey şahittir. Kur’anda şunlara yemin edilir.
1-Kainata dair unsulara yemin edilir.
2-Zamana dair unsulara yemin edilir
3-Yeryüzündeki dağlara, denizlere vb şeylere yemin edilir.
4-Kıyamette vaad edilen hesap gününe yemin edilir.
5-Vahyin üzerine yemin edilir
6-Öğrenmeye dair unsurlara yemin edilir.
7-Yaratılışa dair unsurlar
8- İnsana dair unsurlar
9-Vahyin indiği mekana dair unsurlar.
10- Şahitliğe dair unsurlar
Allah’ın yaratmış olduğu bir varlığa yemin edilmesi onun kıyamet günü şahit olarak ağırlanacağına delildir.
Cansız varlıklara şuursuz muamelesi yapma. Ey insan sen yaratılanların şahitliğini atlatamazken Yaratanı atlatmaya kalkışmasın.
Allah’ın şahit olması yetmez mi?
Biz ayetlerimiz kainat kitabında ve insan kitabında da göstereceğiz ki onun hakikatin ta kendisi olduğu anlaşılsın.
İslam ahlakı eylem ahlakıdır.
Her şeyinize dikkat edin eylemlerinize daha çok dikkat edin.
Yaşamasını bilmeyen delikanlıyı ne uğruna öldüğünü bilmeden ölümün kucağına attılar. Ve buna şehitlik dediler. Kim hangi yolda yaşarsa o yolda ölür. En büyük şehit kimdir?
En büyük şehit Hz Muhammed’dir. Onları şehit kılan ölmeleri değil olmalarıdır.

El-Esmâul’l Husnâ Mustafa İslamoğlu Derslerinden Notlar Ders-57

,


25 Mart 2012
Ders 56

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

El-KEBİR
El-Kebir diyen aslında kendini büyütür. Allah’ı büyükleyen kendini bilendir. El-Kebir diyen kendini bilmiş kendi küçüklüğünü bilmiş olur.
Rabbinle bağlantını sağlarsın, Rabbine yaklaştıkça kendin büyürsün.
Allah’u ekber demek El-Kebir isminin tecellilerine mazhar olmaktır.
Manevi nimetler maddi nimetlerin tadını belirliyor. Maneviyatımız maddiyatımızdan daha büyük daha güçlüdür.
Görünmeyene sabretmeyen görünene şükretmez, görünmeyen daima büyüktür. Allah’u ekber diyebilmek büyük bir nimettir. Her Allah’u ekber Allah’ın bir nimetidir. Çok söylemek bunu dile getirmek bir nimettir.
Allah’ın büyüklüğünü bilen kendi küçüklüğünü bilir. Kendi küçüklüğünü bilen kendini bilir. Şahadet etmesi için insanın kendini bilmesi gerekir. Kendini bilen Rabbini bilir.
Allah şahsiyetimizi toplamak için esmasını nazil eden Rabbe binlerce kere hamd olsun.
O her şeyden büyüktür demek bir varlığa kıyasla büyük demek değildir. Allah tek büyük hep büyüktür.
Kibir Allah için kullanıldığında müsbet insan için kullanıldığında menfidir. Kibir önde giden, görünen anlamına gelir. Büyüklüğünde hiç şüphe olmayan bunda hiçbir eksiği olmayandır.
Esmaül hünsayı omuzlanan insana yetersizliği bildirilmektedir. İnsan haddini bildikçe büyür. Kim tevazu gösterirse büyür, Allah’a en yakın olduğu an insanın secdede olduğu andır.
Müstekbir büyüklenen firavun, Nemrut gibileridir. Mustazaflar isen Hz Musa, Hz İbrahim’dir.
Sahabe demek Peygamberimizi gören değil Peygamberimizle dava arkadaşı olandır.
Ey insanoğlu Allah’tan rol çalmaya kalkma. Kebir olmaya kalkmayın ey firavunlar ey Nemrutlar.
El-Kebir ismi Kur’anda tek başına gelmiyor. Mutlaka bir başka isimle birlikte geliyor. Mekke döneminin 9-13. yıllarında gelmeside ayrı bir mana taşıyor. En acılı yıllarda geliyor bu isim. Acı çeken ızdırap çeken insanların kör kuyudan çıkmak için Kebir ismine tutusunlar deniyor. Anı mutlaklaştırmayın, Allah’ın büyüklüğü karşısında bütün acılar ne kadar küçüktür.
Aliy ismiyle birlikte geliyor
Bir yerde mütahal ismiyle birlikte geliyor.
Allah her dişinin karnında ne taşıdığını neyi ne kadar artırdığını bilir.
Allah ölçüsüz iş yapmaz. Allah her zaman ölçülü ve tartılı iş yapar. Ey insan sen neden ölçüsüz iş yapıyorsun.
O ölçüyü koyan Allah bilinen ve bilinmeyen Alemin Alimidir.
Tüm şirklerin Allah’ın büyüklüğü ile problemleri vardır. O her türlü benzetme ve kişileştirmelerden münezzehtir. Onların söylediklerinden çok beridir.
Şirk Allah’ın mutlak büyüklüğü ile sorunu olanların hastalığıdır.
Onun izni olmadan hiçbir şefaat edemezler.
Allah hakikati söyledi zira o El-Aliy El-Kebirdir.
Şefaat konusunda bir şey icad eden Allah’ın büyüklüğü konusunda problemi vardır.
Allah’tan başkasının kayıracağını söylemek Allah’ın büyüklüğü ile sorunu vardır.
Tekbir üç türlüdür. Kalbin, aklın ve dilin tekbiri. Tasdik etmek, iman kalbin tekbiridir. Aklın tekbiri kainat kitabını okumak ve ondaki hikmeti bilmektir. Dilin tekbiri Allah’u ekberdir.
Rabbine gelince O’nu tekbir et.
Namazın içinde birçok emri birden yapıyoruz. Tekbir insanın acziyetini anlatır.
İnsanın büyümesi ancak Rabbini tekbir etmesiyle olur.
Düğünümüzde, cenazemizde tekbir getiririz. Sevincimiz üzüntümüz tekbir iledir.
Bayramlarımızda deriz ki Rabbim sevincim senden bağımsız değildir.
Ya Rabbim ölümü sensiz atlatamam.
Şaşırdığımızda söyleriz bu Allah için çok kolay olduğunu söyleriz.
Allah’u ekber deriz şaşırdığımızda, üzüldüğümüzde, sevindiğimizde. Çünkü bu Allah’tan, Allah ile ben bunu karşılarım deriz.
Allah aklımda bana kimse lades yapamaz çünkü Allah aklımda demiş oluruz.
O’nun büyüklüğü ile başlayan, bu bilincle yapılan ibadetler ibadet olur.
Allah tek büyük hep büyüktür.
İnsanlar yokları sayarlar, halbuki Allah’ın verdiklerini saymaya kalksalar baş edemeyeceklerdir.
Tekbir eden insan kendini Rabbine bağlayarak Rabbinin kendini büyütmesini isteyen insandır.
Allah’u ekber demek Allah’ın büyüklüğü tüm günahlardan büyük demektir.
Allah’u ekber demek kara gemi yapmaktır.
Allah’u ekber demek İsmail olup emredildiğin şeyi yerine getir ey babacığım deyip başını bıçağın altına yatırmak demektir.
Lut olup arkana bakmamaktır.
Şu kainat El-Kebir isminin tecellisidir.

EL-MÜTEHAL

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

Aşkın varlık, mutlak aşkın.
Tek Rad suresinde geçer bu isim.
Mekke döneminin 9. yılında gelmiştir.
Allah kimsenin müdahalesinden zarar görmez. Allah insanın kendisine zarar vermemesi için müdahale eder.
Birine irade vermek bir risk üstlenmektir.
Gölge olma başka ihsan istemem demek şahsiyet olmasını istemektir.