I remember hearing this track on the radio more than 10 years ago, only once. It has been in my mind eversince. I found it on the net.. it lifts up the spirit.
Introverted (I) 57.14% Extroverted (E) 42.86%
Sensing (S) 52.38% Intuitive (N) 47.62%
Thinking (T) 63.89% Feeling (F) 36.11%
Perceiving (P) 50% Judging (J) 50%
Your type is: ISTP
ISTP - "Artisan". Impulsive action. Life should be of impulse rather than of purpose. Action is an end to itself. Fearless, craves excitement, master of tools. 5.4% of total population.
Thanks to a very sweet friend for sharing this with me.. I like the illustrations!! ^^
Be happy Show up Follow your heart Find a new perspective Have a sense of wonder ...Find people you love Set goals Help others Dance Pamper yourself Face your fears Go to a museum Exercise Limit television Get in touch with nature Lighten up Get a good night sleep Read books Buy yourself flowers Don't compare yourself with others Don't beat yourself up Be open to new ideas Don't focus on negative thoughts Focus on creating what you desire Make time just to have fun Keep the romance in your life Make a gratitude list Love your mother earth Want what you have
Yasemin Pulat - Sana Yazdım
Karda, kışta, zorda; baharında yazında mevsimin, sana açtım çiçeklerini içimin,
hep sana soldum sonra…
Hep sana üşüdüm ayazında bu aşkın, ben bu şehrin yağmurundan hep sana
aktım…
Sana doldu gözlerim şarkıların en acıklı yerlerinde;
sana bağırdım avaz avaz, sana sustum…
Seni düşündüm yarımında, eksiğinde zamanın;
sana küstüm kimse bilmeden, kimse bilmeden seninle barıştım.
Ben bütün papatyaları sana yoldum!
Bildiğim bütün küfürleri sana ettim.
Sana yandım, sana soğudum, sana söndüm.
Ben bütün yollardan sana gittim, sana döndüm…
Ben hep sana yazdım ya, bütün soru işaretlerini, bütün virgülleri, bütün ünlemleri, bütün noktaları sana koydum.
Sana açtım bütün parantezleri, bütün parantez içlerini seninle doldurdum.
Ben sana, ben hep sana, ben bunu da sana yazdım…
Ben sana yazarken her şeyi, sen başka baharında mevsimin, başka zamanında hayatın, başka düşlerin, başka kolların, başka acıların koynunda, yatağında en arsız sevişmelerin; ben sana durdum ayakta, sana düştüm…
Sana saydım yok oluşlarımı ve yeniden doğuşlarımı.
Ben bütün yaralarını içimin, sana sardım…
Sana topladım dağılan parçalarımı dağıldıkları yerlerden; sana hastalandım sana
iyileştim.
Sana fırlattım oklarını hayallerimin; seni hedef aldım, seni ıskaladım, seni
vurdum, sana kızdım, seni affettim. Sana içlendim, sana sabrettim; ben sana, ben hep sana, yine sana yazdım.
Ben sana yazdım ya her şeyi; aşkı, ayrılığı, en karasını cümlelerin, en kanlısını, en ihtiraslısını, en yaralısını, en acısını hatta en ağırını.
Ben uyutmak için bazen içimin canavarlarını, bozmak için aşkın kara büyülerini, yakmak için bazen sana ait kelimelerini dilimin, tuz basmak için tenimin senden kalan yerlerine; uyuyabilmek için, uyanabilmek için, unutabilmek için, unutamamak için, acıtmak için bazen senin de canını, sana yazdım…
Var olmakla yok olmak gibi, kaçmakla yakalanmak gibi, iyiyle kötü gibi, melekle
şeytan gibi, atmak gibi kendi uçurumlarından kendini ama ölmemek gibi, ölememek
gibi.
Aşk; ne karmaşık bir şeydi…