Noel Babaya Geliyorum...
Monday, 31. December 2007, 18:21:03

“Memleketimize, herhalde, Beyoğlu’ndan giren, Haliç’i atlayarak Fatih’lere, Aksaray’lara, sonra Rumeli’ye ve Boğaz’ı aşarak önce Kadıköy’lere, Moda’lara ve sonra Üsküdar’lara ve oradan Anadolu’ya geçen bu bunak neyimiz olur: Babamız mı, dedemiz mi, amcamız mı, yoksa Avrupalılıktan pirimiz mi?
İstanbul’un Tepebaşı’ndan Adana’nın Tepebağı’na kadar her yeri bilen, her yere uğrayan bu moruk kimdir, necidir?
Bir resmine bakarsanız Havarilere, öteki resmine bakarsanız Rasputin’e benzeyen bu iskambil papazı, aramızda nenin nesidir... Bunu hiç merak ettiniz mi?
Siz bırakın da ben söyleyeyim onun kim olduğunu: O Haçlı Seferlerinden kalma bir kılınç artığıdır. O zaman silahla giremediği yerlere, şimdi beyaz sakalıyla saygılar ve sevgiler toplayarak girebiliyor.
O evimize girerken eşeğini kapımızın halkasına bağlayan bir Piyer Lermit’tir... Kardeşlerini Mukaddes savaşa hazırlamaktan geliyor.
O, adıyla sanıyla bir misyonerdir ki, şu memlekette ocağına incir dikildikten sonra, kılığını değiştirmiş... ve bizi avlamaya, kucağında getirdiği oyuncaklarla en can alıcı noktamızdan; çocuklarımızdan başlamıştır.
Bu cömertliğinin karşılığını istemeyecek mi sanıyorsunuz, fedakârlığının sebebini düşünmediniz mi?
Bırakın onun hakkından ben gelirim: İşte sakalını çekince gördünüz... Sakalı elimde kaldı ve altından Lüsifer çıktı.
Bilirsiniz ki casuslar da kıyafetlerini ekseriya böyle değiştirirler. Bu, mezar beğenmeyen hortlağa ya mezarını gösterin, yahut bırakın: Haç’ında çarmıha gereyim onu.
Tehlikeyi sezer de kendiliğinden gitmeye kalkarsa çıkarken ceplerini yoklamayı unutmayınız: Muhakkak bir şeyimizi çalmıştır.
ARİF NİHAT ASYA
Merhum Arif Nihat Asya'yıda Rahmetle Anıyorum.














pipares # 4. January 2008, 06:00
Bırakalım sarılsınlar babalarına!
Muhibbi # 10. January 2008, 23:32
pipares # 11. January 2008, 03:14
thealko # 2. February 2008, 20:44
Çok ayıp!
Problem olan Noel Baba mI gerçekten? Yoksa çocuklarınıza bile adını verdiğiniz İsa mı? Hz.İsa denilir sonra da onun izinden gidenler için "nesebi belli olmayan" sıfatı yakıştırılır!
Ne kadar da çelişkiler içindesiniz!
pipares # 3. February 2008, 10:23
Hakan ALBAYRAK'ın yazısı...
Her tarafta "Noel Baba" müsveddeleri, "Kristmıs" ağaçları… Kurban Bayramımız nasıl mübarek olacak, bilemiyorum. İki sene evvel bu Hıristiyani atmosferi eleştirmiştim de, bir internet haber sitesindeki arkadaşlar beni farklı hayat tarzlarına tahammülsüzlükle suçlamışlardı.
Gene yazıyorum, gene suçlasınlar:
Türkiye, her şeyden evvel, diyar-ı İslam'dır kardeşim!
Hıristiyan kültürünün bu ülkede bu kadar baskın olması anormaldir kardeşim!
Kurban Bayramı'nın "Noel Baba" ve "Kristmıs ağaçları" ile gölgelenmesine isyan ediyorum kardeşim!
* * *
Hıristiyan vatandaşlarımız sakın üzerlerine alınmasınlar…
Dinlerinin gereğini yapmaları, kültür ve geleneklerini yaşatmaları, aziz olarak gördükler Nikolay'ı yâd etmeleri tabiidir Hıristiyan vatandaşlarımızın.
Hıristiyan evlerinde, Hıristiyan mabetlerinde, Hıristiyan mahallelerinde elbette Noel'in gelişini müjdeleyen bir atmosfer olacak.
Ama Ankara Kocatepe Camii'nin altındaki Beğendik mağazasında Kurban Bayramı'nı unutturacak kadar yoğun bir Noel dekorasyonu görünce fena halde asabım bozuluyor.
Bugüne kadar sadece bir (1) Hıristiyan'a rastladığım Eryaman'daki bir alışveriş merkezinde "Aziz Nikolay" kılıklı adamların Kurban Bayramı arefesinde çocuklara şeker dağıtarak kültürel bir şizofreniye yol açmaları fena halde asabımı bozuyor.
Bunu içime sindiremiyorum.
İnşaallah hiçbir zaman da sindiremeyeceğim.
* * *
Acayip bir şey…
- Adın ne?
- Mustafa.
- Peki bu kılık ne?
- Noel Baba, yani Aziz Nikolay.
- Çocuklara niye bu kılıkta şeker dağıtıyorsun?
- Onları sevindirmek için.
- "Mutlu Noeller" de diyor musun?
- Yok canım! Bu çocuklar Müslüman. Noel'le işleri olmaz.
- Peki "Noel Baba"yla ne işleri var?
- Ne bileyim işte… Şirinlik olsun diye bu kılığa girdik…
- Şirinlik olsun diye mi İslam kültürünün canına okuyorsunuz?
* * *
Düşünsenize:
Kurban Bayramı'na "Noel Baba" ve "Kristmıs" ağaçlarının gölgesinde giren çocuklarımız, ileride, "Babacığım, anneciğim, bayram geliyor diyorsunuz, peki Noel Baba ve çam ağaçları nerede?" diye sorabilirler.
Rahman ve Rahîm Allah, sonumuzu
hayreylesin.
NOT: Çok sevdiğim ve yüzünden nur saçan İsa lar tanırım elhamdülillah.
thealko # 3. February 2008, 19:38
Ben Hakan Albayrak'ın yazısına, düşüncelerine, isyanına karşı değilim ki! Son derece güzel, temiz bir dille yazmış ve fikrini terbiye sınırları içinde çok da güzel açıklamış...
Keşke Arif Nihat Asya'nin yazısı yerine bu arkadaşınkini paylaşsaydınız bizlerle.
Bir baska dinin mensuplarının inandığı kişiye karşı olmak beni hiç ilgilendirmiyor, çünkü ben dindar biri değilim. Daha doğrusu din konusu benim için bir tarih bilgisi niteliğinden öteye gitmez.
Benim burada sorguladığım şey başka birşey... Uslup çirkin, eleştiri tarzı çirkin. Burada, Noel Baba'nın günahı yok çünkü! Noel Baba'yı müslüman alemi içine sokanlara denilmesi gereken sözler yanlış adrese gidiyor. Bildiğim kadarıyla, örneğin, Beğendik mağazası sahipleri dindar kesimdendir... hem dindar olup hem de noel babayı mağazanıza sokacaksınız sonra da dindar kesimden biri çıkıp ona çirkin sıfatlar takacak! yani çeliskiler içindesiniz derken kastettiğim bu!
Hoşçakalın şimdilik...
pipares # 3. February 2008, 19:50
Hristiyanların Hz. İsa'nın doğum günü dolayısıyla kutladıkları bayram; bu bayramın kutlandığı zaman süresi; Miladi yılı Ocak ayının birinci gününün gecesi; Milad; Hz. İsa'nın doğumu kabul edilen gün. Bu günü esas alan takvime ise Milâdi takvim denir.
Hristiyan inancına göre evrenin nuru olan Hz. İsa'nın doğum gününü 25 Aralıkta kutlamanın, papaların kış gündönümü törenlerine bağlı bulunanları bundan vazgeçirmek amacına yönelik olduğu söylenir. 25 Aralık Hristiyan kiliselerinin hepsi tarafından Hz. İsa'nın doğum günü törenleri olarak kutlanır. Katolik (Latin) kilisesi 25 Aralık, Ortodoks kiliseleri ise IV. Yüzyıldan itibaren bu tarihi benimsemişlerdir. Katolik kilisesi bu günü, birincisi gece yarısı; ikincisi güneş doğarken; üçüncüsü ise sabah olmak üzere üç missa (ayin) tertipleyerek kutlar.
Noel, genel kanâate göre Batı'da 354 M. yıllarında kutlanılıyordu. Buna karşılık Hz. İsa'nın doğumunu 6 Ocak'ta kutlayan Doğu Hristiyanları ise, İoonnes Khrysostomos ve Gregorios adlı azizlerin etkisiyle noel kutlama tarihlerini batıya ayak uydurarak 25 Aralık günü olarak değiştirmişlerdir.
Yine Hristiyanlar arasında görülen başka bir anlayışa göre, Bizans İmparatoru Büyük Konstantin putperestlikten Hristiyanlığa geçtikten sonra (313 M), İstanbul şehrini genişletip, yeniden imar ettirmiş ve ona Konstantiniyye ismini vermişti. İstanbul'un başkent oluşu ve imparatorun Hristiyanlığın ruhani lideri durumuna geçmesi, konsilleri Hristiyanlık adına ümide sevketmiş ve bunlar imparatora başvurarak halk arasında yaygın yüzlerce İncil'in tek kitaba indirilmesini istemişlerdi. Bunun üzerine İmparator Konstantin, Hz. İsa'nın ölümünden sonra O'nun havarileri arasına girerek gerçek İncil'i tahrif eden Yahudi Pavlus'un gayretiyle Hz. İsa'nın getirmiş olduğu dini değiştirmiş, yeni yorum ve değişikliklerle halk arasında yayılan İncil'lerin birleştirilmesi yoluna gitmiştir. Bu amaçla 325 yılında İznik'te toplanan 319 papaz, İncil'lerin birleştirilmesi yoluna gitti. İznik'te ortaya çıkarılan yeni İncil, Eflatun'un ortaya attığı teslis (tritine) inancı, ilk yazılan tahrife uğramış dört büyük İncil'de de yer alır.
İznik toplantısında, içinde Allah (c.c)'ın bir olduğu ve Hz. İsa'nın sadece bir peygamber olduğu yazılı bulunan Barnabas İncil'i ile birlikte diğer bütün İncil'lerin yakılmasına, Barnabas İncil'i okuyanların öldürülmesine ve bu İncil'i savunan, teslis inancına karşı çıkan papaz Aryüs'un aforoz edilmesine karar verilmiştir. Aryus Hristiyan inancında İncilin aslı bozulmamış şekline inanan bir papazdı. Daha sonra ortaya çıkarılan dört büyük İncil'in Hz. İsa'ya Allah tarafından gönderilen İncil'le uzaktan yakından alâkası olmadığını, Allah'ın üç değil, bir olduğunu, eşi ve oğlunun bulunmadığını söylüyordu. Bu görüşleriyle bir ekolün öncüsü oldu. M. 270'te doğan Aryüs 325 yılında İznik konsilindeki görüşlerinden dolayı aforoz edilmiş ve aynı nedenden dolayı 336'da öldürülmüştür. Böylece vahiy kaynağından uzak yeni bir Hristiyanlık dini ortaya çıkmıştır. Bunu gerçekleştiren İmparator Konstantinos, Aralığın son haftasını Noel haftası ve bu ayın son günün gecesini (31 Aralık) Noel gecesi ilân etti.
Noel Ağacı
Hristiyanların Noel için kesip süsledikleri çama ilk olarak 1605 yılında Almanya'da ilgi gösterilmeye başlandı. Daha sonra XlX. yüzyıl ortalarında Helene de Mecklembung tarafından Fransa'ya taşındı. Ermeni mitolojisinde yeni yıl tanrısının adı Amanor'dur. Pağanlık çağında avlanan hayvanlar Amanor onuruna çam ağaçlarına asılırmış. Noel gününde çam ağaçlarına çeşitli şeyler asılarak yapılan tören, Hristiyanlığa bu pagan geleneğinden geçmiştir. Günümüzde ağaç bayramları da ilkel insanların ağaçlara tapınmalarından ileri gelen bir gelenektir. İnsanlar ağacı, uzun ömürlü olması yönündeki hayranlıkları ile kutsamışlardır.
Noel Baba Geleneği
Muğla-Antalya çevresi (Lycly) eyaletinin başpiskoposu olan Saint Nicola'nın çalışmalarını övmek amacına dayanır. Hristiyan inancına göre genellikle karla örtülü ortamda, güleç, tombul ve yardımsever bir tipi canlandıran Noel Baba inancı, günümüz Hristiyan kültürü ve bu kültürden etkilenen doğu kültürlerine de girmiştir. Saint Nicola, insanları himaye eden bir aziz olarak bilinmektedir. Yılbaşı akşamları çocukları sevindiren bir ihtiyardır. Sözkonusu Nicola efsanesi aynı zamanda Anadoluyu Bizans toprağı sayan Batının, çocuklarına aşıladığı bir ideal olarak bilinmektedir.
İslam ve Noel
Hristiyan inancına göre Noel, bir bayramın adıdır. Nasıl ki İslâm öncesi İran inancında Nevruz ve Mihrican bayram olarak kutlanmakta idiyse, günümüzde kutlanan Hıdrellezde bu hükümdedir. Bütün bu saydığımız özel günler Türkçe lugatlarda "bayram" kelimesiyle ifadesini bulmaktadır (bk. Nevruz ve Hıdrellez mad.)
İslâmi ıstılahta bayram; dönüp gelen, Allah'ın pek çok ihsan ve keremiyle ve bu ihsana bağlı hayırların doğurduğu sevinç ve mutlulukların yaşandığı günler olarak tanımlanır (İbn Abidin, Reddül Muhtar, III, 342). Müslümanların sosyal ve siyasî ilişkilerini düzenleyen, Hz. Peygamber (s.a.s)'in hicretini tarih ve takvim başlangıcı olarak esas alan, İslâmî takvimdir. Hicri takvim Hz. Ömer zamanında Kameri (ay) yılı esas aşınarak düzenlenmiştir. Hicretin gerçekleştiği yıl, hicri takvimin birinci yılı olmuş ve senenin ilk ayı olan Muharrem ayının ilk günü de yeni yılın başı sayılmıştır (bk. Hicrî takvim mad.).
Müslümanlar için Muharrem ayının birinci gecesi "Yılbaşı"gecesidir. İslâmda yeni yıl, Muharremin birinci günü başlar. Müslümanlar ayları, ibadet günlerini, bayramları, Ramazan ve Kurbanı, Haccı, yılbaşını, zekatı... vb. hep İslâmî takvime göre tanzim etmek durumundadırlar. Zira Allah, ayların sayısını on iki olarak bildirmiştir (et-Tevbe, 9/36). Müfessirlere göre bu aylardan kasıt, Kamerî aylardır. Müslümanlar ibadetlerini ihtimal ile düzenlenen Milâdi aylara değil; müşahhas 'ilâhi bir gerçek' olan Kameri aylara göre düzenler. Çünkü bu hesap gerçekten doğru olan hesaptır (et-Tevbe, 9/36). Buradan hareketle müslümanların İslam dışı diğer bayramları kutlaması, bunlara iştirak etmesi ve Allah'ın bildirdiği gerçekleri yalanlayan veya onlara uymayan düşüncelerin ürünü olan fiillerin kutlama günlerini müslümanların da bayram olarak kabul etmesi, küfre destek olmaktan başka bir manâ ifade etmez. İslâm dışı tek ve çok ilahlı dinlerin törenlerine iştirak etmenin, dinî merasimlerinden bir şeye uygunluk göstermenin imanı bozan boyuttan arzedeceği haber verilir (el-Fetâva el-Hindiye, IV. s. 342; XIV, s. 407). Binaenaleyh, Noel gününde, Hristiyanların diğer bayram günlerinde onlara uymak gayesi ile, onların yaptıklarını yapmak, o günlerde bayram niyetiyle çocuklara elbise almak ve pişirdikleri yemekleri yemek caiz değildir. Bu hareketler küfrü gerektirir. Ondan sakınmak gerekir... Bundan da anlaşılıyor ki, Nevruz ile Mihrican gibi müslüman olmayan kimselerin kutsal günlerini ta'zim etmek de caiz değildir (İbn Abidin, Reddül Muhtar, XVII s. 310; Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, İstanbul 1984, II, s. 21).
İslâmi kaynakların ortak görüşü, Allah'ın bildirmiş olduğu İslâm kanunları dışında tesis edilmiş bütün gün ve bayramları onlara benzemek niyetiyle kutlamanın küfür olduğu yolundadır. Bir müslümanın Noel veya milâdî yeni yıl ya da, yılbaşı veya buna benzer bazı özel insan ve kurumların koyduğu günleri kutlaması doğru değildir. İnanç yönünden sakıncalı olan bu günlerin diğer günlerinden hiç bir farkı bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra, gerek özel olarak, gerekse yılbaşı amacıyla piyango bileti almak ve satmak haramdır. Piyango, kumarın bir türü olduğundan bunlardan kazanılan para da haramdır. Özellikle yılbaşı gecelerinde oynanan tombala ve fırdöndü benzeri oyunlar, neyine olursa olsun, tüm iskambil ve taş oyunları ile kumar makinaları ile oynanan oyunlar İslâm'a göre haramdır (Yusuf Kerimoğlu, Emanet ve Ehliyet, II, s. 494; Halil Gönenç, a.g.e., II, 116, 208).
Günümüzde Noel
Gerçekte noel (yılbaşı) kutlamalarının Hz. İsa'nın doğumuyla herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Noel Baba efsanesi sonradan Saint Nicola adlı papazın uydurmasından ibarettir. Hristiyanların geleneksel bayramı olan Noel, şu anda halkı müslüman ülkeler arasında da rağbet duyulmaya ve özel teşvik görmeye başlamıştır. Biz "Rabb olarak Allah'dan, din olarak İslâm'dan, peygamber olarak da Muhammed (s.a.s)'den razıyız" (Buhârî, İlim, 29, İ'tisam, 3; Müslim, İman, 56, Fedail, 134-136; Tirmizi, İlim, 10).
Naci YENGİN
pipares # 3. February 2008, 20:01
Konu belli tesbitlerinizde son derece isabetlisiniz. Beğendik le ilgili duruma ışık tutun tesbitinizde zaten gösteriyor bugüngü toplumsal çelişkiyi. Noel kutlamam. Yılbaşı eğlencelerininde benim açımdan üst ve alt komşularımızın yaptığı gürültülerde olmasa benim nazarımda dününden yada ertesi gününden bir farkıda yoktur. A.N Asya yada herhangi bir müslümanın yada gayri müslimin eleştirisinin dozunu ve uzandığı noktalardaki kırıcılıkdurumunu konuşacaksak konuşalım. Fakat ben umumiyetle materyalist bir pazarlama ve piyasa ikonu yapılmış Noel Baba yada sevgililer günü alışveriş çılgınlıkları vs... sini anlamıyor ve buna karşı çıkıyorum. İslam toplumlarında kurban bayramlarında inançları gereği insanların ibadetlerinin bir parçası olan kurban kesme işlemlerini Katliam olarak niteleyen materyalist batı!!!! sözkonusu olan şey NOEL kutlamaları ise yüzmilyonlarca çam ağacını kesip katletmeyi kendilerine HAK görebiliyorlar. Eleştirim ve O pis sakalın ardındaki sahte gülümsemesinin altındaki korkunç yaratığın gözümün önünde durmasına ve yılbaşı tarihi yaklaştığı zamanhemen her mağazadaburnumuzun önünde gözümüze sokulmasına tahammülüm yok.
Ben şimdi anlayışsız yada hakları hiçe sayan özgürlükten anlamayan!!!lardan olabildim sanırım gözünüzde belkide. Lakin böyle değilimdir. Hem ne size inançlı olup olmadığınızı nede görüşlerinizi sordum. Zaten bu ülkede birşeyleri eleştirme yerme yetisi için bilmek fiilini uygulamanın gerekmediğini hep görmüyormuyuz.
Sizinle konuşmak çok güzel. Sayenizde seviye ve edep dairesi içinde konuşabilmek hoş. değerli düşüncelerinizi bana iletmeye devam ederseniz memnun olurum.
Sanırım sizinle çok yazışacağız. Evet evet şimdilik hoşçakalın...
thealko # 6. February 2008, 00:45
Naci Yengin'den yapmış olduğunuz alıntıyı zevkle okudum. Teşekkür ederim. O yazıda takıldığım tek bir yer oldu.
Şöyle açıklayayım: Tahran'da kaldığım dönemde ki bu dönem 1977 yılına denk gelmektedir, (Humeyni henüz gelmemişti, ama gelmek üzereydi) yaptıkları Nevruz kutlamaları gerçek bir bayram havasında geçiyor... Nevruz'u yeniyıl olarak ve bayram kabul ederek, keyifle kutluyorlardı. Onların da müslüman olduklarını düşünecek olursak nevruz'un caiz olmaması yanlış gibi geliyor bana. Ama burada onları savunacak değilim sadece bir tespitimi paylaşmak istedim.
Kapitalist dünyanın tüketim çılgınlığı, sistemin yani kapitalist düzenin çarkının dönmesi gerekirliliğnden oluşuyor diye düşünüyorum ve sizin gibi kesinlikle ben de tüketimin durması taraftarıyım. Hatta bu nedenle Avrupa Birliği'ne girmemezi asla istemiyorum. Avrupa Birliği demek daha çok tüketim demek: parada tüketim, malda tüketim, toprakta tüketim, sevgide tüketim, herşeyde tüketim...bence tabi!!
Ağaç ve Kurban kesimi karşılaştırmanızda çok haklısınız... batının çifte standardını bilmeyen kalmadı. Ama burada şunu da belirtmek isterim; batıda birçok sivil toplum örgütü ağaç kesilmesinin karşısında ve bunu pratikte başardılar: birçok ağaç, artık, aslına benzeyen tarzda plastik vs. malzemeden yapılıp satılıyor... bu çabayı da görmek gerek bence.
Benim karşı çıktığım şeye aslında pek de değinmemişsiniz. Biraz tekrar gibi olacak ama gene yazmak istiyorum: Noel Baba kişiliği hristiyanların sevip saydığı biri... aziz diye sıfatlandırıp sevip sayıyorlar. Olabilir. Ama bizim ona karşı çıkışımız yanlış. Azizin ne suçu var bugünkü tüketim çılgınlığında? neden o sıfatlar takılıyor? Eğer o sıfatları dindar bir insan kullaniyorsa o zaman dindar kesimin noel baba hayranlığı nasıl olabiliyor? Dindar birçok mağaza, dükkan ve aileler sanki bayrammış gibi çıkıp alışveriş edip süsler vs. alıyorlar değil mi?
İşte anlayamadığım bu! kişi ya Aziz Nikola, İsa'nin doğumu vs kutlamalarına katılmaz,onu Noel süsleri, yılbaşı eğlencesi, hediyeler vs etkilemez, satın almaz, kültüründe-dininde zaten yok neden kabullendiğini bilmiyor, neden bir müslüman olarak İsa'nin doğumunu kutlar ve çocuğuna Noel Babalı pasta alır (2008'de yaşadığım bir olaydı da yeri geldi ekledim) sonra da kötüler, çok çirkin sıfatlar takar!
Mesela ben şunu da anlamış değilim; neden müslüman bir ülke olarak İsrail ile ilişkimizi kesmeyiz? Onlara siyonistler deyip sonra uçak alırız, toprak-su satarız! Irak'ta Amerika'yla savaşırız ama bir yandan da gidip çocuklarımızı orada okuturuz, oradan izin gelmeden burnumuzu bile kaşımayız...
Demekki bu işin müslümanlıkla, hristiyanlıkla, yahudilikle ilgisi yok! sistem, matrix, insanlığı yutmus, kendisini idame ettirmek için devam da edecek...
Nerden nereye geldim... dağıldım biraz! Karşımdaymışsnız da sohbet ediyormuşuz gibi oldu. Sesli düşündüm...bazen yaparim bunu:)
Bir de aşağıdaki paragrafınız için bir açıklama yapmak isterim:
"Ben şimdi anlayışsız yada hakları hiçe sayan özgürlükten anlamayan!!!lardan olabildim sanırım gözünüzde belkide. Lakin böyle değilimdir. Hem ne size inançlı olup olmadığınızı nede görüşlerinizi sordum. Zaten bu ülkede birşeyleri eleştirme yerme yetisi için bilmek fiilini uygulamanın gerekmediğini hep görmüyormuyuz."
Bu paragraf için şunu yazmak istiyorum son söz olarak: Gözümde, şimdilik, sadece fikir teatisinde bulunduğum bir arkadaşsınız. Bir yazıyla, birkaç cümleyle kişiler hakkında yorum yapmanın ne kadar yanlış olduğunu bilecek yaştayım. Bana inançlı olup olmadığımı tabiki sormadınız ama o cümleyi yazmaktaki maksadım hristiyanlığı, NoelBaba'yı savunduğumu sanmamanız içindi. Din yüzünden değil tamamen başka amaçlarla yazdığımı vurgulamak içindi.
Hoşçakalın...
pipares # 6. February 2008, 05:31
1)"Şöyle açıklayayım: Tahran'da kaldığım dönemde ki bu dönem 1977 yılına denk gelmektedir, (Humeyni henüz gelmemişti, ama gelmek üzereydi) yaptıkları Nevruz kutlamaları gerçek bir bayram havasında geçiyor... Nevruz'u yeniyıl olarak ve bayram kabul ederek, keyifle kutluyorlardı. Onların da müslüman olduklarını düşünecek olursak nevruz'un caiz olmaması yanlış gibi geliyor bana. Ama burada onları savunacak değilim sadece bir tespitimi paylaşmak istedim." demişsiniz.
Bu bana bir vakit çok sevgili bir bayan arkadaşamın değerlendirmesini anımsattı. mıh gibi bir örnektir. ewet yanlışlıklar vardır ve genel gecer doğru yada nas larasla o yanlışlarla kire pasa bulaşıp değerinden birşey kaybetmez zannımca. sözgelimi içki içen bir hafız yada katil bir imam tanısak hafız yada imam olmaları hasebiyle Kur'an a karşı bir hakaret yada olumsuz eleştiri yapma hakkını kendimizde bulabilirmiyiz. Elhamdülillah müslümanım diyorsak ASLA. İşte burada verdiğiniz örneğe ilişkin ben bu örnekle cvp vererek İrandaki anılarınızı genele bağlayamam. nitekim Hatemi İranda devlet başkanı olduğunda çeşitli belgesellerle DİĞER İRAN tvlere konu olmuş ve evlerdeki başı açık kadınlı erkekli alkolün su gibi içildiği toplantılar seyredilmiştir. Fakat buda İran genellememizi bozmaz.
Hasılı efendim dejenere olmak hak ve doğruya meylettiğimiz anlamına gelmez diye düşünüyorum ki buda benim tesbitim olsun!
2)Kapitalist sistemin ürünü olan tüketim çılgınlığından bahsetmişsiniz ve eklemişsiniz : AB yi bu nedenlerle istemiyorum demişsiniz. Katılıyorum ve çok yakinen bilir ve takip ederim bu AB konusunu müktesebatını ve gelişim sürecimizi.... Sonuç olarak gördüğüm benimde şudur ki: uygarlık tarıhi içinde Batı medeniyetine ait olmayan bir unsur olarak bizler zaten AB ye giremeyeceğiz. Çünkü Türkiyeli bir Avrupa yok. Dahada ilginci Avrupalılaşacak bir tek Türk de yok. Genetik bir birikimdir sosyo kültürel bin yıllık bir devinimdir çünkü AB.
3)Ağaç ve kurban kıyaslamanıza gelince: bu biraz gülmeme neden oldu. Çünkü Batı da Noel de süs bitkisi ve plastik ağaçlar kullanılıyor artık deniliyor yazınızda. Yanlız şunuda unutmamak lazım ağaç kesmek bir eğlencedir kurban ise hali vakti yerinde olan müslümanların ibadetidir. ve eğlence için ağaç kesmemeli ve eğlenileceksede size katılıyorum plastiği tercih edilmeli. Fakat Kur'an da da Hadislerde de ya da diğer İslam kaynaklarında da plastik bir kurban olabileceğine dair bir metin hadis yada karar teamül göremedim. Varsa bilmek isterim. Dini bir ritüeli yaşamın akıllara ziyan eğlencesiyle denk tutmak lütfen kabul ediniz biraz sakat oldu!!
4)Aziz Nikola adındaki azizin Hristiyanlar açısından önemini ben bilemem. sadece okurum hissetmem onu içimde. karşı olduğum nokta Hacı Bayram, Mevlana, Ebul Vefa, bırakın o zadları peygamberini tanımayan insanların Hristiyanlık öğretisini yaymaya çalışan azizlerin öğretisini yaşamaları. Ha burda kabul ederim Nikola dememiştir bunu belki ewet ama bu toplumda ben bunu içime sindiremiyorum, istemiyorum. Türk toplumu kendisiyle çelişmeye devam ettikçe kaybetmeye mahkumdur.
5)Evet real politik çoğu zaman inançalrın yaşamların hatta bazen milletin bile önüne gecebilir. buda dün başına çuval geciren ellere el uzatmakla tezahür edebilir. Önemli olan kişilikli bir dış politika, formal ve informal girdilerle desteklenmiş dış politika mekanizmanızdaki kararlılıktır. Uluslararası camiada devletlerin karizması böyle belli olur. TC uzun süre kişiliksizdi. ve hatta bi ara kimliksizliği bile yaşadı
6)"Hem ne size inançlı olup olmadığınızı nede görüşlerinizi sordum." derken sizi kıracak sertlikte inanınki söylemedim. Affola. Haddimide bilirim ve ben keilimelerimi mütemadiyen haddeden geçmiş nezaket gibi kullanırım.
umarım sesli düşünmeye, değerli fikirlerinizi iletmeye devam edersiniz...
HOŞÇAKALIN