Ölü Canlar...
Wednesday, 6. February 2008, 13:06:43
"Ama ben ne yapabilirim" demiş olmalı tanrı..
"Sizin kılınız kıpırdamazsa, ben ne yapabilirim"
"Sizleri uyarmak için defalarca haber gönderdim" demiş olmalı tanrı..
"Belaların en karasıyla yüzleştiniz, felaketlerin en dayanılmazını taşıdınız zayıf ve yorgun omuzlarınızda… Uyarılarımı arttırdım ama hala derin uykudasınız demiş olmalı… Diliniz de suskun beyinleriniz de… Beyninizdeki suskunluk dilinize de vurmuş… Ölü canlar geçiyor sokaklarınızdan, arkasından katar katar sizler geçiyorsunuz bana doğru salladığınız öfkeli yumruklarınızla…
İçinize düşen kor ateşle gömdüğünüz canınızın parçaları ile sarsılıyor yer… Onlar çoğalırken siz azalıyorsunuz… Bir çayır kuşu ürkekliğiyle kaçıyorsunuz benliğinizden… Bin yılların destansı nal sesleri ninni olmuşsa kulaklarınıza, çıkmıyorsa kılıçlarınız paslı kınlarınızdan ve sığmıyorsa kabzaları küçülmüş narin avuçlarınıza… Ben ne yapabilirim…"
"Kartal kanatları takınmıştınız bir zamanlar, ardınıza aldığınız rüzgarla süzülmüştünüz dağ doruklarından, uçsuz bucaksız bozkırlara… Yıldırımlar yaratıp, delip geçmiştiniz karanlıkları… Sonra klavuz seçtiğiniz karga sürülerine yenik düştünüz… Düşmanlarınız, gem vurulmamış nehirlere değen söğüt dallarınızı kırarken, kollarınızı bir bir budarken nerelerdeydiniz…
Gizlendiğiniz mabetlerde koruyamadınız kendinizi, sakınamadınız ciğerinize batırılan hançerden… Güvenle sırt verdiğiniz, Erlik'e eş olmuş “kardeş“lerinizin kin dolu bakışlarını göremediniz… Bilemediniz sizi vuran elin sahibi kim..Tarlalarda içi dolu buğday başaklarınız eşitce devinirken, gelincik yaprağını incitmeyen çiğ tanesi olup birbirinize benziyorken... Kızıl nar'a döndüyse birlikteliğiniz ve bir vuruşta dağıldıysa taneleriniz...Ve aktıysa kan bıçak gibi aranızdan, sinsi yılanların zehirini doldurup sarnıçlarınıza, oradan bulaştırdıysanız dilinize, agunun tadına dayandıysa diri bedenleriniz, taşıyamadıysanız ölü canlarınızı güneşin ortasına...."
"Ama ben ne yapabilirim" demiş olmalı tanrı…
"Kendinizden çok hep başkalarına yanaşır, medet umar, dost düşman ayıramazsanız… Yüzünüze kapatılan kapılardan utanmazlığın en utandırıcı haliyle geçmek için zorlarken sizler, ben ne yapabilirim… "
"Beni övmeyin artık" demiş olmalı tanrı…
"Bana yaptığınız övgüleri düşmanlarınız için de değer bulursanız.. Onlara tapınırcasına teslim olursanız, beni övmeyin artık…"
Melike FK
26 Ocak 2007/Ankara


















