Skip navigation.

•°o.O Uyku Perisi O.o°•

Dünyalılar uykuda, vakit gece yarısı.. En güzel peri kızı, bin bir yıldızla iner; süt beyazı teniyle, saçı altın sarısı...

yitirilen bir aşkın ardından...

,


Bu aşkı kozmik boşluğun ellerine bıraktım sanıyorsan,
Yanılıyorsun....
Bu ‘başka’ydı.
Bıraktığı izi görseydiniz,
Siz de ezilirdiniz hüznün altında

.............................

Tükenmez gecelerin sabahında,
düşlerim, düşlerinde... sevdam, sevdasında... arzularım, arzularında...
aklım gözlerinde... gizim özünde kaldı...
Kenara bıraktığım ‘ben’dim biraz da, aşkımla...
Vazgeçtiğim ‘ben’dim giderken.
Geriye kalan bir enkazdı savrulurken.

Yüreğimin her köşesini ömürlük kiralayan acıların ortasına düştü çocuk gözleri...
Saçlarıma dolandı düşümde masum elleri...
İçime aktı “adam” yüreği...
Biter sandığım hiçbir şey bitmedi bende.
Sıfatım onda saklı kaldı.
Yüreğim ise, görmüyor musunuz, hala onun avucunun sıcağında...
Büyülü bir aşk ile ödüllendirildim, öyle ki, ezildim mükafatımın altında.
Bazı insanların bıraktığı izleri silemezsiniz.
Yüreğinizde kalan boşluğu hiç kimse, hiçbir şey dolduramaz.
O çukurları, o kadar derine bırakabildikleri için aşık olmuşsunuzdur zaten.
Gizli bahçenize girme zaferine nail olmuştur onlar.
Gönlünüzün arka bahçe kapısına kadar gitmiştir ayak izleri.
Ellerinin izi çenenizin kenarında asılı kalmıştır, kimse göremese bile...
Kuşatılmıştır çepeçevre her uzvunuz.
(Ki her uzvunuz onun için var olmuştur sanki)
Aynaya her baktığınızda görürsünüz siz sizden gidene kadar.

Bitmiştir, büyü süzülüp uçmuştur ellerinizden,
olmamıştır, ama başlayamazsınız yeni olan hiçbir şeye...
Boş bakarsınız durmadan..
Kendiniz olan her yeriniz, her yönünüz, her şeyiniz sizin değilmiş gibi gelir.
Onda kalmıştır kimileri çünkü.
Seslenemezsiniz kimselere ona seslendiğiniz gibi.
Bakamazsınız bir çocuğun gözlerine, onunkiler gibi bakarlar diye...
Hiçbir elde yoktur o sıcaklık, ki hiç tutmamış olsanız bile ellerini anlarsınız
Ve bilirsiniz bulunmazdır o sıcaklık.
Dokunamazsınız bir daha kimselerin yüreğine...

Ömrünüz ellerinizden kaymaya başlar,
Hissedersiniz ve anlamını yitirir geride kalanlar.
Nefes almaya çalışırsınız, zor gelse bile alırsınız.
O nefesi kesecek kadar gücünüz olsa zaten yitirmezdiniz bu aşkı.
O, özelinizdir hâlâ. En güzel yanınızdır. En tamamlanamayan yanınızdır hâlâ.
Bırakırken aşkınızı dostluğun ellerine, sızlar yüreğiniz.
Ama dostluk aşkın bıraktığı sızıyı hafifletmek için değil midir?

Öğrendiklerinizin karşılığında ona öğrettikleriniz az kalır.
Bir iz bırakmış olmayı hayal eder avunursunuz kimi gecelerde.
Unutulmamak herkese mahsus değildir çünkü.
Bir anının öznesi olmak yetecektir size çok sonraları belki de.
O anının yüklemini hiç gerçekleştirememiş olsanız bile...
Geride buruk bir hüzün de kalmış olsa, çok mutlu olursunuz kimi zaman
Bu aşkı yaşamış olmaktan.
İçiniz kıpırdar bir aşk bestesinde...
Yüzünüze hoş bir tebessüm yayılır hayali belirdiğinde gözünüzün önünde.
Yutkunup izin vermezsiniz, gözünüzden akma ihtimali yüksek bir gözyaşı damlasına.

Geçer günler, haftalar, aylar, yıllar...
Saatler bile geçmezken ilk canınız yandığından.
Geçer ama daha çok oturur içinize zamanla hüzün.
Sıcakken yaranın acısını hissetmemek gibidir tıpkı.
Kabuk bağlayan yara kaşınır bilirsiniz.
Ya o kabuk düşecektir ya da becerebilirseniz siz kopartırsınız üzerini kaşıdıkça!..
Silemez üstüne yüklediğiniz hiçbir anlam bu derin sızıyı.
Sızıyla yaşamayı öğrenemezseniz bakamazsınız bir daha kimselerin gözünün içine.
Öğrenirsiniz, alışırsınız onunla yaşamaya
Az şey değildir bu, bu sızı bile O’dur çünkü, ta kendisidir aşkın…

Diyebilecek hiç sözünüz kalmaz.
Ya anlaşılmazsınız artık ya da yanlış anlaşılırsınız.
Susarken dışarıya, konuşursunuz içeriye...
Dışa vurmadığınız bütün kelimeleriniz, içinizde akar durmaksızın.
Akar, akar, akar.....
Aktıkça yer değiştirir yüreğiniz ile mideniz.
Yüreğinizin sızısı midenize kadar iner.
Zaten midenizi ağrıtmıyorsa ona sızı da diyemezsiniz.
Savrulursunuz oradan oraya....
Ayrı ayrı duvarların dibinde cebelleşirsiniz bu kez tutamadığınız göz yaşlarınızla...
Ayrı kıyılardan bakarsınız aynı denize.
Aynı göğün altında, ayrı ayrı yerlerde teslim edersiniz günü geceye...
Ayrı kollarda aynı sıcaklığı ararsınız, bulamayacağınızdan emin olsanız bile.
Aynı bakışı ararsınız ayrı gözlerde.
Aynı şarkı çalar sürekli, ayrı melodilerde.
Aynı ses çıkıverse ayrı dudaklardan diye beklersiniz.

Sonra ayarlarsınız kendinizi yeniden hayata.
O günün teneffüs saati bitmiştir artık.
Kaldırıp içinizdeki rafa gizli kutuyu, gizlersiniz kimsenin bilmediği yüzünüzü.
Son bir cümle çınlar kulaklarınızda ve içinizde...
Ustalıkla susturmayı öğrendiğiniz bu cümleyi
yutkunursunuz tekrarlayarak onunla birlikte.

Burnunuzun direği sızlasa da ara sıra...
Dönüp yürürsünüz yolunuzun geriye kalan kısmını.

Aynur HANIMOĞLU

Kınalı Kuzular :(fark..

Comments

rosered8 19. October 2007, 09:55

ilk opera'ya girdiğim zaman google'dan birşeyler araştırıyordum o anda senin "boşluklar ve ben" adlı yazını okumuştum.operaya girmemi büyük ölçüde o yazıya borçluyum diyebilirim.o an nasıl oldu bilemiyorum ruh halimle bütünleştirdim o yazıyı ve defalarca okudum evet galiba ben onu seçmemiştim o yazı beni seçmişti.bu yazıya en az onun kadar etkiledi.sözcükler,kavramlar baş vurulan metaforlar mükemmel.herşeye bitmiş gibi kabul etmek olanları sineye çekmek,kafanın her köşesinde onu düşünürken onunla olamayacağını düşünmek çok keder verici.bütün bunlrı bir kenara itmek ve ellerini cebine atıp,dişlerini sıkarak çekip gitmek çok zor.şunu çok merak ediyorum bu yazılarımızı yazdığımız ruh halimiz acaba seneler geçince bunları görüp hangi düşüncelerde olacağız.aşk sadece bir yanımsama mı olacak yahut elde edilememişbir aşkın hüznünün yarattığı sızılı bir aşk mı olacak tekrar.

Serra Nil 23. October 2007, 08:19

ne güzel şeyler yazmışsın çok teşekkür ederim :smile:
bu yazıları yazdığımız ruh halinin seneler sonraki durumu tamamen insanın aklındaki, kalbindeki aşk tanımı ile ilgili birşey bence... tamamen aşkı nasıl yaşadığınla alakalı..
kimisi aşka aşıktır; karşısındaki insanın değil, aşkın ilk zamanlarında yaşanan o tarifi mümkün olmayan hislerin tutkunudur.. bu tılsım yerini zamanla alışkanlığa bırakınca hevesi kaçar ve başka aşk arar.. kimisi ise aşkı kendisine tattıran, bu hisleri içine akıtan insana aşık olur.. aşk zaten O'dur ona göre.. ona karşı duyduğu heyecan zamanla hayranlığa dönüşür.. yaptığı, söylediği herşey mükemmeldir, kimse onun gibi değildir.. bu yüzden kalbinde de, gözünde de büyür de büyür o insan.. artık hayatının merkezidir.. gün olur da o beklemediği son, ayrılık kapısını çaldığında ve aşık olduğu insan hayatından çıkıp gittiğinde, bıraktığı o büyük boşluğu bir türlü dolduramaz.. kolay da birşey değildir hani.. gerçekten aşık ve neyi var neyi yoksa ona adamışsa herşeyini, bu boşluğu doldurmaya ömrü bile yetmez..

rosered8 23. October 2007, 14:14

aslında bahsettiğin iki durum bana göre ilk durumdan farklı deil.farklı gibi görünsede kaynak yerleri aynıdıır.evet çoğu kişi için doğrudur bu aşık olduğu veya sandığı kişiye bağlılık(bana kalırsa raslantısal bir şeydir bu durum)duygusunda gözü başkasını görmez evet herşey odur.aslında hayatımızda o kadar epizot vardır ki;fakat biz kendimizi o hayal veya hayat kahramanımıza adarız.önceleri çok doğal bir çok şey sanki yukardan bir el değmiş gibi değişir evet hayatımız değişir onunla.ve zamanla bahsettiğin ikinci duygusallığa doğru kayarız.
o varsa herşey var o yoksa hiç bişey yoktur.bu aslında ikinci bir hayatımızın olmadığından ders alacak,gerçekleri görecek bir önceki hayatımızın olmadığındandır diyebilrim.aşkın gitmesiyle hayaldan kalkmakla oluşan o boşluk belki de seneler sonra bizi güldürecek belki de bir "ah!"a sebep olup içimizi kemirecek bunu da ancak dediğin gibi aşka bakış açısı belirleyecektir :wink:

nidas 24. October 2007, 15:03

bırakıp gitmek kadar acı birşey var mı.herşeyi yüzüstü bırakmak,sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi davranmak,onu gördüğünde görmezden gelmek yaşanılan yıllara rağmen.bir zamanlar sohbetine doyum olmayan kişinin bir zaman sonra sesini bile duymamak.bilmiyorum ki bir ilişkinin sonunda hakedilen değer bu mudur ? hep istemişimdir ki kim giderse gitsin küslük,düşmalık ,pişmanlık olmasın.ama olmuyor işte bazen o kadar derin çukurlar açıyor ki aşk ne sen ne de karşı taraf o çukuru dolmduramyor.ve kimse kimseyi tanımıyor.görsede tanımıyor görmesede tanımıyor...

rosered8 25. October 2007, 18:25

bırakıp gitmek acı verir ama neden suskun kalırız ondan sonra.bu bir texat deil midir?şuanda o dediğin duyguları yaşamaktayım sebep ne diye sorarsan koskocaman bir hiç!!evet bizim hayata karşı önceliklerimiz vardır.iki türlü insan hayattan kaçar,kendini soyutlar biri kendini bulan herşeyi aşmış biri,diğeri ise korkan hata yapmaktan korkan biri.işte birçok sorun da burdan kaynaklanıyor bana göre hayatı öğrenmeli doğaya uymalıyız.doğanın verdiği şekillerde yaşamalıyız.sevmeli,sevilmeli,kızmalı,küçükken düşmeli yaramazlık yapmalıyız.herşeyi bırakıp gitmek yaşanılan şeyleri hiç görmezden gelmek,sevdiğinin gözlerinin içine bakamamk çok kahredici bir durum.bırakılan gidilen gidilsin ama bana göre bırakılması gerekilen o büyük çukurlar deil tatlı bir hüzün olmalı

nidas 26. October 2007, 15:45

isterdim ki onu andığımda yüzümde tatlı bir gülümseme olsun ama işte öyle şeyler yaşanıyor ki...yinde de affediciyimdir yapılanı unutmam ama hatırlamam da.yapıcıyımdır.ama bazen ben ne yaparsam yapayım çaresi olmayan şeyler inatlar oluyo.hatta karşındaki bazne öyle uzatıyor ki tartışmayı haklı olsanda haksız konuma düşüyorsun.arkadaş olmaya çalışıyorsun.sen yakınlaşmasan karşındaki yakınlamşaya çalışıyor ve bunuda yüzüne gözüne bulaştırıyosun.herşeyin zamanı var belki zamanla daha da olgunlaşıp birbirmize takacağpımız sıfatı daha iyi biliriz.

rosered8 27. October 2007, 17:02

ya o bahsettiğin zaman hiç gelmez ve bu fırsatı kaybedip.günden güne bu acıyla yanarsan?dünyada en korktuğum şey inan bana ölmek deil.içimdeki şeylerle ölmek korkusu bana ölümden bile acı geliyor.evet sözlerimizle yaralar,sözlerle yaralanırız ve herbirimiz kendi yaramızı az çok tanır,bunları unutmaya çalışırız.bazen hafızamızdaki o sayfaları açtığımız zaman gözümüze yaş gelir bazen de öfek,vicdan azabı veya utançla kıvranırız.
peki ya hiç söyleyemediklerimiz?işte onları minik kristal bombalar gibi yüreğimizde taşırız.dışarıdan görülemeyecek küçük sarsıntılarda bile patlamaya hazır bombalar taşırız.dile getiremediklerimiz,zamanı varZANNETTİKLERİMİZ, belki de yanlış ifade ettiklerimiz yüzünden bir bakarız ya sevdiklerimizi kaybetmişiz ya sevdiklerimiz ebediyen gitmiş biz hiçbirşey söyleyememişizdir.

nidas 27. October 2007, 17:25

valla ben elimden geleni yaptıysam eğer barışmak için huzurluyumdur.ben büyüdüm eğer karşımdaki o olgunluğa erişemediyse pekte yapılacak bişey kalmıyor.herkes kendi yaptıklarından mesul :smile:

rosered8 27. October 2007, 17:36

bişey diyemiyecem karşındaki kim sen nasılsın bilemem açıkçası ne yaşadığınızı da bilemem.ama yazının başında demiştin ki acıdır diye bırakıp gitmek .eğer gerçekten "o" ise bence biraz o olgunluğu biraz ona da aşılamalı veya hiçbir zaman "o" olmadı ki zaten deyip umursamamalı bunların hiçbirini.

nidas 27. October 2007, 17:38

düşünsene sen elinden geleni yapıyorsun ki suçlu olan karşı taraf.o ise yapıcı değil yıkıcı oluyor.şunu anladım ki erkekler biraz daha geç olgunlaşıyor.ama her ne olursa olsun bugün bana selam verse küs olduğum biri o gün barışırım.ben öyle küsmek nedir bilmem.hep gereksiz bulurum şu ölümlü dünyada gereksiz tafralar bunlar.

rosered8 27. October 2007, 18:14

nasıl bu genellemelere varıyorsun.biraz daha açabilir misin?veya kendinin nasıl ve ne açıdan olgunlaştığını iddia edebiliyorsun?

rosered8 28. October 2007, 09:40

ben aslında özel meselelerin için sormadım o soruyu genel olarak da açıklayabilirdin.başkalarının özel hayatlarıyla ilgili pek yorum yapılması taraftarı deilim.
o halde şöyle diyelim sen yaşadığın hayat itibariyle ,gördüklerin dahilinde bu tür kanılara varıyorsun.acı bişey senin için ama için huzurla dolu:)pek fazla yorum yapmaya gerek kalmadı bence.:wink:

nidas 28. October 2007, 14:12

bende anlatmayı sevmem zaten.hoş değil çünkü ama sen biraz açar mısın dediğin için açtım :smile:

rosered8 28. October 2007, 22:04

neyse olan oldu aslında ben onu kastetmemiştim.yani olayı anlatmanı beklemiyordum.ama belli ki mutlu olduğunu söylemene rağmen biraz burukluk var galiba :smile:

nidas 28. October 2007, 23:57

olayı anlatmadım ki sana :smile: onu da nereden çıkardın .sadece uzun yıllarda çok fazla kırgınlıklar oldu dedim.eski erkek arkdaşımda haksız buşuyo kendini dedim.yaşanılanı anlatmadım :smile: burukluk ne var ne yok.nötr :smile:

rosered8 29. October 2007, 09:20

tamam öyle olsun.yanlış anlamışım o zaman.

Write a comment

You must be logged in to write a comment. If you're not a registered member, please sign up.

December 2009
M T W T F S S
November 2009January 2010
1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31