Héloise'dan Abélard'a...
Monday, 19. February 2007, 13:08:03

yanıtlamadım mektubunu, yapamadım
öyle perişandım ki...
perişanlık değil de, utanç içindeydim.
fark ettim ki, duygularımı açmasaydım sana,
bırakmayacaktın kendini.
her zaman üstündün benden, hele duygularda...
ıstırabının da böyle olacağını düşünmeliydim.
sana yazmakla, yazmanı istemekle hata ettim.
kabahatliyim.
hala da mektubuna yanıt değil bu yazdıklarım.
mektup denemezdi ki ona,
bir hıçkırıktı
erkek kadının karşısında ağladığında,
babası, kardeşi, sevgilisi.... kim olursa olsun,
çocuğu gibi oluverir kadının gözünde.
ah! seni rahatlatmak için ne yapabilirim?
yüreğimdeki acı kalktı bağrıma çöreklendi.
utanç içindeyim,
asla yok olmayacağını bildiğim bir utanç.
beni bağışlamanı dileyemem senden.
sevdana kuşkunun gölgesi düşer, istemem.
bir haftadır, yedi gündür, mektubunu yanımda taşıyorum,
her götürdüğüm yerde suçluyor beni,
sanki sensin taşıdığım.
artık yazmamak gerek diye düşünmüştüm.
şimdi diyorum ki, gaddarlıktır, aptallıktır bu.
olan oldu ikimize de.
açtığımız gibi iyileştirelim yaralarımızı
mektup yazalım.
seni böyle rahatlatırım ancak.
beni böyle rahatlatırsın ancak.
elimizde kalan azıcık mutluluğu yitirmeyelim.
hayatımızı mahvettiler,
ama karışamazlar mektuplarımıza, onlara dokunamazlar.
satırlarında kocam olduğunu okuyacağım,
karın olarak sesleneceğim sana.
kağıt üzerinde daha da yakınlaşırız,
daha yumuşak, daha sıcak sesleniriz birbirimize.
mutluymuş gibi yaşayan,
önce teklifsizleşen, ardından gaddarlaşan, sonunda kayıtsız kalan
inkar etme beni, kendini, ya da bizi.
yaz bana, gizli düşüncelerini öğreneyim.
yanında gezdireyim mektuplarını,
onları seni öptüğüm gibi öpeyim.
kıskanmaya gücün varsa,
tek rakibin, öptüğüm mektupları kıskan.
özensizce, düşünmeden, çekinmeden yaz bana.
beynini değil yüreğini dinlemek istiyorum, kadınca...
beni sevdiğini duymadan yaşayamam artık.
aşkın can damarı oldu hayatımın.
küçücük bir kuş gibiyim.
havam sensin, es üstüme.
küçücük bir balık gibiyim.
suyum sensin, ak üstüme.
suskunluğun çöl olur bana.
suskunluğunda boğulurum.
görevimin başına dönüyorum şimdi.
içim rahat gidiyorum, sayende.
buraya sen gönderdin beni.
bana ‘ana’ diyorlar.
senin anan olamam ki
‘karım’ demelisin bana.
ben senin karınım.
Héloise
(...)
peşine taktım gözlerimi.
beni burada bıraktığında da öyle.
şimdi aynı gözlerle satır satır acını okuyorum.
o gözlerin yaş dökmesi garip mi? yanılma, merhamet değil istediğim.
belki yazarsın bana diye yazıyorum yalnızca.
zulmetme bana, reddetme beni.
senden başka kimselerin veremeyeceği dermanı yolla:
bir mektup... bu kez senden bana.
bırak, sana ait her şeye sadakatle üzüleyim.
bahtsızlık da olsa, her şeyi bileyim.
iç çekişlerim karışırsa seninkilere,
belki ikimizinde acısı hafifleyecektir, ne dersin?
içimden hiç gelmiyor ama, sen istersen,
mektubumu şöyle de bitirebilirim:
sonsuza kadar, elveda...
Héloise













