Skip navigation.

exploreopera

| Help

Sign up | Help

görelim mevlâ neyler...

TÖVBE

Karanlık elleri vardı büyücü bulutların
Dağı boğuyorlardı
Ne büyük yanılsama
Bir kasvetli bakışmış
Bulutlar da dağ gibi masummuş
Anladım
Bağışla

Çatlamış dudak gibiydi toprak çürümüştü
Su yaratayım istediğim için
Çatlamayı da çürümeyi de bilmediğim için
Bağışla

Kapımın önündeki çınarı deviren fırtınaya sövdüğüm
Taşıdığı tohumu görmediğim için
Bağışla

Bağışla tanrım
Dostlarımın sevinci karşılığında pazarladığım hayat için
Saf tüccar denilmesin diye adını direnç koyduğum için
Susmayı sabır, konuşmayı vakar saydığım için

Kör dilencinin kızına aşık değildim
Kontesin arzulu dudaklarına hayrandım
Gözümü dudağımı bağışla

Tanrım beni bağışladığın kelimeler gibi bağışla


Seyfullah Karaköse

DİBEK



aktardım kuru çınar yaprağı bir tas su getirdiler
rüzgarda kırılmış bir hava vardı soludum
bir huydum durdum eprimiş karne elinde
bir yaza yaslandım sondum son buldum

kandırıp koşardım bir adım kargalı yol
kırık dökük bunaltı arasında çıkmış leğen
sıkleti hafif kuşların en kralı serçeden
bir dilim ekmekti aslında kırıntı kalmış derken

zor olmasa gerek pırıltılı göz baksa yıldıza
yırtık uzaklık kapandı göz derken kapağı
sıtkımın sancısı erken sıyrık karaltı
kadim ben kadim ben kadim ben kök saldı

Seyfullah Karaköse

Bazı Kelimeler ki Şiiri Bozarlar




Do la si la
Bak akasya yaprakları gibi başladı şiir
Bir söze yaslanmadan çırpınan su gibi
Beklenen rüzgar gibi
gelen ve esen

Oysa dolayısıyla diye başlasaydı
Ne de çabuk kırılırdı
Gürzünü güneşe savuran ihtişam
Savaşa sonradan katılmış olurdu
Alışmış olurdu biraz da
Yenilirdi dolayısıyla
Yenilir do la si la susardı

Yalnız değildir dolayısıyla şiir bozmakta
Yalnızlık da şiir bozandır
Kırgınlıklar sahte kelimeler ardarda sıralı
Öylece sararlar
Öylece dururlar
Çekilmez olduğunda yalnızlık şiire bulaşmış
Şiir de yalnızlık gibi bozulmuştur

Biliyorum herkesin bildiği kadar
Sahici bir ölümdür yaşamak
Ama şiire bulaştığında ölüm de yıkıcıdır
Bir o kadar düzenbaz
O da bazı kelimeler gibidir
Ki şiiri bozarlar


Seyfullah Karaköse

galiba







zihnimin sarnıcına aktıkça gözyaşın
kendi içinde muhacirdir benliğim
geçmek bilmiyor hüzün
yüzümün mağlubiyetinden...


yüreğin sızısı yüzümün silindiği yerden.
an, içime asılı sonsuzluk şimdi.
bu bekleyiş kalbimin ritmidir.
galiba yoruldum.


Sesim boşlukta, son sözlerimdir.
yetmiyor ayrılığa ezgilerim.
galiba yenildim.

içine düşeceğim göğe hediyedir gözyaşlarım.

galiba tükeniyorum.
galiba
galip geliyor hüzün...




Fırat ÖNCEL


Bozgun








uçurum kenarına ıslık savuran bir çobandım
ağaç kökünden hayat yontan bir marangoz
bir çilingir akla kilit vuran
tanrım beni de seç diye haykırdım

bilenler
soluğumun omuzlarını kavurmasını severdi
teslim olmaz derlerdi
kurtulur el yordamıyla
ne kadar da koyuydum bilenlerce
ve üstelik ne kadar siyah

gövdem iklimlerin bile bilmediği
yağmurlarla beslenirken sandım ki
diriliği aymazlığımı kışkırtan
bir kadını şahdamarından yakalamıştım

süzülerek şehrin kalabalığından
onur diye sakladığım yüzümü ve kanımı
iliklerime işleyen arsız bir geceye bozdurdum

eğilip yaka bağır bir dost bana
aldırma dedi

artık ben diriliği aymazlığımı kışkırtan
bir kadına şahdamarımdan yakalanmıştım