Friday, 18. July 2008, 13:28:10
Karanlık elleri vardı büyücü bulutların
Dağı boğuyorlardı
Ne büyük yanılsama
Bir kasvetli bakışmış
Bulutlar da dağ gibi masummuş
Anladım
Bağışla
Çatlamış dudak gibiydi toprak çürümüştü
Su yaratayım istediğim için
Çatlamayı da çürümeyi de bilmediğim için
Bağışla
Kapımın önündeki çınarı deviren fırtınaya sövdüğüm
Taşıdığı tohumu görmediğim için
Bağışla
Bağışla tanrım
Dostlarımın sevinci karşılığında pazarladığım hayat için
Saf tüccar denilmesin diye adını direnç koyduğum için
Susmayı sabır, konuşmayı vakar saydığım için
Kör dilencinin kızına aşık değildim
Kontesin arzulu dudaklarına hayrandım
Gözümü dudağımı bağışla
Tanrım beni bağışladığın kelimeler gibi bağışla
Seyfullah Karaköse
Tuesday, 8. July 2008, 09:21:42
aktardım kuru çınar yaprağı bir tas su getirdiler
rüzgarda kırılmış bir hava vardı soludum
bir huydum durdum eprimiş karne elinde
bir yaza yaslandım sondum son buldum
kandırıp koşardım bir adım kargalı yol
kırık dökük bunaltı arasında çıkmış leğen
sıkleti hafif kuşların en kralı serçeden
bir dilim ekmekti aslında kırıntı kalmış derken
zor olmasa gerek pırıltılı göz baksa yıldıza
yırtık uzaklık kapandı göz derken kapağı
sıtkımın sancısı erken sıyrık karaltı
kadim ben kadim ben kadim ben kök saldı
Seyfullah Karaköse
Tuesday, 8. July 2008, 09:19:56
Do la si la
Bak akasya yaprakları gibi başladı şiir
Bir söze yaslanmadan çırpınan su gibi
Beklenen rüzgar gibi
gelen ve esen
Oysa dolayısıyla diye başlasaydı
Ne de çabuk kırılırdı
Gürzünü güneşe savuran ihtişam
Savaşa sonradan katılmış olurdu
Alışmış olurdu biraz da
Yenilirdi dolayısıyla
Yenilir do la si la susardı
Yalnız değildir dolayısıyla şiir bozmakta
Yalnızlık da şiir bozandır
Kırgınlıklar sahte kelimeler ardarda sıralı
Öylece sararlar
Öylece dururlar
Çekilmez olduğunda yalnızlık şiire bulaşmış
Şiir de yalnızlık gibi bozulmuştur
Biliyorum herkesin bildiği kadar
Sahici bir ölümdür yaşamak
Ama şiire bulaştığında ölüm de yıkıcıdır
Bir o kadar düzenbaz
O da bazı kelimeler gibidir
Ki şiiri bozarlar
Seyfullah Karaköse
Friday, 20. June 2008, 07:49:23
zihnimin sarnıcına aktıkça gözyaşın
kendi içinde muhacirdir benliğim
geçmek bilmiyor hüzün
yüzümün mağlubiyetinden...
yüreğin sızısı yüzümün silindiği yerden.
an, içime asılı sonsuzluk şimdi.
bu bekleyiş kalbimin ritmidir.
galiba yoruldum.
Sesim boşlukta, son sözlerimdir.
yetmiyor ayrılığa ezgilerim.
galiba yenildim.
içine düşeceğim göğe hediyedir gözyaşlarım.
galiba tükeniyorum.
galiba
galip geliyor hüzün...
Fırat ÖNCEL
Friday, 13. June 2008, 12:57:39
uçurum kenarına ıslık savuran bir çobandım
ağaç kökünden hayat yontan bir marangoz
bir çilingir akla kilit vuran
tanrım beni de seç diye haykırdım
bilenler
soluğumun omuzlarını kavurmasını severdi
teslim olmaz derlerdi
kurtulur el yordamıyla
ne kadar da koyuydum bilenlerce
ve üstelik ne kadar siyah
gövdem iklimlerin bile bilmediği
yağmurlarla beslenirken sandım ki
diriliği aymazlığımı kışkırtan
bir kadını şahdamarından yakalamıştım
süzülerek şehrin kalabalığından
onur diye sakladığım yüzümü ve kanımı
iliklerime işleyen arsız bir geceye bozdurdum
eğilip yaka bağır bir dost bana
aldırma dedi
artık ben diriliği aymazlığımı kışkırtan
bir kadına şahdamarımdan yakalanmıştım
Showing posts 1 -
5 of
71.