dandini
Thursday, 25. June 2009, 14:37:12
hıdrellezde canım gazete kağıdında iki büklüm biber peynir yiyelim
yemesine yeriz de ben şimdi hıdrellez gibi iki büklüm odanın köşesinde
niçin çıkardım bu kitapları buraya derken
hışır poşet hışırtısıyla /atlet torba/
sanki bir mesaj düşmüş
sanki kokun kalmış
yeni çıkmışım memelerinin altından
üşümüşüm hafif kırık
(kırık süpürge sapı da plastik)
neler de yapıyorlar derken petrolden
kim özelleştirdi lan tüpraşı?
ilk kez gördüm sırtını çıplak
son kez belki de
köşedeki karpuzcu bilir
o her şeyi bilir
bir keresinde kedisinin burnu kanıyordu kapısının önünde de
ya da kanamıştı
boşver bir gün mutlaka kanayacaktır
öyle ya kedilerin burnu niye kanar sevgilim
hadi buna da not düşelim
soğüt dalı üzerine gölgelensin
ben sana güleyim sen el salla
el sallayayım gülerken sen git
sen git çünkü yeni çıkan kitaplar yaza göre
trafik lambaları da madem bu kadar kısa yanıyor
remzi kitabevine uğramasak da olur
elle düzeltmişler bileti
artık iptal olmayacaksa elinle düzelt şöyle bir saçlarını
madem bırakmadın dökülen saçlarını
bırak şu sigarayı ya da değiştir
sağlığa zararlı olduğundan değil
bu aylarda işler biraz durgundur da
boş geçer
boş geçen masada güya eski mahallemiz olur
yeni yeni türkçeyiz o zamanlar
ki kör şaban
küçüktü
ufacıktı
top oynayıp acıktıktan sonra
sürdürülebilir çevre bilinciyle
ya da ekonominin millileştirilmesine aldırmadan
günde üç masturbasyon yapardı
/ulan! ulan! ulan! geliyor
öf yaaa banyo da bile adama rahat yok/
ve hiç bırakmadı kör şaban
kör olursun dedik bırakmadı
beyninde fosfor kalmazmış
bilimsel açıkladık
imamın cehennemine attık
inandı ama keyfinden bırakmadı
bugün sevgilisinin dilini ısırdığını duysan
sen bile inanırsın
kısaca;
şansım yaver giderse
gırla içkiler olsun masada
sızalım uyanıp içip
içip uyanıp sızalım
yoksa bu beyaz badanalı evler diyarı
yoksa boydan boya asılı begonviller
sanki bana biraz
ya da ne bileyim
sen öyle güneşin düştüğü gözlüğünden dedin ya
oradan aklıma geldi
yok yok bu sefer yaver gitsin şansım
gülümserken bu cümlenin ortasındasın ya
geniş olmam gerek
evelallah yağmur da yağmayacak gibi
seyfullah karaköse
yemesine yeriz de ben şimdi hıdrellez gibi iki büklüm odanın köşesinde
niçin çıkardım bu kitapları buraya derken
hışır poşet hışırtısıyla /atlet torba/
sanki bir mesaj düşmüş
sanki kokun kalmış
yeni çıkmışım memelerinin altından
üşümüşüm hafif kırık
(kırık süpürge sapı da plastik)
neler de yapıyorlar derken petrolden
kim özelleştirdi lan tüpraşı?
ilk kez gördüm sırtını çıplak
son kez belki de
köşedeki karpuzcu bilir
o her şeyi bilir
bir keresinde kedisinin burnu kanıyordu kapısının önünde de
ya da kanamıştı
boşver bir gün mutlaka kanayacaktır
öyle ya kedilerin burnu niye kanar sevgilim
hadi buna da not düşelim
soğüt dalı üzerine gölgelensin
ben sana güleyim sen el salla
el sallayayım gülerken sen git
sen git çünkü yeni çıkan kitaplar yaza göre
trafik lambaları da madem bu kadar kısa yanıyor
remzi kitabevine uğramasak da olur
elle düzeltmişler bileti
artık iptal olmayacaksa elinle düzelt şöyle bir saçlarını
madem bırakmadın dökülen saçlarını
bırak şu sigarayı ya da değiştir
sağlığa zararlı olduğundan değil
bu aylarda işler biraz durgundur da
boş geçer
boş geçen masada güya eski mahallemiz olur
yeni yeni türkçeyiz o zamanlar
ki kör şaban
küçüktü
ufacıktı
top oynayıp acıktıktan sonra
sürdürülebilir çevre bilinciyle
ya da ekonominin millileştirilmesine aldırmadan
günde üç masturbasyon yapardı
/ulan! ulan! ulan! geliyor
öf yaaa banyo da bile adama rahat yok/
ve hiç bırakmadı kör şaban
kör olursun dedik bırakmadı
beyninde fosfor kalmazmış
bilimsel açıkladık
imamın cehennemine attık
inandı ama keyfinden bırakmadı
bugün sevgilisinin dilini ısırdığını duysan
sen bile inanırsın
kısaca;
şansım yaver giderse
gırla içkiler olsun masada
sızalım uyanıp içip
içip uyanıp sızalım
yoksa bu beyaz badanalı evler diyarı
yoksa boydan boya asılı begonviller
sanki bana biraz
ya da ne bileyim
sen öyle güneşin düştüğü gözlüğünden dedin ya
oradan aklıma geldi
yok yok bu sefer yaver gitsin şansım
gülümserken bu cümlenin ortasındasın ya
geniş olmam gerek
evelallah yağmur da yağmayacak gibi
seyfullah karaköse










