Kır/ çiçekleri

La ve Le

Subscribe to RSS feed

Leylâ




Leyla

Leylî bakışlar, büyük, simsiyah kanatlarıyla masalsı bir kuş gibi bütün ufkumu sardı.
Pençesinde yaralı bir ceylan gibiydim. Sessiz çığlıklarım istimdat için gözlerinden kalbine yol aradı. Uzandım, ruhumu okşayan yumuşacık tüylerine dokunmak için; yaralı bir serçe oldu avuçlarımda.
İstimdat dileyen bakışları kanattı yüreğimi.
Sağaltmak için yarasını bir buse kondurdum kanadına; bu kez ben onun avuçlarındayım.
Tükenmez bir deverana düştüm; anlaşılmaz kim kimin avuçlarında.



Onu bir gece vakti gördüm; ay gibiydi.
Gece renkli gözleriyle bakmıştı bana, yoksa gecenin kendisi miydi?


Leylî bakışlar, büyük, simsiyah kanatlarıyla masalsı bir kuş gibi bütün ufkumu sardı.
Pençesinde yaralı bir ceylan gibiydim.
Sessiz çığlıklarım istimdat için gözlerinden kalbine yol aradı. Uzandım, ruhumu okşayan yumuşacık tüylerine dokunmak için; yaralı bir serçe oldu avuçlarımda.
İstimdat dileyen bakışları kanattı yüreğimi. Sağaltmak için yarasını bir buse kondurdum kanadına; bu kez ben onun avuçlarındayım.
Tükenmez bir deverana düştüm; anlaşılmaz kim kimin avuçlarında.



Kim girdi gönül evime ansızın bu akşam

Semenderler barındıran ateşi kim yaktı

Bir suret görünüp kayboldu gönül aynamdan

Harfsiz kelimesiz mektubu kim bıraktı




Leylâ’yı görenler gölgesini gördüler, sevenler gölgesini sevdiler.
Bunca şiir, şarkı, destan gölgesine yazıldı. Mecnun suretli nice meftun Leylâ’ nın gölgesinin peşinde kayboldu.

Mecnunun düştüğü sahrayı bilen yoktur.
Zira mecnun kendi içinin sahrasına düşmüştür.
Heyhat ki, Leylâ orada da değildir.
Leylâ diye bir gölgenin peşinde ömür tüketen mecnun suretli, içinde bulunduğu hali aşk zannetmektedir.



İçinde lâle yetişmeyen bahçe aşk bahçesi olamaz. Bahçesinde tek kalmış lâlenin başında terk-i can eylemelidir bahçıvan. Aşkı çoğaltan, tüketen de âşık değildir.



Lâle mi bulunur sahrada

Zoraki mecnun

Bir nokta iken aşk

Aynada çoğalıyor Leylâlar



Salınan gölgesiydi Leylâ’nın

Zoraki mecnun

Harap etti ömrünü

Sahrayı saran vaveylalar

Leylâ…

İsmiyle müsemma: Gececil, gecenin kızı…
Ne hayret vadisinde mütehayyirim ne cünûn şehrinin sakini.
Noktayı geçip Elif’in sırrına erseydim bilirdim belki seni.
Gölgeni yazdım senin.
Hakikat misin yoksa rüya mı? Soru musun cevap mı?
Var mısın, yok musun?
Gece dersem çık, gündüz dersem çıkma.



Osman MESTAN




Birgün anlarsın gülüm
zerrin kokan, sümbül kokan ellerin
ahulara kına yakan ellerin
kumlara gömüyor kardelenleri
saçlarıma beyaz takan ellerin
birgün anlarsın gülüm kanayan gözlerimi
hüznümle büyüyen karanfilleri
sensizlige dokunan yüregimden
uçan güvercinleri
birgün anlarsın gülüm
eylülde geliyorsun
haziranda ayrılık oluyor bakısların
bazan umut ekiyorsun yollara
bazan karanlıga çekiyorsun ömrümü
bir kartalın, kanadı kırılan kelebege
dalgın bakısı gibi
bir yangının agustos böcegini
ansızın yakısı gibi
yakarken yüregimi
gittikçe büyüyen çıglıklarıma
nasıl böyle sessiz kalabilirsin
birgün kum saati devrilir gülüm
üveyikler yuvasında vurulur
penceremde sönen mum
dalgın bir lâle gibi yeserir pencerende
gözlerimin rengine boyanır kaldırımlar
birgün beni, sevdalı yigidini
o mermer kalbine anlatmak için
ayaklanır gül bekleyen kumrular
çesmelerden sızan duygularımın
leylâklara tutundugu yerde mi
nerdesin, yollarda mı
yoksa yâdellerde mi
bulanık sular gibi
kırılgan papatyalar
ürkek kugular gibi
baharı tasıyan avuçlarıma
nasıl böyle tenhâ olabilirsin
kâkülünde oyalanan kusları
yarınlara aglayan yokusları
birgün anlarsın gülüm
yaralı bir arslan gibi

bir volkanı andıran gözlerinden
yalnızlıgın çöllerine kan döken
korkusuz yigidini
nasıl böyle sensiz koyabilirsin
bu ok birgün yaydan çıkar, duy gülüm
ayrılıgın beni yıkar, oy gülüm
küllerimin savruldugu topraklar
ates olup seni yakar, vay gülüm
birgün acılarla tükenir zaman
ipeklere bürünen kalbimizde
bulursun çocukların isyankâr izlerini
birgün haberini bekleyen yolcu
pârelenir sokaklarda ansızın
ararsın geceyi onaran gözlerini
birgün hâtırası canlanır gülüm
ellerinde bülbül olur yigidin
saçlarıma beyaz takan ellerin
kâfur kokan, amber kokan ellerin
kumlara gömüyor kardelenleri
ahulara kına yakan ellerin..




Nurullah Genç





June 2012
M T W T F S S
May 2012July 2012
1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30