Skip navigation.

exploreopera

| Help

Sign up | Help

Ekdâr..

Kalbimizi kıranlar halimizi bilmeden...

.sen.


Sen...
Yüreğini korumaya bak...

.adım.


Her adımda kendimden bir şeyler yitire yitire yaşıyorum.
Siyah Süt

.ksr.


"Başarılı" olmaya o kadar koşullanmış ki, ne zaman bir şey aksasa, anında "başarısız" addediyor kendini. Mükemmellik karnesinde bir kırık nok almış gibi kızarıyor, utanıyor. Her hatadan sonra yüksek sesle özür diliyor kim bilir kimden. Belki de görünmeyen birilerinden. Neredeyse otomatik. Sabahtan akşama kadar mahçup ve ezik.
Bilmiyor ki özür dilemek de bir bağımlılık olabilir; yerli yersiz durmadan etrafındakilere "kusura bakmayın" dedikçe, bakılacak kusurları artar insanın.
Siyah Süt

.syh.st.


Annelik dünyanın en yaşanılası, en muhteşem lütuflarından biri; güzel ki hem de nasıl. Aldığı tüm övgüleri fazlasıyla hak ediyor. Öylesine benzersiz, öyleisne kıymetli.. İnsanın yüreğini hamur gibi alıp dönüştüren, kainatın ritmiyle buluşturan eşsiz bir tecrübe.
Siyah Süt

sbrağç


Bu benim ağacım.
Sabır ağacım.
Çok önceleri yeşerttim büyüttüm.
Budandı.
Şimdi daha gür, daha büyük.
Bana gölgelik edecek kadar.
Çok şükür.

Ben mi?


Durmam artık..

.milk.

1süt.jpg
2000 yılından bu yana Dünya Süt Günü'nü kutluyoruz..
Madalle'ye gülücükler.. :smile::smile:

.dün.bugün.mutluluk.

geçmişle bugünün kıyasını yapmayalım , bugünü mutlu yaşayalım :smile:

.hiçkimse.



kimler üzmüş birtanemi
kimler incitmiş
kimler kırmış kıymetlimi
kimler ağlatmış
neden küsmüş bu
dünyaya benim sevgilim
dinle beni gözbebeğim
bak gözlerime
dinle yavrucuğum
hayat bir masaldır
kurtlarla kuzular birlikte yaşar
bazan geçmez günler
bazan akşam olmaz
bazan unutursun
bazan mümkün olmaz
hiç kimse anne kadar
üzülmez ki bir damla gözyaşı dökerken
kim koparıpta verir sana kalbini
anne gibi bebeğim
hiç kimse anne kadar sevemezki
birtanem cennet kokulum benim
gurur duyarım canımı veririm sana
iste yeter bebeğim
kimler üzmüş birtanemi
kimler incitmiş
dinle beni gözbebeğim
ne oldu söyle

.leb.lebi.


Kimseye içini açmak istemiyordu.
Birisi leb demeden leblebiyi anlayabilmeli, içinden geçenleri okuyabilmeli, ruhuna dokunabilmeli, kalbin en hassas yerine ulaşabilmeli, onu sarıp sarmalayabilmeliydi. Yoksa o susacaktı.