"Başarılı" olmaya o kadar koşullanmış ki, ne zaman bir şey aksasa, anında "başarısız" addediyor kendini. Mükemmellik karnesinde bir kırık nok almış gibi kızarıyor, utanıyor. Her hatadan sonra yüksek sesle özür diliyor kim bilir kimden. Belki de görünmeyen birilerinden. Neredeyse otomatik. Sabahtan akşama kadar mahçup ve ezik. Bilmiyor ki özür dilemek de bir bağımlılık olabilir; yerli yersiz durmadan etrafındakilere "kusura bakmayın" dedikçe, bakılacak kusurları artar insanın. Siyah Süt
Annelik dünyanın en yaşanılası, en muhteşem lütuflarından biri; güzel ki hem de nasıl. Aldığı tüm övgüleri fazlasıyla hak ediyor. Öylesine benzersiz, öyleisne kıymetli.. İnsanın yüreğini hamur gibi alıp dönüştüren, kainatın ritmiyle buluşturan eşsiz bir tecrübe. Siyah Süt
kimler üzmüş birtanemi kimler incitmiş kimler kırmış kıymetlimi kimler ağlatmış neden küsmüş bu dünyaya benim sevgilim dinle beni gözbebeğim bak gözlerime dinle yavrucuğum hayat bir masaldır kurtlarla kuzular birlikte yaşar bazan geçmez günler bazan akşam olmaz bazan unutursun bazan mümkün olmaz hiç kimse anne kadar üzülmez ki bir damla gözyaşı dökerken kim koparıpta verir sana kalbini anne gibi bebeğim hiç kimse anne kadar sevemezki birtanem cennet kokulum benim gurur duyarım canımı veririm sana iste yeter bebeğim kimler üzmüş birtanemi kimler incitmiş dinle beni gözbebeğim ne oldu söyle
Kimseye içini açmak istemiyordu. Birisi leb demeden leblebiyi anlayabilmeli, içinden geçenleri okuyabilmeli, ruhuna dokunabilmeli, kalbin en hassas yerine ulaşabilmeli, onu sarıp sarmalayabilmeliydi. Yoksa o susacaktı.