GÖNEN'DEN SÖKE'YE
Friday, 13. July 2007, 16:36:51
Türk Edebiyatı Vakfı, Türk Edebiyatı Dergisi ve Gönen Belediye Başkanlığı, yanlarına İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’nü de alarak, geleneksel Ömer Seyfeddin Hikâye Yarışması düzenlemişler. Yarışmanın, Seçiciler Kurulu Özel Ödülü’nü ben aldım.
Bana verilen ödülü almak için Gönen’e gittim. Edebiyatın dışındakiler, bu şirin
ilçeyi daha çok bir kaplıcalar şehri olarak tanırlar. Fakat ben kırk bine varan nüfuslu bu şehirde, sanatkâra saygının ve edebiyata
vurgunluğun ne olduğunu, doya doya yaşadım. Orada gördüklerimi, kendi şehrime taşımak istedim.
Biliyorsunuz Gönen,
Ömer Seyfeddin’in doğduğu şehir. Gönenli, bu büyük hikâyeciyi bağrına basmış. Sanki yediden yetmişe bütün Gönenli de, Ömer
Seyfeddin’in ruhu yaşıyor. Şehrin giriş ve çıkış yollarında, en hakim noktada, onun kalıcı resimleri var. Yolunuz kaplıcalar için bu
şehre düşse bile, dönüşte, Ömer Seyfeddin’i de beraberinizde getiriyorsunuz. Gönenli, yabancıya sıcak. Sizinle hemen
kaynaşıveriyor. O dost insanların arasında uzun zaman kalamadığıma pişmanım.
Türk Edebiyatı Vakfı, Türk Edebiyatı
Dergisi ve Gönen Belediye Başkanlığı, yanlarına İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’nü de alarak, geleneksel Ömer Seyfeddin Hikâye
Yarışması düzenlemişler. Yarışmanın, Seçiciler Kurulu Özel Ödülü’nü ben aldım. Aldım ya, benim anlatmak istediğim bu değil.
Oradaki organizasyonu bir görmeliydiniz. 6-11 Mart tarihleri arasında Ömer Seyfeddin adına sergilenen sanat etkinliklerinin bir
benzerini, mümkünü yok, İstanbul ve Ankara’da bile göremezsiniz. Gönenli ile birlikte yüzlerce misafir, doya doya bir hafta
yaşadılar. O hafta Gönen’de günlük hayat durmuştu. Gönenli kendi işinden ziyade, gelen misafirlerini ağırlıyor, resim segisinden
konferansa, oradan halk aşıklarını dinlemeye, şiir okuma yarışçılarını alkışlamaya, daha sonra da yarışmalarda dereceye giren
hikâyecileri ödüllendirmeye koşuyordu. Dinlediği ünlü isimlerin arasında; Ahmet Kabaklı, Ayhan Songar, Emin Işık, Nevzat
Yalçıntaş, Sevinç Çokum, Ayhan İnal, Dilaver Cebeci’nin yanında, nice halk aşıklarıyla birlikte, kendi çocukları da var. Edebiyatı
onlarla birlikte yaşamak, ne kadar güzel. Düzenledikleri hafta gün be gün, saat be saat doluydu.
Zamanla yarıştılar.
Bu yarışta, ne milletvekilleri, ne kaymakamları, ne diğer daire amirleri, birbirlerinden asla kopmadılar. Pırıl pırıl, tükenmez bir
enerjiyle yüklü, genç belediye başkanları var: Hayati Köse. Bu genç başkandan, diğer belediye başkanlarının öğreneceği çok şey
var. Hizmet, yalnız kanalla, yolla olmuyor. Hizmet, biraz da kültür demektir. İşte ben bunu, Gönen’de gördüm. Birlikte hareketin,
mutlaka büyük bir başarıyla neticeleneceğinin hazırlayıcısı olduğunu tattım.
Yüzlerce misafiri Yıldız Oteli’nde ağırladılar.
Otelin benzeri, ne Söke’de, ne Kuşadası’nda var. Öğrencilerin resimlerini görecektiniz. O harikâ çizgilerle, Ömer Seyfeddin
hikâyelerini renklendirmişler. Sanatkârlarını, renk cümbüşüyle özetlemişler. Okumaktan hoşlanmayana da, öğretme gayretini
göstermişler.
Ne dersiniz, bizim burada imkân mı, iş bilen mi yok?
Ben, bu düşüncede değilim. Benzer bir
organizasyonu biz de yapsak, Gönenli’nin yaptığı gibi, Türkiye’nin her yanından ses getirir, şehrimizin adını doruğa çıkarırız.
Unutmayalım ki bizim de bir “Kocagöz”ümüz var. Ben işe, yalnız edebiyat cephesinden baktım, siz örnekleri çoğaltabilirsiniz. Vakit
erken diyorsanız, yanılıyorsunuz.
Birbirimizle kaynaşma ve kucaklaşmanın başka yolu mu var?
24 Mart
1995
Oyhan Hasan BILDIRKİ














How to use Quote function: