Skip navigation

Lost password? | Help

SAKURA

Fenerbahçe'nin ve Fenerbahçeli'nin büyüklüğü yalnızlığındandır.

Posts tagged with "antu"

Sessizliğin Çığlığını Duyabilmek.

, , , ...


Son günlerde o kadar çok örnek gözümüze takılıyor ki Holiday Inn’ de ki o küçük kız çocuğundan,



Ufuk Bulut’a…



Bir çoğu farkında değil ama o sevda hepimizi aştı. Sessizliğin sesi artık bütün katışıksız eleştiri duvarlarını yıkıyor. Fenerbahçe sevdası artık devrimin eşiğinde… Kulaklarım da bir ezginin yankısı yüreğime çarpıyor.

Bu yolda ölenler oldu.
Mum gibi sönenler oldu.
Yar göğsüne baş koymadan,
Vurulup düşenler oldu.

Fenerbahçe’yi biz sevdalıları bırakın ne olur. Ne olur sadece 2,5 ay susun… Ne olur...

Ne sevmesini bildiler, ne de övmesini sadece eleştirdiler. Veya sadece beyinlerini masturbe ettiler.

Oysa biz tribünlere sadece galibiyetleri alkışlamak için değil mağlubiyetleri de omuzlamak için giderken onlardan bizimle alay edenler oldu.

Bazen diyorum ki keşke ben yukarıdaki Fenerbahçeliler gibi zihinsel özürlü olsaydım da öyle sevseydim Fenerbahçe’yi…

Anlamasaydım Fenerbahçe’yi seven birinin Fenerbahçe adı geçtiğin de futbolcusunu nasıl kötülediğini, eleştirdiğini ya da hocasını en acımasız şekilde nasıl göndermeye çalıştığını… Daha acısı keşke duymasaydım bunları yapanın da Fenerbahçeli olduğunu… Olmasıydı umurumda onların da Fenerbahçeli olduğu.

Ne yazık ki mümkün değil bu. Onları anlamam dinlemem de mümkün değil.

Onlar sevmesini bilemediler susmasına da bilmeyecekler biliyorum. Aslında biliyor musunuz tıpkı yukarıdakiler gibi onlar benim gibilerinde umurunda da değiller.

Çünkü ben ve benim gibiler Fenerbahçe’yi sadece Fenerbahçe olduğu için seviyorlar.

Ve şimdi diyorum ki ne olur bari bu sene bize bırakın Fenerbahçe’yi… Sadece Fenerbahçe'yi Fenerbahçe olduğu için sevenlere....


Sanalmış, tribünmüş ya da grupmuş falan hikaye şimdi onlar için gerçek bu ne yazık ki…

Yukarıda ki fotoğraflara iyi baksınlar söylediklerimiz ağırlarına gidenler. Çünkü onlar sessizliğin kulakları sağır eden bu çığlıklarını duymaktan aciz.

Ne mutlu bu sessiz ve sonsuzluğa giden bu çığlığı Fenerbahçeli olarak duyabilene...

Ne mutlu Fenerbahçe'yi böylesine sırf Fenerbahçe olduğu için sevebilenlere...

Biz yemin ediyoruz. (Antu Duayenler Bildirisi)

, , , ...


Kurulduğundan yüzüncü yılına kadar olan gücünü sadece sevenlerinden alarak gelen ve son yıllarda ki yürüyüşü ile Türkiye’nin artık tartışmasız en büyük değeri olan Fenerbahçe Spor Kulübünün yüzüncü yılında yaşananları dehşete düşerek izliyoruz.

Geçtiğimiz on yıl içerisinde Türk Futbol Federasyonu ve ona bağlı resmi kurumları başta olmak üzere Fenerbahçe düşmanlığının ötesine geçerek Anti-Fenerbahçe taraftarlığı adına birçok olay yaşanmıştır. Türk Futbolunun en başındakilerin yaşattıkları bu haksızlıklara yıllardır Fenerbahçeliler haricinde hiçbir kulüp ve taraftarı tepki vermeyerek seyirci kalmıştır. Bu haksızlıkları yapanların bile yaptıklarını yeri geldiğinde unuttukları kirli oyunlar bir gün kitap haline getirildiğinde biliyoruz ki Türkçe de “Ansiklopedi” kelimesi gerçek anlamını bulacaktır.

Fenerbahçe karşısında el değmemiş bir lig isteyenlerin, kutsal ittifaklardan bahsedenlerin kendilerine Türk futbolundan yıllardır çekmedikleri kirli elleri gösterildiğinde sessiz kalmaları ne yazık ki Fenerbahçe taraftarı tarafından artık kanıksanmıştır. Fenerbahçe taraftarı bir taraftarın ömründe yaşayabileceği en kötü olay olan Şampiyon olanın bile hak etmediğini bildiğinden inanmadığı ve doğru dürüst sevinemediği 14 Mayıs 2006 tarihi ile Türk Futbolunda neler yaşanabileceğini görerek bu adaletsizliklere alışmış, alıştırılmıştır.

Çünkü Fenerbahçe Taraftarı artık bilmektedir ki Türk basınında yer alan tarafsızlık abidesi Fenerbahçeli olan yazarların neredeyse tamamı ne yüreklerine ne de kalemlerine forma giydirirler. Zalimin zulmüne sessiz kalanın da zalimden yana taraf olduğunu unutan bu dürüstler ordusu Fenerbahçeli basın mensubu olduklarını unutmuşlardır. Oysa diğer kulüp yazarları yürekleri ile kalemleri ile forma giymişler ve ne gariptir ki o giydirdikleri formalarıyla tuttukları takımı desteklemek veya yazmaktan çok Fenerbahçe’yi eleştirmiş, konuşmuş ve hatta bazen desteklemişlerdir. Kendilerine Fenerbahçeli medya denilmesinden utananlar asıl bu sözü anlamını geçen sene Ali Sami Yen Stadı basın tribünün de Fenerbahçe gol yediğinde hatıra fotoğrafı olarak çektirmişlerdir.

Nedense bu sene Türkiye liginde ceza sahasına girme ve hücum zenginliği yönünden en yüksek seviye de olan Fenerbahçe geride kalan 21 haftadır bir tek penaltı atmamıştır ama Fenerbahçe’nin forveti hep yetersiz olmuştur. Yüzüncü yılında Fenerbahçe’ye verilen disiplin cezaları ile diğer kulüplerin aynı olaylar karşısında verilen disiplin cezaları kara mizah dergilerine konu olacak şekildedir ama Fenerbahçeli futbolcular ve taraftar hep suçlu olmuştur.

Asıl önemlisi ise “Yorum” adı altında ki bu iftira yüklü taraflı yayınlara bazı arkadaşlarımızın da “Fenerbahçe’yi yuhalama, ıslıklama” türünde Fenerbahçelilikle hiç alakası olmayan bir şekilde gaflet içinde Taraftarlığın temel prensibi olan taraf olmaya ihanet ederek katılmalarıdır.

Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de belirttiği gibi “Ebediyete kadar muvaffak olacak…” ve çocuklarımızdan hatta torunlarımızdan bize miras kalan Fenerbahçe’mizin gelecek yüz yılda bu yüzyıldönümü akla geldiğinde ya da sezon sonu Fenerbahçe başarılı olduğunda bu arkadaşlar ile birlikte “Fenerbahçe’yi ıslıklayan yuhalayan Fenerbahçeli Taraftar” olarak hatırlanmak istemiyoruz.

Bu nedenle Fenerbahçe’nin 100 ncü yılında aşağıda ki yemini ediyoruz ve imzalarımıza yemin etmişlerdendir ibaresini ekliyoruz.

Yüzüncü Yıl Yemini

Her zaman desteklediğim Fenerbahçe’yi bundan sonra da desteklemeye devam edeceğime ve onu desteklemekten hiçbir zaman yorulmayacağıma,
Tribüne sadece galibiyete sevinmeye değil, mağlubiyetleri de omuzlamaya gideceğime,
Tribündeki şarkılarımı usulen değil yüreğimde ki sevdamı üstüne koyarak söyleyeceğime,
Fenerbahçe mi sahaya çıkarken alkışladığım gibi sonuç ne olursa olsun sahayı terk ederken de alkışlayacağıma,
Sahamın kapanmaması için elimden gelen her şeyi yapacağıma,
Rakip takım taraftarı da olsalar her zaman taraftarlık haklarına sahip çıkacağıma,
Başta görsel ve yazılı medya olmak üzere Fenerbahçe’ye zarar verecek her türlü olumsuzluğa karşı “Fenerbahçe yüreğimdir” diyeceğime,
Hiçbir ortam ve şartta Fenerbahçem ve onun sporcuları ile ilgili olumsuz ve kötü tek söz söylemeyeceğime,
Fenerbahçe’nin sonsuza yürüyüşünde asla onu yalnız bırakmayacağıma,
Yüzüncü yılında yaptığı müsabakalardan hiçbirini kazanmasa da, hiç kupa almasa da her zaman ve her yerde, hiç kimseye baş eğmeden gururla “Ben Fenerbahçeliyim” diye haykıracağıma,
Namusum, şerefim ve kutsal bildiğim tüm değerler üzerine Yemin Eder, And İçerim.

http://forum.antu.com/showthread.php?t=326001

Son Yazım Antu Haftanın Konusu "Aklım Doğru, Yüreğim Yanlış"

, , , ...

Son yazdığım yazı Fenerbahçe taraftarının resmi sitesi www.antu.com da Haftanın Konusu oldu. Siz de konuya yorumlarınızla katılabilirsiniz.


Antu Haftanın Konusu "Aklım Doğru, Yüreğim Yanlış"

Yeni sezon uygulamalarımızdan biri olan, "haftanın konusu topiği" bu hafta, geçen yılın Antu Üyesi ödüllüne sahip olan duayen üyemiz Sakura tarafından açıldı. Topiğin adı; Antu Ana sayfa konusu: "Aklım Doğru, Yüreğim Yanlış"... Son günlerde Ülker ile yapılan sponsorluk anlaşmasının taraftarlarımız üzerinde yarattığı etki temelinde, bir taraftarlık tanımı, özellikle Fenerbahçe taraftarlığı tanımı üzerinden, Endüstriyel futbolun romantik taraftara etkisi üzerine analizler yapılan bu güzel yazı, bu haftanın gündemini oluşturuyor. Siz de, topiğe görüşlerinizi yazarak katılabilirsiniz. İşte Sakura'nın topiğe attığı ilk mesaj:

"Aslında Fenerbahçe Taraftarının kafasını bugün en çok karıştıran konu yeni transferler değildir. Fenerbahçe'nin yüzyıllık alt kültüründen doğan kimliğine olan bağlılığın sorgulanmasıdır. Sportif başarı ile bir taraftar kitlesi yaratabilirsiniz (bunun örnekleri de mevcuttur) ama bir alt kültüre dayalı bir taraftar kimliği oluşturamazsınız. Bir başka deyişle sportif başarıyla ancak bir taraftar profili oluşturabilirsiniz ama bununla bir taraftar kimliği yaratamazsınız. Çünkü sportif başarıyı kaybettiğinizde yaratığınız taraftar profilini ki bu seyirciden öte olmayan bir kitledir kaybedersiniz.

Taraftar, alt kültüre dayalı olarak oluşmuş kimliğini büyük bir romantizm ile taşır. Zaten bu kimlik taşıyan romantizm sürekli kulübüne gelir sağlar. Romantizmi gereği karşılıksız sevdiği için verir. Önemli olan başarı değildir onun için kulübüne duyduğu sevgidir. Hiç bir başarı bu kimliğin ona verdiği hazzı, tatmini yaşatamaz ve hiçbir kupa da bu kimlik özdeşleşmesinin yerini tutamaz. Bu kimliğe sahip olmadan sportif başarıyla oluşan seyirci kitlesi kendisinin oluşumuna etken olan neden ortadan kalkınca kısacası başarısızlıklar ard arda sıralanınca dağılmaya başlar. Bunun da örnekleri mevcuttur. O yüzden takım tutmakla aynı takımdan olmak arasında bir fark vardır. Fenerbahçe taraftarının neredeyse çoğunluğu takım tutmaz sadece Fenerbahçelidir.

Taraftar ile seyirci arasında ki fark yani işin diğer yüzü ise aslında birçok kişinin görmek istemediği veya bazı mensupları ile yöneticilerin seyirciyi müşteri olarak değerlendirdiği sağlanan gelir konusudur. Romantikler kendilerini müşteri olarak görmezler. Müşteri değildirler oysa sportif başarıya endeksli seyirci başarıyı karşılıksız ister. O başarı varsa vardır. Takım kötü oynarsa başarı yoksa seyredecek bir şey yoktur. Kısacası kendisi müşteri olduğunu bilir ve müşteri gibi davranır. Amacı en ucuza kendisine en çok fayda sağlamaktır.

Romantik taraftar ise farklıdır. Müşteriliği kabul etmez ve kendisine bu tür yaklaşımları sindiremez. Onun için başarının önemi yoktur. O doğal bir romantizm ile takımını sevmektedir ve takım iyide olsa kötü de olsa ona karşılıksız vermeye taraftır. Bunu yapmakta onun için çok doğaldır çünkü verdiği zaten aslında ondan başkası değildir. Gelir sağladığı onun takımıdır ve kendisidir. Spor kulüplerinde gelir varsa ekonomik büyüme vardır. O yüzden seyircisi çok olan değil taraftarı çok olan kulüplerde ekonomik büyüme olur.

Sportif Başarı olduğu sürece gelen taraftar bir ölçüde gelir kazandırır. Ama başarıda sürekliliği sağlayamazsanız, taraftarı kaybedersiniz. Kaybettikçe gelirleriniz düşer. Romantizmi olmayan taraftarın takımı çok kötü durumdayken gelip kombine alacağını veya ürün kullanacağını düşünebilir misiniz? Bu geliri ancak alt kültürden gelen ve kimliği olan bir taraftar grubu yapabilir.

Nitekim Fenerbahçe daha üç beş yıl öncesinde futbol takımının en kötü sezonlarından birini yaşarken ürün satışlarında ki artışının sebebini araştırmak isteyen Real Madrid yöneticilerinin gelip kulüp gelirlerini incelenmesinin nedeni budur. Fenerbahçe taraftarı bir yüz yıllık alt kültürden gelmiştir. Bir kimlik sahibidir ve bu kimlik sportif başarıyla gelen bir kimlik değildir. Fenerbahçe taraftarının en küçüğüne bile sorsanız General Harrington Kupasını bilir. Kurtuluş Savaşında Fenerbahçe'nin oynadığı rolü bilir. Zaten kulübün kurulurken ki tüzüğüne baktığınızda Fenerbahçe'nin alt kültürünü daha kurulduğu gün belirlenmiş ve bu kimlik yüzyıl taşınmıştır.

Bugün birçok kulüp gelirlerini arttırmak için sponsorluk anlaşması yapmaktadır. Kimi isminin önüne sponsorun ismini almaktadır. Yimpaş Yozgatspor, Vestel Manisaspor, Pınar Karşıyaka gibi. Bu takımlardan bazıları ismi ile anılırken bazısı sponsorun ismi ile anılmaktadır. Mesela Manisaspor'un adı, sponsoru Vestel kadar pek kullanılmazken, Yozgatspor adı ise sponsoru Yimpaş'tan daha çok kullanılmaktadır.

Zaman ne gösterir bilinmez ama Fenerbahçe futbol takımının da bir sponsor anlaşması imzaladığını düşünelim. İsminin önüne veya arkasına o sponsorun ismi geldiğini, siz Fenerium'dan o formayı alır mıydınız? Eğer Şampiyonlar Ligi kupasını alacaksak alırım diyenler, zaman değişti günümüzde sponsor anlaşması olmadan büyüyemezsiniz diyenler olabilir ama hala o özdeşleşme ile ben o formayı almazdım diyenlerde olacaktır. Sonuçta geçmişten gelen bir kimlik vardır. Öbür taraftan ürün satışlarında ki, kombine veya diğer gelirlerde ki bu tür düşünenlerden dolayı kaynaklanan düşüş sponsor tarafından da karşılanabilir.

Ancak şu bir gerçektir ki kulübün artık kendi kaynaklarının bir kısmının nedeni olan romantizm ve amatör ruh kaybedilmiştir. Yani gelir olarak kısa vadede kayıp yok, kazanç çoktur ama uzun vadede ise daha önce romantizmden kazanılan gelire göre daha çabuk büyümüş sağlıksız bir kaynak görünümü vardır. İşler kötüye gitmediği sürece her şey yolunda olacaktır ama işler kötüye gittiğinde tribünde yıkım eskisinden çok daha büyük olacaktır. Üstelik romantiklerin de kalbi kırıktır.

Fenerbahçe adının başka bir isimle veya ekle anılması geçmişten gelen alt kültürünün oluşturduğu kimliğe uygun değildir. Fenerbahçe sevdalıların bir çoğu bu tür bir sponsor anlaşmasına sıcak bakmaz. Sanki yüreklerinin derinliklerinde ki bir yerlerde çok ince bir şeyler kopmuştur. Bunu kabullenmek, rakip takım seyircisi tarafından sürekli "Fenerliler neden bu kadar fanatik oluyor" diye sorulan Fenerbahçeli için, o kadar zordur ki ancak yine Fenerbahçeliler anlayabilir. Bu güne kadar tek başınalığı ve yalnızlığı ile herkese ve her şeye rağmen ayakta durabildiği için büyüklüğünün adı konulamayan Fenerbahçe ile kendini özdeşleştirmiş ve "Neden Fenerbahçelisiniz?" sorusuna verdikleri cevaplar bile insanları şaşırtan romantik taraftarının çokluğu böyle bir sponsor anlaşmasına alışmayı zorlaştırmaktadır.

Olayın diğer yandan bakış açısı ise sponsor anlaşması olmasa da Chelsea'dir. Rusya'dan gelip Roman Abramovich İngiliz Chelsea'yi aldığı zaman bütün taraftarlar isyan etmişti. Yapılan transferlerle Chelsea'ye gelen dünyanın en ünlü oyuncuları ilk önce taraftarı sakinleştirdi ve elli yıl sonra gelen şampiyonlukla bu isyan bir an da desteğe döndü. Kim bilir aynı durum Fenerbahçe taraftarında da yaşanacaktır. Bir bakmışsınız bizden çok daha muhafazakâr olan İngilizler gibi biz de bu değişime alışmışız. Yine de aklım doğru diyor olsa da yüreğim yanlış der. Çünkü romantikler için Fenerbahçe Ülker değildir sadece Fenerbahçe'dir."

Topiğe Ulaşmak için tıklayın

www.blogcu.com/alikutay


December 2009
M T W T F S S
November 2009January 2010
1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31