Monday, September 14, 2009 7:37:02 PM
ask, a$k
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen...
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.
Henüz bebekken 'Dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,ölürken de aynı avuçların 'her şeyi bırakıp gidiyorum işte!' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.
Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.
Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.
Azrailin her an sürpriz yapabileceğini,nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan
Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.
Yaratılmışların en güzeli oldu ğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.
Evinde kedi,köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine 'seni çok seviyorum!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.
Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan...
Ömür dediğin üç gündür,dün geldi geçti yarın meçhuldür...
O halde ömür dediğin bir gündür,o da bugündür...
Can Yücel
Monday, September 14, 2009 7:34:20 PM
ask, a$k
EĞER
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiç bir zaman duyulmasaydı eğer.
Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp,
göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namuzsuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında
bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde
"Onca ayrılığın birinci dereceden failidir." denmeseydi eğer.
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
Issızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde
amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya, canım ellerini tutmak isterse...
Evet sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
Kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
Mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa
tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
Can Yücel.
Monday, September 14, 2009 7:32:31 PM
ask, a$k
Hayır Anne Ağlamıyorum.
Nereden Çıkarttın onu
Ne ağlaması..
....
"Canımızın yarısını
Aslanımı.. Kahramanımı...
Biricik kardeşimi.
2 Sene önce Bir bayram arefesinde
Şehit mi verdik Tunceli'de"
Ki. Ben ağlayayım Anne..
Ağlamıyorum Anne..
Ağlamıyorum..
Hem neden ağlayayım anne..
Babam..
Ben daha kundaktayken ölmüş.
Artık rüyalarıma bile gelmez olmuş.
Hani bana verdiğin resmi var ya..
O bile solmuş..
Sen olsan ağlarmıydın yerimde anne..
Ağlamıyorum anne ağlamıyorum...
Sevgilim mi?
Senelerce sevdasına nefes alıp
Hasretine uyandığım sevgilim mi?
Bütün umutlarımı alıp
Sayfa sayfa yalanlar bırakıp...
Bırıkıp gitti anne.
Hayır Anne ağlamıyorum..
Hem artık akıllandım..
Kırk Defa dünya ya gelsem
Senden başkasını birdaha sevmem..
Senden başkasını sevmeme izin verme anne..
Hayırsız bir sevda beni ağlatamaz
Ağlamıyorum anne.
Sen..
Sen zaten..
..
Bu kaçıncı senedir bilmem
"Anne" diye kara toprağı öpmem..
...
Ağlamam için sebep mi? var Anne
Ağlamıyorum
Gözüme Aşk Kaçtı Anne
Onu çıkartıyorum..
Saturday, June 20, 2009 4:00:49 PM
ask, a$k
Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.
Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, Zenginlik, beni de yanına alır mısın? diye sormuş.Zenginlik, Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok. demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibirden yardım istemiş. Kibir, lütfen bana yardım et!, Kibir Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin. diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: Üzüntü, seninle geleyim. Üzüntü Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var. Mutluluk da Aşkın yanından geçmiş ama o kadar mutluymuş ki Aşkın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. Gel Aşk! Seni yanıma alacağım...Bu Aşktan daha yaşlıca
birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşka yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgiye sormuş: Bana yardım eden kimdi? Bilgi O, Zamandı diye cevap vermiş. Zaman mı? Neden bana yardım etti ki? diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:
Çünkü sadece Zaman Aşkın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir.
Saturday, June 20, 2009 3:47:45 PM
e-book
Mitch Tulloch, "Windows Server 2008 Server Core Administrator’s Pocket Consultant"
Microsoft Press | 2008-09-17 | ISBN: 073562626X | 352 pages | CHM | 6,8 MB
Get the practical, pocket-sized reference for IT professionals responsible for administering and supporting Windows Server 2008 Server Core. Designed for quick referencing, this portable guide covers all the essentials for performing everyday tasks placing expert advice on installation, migration, administration, and troubleshooting right at your fingertips. You ll discover how to deploy and configure Windows Server 2008 Server Core; configure server roles, including Active Directory Domain Services, DHCP, DNS, File Services, Print Services, Web Services, and Hyper-V; perform local and remote administration; monitor, troubleshoot, and configure high availability; perform backups and recovery; and manage software updates. Featuring quick-reference tables, concise lists, and step-by-step instructions, this handy, one-stop guide provides fast, accurate answers on the spot whether you re at your desk or in the field.
Key Book Benefits
Zeroes in on exactly what the administrator needs to perform day-to-day tasks for Windows Server 2008 Server Core Covers deployment and configuration, server roles, local and remote administration, high availability, backup and recovery, software updates, and other essential topics Delivers information in concise tables, easy-to-scan lists, and step-by-step instructions Features a pocket-sized format that puts the right information right at your fingertips
Download
http://depositfiles.com/files/ap3ciwpbqhttp://uploadbox.com/files/kppBCUk4ib