Saçmalama ÖZKÖK!
Saturday, June 17, 2006 6:35:21 PM
Bu adamdan sonra ölmek için Allah'a Dua ederim. İşi gücü bırakmış. Müslüman alemini bölmeye çalışıyor. Birde siz okuyun anlayın bölücülüğü:
* Parantez içindeki yazılar benimdir..
-GEÇEN sonbaharda Yalçın Doğan, Tahran"dan aradı.Heyecanlı bir sesle konuşuyordu.
Tahran"da bir müzeye gitmiş
Orada Hazreti Muhammed"in yüzü açık bir minyatürünü görmüş. (ne güzel, kına yakmıştır)
Ama öyle bildiğimiz minyatürlerden değil.
Sebati Karakurt fotoğraflarını çekmiş.
Yalçın Doğan"ın dönüşünde o fotoğraflara baktık.
Bugüne kadar Hazreti Muhammed"in bu kadar güzel bir tasvirini görmemiştim. (Şeytanda güzel gözükür)
İnce yüzlü, çok güzel bir erkek tasvir edilmişti.
Sakalları bugün bazı ticani kılıklı adamlarınki gibi değildi.
İnce bir sakalı vardı.
O tasvire bakarken içimde şöyle bir tartışma başladı.
O tasvir Tahran"da bir müzede hálá duruyor. (İran'ın ayıbı)
Acaba Hazreti Muhammed"in böyle güzel tasvirlerini görebilseydik ne olurdu? (cevabı sen daha iyi biliyorsun ya neyse)
* * *
Geçen hafta Karen Armstrong"un, Hazreti Muhammed"le ilgili "Muhammad: A Biography of the Prophet" adlı kitabını ikinci defa okuyordum. (Afferin doğru işler de yapıyorsun)
Orada, birinci okuyuşumda gözümden kaçmış çok ilginç bir ayrıntı dikkatimi çekti. (demekki önemsiz diye ilkinde okumadın ha?)
Hazreti Muhammed ile Hazreti İsa arasındaki en büyük farklardan biri şöyle tarif ediliyordu:
"Biz hiçbir metinde İsa"nın güldüğünü okumadık. Ama Hazreti Muhammed"in yakın çevresiyle sohbet ettiğini, sık sık güldüğünü okuyoruz."
Evet, ilginç bir fark.
Gülen bir peygamber ile gülmeyen bir peygamber.
Sadece o değil, başka farklar da var.
Hazreti Muhammed, çocuklarıyla oynayan, arkadaşları öldüğü zaman acılarını, çocuğu doğduğu zaman sevincini dile getiren, eşleriyle sorunlarını saklamayan, tamamen insani bir figür olarak karşımıza çıkıyor.
Elbisesinin eteğinde uyuyan kediyi uyandırmamak için eteğinin o kısmını kesen bir insan.
Hazreti İsa ise, hep acı çeken, sanki bütün hayatı boyunca sırtında haçla dolaşan bir figür.
Hıristiyanlık, Hazreti İsa"nın tasvirlerini yasaklamıyor.
Tam aksine, o tasvirler sadece inançta değil, Batı sanatında da çok önemli bir yer tutuyor.
Ama hemen hepsinde Hazreti İsa"nın yüzünde aynı acılı ifade var.
İnsani tarafları neredeyse hiç gösterilmiyor.
Oysa mutlaka vardır diye düşünüyorum.
* * *
Bütün bunlara bakınca kendi kendime şunu soruyorum:
Acaba Hazreti Muhammed"in tasvirinin yasak olması, bir yanıyla iyi mi olmuştur? (bu soruyu da biliyorsun)
Çünkü bu sayede dikkatimiz tasvirdeki yüzden, onun hakkında anlatılanlara yöneliyor.
Böylece onun insani tarafını daha fazla keşfetme imkánımız doğuyor.
Tabii bunda iki dinin peygamberlerine atfettiği imajın da etkisi var.
Hıristiyanlık Hazreti İsa"yı, tamamen "Tanrısal" bir varlık olarak görürken, Müslümanlık onu tamamen bir "insan" olarak kabul ediyor.
Tanrısal olan onun "mesajı" oluyor. (aklın ona yetiyor zaten, yaptığı davranışlar önemsiz zaten)
Karen Armstrong"un kitabını bir kere daha, altını çize çize okudum.
Kitapta daha yazabileceğim onlarca konu var.
Ama bu kitabı bir kenara koyduktan sonra, kendimi bazı konularda sorgular halde buldum.
Belki de bütün Müslüman áleminin sorması gereken sorular.
* * *
Bizler, yani Müslüman dünya(! bizler?), bu kadar insani bir peygamberin mesajından, bugün nasıl bütün dünyada "terörle" özdeşleştirilmiş bir dini imaj ortaya çıkmasına izin verdik? Veya en azından mani olamadık. (sizler sayesinde)
"İzin verdik", "mani olamadık" diyorum; çünkü artık bu imajın yayılmasında sadece Hıristiyan álemini değil, Müslüman álemini de sorumlu buluyorum.
Bizim dünyamızda bazı insanlar hálá Zarkavi"nin ölüm fotoğraflarından "dini bir kahraman" ikonası yaratmaya çalışıyor ve bizler de bunu bir türlü yıkamıyorsak, kendi kendimize şu soruyu sorma zamanı gelmiş, hatta geçmiş demektir. (kendin demişsin Zarkavi'ye tapanlar Hz Muhammed'i görse ne yaparlar bunu sende biliyorsun ve çok akıllılık ediyorsun)
Bunun nedeni, sadece ABD ve İsrail"in hataları mıdır? (Hayır cahil toplumlar sağ olsun)
Müslüman áleminin makul çoğunluğunun hiç mi sorumluluğu yoktur...
* Parantez içindeki yazılar benimdir..
-GEÇEN sonbaharda Yalçın Doğan, Tahran"dan aradı.Heyecanlı bir sesle konuşuyordu.
Tahran"da bir müzeye gitmiş
Orada Hazreti Muhammed"in yüzü açık bir minyatürünü görmüş. (ne güzel, kına yakmıştır)
Ama öyle bildiğimiz minyatürlerden değil.
Sebati Karakurt fotoğraflarını çekmiş.
Yalçın Doğan"ın dönüşünde o fotoğraflara baktık.
Bugüne kadar Hazreti Muhammed"in bu kadar güzel bir tasvirini görmemiştim. (Şeytanda güzel gözükür)
İnce yüzlü, çok güzel bir erkek tasvir edilmişti.
Sakalları bugün bazı ticani kılıklı adamlarınki gibi değildi.
İnce bir sakalı vardı.
O tasvire bakarken içimde şöyle bir tartışma başladı.
O tasvir Tahran"da bir müzede hálá duruyor. (İran'ın ayıbı)
Acaba Hazreti Muhammed"in böyle güzel tasvirlerini görebilseydik ne olurdu? (cevabı sen daha iyi biliyorsun ya neyse)
* * *
Geçen hafta Karen Armstrong"un, Hazreti Muhammed"le ilgili "Muhammad: A Biography of the Prophet" adlı kitabını ikinci defa okuyordum. (Afferin doğru işler de yapıyorsun)
Orada, birinci okuyuşumda gözümden kaçmış çok ilginç bir ayrıntı dikkatimi çekti. (demekki önemsiz diye ilkinde okumadın ha?)
Hazreti Muhammed ile Hazreti İsa arasındaki en büyük farklardan biri şöyle tarif ediliyordu:
"Biz hiçbir metinde İsa"nın güldüğünü okumadık. Ama Hazreti Muhammed"in yakın çevresiyle sohbet ettiğini, sık sık güldüğünü okuyoruz."
Evet, ilginç bir fark.
Gülen bir peygamber ile gülmeyen bir peygamber.
Sadece o değil, başka farklar da var.
Hazreti Muhammed, çocuklarıyla oynayan, arkadaşları öldüğü zaman acılarını, çocuğu doğduğu zaman sevincini dile getiren, eşleriyle sorunlarını saklamayan, tamamen insani bir figür olarak karşımıza çıkıyor.
Elbisesinin eteğinde uyuyan kediyi uyandırmamak için eteğinin o kısmını kesen bir insan.
Hazreti İsa ise, hep acı çeken, sanki bütün hayatı boyunca sırtında haçla dolaşan bir figür.
Hıristiyanlık, Hazreti İsa"nın tasvirlerini yasaklamıyor.
Tam aksine, o tasvirler sadece inançta değil, Batı sanatında da çok önemli bir yer tutuyor.
Ama hemen hepsinde Hazreti İsa"nın yüzünde aynı acılı ifade var.
İnsani tarafları neredeyse hiç gösterilmiyor.
Oysa mutlaka vardır diye düşünüyorum.
* * *
Bütün bunlara bakınca kendi kendime şunu soruyorum:
Acaba Hazreti Muhammed"in tasvirinin yasak olması, bir yanıyla iyi mi olmuştur? (bu soruyu da biliyorsun)
Çünkü bu sayede dikkatimiz tasvirdeki yüzden, onun hakkında anlatılanlara yöneliyor.
Böylece onun insani tarafını daha fazla keşfetme imkánımız doğuyor.
Tabii bunda iki dinin peygamberlerine atfettiği imajın da etkisi var.
Hıristiyanlık Hazreti İsa"yı, tamamen "Tanrısal" bir varlık olarak görürken, Müslümanlık onu tamamen bir "insan" olarak kabul ediyor.
Tanrısal olan onun "mesajı" oluyor. (aklın ona yetiyor zaten, yaptığı davranışlar önemsiz zaten)
Karen Armstrong"un kitabını bir kere daha, altını çize çize okudum.
Kitapta daha yazabileceğim onlarca konu var.
Ama bu kitabı bir kenara koyduktan sonra, kendimi bazı konularda sorgular halde buldum.
Belki de bütün Müslüman áleminin sorması gereken sorular.
* * *
Bizler, yani Müslüman dünya(! bizler?), bu kadar insani bir peygamberin mesajından, bugün nasıl bütün dünyada "terörle" özdeşleştirilmiş bir dini imaj ortaya çıkmasına izin verdik? Veya en azından mani olamadık. (sizler sayesinde)
"İzin verdik", "mani olamadık" diyorum; çünkü artık bu imajın yayılmasında sadece Hıristiyan álemini değil, Müslüman álemini de sorumlu buluyorum.
Bizim dünyamızda bazı insanlar hálá Zarkavi"nin ölüm fotoğraflarından "dini bir kahraman" ikonası yaratmaya çalışıyor ve bizler de bunu bir türlü yıkamıyorsak, kendi kendimize şu soruyu sorma zamanı gelmiş, hatta geçmiş demektir. (kendin demişsin Zarkavi'ye tapanlar Hz Muhammed'i görse ne yaparlar bunu sende biliyorsun ve çok akıllılık ediyorsun)
Bunun nedeni, sadece ABD ve İsrail"in hataları mıdır? (Hayır cahil toplumlar sağ olsun)
Müslüman áleminin makul çoğunluğunun hiç mi sorumluluğu yoktur...
