Aradigimiz
Friday, January 27, 2012 2:08:43 PM
Iki cesitir Ask: Biri görüntü'de buldugumuz (ask'i majazi), digeri ise gercek ask (ask'i hakiki).
Tüm nimetleri veren, insanligi yok'tan var eden, bizleri onun sevgisine laik bulan yaradan'dir. Ask'i hakiki dedimiz o vardir ya iste o ask'i hakkeden tek Rabbimiz dir.
Ask'i mejazi dedimiz nedir ki sadece buldugumuzla yetiniriz. Sonucta O degil midir görüntüyü özene bözene veren...
Ne aciz insanlariz ki görüntüde buluruz aski... Eyerki gercek aski aramak'tan yahut kalbimizi O sevgiden uzak tutar ve silersek tüm yasadigimiz ve bize verilen bu nimetler karsisinda sükürsüz ve inkarci kaliriz.
Gözümüzdeki perde degil bizi bundan uzak tutan, sadece kendi egomuzdur, kendimiz yaradandan mahrum etmektir. Allah'i bilmek ve tanimak (marifat Allah)onlar dir iste herseyin farkina varmis olan, renkleri, cicekelri ve bütün güzelikleri isitendir Allah'i bilmek...
Tüm nimetleri veren, insanligi yok'tan var eden, bizleri onun sevgisine laik bulan yaradan'dir. Ask'i hakiki dedimiz o vardir ya iste o ask'i hakkeden tek Rabbimiz dir.
Ask'i mejazi dedimiz nedir ki sadece buldugumuzla yetiniriz. Sonucta O degil midir görüntüyü özene bözene veren...
Ne aciz insanlariz ki görüntüde buluruz aski... Eyerki gercek aski aramak'tan yahut kalbimizi O sevgiden uzak tutar ve silersek tüm yasadigimiz ve bize verilen bu nimetler karsisinda sükürsüz ve inkarci kaliriz.
Gözümüzdeki perde degil bizi bundan uzak tutan, sadece kendi egomuzdur, kendimiz yaradandan mahrum etmektir. Allah'i bilmek ve tanimak (marifat Allah)onlar dir iste herseyin farkina varmis olan, renkleri, cicekelri ve bütün güzelikleri isitendir Allah'i bilmek...













.......akayy # Friday, January 27, 2012 3:14:35 PM
Yüce Mevlam Adem babamızı ve Havva anamızı yarattıktan sonra,yüreklerine aşk ateşinide düşürmüştür.İnsanlar dünyada kaldığı süre zarfında Allaha ulaşmayı hedeflerler,onun rızasını alıp cennetine girmeyi hedeflerler.
Dedik ya Allah insanların yüreklerine aşk ateşi yakmıştır diye.
Kulları Kendisine ulaşmak için birbirlerini onun yaktığı aşk ateşiyle sevmelerini istemiş ve ancak bu sayede kendisine ulaşmamızı istemiştir.
Bu dünyada Allah yolunda giderken birbirlerini seven bir çok aşık vardır bunların bir kısmı bu dünyada bir kısmıda ahirette kavuşacaklardır.
Rabbimiz hakiki ve temiz aşktan ayırmasın inşallah.
Konunuz çok güzel teşekkür ederim.
alzhra # Friday, January 27, 2012 3:24:29 PM
Rabbim vermiski bu güzel nimeti tadalim diye ama gel görünki hangi niyetlen bu yollu isteyen var burda önemli olan da degilmidir Allah rizai icin sevmek .
.......akayy # Friday, January 27, 2012 3:39:51 PM
Garip Kul tahsin33 # Wednesday, February 8, 2012 9:43:54 AM
Allah Sevgisi İçin "Aşk" Kavramının Kullanılması Doğru mudur?
Arapça aslı ışk olan "aşk", sözlükte "şiddetli ve aşırı sevgi" anlamındadır. Aşk, bir kimsenin kendisini tamamen sevdiğine vermesi, sevgilisinden başka güzel görmeyecek kadar ona düşması" demektir. Lügat kitaplarında aşk kelimesinin sözlük anlamının, aynı kökten olup "sarmaşık" anlamına gelen "aşeka" ile yakından ilgili olduğu belirtilir. Buna göre sarmaşığın kuşattığı ağacın suyunu emmesi, onu soldurup zayıflatması ve bazen kurutması gibi aşırı sevgi de sevenin sevdiğinden başkasıyla ilgisini kestiği, onu sarartıp soldurduğu için bu duyguya aşk denilmiştir. Ayrıca hem tatlı hem de ekşi olan bir meyve çeşidine de "uşuk" denilir.
Müslümanların literatüründe aşk, İlâhî ve beşerî olmak üzere başlıca iki anlamda kullanılmış,
İlâhî aşka genelllikle "hakiki aşk",
beşerî aşka da "mecâzî aşk" denilmiştir.
İlâhî aşk, geniş ölçüde tasavvufta işlenmiştir.
Kelâma dair bazı kaynaklarda, tasavvuftaki aşk anlayışı tenkit edilmiştir.
Kur'an ve sahih hadislerde "aşk" kelimesi geçmez.
Sevgi, Kur'an ve Sünnette çoğunlukla "hubb" ve "muhabbet", bazen de "meveddet" kelimeleriyle ifade edilir.
Allah sevgisiyle ilgili olarak Peygamberimiz gibi. Sahâbe ve ilk zâhidler de "aşk"tan kesinlikle söz etmemişler, bu kelimeyi İlâhî sevgi anlamında hiç kullanmamışlardır.
İlk defa hicrî II. (milâdî VIII.) y.y.da Allah ile kul arasındaki sevgiyi anlatmak üzere nâdiren de olsa "aşk" kelimesinin kullanılmaya başlandığını gösteren rivâyetler vardır.
Baklî'nin naklettiğine göre mutasavvıflardan Ebu'l-Hüseyin en-Nûrî,
"Ben Allah'a âşığım, O da bana âşıktır" dediği için kâfir olduğuna hükmedilerek memleketinden kovulmuş, daha sonra idam edilmek üzere cellâdın önüne çıkarılmış ve son anda asılmaktan kurtulabilmiştir (Baklî, Şerh-i Şathiyyât, s. 165).
Bu rivâyetten de anlaşılacağı üzere âlimler, hatta ilk dönemlerde mutasavvıfların büyük çoğunluğu, Allah sevgisini ifade etmek üzere Kur'an ve Sünnette yer alan hub ve muhabbet yerine "aşk" kelimesinin kullanılmasına karşı çıkmışlar; Râbia el-Adeviyye, Bâyezîd-i Bistâmî, Cüneyd-i Bağdâdî, Hallâc-ı Mansur gibi sevgi temasını işleyen ilk sûfiler, aşk yerine, "hubb" kelimesi ve türevlerini kullanmayı tercih etmişlerdir.
Hâris el-Muhâsibî, es-Sülemî, Ebû Tâlib el-Mekkî, Hakîm et-Tirmizî, Ebû Nasr es-Serrâc, el-Kelebâzî, Ebû Nuaym, el-Kuşeyrî, Hücvirî, Gazzâlî gibi mutasavvıf yazarlar da eserlerinde aşk kelimesine ya hiç yer vermemişler veya nâdiren kullanmışlar, bunun yerine Allah sevgisi konusunu hubb ve muhabbet terimleriyle anlatmayı tercih etmişlerdir.
Bunlardan Kuşeyrî'nin naklettiğine göre Allah ile kul arasındaki sevginin aşk kavramıyla ifade edilmesine karşı olan şeyhi Ebû Ali ed-Dekkâk bu görüşünü şöyle açıklamıştı:
Aşk aşırı sevgi, yani sevgide ölçüyü aşma anlamına gelir.
Allah için böyle bir aşırılık düşünülemeyeceğinden O'nun kuluna olan sevgisine aşk denemez.
Öte yandan kulun Allah'a duyduğu sevgi ne kadar güçlü olursa olsun yine de O'nu yeterince ve lâyık olduğu ölçüde sevemeyeceğinden kulun Allah sevgisi de aşk diye adlandırılamaz
(Kuşeyrî, Risâle, s. 615).
Hücvirî,
tasavvuf şeyhlerinin aşk konusunda farklı görüşler taşıdıklarını belirterek başlıca görüşleri şöyle açıklar:
Bir zümreye göre aşk, sevgilisinden ayrı düşenin bir nitelidir.
Kul da Allah'tan ayrı kaldığına göre onun Allah sevgisine aşk demek câizdir.
Buna karşılık Allah hiçbir şeyden ayrı ve uzak bulunmadığına göre O'nun sevgisi aşk kelimesiyle ifade edilemez.
Başka bir görüşe göre aşk sınırı aşma demek olduğu, Allah da sınırsız varlık olduğu için O'na duyulan sevgi hiçbir şekilde aşırı olamaz; dolayısıyla aşk diye adlandırılamaz.
Hücvirî, dayandıkları çeşitli gerekçeleri de sıralayarak müteahhirînin, Allah'a duyulan sevginin muhabbet terimiyle ifade edilmesi gerektiği, bunun yerine aşk kelimesini kullanmanın câiz olmadığı görüşünü benimsediklerini belirtir
(Keşfü'l-Mahcûb, s. 401).
alzhra # Wednesday, February 8, 2012 6:43:00 PM
Garip Kul tahsin33 # Wednesday, February 8, 2012 8:58:51 PM