Skip navigation.

SÖZ GELDİ G/ÖZE DAYANDI...

En Evvel Âşk İdi; Hâlâ ki Âşk'tır; Âşk ki Yardılmıştır; Geriye Ne Kalır!?...

STICKY POST

Günaydınım, Narçiçeğim, Sevdiğim...



Saşkın

Saşkın! Nar taklidi yapıyor bir saksıda,
yıllarca adam taklidi yaptım ya ordan
tanış çıktı bana: Şimdilik en uzun boylusu,
en mahcup tazesi de bir açılmaya görsün...
N'olur açılmasa da onu da böyle sevsek,
insan da saşkınlığından sevilmez mi arasıra?
Sevmek hayli ciddi bir iş olmalı ki, dalga,
geçmek gibi oluyor ya sonunda: Aşk nara benzer
dediğim kulağına gitmiş demek, o duymasa
yanındaki küpeçiçeği... Küstümçiçeğini geç,
nar ona uyarsa çabuk büyür büyümesine de
üzer küs bakışıyla bizi, ne aşkın tabiatı
kalır ortada ne hatıranın saflığı, kalmasın,
sakinliğimizden sevsin de bizi balkona çıkan
kadın: İki saşkın bir aşkta kızarır desin,
nar gibi desin, iyi, yüz kızartıcı bir suç
sayılsın saşkınlığımız: Sen küçük nar çiçegi,
bense senden hayli eski, de ki bir adamotu,
kendi meşrebimizce bir de bahçe bulursak
sen nar gibi davran orda ben sana adam gibi

Beni de gizle ey nar bin aşığın biri gibi!

Haydar Ergülen

Remember too...

ŞİİRYÜZÜ


iki hece ötesinde
uykuma gizlenmiş duruyordunuz
birinizin geçmesi gereken taş duvar
diğerinizin gözleri deniz
kabartırken begonvilleri
bir yelkenlinin kanadında
sanki bağdaş kurup
/oturuyordunuz


açık akşam göçleri
meçhul iklimden gelen pusula
ibresinde ter damlası
dağılmasın diye gönenci
makasında vagon
istasyona küskün
bir şemsiye uzattınız


konuşmasam
dokunsanız yarasına serçenin
yürek atımı yaşayacağımızı söyler
ölü nar bahçeleri çektiğim ağzıma
ıslak ıslak saçılsa adınız
hangimiz izmir hangimiz istanbul
ya kim terkedilmiş köy
neremizde ağrı ince köprü
‘güz çelengi’ kime gelir
karıştırılsa bilirim kül
şiiryüzü’nde bir ırmak olur
çağladıkça yıkanırız


varsın yanağımızda kalsın
eriyen mum kipleri
mağrur suskunluk ağıyla
örterken erik ağaçlarını öğrendim
siz de öğreneceksiniz
kavganın içinde
yosunu kumu sevmeyi


gün kıpırdıyor karanfil rengini bulurken
neruda şiirleri ne çok
/yakışıyor sesinize

Aynur DURSUN




Güvercin Sancısı

Seni sevişim gibi dağılıyorum boşluğa
yeryüzüyle gökyüzü arasında
sıkışan biri olarak başlıyorum
bu acele hayata.

"geldiğin yerleri seviyorum en çok"
gövdem, yalnızlayan uçurum,
şehrin köyü terk ettiği yer...

Bir çıkmaz sokak devlet burada

Kuşlar ürküyor acım büyüdükçe
Gelmeyen gitmeyen mektuplara ağlıyorum,
bir yaralı güvercin in korkunç yaralarına.
Ağzım, diyorum kurtar yalnızlığımı
kör zamanı;
akrep yelkovanı öldürüyor, yel kovam...

Bu acele hayatı
sancılı biri olarak bitiriyorum
gökyüzüyle yeryüzü arasında.

Boşluğu unutuşum gibi dağılıyorum sana

Olcay ÖZMEN
Varlık, Mart 2006

!