SÖKE’MİZİN YÜZME HAVUZLARI
Sunday, 30. July 2006, 18:20:01
== SÖKE’MİZİN YÜZME HAVUZLARI ==
Atalarımız, atasözleriyle hep doğruyu söylemişlerdir, ama biz çoğu zaman doğruyu yapmamakta ısrarcı olmuşuz. Atalarımızın sözlerinden bir tanesi de “çok okuyan değil, çok gezen bilir” dir. Gerçektende çok gezen çok şeyler görüp, duyarak bilgisini artırıyor.
29 Temmuz Cumartesi günü rahmetli başkanımız M.Ali AKKAR’ın küçük oğlu Akın AKKAR’ın Aydın’da düğünü vardı. Arkadaş grubuyla düğüne gitmek üzere arabamıza binip yola çıktık.
Otoban yolu açıldığından bu yana her zaman olduğu gibi otoban üzerinden yol alarak Aydın’a vardık. Düğünümüzü yaptık. Dönüşte, erken döndüğümüz için bizimle dönmek isteyen arkadaşımızı da arabamıza alarak Söke’ye dönüşe başladık. Aramıza sonradan dâhil olan arkadaşın önerisiyle otobana girmeden, Ortaklar’ın içinden geçerek Söke’ye geldik.
Söke’liler olarak köy gözüyle baktığımız, uzun zamandır görmediğim Ortaklar o kadar değişmiş, kabuğunu kırmış ki imrenmemek elde değil. 1990 yılların sonlarına doğru bitti, bitirilecek aşamasında olan olimpik yüzme havuzu bitirilip hizmete açılmış. İnsanlar havuz başında düğünlerini yapıp eğleniyorlar. Havuz başında ki insanların coşkusunu görüpte Söke’li olarak eseflenmemek mümkün değil.
Aklıma hemen Söke’de ki yaşam standartları geliverdi. Söke’de bizlerin böyle bir eğlence organizesinde bulunması mümkün değil. Bizler işin kolayını bulmuşuz. Parası olanlar hazır bulunan yerlerde ihtiyaçlarını karşıladılar. Kuşadası, Davutlar, Didim’de ki otellere akın ettiler. Diğer vatandaşlar da kaderlerine razı olmuş durumdalar. Yereldeki yöneticilerimizde talep, baskı olmadan halkımızın ihtiyaçlarını karşılamaz olmuşlar.
Oysa Söke’ye Ortaklar da olduğunun yarısı kadar, her mahallemizde etrafı çevrili güvenlikli birer yüzme havuzları ve yanlanlarında çay bahçeleri olsa Söke’mizin sosyal yaşantısı çok daha farklı olmaz mı? Bunlar çok büyük yatırımlarla olacak işler değil aslında. Yap-işlet-devret modeliyle kısa zamanda ve yerel idarelere de yük getirmeden olabilir, değil mi? Etrafımız baktığımızda sahil kenarlarında bulunan 100–200 ortaklıklı birçok konut kooperatiflerinin dahi havuzları bulunmakta. Yeter ki yerel yöneticilerimizin, siyasi parti temsilcilerimizin, Ticaret ve Esnaf Odaları temsilcileri bu konuda fikir üretip, önderlik yapsınlar.
Bugünkü eleştirim sadece yüzme havuzlarına olabilir ama daha eksik birçok yanımız var. Önemli olan eksikliklerimizi fark edip hayata geçirmemizdir.
Yani sözün özü; gezdiğimiz yerlerden, gördüklerimizden fikirler üreterek bulunduğumuz yerleşim yerlerinin yaşam standardını nasıl güzelleştirip, yükseltebiliriz düşüncesinde olmalıyız.
AYHAN SERT
Atalarımız, atasözleriyle hep doğruyu söylemişlerdir, ama biz çoğu zaman doğruyu yapmamakta ısrarcı olmuşuz. Atalarımızın sözlerinden bir tanesi de “çok okuyan değil, çok gezen bilir” dir. Gerçektende çok gezen çok şeyler görüp, duyarak bilgisini artırıyor.
29 Temmuz Cumartesi günü rahmetli başkanımız M.Ali AKKAR’ın küçük oğlu Akın AKKAR’ın Aydın’da düğünü vardı. Arkadaş grubuyla düğüne gitmek üzere arabamıza binip yola çıktık.
Otoban yolu açıldığından bu yana her zaman olduğu gibi otoban üzerinden yol alarak Aydın’a vardık. Düğünümüzü yaptık. Dönüşte, erken döndüğümüz için bizimle dönmek isteyen arkadaşımızı da arabamıza alarak Söke’ye dönüşe başladık. Aramıza sonradan dâhil olan arkadaşın önerisiyle otobana girmeden, Ortaklar’ın içinden geçerek Söke’ye geldik.
Söke’liler olarak köy gözüyle baktığımız, uzun zamandır görmediğim Ortaklar o kadar değişmiş, kabuğunu kırmış ki imrenmemek elde değil. 1990 yılların sonlarına doğru bitti, bitirilecek aşamasında olan olimpik yüzme havuzu bitirilip hizmete açılmış. İnsanlar havuz başında düğünlerini yapıp eğleniyorlar. Havuz başında ki insanların coşkusunu görüpte Söke’li olarak eseflenmemek mümkün değil.
Aklıma hemen Söke’de ki yaşam standartları geliverdi. Söke’de bizlerin böyle bir eğlence organizesinde bulunması mümkün değil. Bizler işin kolayını bulmuşuz. Parası olanlar hazır bulunan yerlerde ihtiyaçlarını karşıladılar. Kuşadası, Davutlar, Didim’de ki otellere akın ettiler. Diğer vatandaşlar da kaderlerine razı olmuş durumdalar. Yereldeki yöneticilerimizde talep, baskı olmadan halkımızın ihtiyaçlarını karşılamaz olmuşlar.
Oysa Söke’ye Ortaklar da olduğunun yarısı kadar, her mahallemizde etrafı çevrili güvenlikli birer yüzme havuzları ve yanlanlarında çay bahçeleri olsa Söke’mizin sosyal yaşantısı çok daha farklı olmaz mı? Bunlar çok büyük yatırımlarla olacak işler değil aslında. Yap-işlet-devret modeliyle kısa zamanda ve yerel idarelere de yük getirmeden olabilir, değil mi? Etrafımız baktığımızda sahil kenarlarında bulunan 100–200 ortaklıklı birçok konut kooperatiflerinin dahi havuzları bulunmakta. Yeter ki yerel yöneticilerimizin, siyasi parti temsilcilerimizin, Ticaret ve Esnaf Odaları temsilcileri bu konuda fikir üretip, önderlik yapsınlar.
Bugünkü eleştirim sadece yüzme havuzlarına olabilir ama daha eksik birçok yanımız var. Önemli olan eksikliklerimizi fark edip hayata geçirmemizdir.
Yani sözün özü; gezdiğimiz yerlerden, gördüklerimizden fikirler üreterek bulunduğumuz yerleşim yerlerinin yaşam standardını nasıl güzelleştirip, yükseltebiliriz düşüncesinde olmalıyız.
AYHAN SERT








