Skip navigation.

Sign up | Lost password? | Help

yaz katip! sessiz se(v)dasız...

...

"açık"ça hapsedilmek...

Sadece gözlere görünür bir varlık olmak için içinizi terk etmeniz, dışınıza varmanız, dışınızda/dışınızca/dışınızla varolmanız gerekir.
Sadece gözlerin ucunda yer edinmek için ruhunuzu uçuruma atsanız da, teninizi vitrinde tutmanız gerekir.
Sadece gözlere güzel görünmek için, özünüzü üzmek pahasına yüzünüze özenmeniz gerekir.
Sadece bakışların karşısında var olmak için, derininizi öldürseniz de, deriniz üzerinde yaşıyor olmanız gerekir.
Sadece göründüğünüz kadar alımlı olmaya razı olduysanız, yaşınızdan utandırılmaya ve kırışıklarınızla rezil olmaya razı olmanız, yaşınızın gençliğine sığınmanız, cildinizin pürüzsüzlüğüne saklanmanız gerekir.
Sadece gözlerin insafına kaldıysanız, genç ve diri olduğunuz kadar insan olmaya, yaşlı ve bitkin oldukça gözden düşmeye hazır olmanız gerekir.
Sadece göründüğünüz kadar olacaksanız, olduğunuz gibi görünmekten korktuğunuz günleri beklemeniz, itibarınızı "şimdilik" bilmeniz gerekir.
Sadece gözlerin keyfince görünmeye mecbur bırakıldığınızı farkettiyseniz, pişmanlığınızı kendinize bile farkettirmeden yola devam etmeniz, geri dönüş yollarının hepsinin kapalı olduğuna inanmanız gerekir.
Sadece gözlerin gördüğü kadar var olmayı olur da bir gün reddederseniz, bedeninizin çeperlerinden taşan, cinsiyetinizin duvarlarını aşan "nur"unuzu fark edersiniz.
Sadece gözleri "açık" olanların gönlünde "açık açık" yer edinemeyeceğinizi, aslında onların açık ya da kapalı bir gönülleri de olmadığını fark ederseniz, "açık"ça ve alçakça tasarlanmış hapsin darlığından yakınmaya başlarsınız.
Sadece gözlerin yağmaladığı tezgâhlarda yer edinmek için çabaladığınızı görürseniz, kişiliğinizin dişiliğinize indirgendiğini, dişiliğinizin de bedeninizin şehvet ürete(bile)n parçalarına dağıtıldığını fark edip aslında hiçbir zaman adam yerine konulmadığınızı anlarsınız.
Sadece gözün gördüğüne "açık" olmanızın, her şeyi şehvetinin aracı haline getirmeyi hedefleyen erkeklerin tanımladığı sığ bir varoluşun cenderesinde ezilmeniz demek olduğunu anlarsanız, "tesettür"ün kadınlardan önce erkeklere emredildiğini okursunuz. [Bak, Nûr Sûresi, 30]
Erkek bakışlarının ateşi yakılmasaydı baştan, dişiler "bakılmak" için yanıp tutuşmaz; bakışların ateşine pervane olmazlardı ki...

s.demirci

neden yoksun

Bir yıldız sağanağı ve bir yanım veda.
Bir ateşin içinden gülümseyebiliyorum sana.
Çünkü sende öğrendiğim aşk bende bir sadakat.
Tanıdığım bir şey bu.
Bulutlar ulvi bir el tarafından ağlayabiliyorsa beni de ağlat demeliyim.
Her an birden bire bir sadakat ile gelecekmişsin gibi.
Yüzümde ki hazana bak.
Sonbaharın son gününde doğmuşum gibi.
Neden yoksun?
Neden parmaklarınla kavisler çizmiyorsun artık?
Saçların nerede?
Bilmiyor musun artık bütün eşyalar benimle alay eder oldu.
Bütün sevdiklerimi başucumda görme isteğim bile suç.
Yoksun ve perdeleri siyaha soyunan bir gün ile karşılıyorum yok oluşunu.
Şehrin ilk simidini ben yedim.
Bütün karlar suskunluğumun ve sensizliğimin üzerine beyaz yalnızlıklar örtüyor.
İlk çayını ben içtim bu şehrin.
Sen yoksun..

Yitik bir şehrin korkularını emziren bütün gecelerini
buğulu bir camdan seyrediyorum.
Sonun nerede olduğunu bilmeden
ve zahir bir hayata feryatlar bırakarak
aşikar cümlelerle sinsi ızdırapların ardına adını kazıyorum.
Bu yüzden anımsadığım zühre
ve bu yüzden adına zahir cümleler bırakmam.
Bir adın kaldı dayanabildiğim hüzünlerden.
Kimi zaman "gidenler unutmaz geride kalanları"
beni avutan.
Kimi zaman "evet son kez git ve bir daha dönme"
kalbimi yıkan.

Dokunduğun yürek aynı.
Mağrur bakışlarınla izliyorsun bu şehri.
Yüreğinde yas diye tasvir ettiğin
ayrılıkların bir gün nefesini senden alacağını hiç düşünmedin.
Adımlarını ne de çabuk sıklaştırdın gitmek için
ve neden acele ettin haykırışlarını çığlıklarına adamak için.
Gözlerim kan dolu izliyorum seni.
Bir yerlerde hala varsın biliyorum.

Sen yoksan bu şehri ölümler kuşatır
ve bazen bekleyenler değişir adını haykırmak için.
Sonra adın mor mürekkeplerle kazınır vaktin darağacına.
Ama her şeyden önce yalnızızdır bilirsin.
Gitsen de yalnızız ve kalsan da yalnızız.
Bu şehir özlediğim bir çift göz için ayakta sanki.
Sanki müptelası olduğum puslu bir gökyüzünde melek saçların.
Sanki bir uçurum düşüyor avuçlarımdan. Kaç bahar oldu söyler misin?
Bir sığınma duygusu ile sana topladığım güller gideli kaç bahar oldu?

"Ebediyen ölmeyecek ruhumun bir şehri var sende."



kamil arslan

...

Katlanarak akıyor duru bir su zaman
artık hiç bahsetmeyeceğim ben ruhumdan
November 2009
M T W T F S S
October 2009December 2009
1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30