Soyut resme benziyor artık fotoğraflarım Yüzümü eskittim aynada Unuttum kalbimin yerini Adımı sana yazıp Gelecek zaman kipinde çekmedim hayatı Hayal kurarken sustu içimde şarkılar Perde indi düşlerime Artık ne ümitli bekleyişler Ne de akşamlardaki kaldırımlar (Yalnızlca annemin düşleriydi beni hayata bağlayan) Baharın emanetçi olduğu yerler gördüm Çocuklar; yüzlerinde zoraki sevinçlerle kandırıp sabahı kan diyetleri ödüyordu bir köşede Karanlık tutuyordu solgun gecelerde ellerin Yağmurla terkedeceğim şehri bildik tanımlamalar istemedim aynalardan Yağmurla terkedeciğim şehri Sonrası olmayacak aynaya baktığımda
Hey sen! gitgide yalnızlaşan,gitgide yaşlanan hissedebiliyormusun beni? Hey siz! Geçitlerde duranlar Kaşınan ayaklarınız ve solan gülüşlerinizle hissedebiliyormusunuz beni? Hey siz! Yardım etmeyin onların ışığı örtmelerine Teslim olmayın savaşmadan, Hey sen! Orada tek başına telefonun yanında oturan dokunurmsun bana? Hey sen! Kulağını duvara dayamış Çağırıcak birini bekleyen,dokunurmusun bana? Hey sen! Yardım edcermisin bu taşı taşımama? Aç kalbini dönüyorum eve Fakat bu yalnızca bir hayaldi Duvar çok yüksekti gördüğün gibi Ne kadar uğraştıysa da,kavuşamadı özgürlüğüne Ve solucanlar yediler beyninin içini Hey sen! Orada yoldaki,ne emredilirse yerine getirsen bana yardım edermisinİ? Hey sen! DUvarın ötesindeki Holdeki şişeleri kıran, bana yardım edermisin? Hey sen! Bana hiç umut olmadığını söyleme sakın Birlikteyken ayaktayız,bölünürsek yıkılırız
Bir taş at. Bir taş daha at. Bir şiir ateşle. Bir yumruk yükselt. Sesini yükselt. Bir çocuk yetiştir. Duvara bir slogan yaz. Şehitleri an. Bir hayal kur. Tarihine sahip çık. Sokaklara sahip çık. Bir slogan at. Bir tohum ek. Bir ateş yak. Terle.
Bir yara sar. Bir dosta sevgi göster. Hakikati söyle. Arkanı kolla. Gökyüzüne bak. İz bırakma. Aklını kullan. İşçilerden öğren. Bir yoldaşa öğret. Bir hücreyi ziyaret et. Bir savaş esiri kurtar. Kendi kalbini çal. Parolayı aklında tut. Bir füzeyi calişmaz hale getir. Bir fıkra anlat. Bir plan yap. Bir umut ışığı ol. İsmini değiştir. Bir teoriyi test et. Bir dogmaya meydan oku. Korkunu kullan. Bir damla gözyaşı akıt. Hainlerle hesaplaş. Ağırlığını hakkıyla taşı. Sevmek için mücadele et. Sevdiğini söyle. Sınırı aş. Sevdiğini bir daha söyle.
Eğer birgün yolunuz üniversiteye düşerse... Beceriksiz adımlarla yürüyen bir kıza rastlarsanız.Sanki düşücekmiş gibi,sanki ayakları dolaşacakmış,bir yere takılacakmış gibi.Merdiven kollarını sıkı sıkıya tutuyorsa.Aceleyle yürüyorsa mesela.Kalkacak son vapura,son trene yetişecekmiş gibi hızlı atıyorsa adımlarını.Yere,toprağı incitecekmiş gibi basıyorsa,yer çatlayacakmış gibi ürkek atıyorsa adımlarını.Şaşkınsa bir masaldan şehre düşmüş gibi.
Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse... Utangaç bir kız yüzüyle karşılaşırsanız,başını yerden kaldırmıyorsa.Gözlerine hüzün düşmüşse.Karanlık değmişse bakışlarına.Gece gökyüzünü seyretmekten ay ışığının izi kalmışsa yüzünde.Gözlerinden yıldızlar dökülüyorsa mesela.Nereye baktığı anlaşılmıyorsa.Her şey gözlerinde kayboluyorsa.Kirpiklerine yakamozlar takılmışsa.Gözleri denize bakan bir balıkçının gözleri gibiyse.
Eğer bir gün yolunuz üniversiteye düşerse... Genç gürültülerin arasında sessiz bir kıza rastlarsanız,kalabalığın ortasında bir sükut yürüyorsa.Tam konuşacakken dudakları titriyorsa,saklaması gereken bir sırrı taşıyormuş gibi.Bir ortaçağ bilgesinin susuşu gibiyse sessizliği.Henüz evrenin yaratılmadığı zamanlardan kalma bir sükutsa mesela.Bir Hint hikayesinin tanrısal suskunluğunu taşıyorsa.
Eğer bir gün yolunuz üniversiteye düşerse... Saçlarını taramayı becerememiş bir kızla karşılaşırsanız.Konuşurken saçlarını savurmuyorsa.Sıkı sıkıya tokalarla yapıştırmışsa saçlarını.Uyumsuz kıyafetler varsa üzerinde.Yakıştıramamışsa giydiklerini.Güzelliğinden utanıyorsa mesela.Yaz sıcağında boğazlı kazak giymişse.Bir pardesü giyip yün bir başlık takmışsa kafasına.Yada modası geçmiş bir şapka takıyorsa.Ellerini sürekli başına götürüyorsa,saçlarını tıkıştırıyorsa şapkasından içeri.Ürkekse,bir başınaysa...
Bilin ki o kız,başörtülü bir kızdır. Bilin ki,bir kez daha kaybetmişizdir...
Çocuktum her şeyi anladığımı sanıyordum Sonra büyüdüm, bombaların ve bankaların Dağlardan ve ırmaklardan daha fazla olduğunu gördüm
Bahçıvanlar generallerden Menekşeler mermilerden daha azdı
Yenilmişti dünya Yenilmişti dünya
Duanın özgürleştiren rüzgarı Çekilmişti yüzlerden İnsanlar dua değil Yönetmelik okuyordu
Nükleer artıklar ve çok uluslu yalanlarla kirlenmişti yüzümüz
Teknolojinin o yok edici, O gri gölgesi düşmüştü yüzlere Yenilmişti yüzümüz Ve görüntü aynıydı Bütün aynalarda
Her şey çok açıktı Herkes kimsesiz Herkes bir şeyin yoksuluydu Hepimiz aynı anda yenilmiştik Ve şarkılarımız kederliydi
Yanlış bir zamanda mı yaşıyordum ? Çekip gitse miydim ? Hayır! Ne yanlış bir zamanda yaşıyordum Ne de çekip gidecek bir yer vardı Her yer aynıydı Kaldım
Sürekli çağıran ve ayrım yapmayan toprak Nasıl olsa beni de çağıracaktı! * * * Masal dünyanın bittiği yerde başlar Biliyorum klasik zamanlarda değiliz artık
Ve masallar böyle anlatılmaz Biliyorum! Ben hiç masal yazmazdım Dünya sisteminin hepimize anlattığı masal Kötü olmasa bu kadar
Biliyorum! Bir karınca türküsünden daha hafif olacak sesim
Biliyorum! İnsanların birbirlerine olan yabancılığı büyüyecek Dünya küçüldükçe
Biliyorum! Telefonlar oldukça insanlar birbirini görmeyecek
Biliyorum! Birbirimizi hiç görmeden ölücez
Her şey için tek şey diliyorum Allah'ın gülleri yakamızı bırakmasın
gece gündüz bana birdir ah güzelim çünkü gözlerim hep kördür kanatsız kuş olmak zordur ah güzelim denize varmayan ırmak
gör beni gör beni gör gel gözüm ol gör beni sar beni sar beni sar gökyüzüm ol uç beni uç beni uç yavru kuş ol uç beni geç beni geç beni geç kanadım ol
bırak uyusun şu deniz kanatlarının altında gel gezmelere gidelim biz bulutların asfaltında hiç yaşamamışız gibi olacak sonunda ben kendi yoluma gideceğim güneş kendi yoluna
takıldım gittim peşinden ah güzelim bir gemiydi benim sevdiğim yelkeninde bir beyaz gül ah güzelim dumanında sevda sözleri