Skip navigation.

Düşümdeki yolculuk

ne vakit yaşamak düşlesem, kurşun kadar ağır yalnızlıklar gelir kuytulardan. bu yüzden sonsuzluğa yumayacağım gözlerimi, ağırlaşıyor düşlerim

DÜŞ BOZUMU (N)on (D)olet


(gecenin bi vakti hüznümü artıran bu şiiri yazan Neslihan ablama sonsuz teşekürler olsun,hüzünlerimizi birlikte yaşamamız dileği ile...)

İntihar Provaları

Soyut resme benziyor artık fotoğraflarım
Yüzümü eskittim aynada
Unuttum kalbimin yerini
Adımı sana yazıp
Gelecek zaman kipinde çekmedim hayatı
Hayal kurarken sustu içimde şarkılar
Perde indi düşlerime
Artık ne ümitli bekleyişler
Ne de akşamlardaki kaldırımlar
(Yalnızlca annemin düşleriydi beni hayata bağlayan)
Baharın emanetçi olduğu yerler gördüm
Çocuklar;
yüzlerinde zoraki sevinçlerle kandırıp sabahı
kan diyetleri ödüyordu bir köşede
Karanlık tutuyordu solgun gecelerde ellerin
Yağmurla terkedeceğim şehri
bildik tanımlamalar istemedim aynalardan
Yağmurla terkedeciğim şehri
Sonrası olmayacak aynaya baktığımda

HEY YOU!



HEY SEN!






Hey sen!
gitgide yalnızlaşan,gitgide yaşlanan
hissedebiliyormusun beni?
Hey siz! Geçitlerde duranlar
Kaşınan ayaklarınız ve solan gülüşlerinizle
hissedebiliyormusunuz beni?
Hey siz! Yardım etmeyin onların ışığı örtmelerine
Teslim olmayın savaşmadan,
Hey sen! Orada tek başına telefonun yanında oturan
dokunurmsun bana?
Hey sen! Kulağını duvara dayamış
Çağırıcak birini bekleyen,dokunurmusun bana?
Hey sen! Yardım edcermisin bu taşı taşımama?
Aç kalbini dönüyorum eve
Fakat bu yalnızca bir hayaldi
Duvar çok yüksekti gördüğün gibi
Ne kadar uğraştıysa da,kavuşamadı özgürlüğüne
Ve solucanlar yediler beyninin içini
Hey sen! Orada yoldaki,ne emredilirse yerine getirsen
bana yardım edermisinİ?
Hey sen! DUvarın ötesindeki
Holdeki şişeleri kıran,
bana yardım edermisin?
Hey sen!
Bana hiç umut olmadığını söyleme sakın
Birlikteyken ayaktayız,bölünürsek yıkılırız

PİNK FLOYD

Aşkın Elif Hali

Korkuyorum
Kendime bile söyleyemediğim acılar
Çemberinde yalnızlık var

Bütün suretleri sahibine sabitliyorum

Kelimeler ki ağrıyan yerlerimin ağır işçileri
Sahipsizliğimizde kendime yollar bırakıyorum
Belki hüzün
Belki aşk
Yağmurun titremesi gibi

Yalınızsan eğer bakışlarım sende kalsın
Ben ki şarap eskitirim gözyaşlarınızın aktığı yerde

Zaman hayli gençti ve hayli zaman geçti

Merdivenlerimizi kimler çıkıyor şimdi
Kimler iniyor o masmavi zamanların ıslak kuyusuna


Büyürken yanımıza aldığımız o düşler
Kimin hücresinde sarıyor yaralarımızı

Bu yanma,bu gece,bu kan kokusu ellerimizin
Bu gidip gelmelerimiz
Bu bizi bizden çıkarıp ‘aşk’ yapan

Anlıyorum seyrederken kalabalıkları
En çok yazarken eskiyor insan
Anlamak ölmektir
Ölmekse aşk’a gidiş

Murat Çelik (Aşkın Elif Hali)

Özgürlük Bildirisi

Bir taş at.
Bir taş daha at.
Bir şiir ateşle.
Bir yumruk yükselt.
Sesini yükselt.
Bir çocuk yetiştir.
Duvara bir slogan yaz.
Şehitleri an.
Bir hayal kur.
Tarihine sahip çık.
Sokaklara sahip çık.
Bir slogan at.
Bir tohum ek.
Bir ateş yak.
Terle.

Bir yara sar.
Bir dosta sevgi göster.
Hakikati söyle.
Arkanı kolla.
Gökyüzüne bak.
İz bırakma.
Aklını kullan.
İşçilerden öğren.
Bir yoldaşa öğret.
Bir hücreyi ziyaret et.
Bir savaş esiri kurtar.
Kendi kalbini çal.
Parolayı aklında tut.
Bir füzeyi calişmaz hale getir.
Bir fıkra anlat.
Bir plan yap.
Bir umut ışığı ol.
İsmini değiştir.
Bir teoriyi test et.
Bir dogmaya meydan oku.
Korkunu kullan.
Bir damla gözyaşı akıt.
Hainlerle hesaplaş.
Ağırlığını hakkıyla taşı.
Sevmek için mücadele et.
Sevdiğini söyle.
Sınırı aş.
Sevdiğini bir daha söyle.

Malcolm X

YA HU...







YÜZLEŞME


Eğer birgün yolunuz üniversiteye düşerse...
Beceriksiz adımlarla yürüyen bir kıza rastlarsanız.Sanki düşücekmiş gibi,sanki ayakları dolaşacakmış,bir yere takılacakmış gibi.Merdiven kollarını sıkı sıkıya tutuyorsa.Aceleyle yürüyorsa mesela.Kalkacak son vapura,son trene yetişecekmiş gibi hızlı atıyorsa adımlarını.Yere,toprağı incitecekmiş gibi basıyorsa,yer çatlayacakmış gibi ürkek atıyorsa adımlarını.Şaşkınsa bir masaldan şehre düşmüş gibi.

Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse...
Utangaç bir kız yüzüyle karşılaşırsanız,başını yerden kaldırmıyorsa.Gözlerine hüzün düşmüşse.Karanlık değmişse bakışlarına.Gece gökyüzünü seyretmekten ay ışığının izi kalmışsa yüzünde.Gözlerinden yıldızlar dökülüyorsa mesela.Nereye baktığı anlaşılmıyorsa.Her şey gözlerinde kayboluyorsa.Kirpiklerine yakamozlar takılmışsa.Gözleri denize bakan bir balıkçının gözleri gibiyse.

Eğer bir gün yolunuz üniversiteye düşerse...
Genç gürültülerin arasında sessiz bir kıza rastlarsanız,kalabalığın ortasında bir sükut yürüyorsa.Tam konuşacakken dudakları titriyorsa,saklaması gereken bir sırrı taşıyormuş gibi.Bir ortaçağ bilgesinin susuşu gibiyse sessizliği.Henüz evrenin yaratılmadığı zamanlardan kalma bir sükutsa mesela.Bir Hint hikayesinin tanrısal suskunluğunu taşıyorsa.

Eğer bir gün yolunuz üniversiteye düşerse...
Saçlarını taramayı becerememiş bir kızla karşılaşırsanız.Konuşurken saçlarını savurmuyorsa.Sıkı sıkıya tokalarla yapıştırmışsa saçlarını.Uyumsuz kıyafetler varsa üzerinde.Yakıştıramamışsa giydiklerini.Güzelliğinden utanıyorsa mesela.Yaz sıcağında boğazlı kazak giymişse.Bir pardesü giyip yün bir başlık takmışsa kafasına.Yada modası geçmiş bir şapka takıyorsa.Ellerini sürekli başına götürüyorsa,saçlarını tıkıştırıyorsa şapkasından içeri.Ürkekse,bir başınaysa...

Bilin ki o kız,başörtülü bir kızdır.
Bilin ki,bir kez daha kaybetmişizdir...

TARIK TUFAN(Kekeme Çocuklar Korosu)

MASAL

Çocuktum her şeyi anladığımı sanıyordum
Sonra büyüdüm, bombaların ve bankaların
Dağlardan ve ırmaklardan daha fazla olduğunu gördüm

Bahçıvanlar generallerden
Menekşeler mermilerden daha azdı

Yenilmişti dünya
Yenilmişti dünya

Duanın özgürleştiren rüzgarı
Çekilmişti yüzlerden
İnsanlar dua değil
Yönetmelik okuyordu

Nükleer artıklar ve çok uluslu yalanlarla kirlenmişti yüzümüz

Teknolojinin o yok edici,
O gri gölgesi düşmüştü yüzlere
Yenilmişti yüzümüz
Ve görüntü aynıydı
Bütün aynalarda

Her şey çok açıktı
Herkes kimsesiz
Herkes bir şeyin yoksuluydu
Hepimiz aynı anda yenilmiştik
Ve şarkılarımız kederliydi

Yanlış bir zamanda mı yaşıyordum ?
Çekip gitse miydim ?
Hayır!
Ne yanlış bir zamanda yaşıyordum
Ne de çekip gidecek bir yer vardı
Her yer aynıydı
Kaldım

Sürekli çağıran ve ayrım yapmayan toprak
Nasıl olsa beni de çağıracaktı!
* * *
Masal dünyanın bittiği yerde başlar
Biliyorum klasik zamanlarda değiliz artık

Ve masallar böyle anlatılmaz
Biliyorum!
Ben hiç masal yazmazdım
Dünya sisteminin hepimize anlattığı masal
Kötü olmasa bu kadar

Biliyorum!
Bir karınca türküsünden daha hafif olacak sesim

Biliyorum!
İnsanların birbirlerine olan yabancılığı büyüyecek
Dünya küçüldükçe

Biliyorum!
Telefonlar oldukça insanlar birbirini görmeyecek

Biliyorum!
Birbirimizi hiç görmeden ölücez

Her şey için tek şey diliyorum
Allah'ın gülleri yakamızı bırakmasın


(Mevlana İdris Zengin)

Martı

gece gündüz bana birdir ah güzelim
çünkü gözlerim hep kördür
kanatsız kuş olmak zordur ah güzelim
denize varmayan ırmak

gör beni gör beni gör gel gözüm ol gör beni
sar beni sar beni sar gökyüzüm ol
uç beni uç beni uç yavru kuş ol uç beni
geç beni geç beni geç kanadım ol


bırak uyusun şu deniz kanatlarının altında
gel gezmelere gidelim biz bulutların asfaltında
hiç yaşamamışız gibi olacak sonunda
ben kendi yoluma gideceğim güneş kendi yoluna

takıldım gittim peşinden ah güzelim
bir gemiydi benim sevdiğim
yelkeninde bir beyaz gül ah güzelim
dumanında sevda sözleri

Ezginin günlüğü




BİRLİKTE AYRILIK


February 2010
M T W T F S S
January 2010March 2010
1 2 3 4 5 6 7
8 9 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28