Skip navigation.

exploreopera

| Help

Sign up | Help

Pesimist Kötü Adam

İç Karartıcı Sözlerin Buluşmasına Yardımcı Olan Adam !..

STICKY POST

Ziyaretçi Sayacı

Free Web Counter

Geleceğin Günlükçüsü :)


Bugün Opera'nın sayfasında gezerken kendi sitemi "Geleceğin günlükçüleri" arasında gördüm.. Aaa bir sevindim ki sormayın :D Hepinize desteğinizden ötürü teşekkür ediyorum.. Resmin orjinal boyutu için üstüne tıklayın...

Günlük Yazalım Birazda...

, ,

Geçen kurstayım.. Kpss kursu... İllet sınav... Türkçe dersi vardı(hoca benden daha az biliyo, öhööm neyse), paragraf sorularında malum sıkıntı var herkes tarafından. En yakın arkadaşım da çok yavaş okuyor anlıyor zaman kaybediyor. Neyse konu döndü dolaştı kitap okuma alışkanlığına geldi.. Neymiş efendim kitap okuyunca daha hızlı okunurmuş, ne dendiği daha iyi anlaşılırmış...

Ordaki hatun arkadaşlardan biri yanımdaki en samimi arkadaşıma döndü sen fazla kitap okumuyorsun galiba dedi. O da "Yok okumuyorum" dedi.. Sonra bana döndü sen de okumuyorsun sanırım dedi.. Ben de "Okumuyorum, kitap okumaktan nefret ederim ve hiç gereği yok, sözlük okumayı tercih ederim" dedim ve ekledim "Ama kitabım var, isterseniz bir gün vereyim okuyun" dedim...

Bunun üzerine aynen şöyle dediler...

"Ahahaha öyle şey mi olurmuş, okumadan nasıl yazıyorsun, getir bi gün bakalım ehhehe"

Çok mu komikti anlamadım?. Neden küçük gördüler ki... Garip bu insanlar... :bandit:

Kurtarın !..

Sıkıntı buruyor kalbimi.. Yavaş yavaş uyuşmaya başlıyor ellerim. Buruşmaya başlıyor kıyafetlerim nasıl duracağımı bilemememden... Mükerrer yutkunuşlar gırtlağımda bir su hazında... Ter kokmuş sıkıntıları tükürükle yıkamak, düğümlenen boğazıma halatla düğüm atmak, gözlerimin kırmızısını fotoğraf hatası sanmak istiyorum...

Ya da hata olduğuma inanmak.......

İntihara yüklenen sebeplerin yükleme katacağı tek değer ölmek (Evet fiildir). Yazdıklarıma inananların alamayacağı tek ünlem sükunettir.. Kaldım yarıyolda, evet yolun yarısında...Tam ortadayım, önüm nokta, arkam üç nokta...

Ehval

,

Erdal küçücük bir çocuktu. Arkadaşları ona korkak diyorlardı. Bu durumdan çok rahatsızdı ama yapısı böyleydi engel olamıyordu. Ne zaman bir kavga olsa; O, kavgada olmasa da yüreği güp güp atmaya başlıyordu. Kavganın içinde olduğunda da hemen ağlamaya...

Bir gün çok düşündü, korkusuz olmak istiyordu...Korkularının üstüne gitmesi gerekiyordu!..

Mahallede futbol oynuyorlardı. Erdal da defansta topun peşinde koşup duruyordu. Ne zaman sert bir şut gelse arkasını dönüyordu korkudan, top bir yerine gelip de canı acımasın diye... Derken bu durumdan da rahatsız oldu.. Ne kadar arkasını dönerse dönsün top hiç bir yerine çarpmıyordu. Yine bir şut geldi ve Erdal arkasını dönmedi bu sefer... Top tam yüzüne gelmişti... Ağladı ağladı ağladı...

Yıllar geçti Erdal hep korkularının üzerine gitmeye kalktı ama hep kötü sonuçlanmıştı. Arkadaşları yüksekten atlıyordu o korkuyordu,ne olursa olsun atlayacağım dedi ve düşerken ayağını burkup bileğini kırdı.. Arabaların lastiklerini patlatıp kaçardı arkadaşları, o yaptığında yakalanmıştı, ağzında kibrit söndüren gençler vardı, o denemek istemişti ama dilini yakmıştı... Yani bir türlü olmuyordu...

Liseye gidiyordu artık.. Gençlik zamanları, gece dışarı çıkma sevdası vardır hep... O da çıkıyordu ama yalnız eve dönmekten hep korkuyordu. Ya bir şey olursa korkusu vardı. Birileri sataşsa korkup ağzını bile açamıyordu.. Nitekim sataştılar da.. Kafasını eğip gitmek zorunda kaldı!..

Bir gün kız arkadaşıyla eğlenceden dönüyorlardı gece vakti yine... 3 kişi çevirdi etraflarını.. Arıza çıkarmaya başladılar. Erdal'da yine korkmaması gerektiğini düşündü, yanındaki kızı da korumak maksadıyla adamlara daldı... Sonuç yine hüsran olmuştu !.. 4 yerinden bıçaklandı...

O gün şunu anladı... Korkusuzluk ona göre değildi, Allah'ın verdiği ruh Allah'a sığınmalıydı.

İntihar Tamimi

,


Ölenle ölünmez, intihar yalnız edilir !..
Tanrı'dan bağış istenmez,
Huzuruna boynu bükük gidilir,
Dünyadan kalma bir ilmek yardımıyla...


Bu şiirimi okuduğum her gün, ölemediğim günler geliyor aklıma. Tanrı'nın huzurunda olmasam da boynumun kırıklığı hissi sarıyor bedenimi...
Ama olsun ne demiştik.. "Ölüm beni anlasaydı yanımda olurdu"

Bir Varmış, Diğeri Daha Yoldaymış...

Bir varmış bir yokmuş..... Bir doğduğunda varmış bakmış bir başına yaşanmaz ölmüş.. İşte sonra o bir yokmuş.....

Garip bir takıntı olmuştu bu yıllardır. "Bir varmış bir yokmuş" sözüne garip tamlamalar getirmek.. Yani bunu daha önce bir çok kişi denedi ama başarılı olamadılar.. Mesela "Bir varmış bir yokmuş, hiç olmamış" gibi... Bunca tamlamanın hiçbirini başarılı bulmadım ve bu cümlenin asıl manasını aradım ayrıca.. Bugün bunu buldum.. Oturdu sanırım.. Baktığımda "Evet budur" diyorum..

Habersizlik geliyor aklıma.. Bir ağacın altınca öylece otururken masumca, dalmışken gözlerin karşı kaldırıma, dünyadan kopmuş farklı bir boyutta huzurdayken elini omzuna götürdüğünde eline gelen o böcek ayıltır seni, tekrar dünyaya dönersin iğrenç bir his kaplar içini, kaşınmaya başlarsın.. Ee oysaki o böcek zaten ordaydı ve sen o sırada onunla çok mutluydun.. Tek fark ondan haberin yoktu...

Bir varmış bir yokmuş... Böcek de ölmüş..

İyi geceler !..

İntihar Arası, İnziva Sonrası !..

- Neden yaptın?
- Sorgulamak istedim belki yaşadıklarımızı, gerçekliğini...
- Gerçek miymiş peki?
- Gerçekliğe benim gözümle bakabilmelisin önce!
- Senin gözün kör olmuş. Baksana yaptığına. Önce görmeyi öğrenmelisin..
- Suçlamaya geçmeden önce kendini sorgulamayı denedin mi? Gözlerimin görmediği ne idi? Gösteremediğin...
- Kendimi neden sorgulayayım?. Eksik bir şeyler mi gördün?. Resmen aldatmışsın işte beni daha ne üste çıkmaya çalışıyorsun? Yüzsüz !..
- Derdim üste çıkmak olsa idi bunları konuşuyor olmazdık! Aldatmak sadece bedenin oynadığı oyun değildir unutma! Eksiğin belkide herşeyi nesnel görmendir ha ne dersin! ?
- Belki de sende ar namına küçük kırıntılar kaldığından konuşuyoruzdur bunları. Bedenin oynadığı oyun demek.. Bedenin onunla oynaşırken ruhun da benle oynuyordu ama. Nesnel görseydim umursamazdım bile şu anda bu yaptığını
- Beni hiç tanımamışsın! İşte eksik nokta burada sen görmek istediğin noktadan görüyorsun olayları. Bedenen aldatan ben olsa idim karşına geçecek cesareti ölümle yüzleşmek için kullanırdım! O yüzden "aldatmak sadece bedenen olma ya!" ruhun benle oyun oynamayı hiç beceremedi!
- Öyle mi dersin?
- Öyle değilse sence neden ?
- Kabul ediyorum çünkü artık şu saatten sonra konuşacak bir şey yok. Boşuna zaman kaybetmeyelim. Defol git evimden. Yüzünü görmek istemiyorum. Senden nefret diyorum. Kinimi daha fazla akıtmadan kaybol !..
- Kovmak! Kabullenemediğin ve hatalarınla yüzleşemediğin noktada yaptığın en güzel kaçış! Gözlerine sakladığın çocuğa aşıktım ben oyun oynayabildiğim çoğu zaman... Ama görünen o ki uzun zaman önce sevdiğim çocuk küfür içeren sözlerinin altında ezilmiş Kaldesen de duramam ki!
- Oyun oyun oyun.... Ne de çok kullandın bu kelimeyi. Ne çok seviyorsun oyun oynamayı.. Ben küçük çocuk, ben küfürbaz küçük.. Ama oyuncağım sen olmadın asla lakin beni oyuncak ettin kendi kalbine. Hala burda mısın?
- Belkide hala o çocuğun ezilmediğine inancımdır hakaretlerini duymama ma sebep! Sana saygı duydum ben ! Oyuncağın olacağını bile bile...
- Sen beni sevdiğini mi söylemeye çalışıyorsun?
- Ne için çabalıyorum sanıyosun şapşal! Seviyorum...
- Son duyduğum sözler bunlar olsun o zaman...

Der ve kafasına silahı dayar Zıbaaaaaaaammm !...

Pesimist & Too_Late

Uykusuz 2

Uykusuz gecelerden günahlarını kaldırımlara yükleyerek ve sus diyerek duyduğum tüm seslere; sabahın savaşını veriyorum yine... Yanlızlığın sesi ne tuhaf... Bildiğim halde duyamadığım... Uyu gülüm... Sabah uzak değil... Ben bekliyorum

Günahlarımı meleklere emanet ettim, sus derken çok bağırdım sesim kısıldı. Yalnızlığın sesi bu olsa gerek; ses kısıklığından doğan içinden haykırmalar.. Uyuyorum melekler de sana emanet...


Aldım düşlerimi yanıma.sensiz düşlerimi bitireceğim seni.kahrettim gönlüme bir selam yolladım sevdiklerime onlar sağ ben selamet.gidiyorum be gülüm aşkımda sana emanet...

Ceplerde taşınılan tabakalarda saklı imiş çoğu zaman düşler... Çıkartıp tabakadan bir nefes kadar yakın aslında... Unuttuğumuz ateşin yokluğunda nefesin renksiz kaldığı...
Gidiyorum demek kolay gülüm emanetini bırakırken yabancı kollara; uyuyabilecekmisin ırak-diyarlarda...

Uyumak nedir gülüm... uyumak geri uyanmak yaşayanlar için.sonsuza dek hayattan ben vazgeçmişim... dönüşü olmayan bir diyardır gidişim...sen beni bırak allaha emanet....

Gitmek kolay derler ya. Çok yanlış. Gitmek çok zordur... Delikanlı gibi, granit gibi çekip gitmelisin. Emanet bırakmadan.. Al bedenini git gözüm görmesin..

Gidebilmek, gidiyorum demekle eş değer olmuş yaşanılanların gölgesinde... Benim dediğim benim olanı bırakabilmek kolay olsa idi emanet olmazdı adı dimi... Kovmak ta çare değil gidene öfkende! Tüm bedenin hala ona nefes alabiliyorken...

Yazanlar: pesimist, too_late, Dead Ghost

Uykusuz

Kötü günler mi geçiriyorum ne... Ayakta zor duruyorum,halim kalmadı, yalnızlık hissi sardı. (Nedense?)

Az konuşuyorum, dedim ya halim yok diye. Şimdi ölsem ahirette söylediğim tüm sözleri dinlemeye mecalim olmadığı için az konuşuyorum. Duymak istemiyorum hiç birşey. Kendi sesimi bile..

Bir itirafta bulundum kendi kendime, boğazım düğümlendi, sonrası 2 katre... Mutluluk baydı 1 hafta hüzün tatili... Çok konuşma dedim yine, uyumak istiyorum 24 saat, son sürat!.. Kalktığımda 2 santim sakal ve pastel renkli bir yüz görmek istiyorum aynada.. Ya da kalkamadığımda beyaz renkte bir bez...

Sorunlu kötü adam sorunlarıyla son sorununda, sorulan sorularla başbaşa.. Uyu hadi...

Rezayil

Yazılmış çizilmiş ne varsa, buruşturulup atılmış her kağıda, veryansın etti bu kötü adam; çöplüklerde duruyor her mısrası okunmadan.

Değerli mısralarım vardı kimsenin okumadığı, okutmaya kıyamadığım. Yargısız infazlarım vardı, "infaz" kelimesinin içler acısı kaldığı.

Ağaçların tayinini çıkardım uzak ülkelere, kalemtraşı kırdım ve kalemimin ölümüne geri sayım başladı yazdığım her harfte.. Vurduğum her noktada ovalleşti, karaladığım her cümlede yüzü çizildi...

Giriş bitmişti, gelişme bitmişti, sonuca gelmek üzereydim ama bitti.. Sonuç yok. Muallakta kalmış bir öykü bıraktım.. Sonucu yoksa öykünün anlamı da yok..

Bunu da buruşturdum attım. Çöplüklerde bu da !..

Sagopa Kajmer - Vesselam

, , ,

Ölesim Yok Bugün

Gözler yumak yumak, içim kara genzim topak.. Acıyan gözler gördüm bugün; bana bakan, acıyan sözler duydum bugün; kendi ağzımdan çıkan, acıyan bir yara gördüm bugün, kanamak için can atan !..

Sabır gerekliydi,tükürük gerekliydi yutkunmak için bolca boğazımda. İçime atmak için.. Biraz beyaz fena durmayacak sanırım saçlarımda. Ölesim yok bugün...

Gerek yok !..

Karalama



Delikanlılık, hır çıkarmakmış,
Karizma, yanında güzel bir kız dolaştırmakmış,
Saygınlık, etrafa para savurmakmış,
Güvenilirlik, içten pazarlılıkmış...

Kurban Bayramımız Mübarek Olsun



Hepimizin kurban bayramı mübarek olsun.. Nice kurban bayramlarına inşallah.