Skip navigation.

Pesimist Kötü Adam

İç Karartıcı Sözlerin Buluşmasına Yardımcı Olan Adam !..

STICKY POST

Ziyaretçi Sayacı


Dur !..

Ruh bedene vuruyordu içten içe, yumruklar savuruyordu, artık çıkmak istiyordu... Oysaki beden bunu kalp krizi zannetmişti...

Yalanlar üstüne kurulmuş bir dünya, dünya üzerinde ilişkiler kurulmuştu; temeli çıkar olan bir zemin üzerine. Üçüncü dereceden yanık aşklar yoktu kriz geçiren kalplerinde.. Herkes bedenini vermişti ama ruhunu asla... Türk filmi tadında yaşıyorlardı ruhları ıstıraplardaydı, "Allah'ım daha fazla yaşatma bunları" diye dualar ediyorlardı kendi bedenleri için, daha fazla kirlenmemeleri için.

Doktorlar yasak etmişti nice yiyecekleri lakin şarap kalbe her daim iyi geliyordu, bir bira böbrekleri çalıştırıyordu vs... Helaller yasak haramlarda can vardı... Kimin oyunu bu?

Hormonsuz sevgiler aradılar yıllarca, içten bir gülümse beklediler ama insanların içini göremiyorlardı... Mutsuzlardı..

İnsan, beden, ruh yalnızlardı...

Tramplen

Boş geçen zamanların nahoş kalp burkulmalarında derin bir nefes biraz alkol ve bir damla yaş kendine getirirdi insanı...

Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini bildiğimize göre boş geçen zamanın ne kadar zaman olduğunu hesaplamamızın zaman kaybı olacağı kesin...

Gündüz gözüyle yaptığım gönül hırsızlıkları geliyor aklıma...

Yaradanı seviyorum beni yarattığından dolayı, yaradılanı sevmiyorum yaradana layık olamadığından dolayı, sonra kendimi de sevmiyorum... Ne karışıyorsam...

Bu dünyada kimsenin anlamadığı, en alim hocaların bile aptalca cevap verdiği kader kavramını öğrenmek istiyorum öğrenebilirsem, tabi ahirette... Ben mi çizdim, çizildi mi, yoksa başkaları mı yönlendirdi? Kafayı yemek üzereyim...

Her insanın içinde bir öldürme güdüsü vardır (kendisini), yapamaz, yapmaması lazımdır... Akıllı olsun herkes.. Zaten bu blog yüzünden ne kadar günah işledim bilmiyorum bile..

Saat gecenin 3'ü olmuş.. Yatsam iyi olacak... Bekleyin yazacağım...

Mesail-i Amika 2

Derin izler yaratamayan basit cümleler kuruyorum sürekli. Özne, tümleç, yüklem... Yeterli olduğunu düşünüyorum. Fazlasına lüzum yok...

Zaruri ihtiyaçları karşılama modundayım, kendimin modunu alıyorum 2 çıkıyor. Ne hikmetse... Mod almayı öğrenemediğimi farkedip hayatımın anlamsızlaştığını hissediyorum. İşin kötü yanı kendimden bahsetmeyi sevmeyen ben iki saattir 1. tekil şahıs eki kullanıyorum.

Çekim ekinin uydusu var mı diye düşündüğüm de oldu. Yoksa nereden gelecek bu çekme kuvveti değil mi? Sonrasında yapım ekine sardım. En sevdiğim ekti ilkokuldan beri. Belki de ci cı cü gördüğünde "Aaa yapım eki işte" diye kendini sevindirdiğin en kolay eklerden olduğu içindir. Ama ilkokulda Türkçe dersinden her seferinde kesin 5 alacağım diye girdiğim her sınavdan 4 alır çıkardım. Belki de Türkçenin sadece özne tümleç yüklem yapım ve çekim eki tarafından oluşmadığındandır.

Yazar sapıtmaya başlamıştır ve hayatında bir şeylerin ya çok iyi ya da çok kötü gittiğini düşünmektedir. İşin içinden çıkamamıştır. Bu yüzden çocukluğuna dönmüş olabilir. Hmm rahat bırakalım bir müddet.

Prison Break Sezon 4 (Türkçe)

, ,


Az önce buldum bunu ve aynen zuhaha gülüş modu :D

Pesimist Kötü Adam Hayranları



Merhaba arkadaşlar. Benim malumunuz azcık hayranlarım var :smurf: ve Facebook'ta bir grup kurmuşlardı. Asıl kurucu da "Bedbin"dir bu arada. Kendisine ve katılan tüm insanlara teşekkür ederim.

Daha önce koyacaktım buraya ama nasip bugüneymiş. Grubun ismi de beni çok etkiler hala. "Pesimist Kötü Adam Hayranları" :smile: Ya ben kimim de hayranım olsun değil mi? dragonfly Neyse fazla da edebiyata girmeyelim :smile:

Gruba ulaşmak isteyenler şuradan:
http://www.facebook.com/group.php?gid=43830043592&ref=mf

Tahayyülden Zahire

, ,

Yazık bi gün yenik bi adamı uğurladı...

Ben safım, ben arıtılmış günahların en yumuşak kıvamıyım. Ben kayıbım, anlam veremediğin hayatının anlamıyım...

Kazazede saatlerin günde 2 kere kazandığı gerçeğini bilmek ve tek hakkının kaldığını söyleyememek kıvrandırıyor yerlerde... Ezan okunuyor; gözlerim kan çanağıyken, üstelik horoz tam da vaktinde öterken... Zedelenmişlerin hiç hakkı kalmamışken...

Sonunu bırakma bitir, arkandan ağlar sonra... Ne ağlar? Anlam ağlar.. Anlam kayar,düşer.. Canı yanar !..

Üşendiğim yollara bakıyorum şimdi, üzerinde dolansaydım ya, uzaktan bakmak başka üstüne basmak başka. Kaldırım çizgilerini saymak ya da yere bakmamak, yukarı bakmak, doğan güneşle saati anlamak...

Yazı Bitti

Uçurumun önündeydim, son sigaramı içmek istedim ama hepsini rüzgar içti,
Sol anahtarının başlattığı kelimelerinden ilerle dumanının doygunluğuna..
Doygunluk bulutmuş, bulutlar yukarılardaymış, ama benim istikametim aşağısı, uçurumun en dibi...
Derinliğin tersinde şeffaflığı bulamaz aşağılıklar.Seslendiğimiz dereceler toplamı bütüne varamıyorken..
Aşağılıklarla ne işin var, gitsene buradan,
Terliksiliğin silleri kadar temizleyebilir düşüncelerin beni..
Düşüncelerimin de yok olmasına sadece saniyeler var. Unuttun mu ben dibe gidiyorum... Sen de git!.
Dipteki yok oluşla ilişkilendirilmek..Kolaylığı kalaylıyorsun..
Sigaran var mı?
Aslanağzı açısındaki isteğinin yanıtında saklıyım..
Bu kadar basit bir soruya verdiğin cevaba bak... İşleri zorlaştıran sensin.. Var mı yok mu?
Uçurumu seven de sen değil misin?
Anlaşıldı, sende sigara migara yok...
İstek sıradansa ben de o sıraya katıldığımda benzeri durumlar oluyor..
Bok Çuvalı...

Pardon

Kusura bakmayın...

İstinas

Ölüm biriktirdim aklıma, unutmaması için siyah ipler bağlattım kafatasıma. O kadar çoktular ki...

İpler o kadar uzun yıllar kaldılar ki başımda, bazen çok sıkıntı verdiler, bazen yaşamaktan soğuttular, ama çoğu zaman yerinde davranmamı sağladılar...Kahkahalarla gülerken birden durup yüzümü astı onlar... Çünkü aklıma "Ya şu an yakınlarımdan biri öldüyse?" sorusunu getirdiler, ruhum karışmıştı sanki birbirine.

Herkes mi böyleydi acaba yoksa yalnız ben mi? Diğerlerine baktığımda da kafalarında siyah ipler görüyordum. Onların ki de aynı işi görüyor mu ki? Neyse boşver...

Eski zamanlardı bu zamanlar, şimdi başımdaki o ipler eskidi, rengi attı... Bembeyaz oldular... Ruhu çağrıştıtırcasına, ölüme az kaldığını anlatırcasına...

Türkçemize Sahip Çıkalım

Beyaz Sayfam

Bunalımdayım dostum,sırdaşım, tek arkadaşım benim bunalımdayım..Sen anlarsın beni bir tek. Anlarsında bir şey yapamazsın sadece ben sana yazarım sen de dinlersin..Beyaz sayfalarını benim için kirletirsin, keşke insanlar senin gibi bembeyaz olsalar ya da sen insanlar gibi konuşup biraz da sen anlatsan da ben kirlensem; ya da boş ver ben kalemi bırakayım ne sen kirlen ne de ben dertleneyim. Boş ver açalım dertlerimi sana anlatırken dinlediğimiz şarkıyı..Ben susayım sen de temiz kal sayfam…Bilirsin şarkımızı

UMUTSUZ DÜNYA PARA BAHTI KARA …

Bu yazıyı yazan eski dostum, lütfen bana ulaş

Can Sıkıntısına Yazı...



Aldanmışlık adına...

Her aldanma fiili gecen cümlenin anlatmak istediği konuda elbet bir aldatma fiili bulunur.. Sorular sorulur cevaplar alınır, yalın kalan tek bir yüz hali vardır.. Üzüntülü, yere bakan, kaşlarını çatan.. O kaşları çok severim. Dikkatli bakıldığında V harfinin şeklini alırlar...

Anlatacak bir durum yok aslında. Aldanmaktan ne anladınız bilmiyorum ama çölde serap görmek de bir aldanmışlıktır...

Sorularımın cevaplarını istiyorum bu ucube yazıda.. Güzellik namına hiç bir kelimeyi şaha kaldırmayacağım bugün...

Ama kelimesi kendinden önce gelen cümleye olumsuzluk anlamı verirmiş herdaim.. Bunun aksini ispat eden olmadı... Çok düşündüm çok aradım.. Şunu buldum, "Serap hanımla görüşecektim ama..."
Hani olumsuzluk?. Yok... Demek ki teoriniz de çürüdü.. Neyse... Önemli değil...

Aklıma takılan diğer bir husus ise toplu taşıma araçlarında yaşlılara yer vermek için tetikte beklememizin nedeni nedir?.. Bunu hepimiz ilke haline getirmişizdir.. Ben umursamıyorum diyen yalan söyler.. Neden aklımıza bu kadar kazınmıştır bu tabu?.. Amaan boşver..

He bir de şu var... Karşımızdaki insana bağırdığımızda, eğer ki susuyorsa hiç durmadan daha çok bağırırız.. Haddimizi bilemeyiz.. Bu niye böyledir? Aksini savunan?...

Ben yatıyorum, kötü adama iyi geceler dileyin.. Hadi !..

Duyumsuz Kelimeler !..

Bazı bakışlar gördüm, canım yandı.. Hayatı anlamsızlaştıran yoklukları elde etme çabaları neden hep başarısız olur? Canla başla çalışmalarının sonucu kocaman bir hiçse bir daha çabalamaya hangi yürek dayanır?

Çelimsiz kelimeler duydum para eden, tok cümleler duydum boş kulaklara heba edilen..

Şarkıların nakaratlarıydı genelde insanları cezbeden ama ben ara cümleleri sevdim hep. Ana temaya doğru koşan o heyecanlı cümleleri.. Bir an önce dertlerini anlatmak istiyorlardı hepsi.. Gel gelelim tıkanmış bir kulağın sadece üzengisine ulaşabildiler..

Kelimeler yoruldu, bir virgülde nefeslenmek istediler; bir noktada kabullenmek... Her şeyin bittiğini...

Yorumsuz kaldılar bazen, haykırmışlardı oysaki seslerini duyurabilmek için. Kimse duyamadı... Gözlerimde esir kaldı çoğu zaman kelimelerim, ağzımdan çıkmadı... Kimse duymadı !..

Aklına Ne Geliyorsa, Budur; İşte Odur !..

Önce haberi gelir, inanamazsın...
Sonra kabullenirsin, ağlamaya başlarsın...
Sonra alışırsın, susarsın...

BUDUR !..
July 2009
M T W T F S S
June 2009August 2009
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31