Skip navigation.

BAYRAMLARIMIZ BAYRAM OLA

, ,

BAYRAMINIZ KUTLU OLA
Çocukluğumun o kokulu akide şekerlerinden buyrun alın ,
şeker tadında mutlu, huzurlu en önemlisi sağlıklı, kavgadan kandan uzak dostlukla ,saygıyla, sevgiyle nice bayramlara inşallah..

BİR HİÇ



hiç

Hiç Bir insani unutmak,
bir insandan vazgeçmek,
bir insani hayatindan sonsuza kadar çikartmak zorunda kaldin mi hiç?
Hani ölmüs gibi,
hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi,
her an kapindan içeri gülümseyerek girecegini bekleyip
ama aslinda hiç gelemeyecegini de bilmen gibi.
Ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek ,
ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana,
ne kadar katlanilmaz bir gerçek degil mi
sen hala bu kadar sevgili iken?
Özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemigini yakarcasina özlemek..
çok kötü degil mi?
Bu kadar özleyip onu görememek,
ona dokunamamak,
onu isitememek ,
artik sonun "Pi" hali degil mi?
Biliyorsun degil mi?
Ne kadar umutsuz bir arayistir o,
kalabalik caddede geçen binlerce yüze bakmak
belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,
belki biraz önce geçti bu kaldirimdan diye düsünmek,
belki su an arkamda yürüyen insanlarin içinde bir yerde demek,
belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yasamak
ne zordur degil mi?
Ne kadar eritir insani farketmeden.
Sende biliyorsun degil mi bunlari.?
Bir sinema koltugunda sende iki kisi gibi oturdun mu hiç?
Hiç iki kisilik zevk aldin mi bir konserden yalniz basina.
Güzel bir kafe kesfettiginde,
güzel bir film seyrettiginde,
güzel bir sarki dinlediginde
güzellikleri oraninda eksik kaldiklarini hissettin mi
paylasamadigin için onunla.
Bir barin kalabaliginda hiç yarim vücudunla sallandin mi ortada?
Hiç iki kisilik beyninle yarim insan olabildin mi?
Baktiginda aynana sadece yüzünün bir yarisini gördügün oldu mu hiç?
Sana hayatindaki en büyük yoksunlugu yasatandan
nefret edemedigin zamanlar oldu mu hiç?
Gözünün içine baka baka kolunu bacagini kesen bir insanin yüzüne
sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildigin zamanlar oldu mu hiç?
Hayatta inandigin bütün degerlerini altüst eden birisine ask siirleri ,masalları yazabildin mi?
Onu içinde korumanin seni yok etmek oldugu zamanlara feda oldun mu hiç?
içinde aglayan çocuga umut sarkilari söyleyemedigin,
özlemini,
susuzlugunu,
açligini gideremedigin zamanlar oldu mu hiç?
Kanayan yarasini gördügün ama merhem olamadigin zamanlar.
Gücünün,
hani o tanrisal gücünün
bir çocugun aglamasini susturamayacak kadar oldugunu gördügün zamanlar oldu mu hiç?
Hiiiiç....
Hiiç...
hiç...
bir hiç..

CAN DÜNDAR

NEFES

,

sinema - fragman - ferhat göçer-götür beni gittiğin yere(nefes film ) | izlesene.com



DOĞUDA ASKERLİK YAPAN HİÇ BİR TERTİBİM İZLEMESİN..

YÜREK DAYANMIYOR , ORDA YAŞANAN ACILARA

ANALARIM YÜREK YARELERİM AĞLAMASIN GAYRİ

götür beni gittiğin yere

Bu aşk böyle bitemez
Bırakma terketme beni

Atma beni ölümlere
Atma beni zulümlere
Götür beni gittigin yere

Sensiz ben nefes alamam
Buralarda hiç duramam
Tek başına yalnız kalamam
Senin kokunu özlerim
Hep yollarını gözlerim
Götür beni gittiğin yere

Aşkındır beni yaşatan
Beni hayata bağlayan

Atma beni ölümlere
Atma beni zulümlere
Götür beni gittigin yere

Sensiz ben nefes alamam
Buralarda hiç duramam
Tek başına yalnız kalamam
Senin kokunu özlerim
Hep yollarını gözlerim
Götür beni gittiğin yere

ŞEMS DEDİM ÇÜNKÜ BEN ŞEMS'İ GÖRDÜM !



Sizin yüreğiniz "YOL GEÇEN HANI" MIDIR?
sadece kan pompalayan bir et parçası mı,
"SENİ SEVİYORUM" diyebilmek yazıldığınca kolay mıdır sizde..
O halde İKRA DEDİM SİZE, ALLAHIN ADIYLA..
İKRA!!!!!!!!


MEVLÂNÂ'da NEFS EĞİTİMİ

İnsanın yanlışa düşmemesi için, nefsini kötü niyet, garaz, ihtiraslar gibi kötü duygulardan arındırması gerekir. Mevlânâ'ya göre, insanın hata ve günahtan korunması için "temyiz hassasını" her türlü garazdan temizlemesi ve (bunu yapmaya çalışırken de) dinden yardım araması lâzımdır".(1 )
Bir insan nefsini eğitmedikçe bakışı/görüşü düzgün olmaz; görüşü düzgün olmayınca da tespiti ve değerlendirmesi, kısaca sözleri doğru olmaz. "Bir kimsenin içindeki nazarı (görüşü) eğriyse hiç şüphe yok ki onun cevabı da eğri olur. Çünkü doğru cevap vermek için kendine hakim olamaz. Kuyumcunun altını mihenk taşına vurması, altına yöneltilen bir sorudur ve altın da, "Ben buyum, halisim, yahut katışığım!" diye cevap verir".(2)
Yanlışlara düşmemek için nefsi eğitmek gerektiği ortadadır;
nefsi eğitmenin en önemli yolu da onunla mücadele etmektir.
Bu hususta Mevlânâ, şu çağrıda bulunur:
Bir yürüyüş edelim de kırıp dökelim;
Şu kara yüzlü, şu kötü huylu nefsi, EĞİTELİM!.(3)
Fakat bu mücâdele kolay değildir. Zira "Put kırmak kolaydır,
fakat nefsi (eğitmeyi) kolay görmek cahilliktir.(4)
Bunun için Mevlânâ, sağlam bir irade öngörür.
"Nefsin hevâ ve heveslerini kır, onlardan vazgeç. Vazgeç ama önceden de kendinle bir şart koş da ahdinden dönmemeye uğraş, yoksa hastalık kalakalır sende; iyileşme imkânının da yok olur gider.(5)
"Vücudumuzda binlerce kurt... Temiz, pis, güzel, çirkin binlerce sıfat var"(6) diyen Mevlânâ, insanda hangi huy galipse o huyun sûretine göre haşredileceğini belirtip, sözlerine devamla, insanın eğitilebilen bir varlık olduğunu şöyle dile getirmektedir.
İnsanda bir an olur kurtluk zuhur eder, bir an olur ay gibi Yusuf yüzlü bir güzel hâline gelir.(7)
İyiliklerle, kinlerle gizli bir yolda gönüllerden gönüllere gidip durmaktadır.
Hatta insandan, öküz ve eşek bile bilgi sahibi olur, akıllanır, hüner elde eder.
Serkeş at, rahvan bir hâle gelir, alışır. Ayı oynar, keçi de selâm verir.
Köpeğe insanın huyu geçer, nihayet çoban olur, av avlar yahut sürüyü korur.
Ashab-ı Kehf"in köpeğine öyle bir huy sirayet etti ki sonunda Allah"ı aramaya koyuldu.(8 )
Nefse uymanın tehlikelerinden ve mücadele ederek onu eğitmenin imkân ve gerekliliğini Mevlânâ'ya göre, kısaca belirttikten sonra şimdi de nefsi eğitmenin yollarına geçebiliriz:

1. Nefse Uymama

Nefsi eğitmek için onun arzu ve isteklerine uymamak gerekir. Bu, nefsi eğitmenin ve onun kötülüğünden korunmanın en kestirme yoludur. Nefsi, (insanı kötülüklere karşı ayartan ve teşvik eden) şeytana benzeten Mevlânâ, yanlış yapmamak, günaha girmemek için nefse uymama üzerinde önemle durur. Ona göre, nefse uymama, heveslerden vazgeçme, her zoru açar.(9 )
Ey kalp hastası, ilâca sarıl. Bütün tedbir, mizacı değiştirmenden ibarettir.(10 )
Nasihatımı dinle: Ten, kuvvetli bir bağdır. Yeni istiyorsan eskiden soyun!
Dudağını yum, altın dolu avucunu aç. Ten nekesliğini bırak, cömertliği ele al.
Cömertlik, şehvetleri, lezzetleri terk etmedir. Şehvet yüzünden düşmeyen kalmamıştır.
Bu heva ve hevesi bırakma, sapasağlam bir iptir. Bu dal, canı göğe çeker...(11)
Hasetçi kişilerden çok çeken Mevlânâ, eserlerinde, nefsi eğitmede, iradeyi sağlamlaştırmada haset duygusunu yenmenin önemli rol oynadığını söyler.(12)
Yusuflar, kardeşlerinin hilesi yüzünden kuyuya düşmüşlerdir. Çünkü o kardeşler, hasetlerinden Yusuf'u kurtlara verip dururlar.
Hasetten Mısır Yusuf'unun başına neler geldi? Bu haset, pusuya yatmış büyük bir kurttur.
Hülâsa halim Yakup, Yusuf'a bir şey yapmasın diye bu kurttan daima korkar... (13)

2. Çocukluktan Kurtulma

Bu tabirle Mevlânâ, bir oyun ve eğlence (laib ve lehv)(14) den ibaret olan dünyadan kurtulmayı kasteder. O, nefsin yersiz isteklerine karşı mücadele vererek onun kötülüğünden korunmak için çocukluktan kurtulmayı önerir. Çocukluktan kurtulup baliğ olmak, aşırı istek ve arzulardan sıyrılıp Allah"a yönelmekle mümkündür. O, devamla şöyle der:
Allah, "Dünya kuru bir istek, faydasız bir oyuncaktan ibarettir, siz de çocuklarsınız" dedi. Allah doğru buyurur. Oyuncağı terk etmedikçe çocuksun. Ruh arınmadıkça nasıl temiz olabilirsiniz?(15)

3. Zecrî Tedbirler Alma

Nefsi eğitmede zecrî (sert, zorlayıcı) tedbirler almak ve ona her istediğini yaptırmamak önemli bir yoldur. Bu konuda Mevlânâ şöyle demektedir:
Nefis, tıpkı sofistaiyye gibi kararsızdır, şüphecidir, hile ve aldatmadan yanadır.

Bunun için de o, hakîkati iknâ yoluyla değil de şiddet yoluyla (kötekle) anlar.(16 )


Sürecek.........

Dipnotlar
• 1 Mevlânâ, Celâleddin Rûmî, Fîhi Mâ Fîh, (Çeviren: Meliha Ülker Anbarcıoğlu), M.E.B. Yay., İstanbul, 1990, s.14.
• 2 Mevlânâ, a.g.e. s. 231.
• 3 Mevlânâ, Macâlis-i Seb"a (Yedi Meclis), (Çeviren ve Hazırlayan: Abdulbâki Gölpınarlı), Konya, 1965, s. 54.
• 4 Mevlânâ, Mesnevî, (Çeviren: Veled İzbudak), M.E.B. Yay., İstanbul, 1991, C. i, s.62, B.778.
• 5 Mevlânâ, Dîvân-ı Kebîr, (Çeviren ve Hazırlayan: Abdulbâkî Gölpınarlı), Kültür Bakanlığı Yay, Ankara. 1992, C.VII. s. 626, B. 8338.
• 6 Mevnevî. C. II. s. 108. B. 1417.
• 7 Mevlânâ, a.g.e. C. II. s. 108, B. 1417.
• 8 Mevlânâ, a.g.e. C. II. s. 108-109. B. 1420-1425.
• 9 Mevlânâ, Dîvân, C. VII, s. 626, B. 8336
• 10 Mevlânâ, Mesnevî, C. II, s. 27, B. 293-294.
• 11 Mevlânâ, a.g.e. C. II, s.27, B.1270-1278.
• 12 Haset konusunda bkz., Mevlânâ, Mesnevî, C. 1, s. 34-35, B. 429-439; s. 98, B. 1221; C. II, s.86; B.1126-1130; C. IV, s. 216, B. 2676-2682; C. V. S. 99-101, B. 1200-1219; Mevlânâ, Mektuplar, s. 200, Mektup: CXXXIII; Mevlânâ, Dîvân, C. I, s. 272-273, B. 2550-2555; C. II. s. 309, B. 2539-2542; C. VI, s. 305, B. 3106-3114: CVII, s. 16, B. 205-206.
• 13 Mevlânâ, Mesnevî, C. II, s. 107-108, B. 1406-1410.
• 14 Bu tabirler Kur"ân-ı Kerim"den alınmadır. Bkz. Hadid, 57/20; Muhammed, 47/36; Ankebût, 29/64.
• 15 Mevlânâ, Mesnevî, C. I, s. 274, B. 3430-3431.
• 16 Mevlânâ, a.g.e. C. II, s. 268, B. 3499-3500.
Prof. Dr. İbrahim EMİROĞLU
ibrahim.emiroglu@deu.edu.tr

GİTTİM.

GİTTİN !...

Bir bıçak kesiği acısı tutturdum
Göğsümün tam üzerindeydi
Bir yanık kokusuydu duyduğum
Bir yanan insan çığlığında
Aklımı yangınla bozdum
Birkaç damla yağmur saklıyordum avucumda
Bir hafta önceden kâr karmakarışık yağmıştı
Karlar eridi yağmur kaldı sana sakladım

Yağmuru üzerimize kim yağdırıyor
Damları aktaran adamların kadınları yok mu
İnsanların evleri var damları kırmızı kiremitli
Bizim evimiz olmadı damımız yok kiremitsiz
Olsun üzerimize yıldızları örtüyorum ben
Bizim ki daha parlak daha çok
Daha uzak daha hayal
Fevkalade dedi biri
Resmini çizmiştim aylar önceydi.

Gittin...

Bir bıçak kesiği acısı tutturdum
Göğsümün tam üzerindeydi
İşte ben tam o acıyı tutturdum
Biri delirip şehri yakabilirdi
Damlar tutuşur insanların evleri yanabilirdi
Bizim evimiz olmadı damımız yok ama
Yıldızlarımız var
Onları örterdim üstüne sen uyuyabilirdin
Oradayım başını göğsüme yaslayabilirdin
Yıldızlar uzakta olsa ısıtırdı,
Isıtmazsa
Otuz yedi derecemin hepsini verebilirdim sana

Gittin...

Bulutlu bir havadan
Birkaç beyaz bulut sakladım sana
Bulutları kim topluyor bir araya
Şarapçı kayıkçıların kadınları yok mu
Hep dalgalara uyup içip sallanıyorlar
Bizim kayığımız yok
Kayık almak için para da yok
Ama bütün denizlere yüzebiliriz
Bütün denizler bizim
Hem daha çok daha derin
Daha uzak daha hayal

Gittin...

Bir bıçak kesiği acısı tutturdum
Gözlerimin tam üzerindeydi
Bir bahar kokusuydu duyduğum
Bir bahar çiçeği gözlerinde
Aklimi senle bozdum
Birkaç lokma ekmek biriktirdim sana
Bir hafta önceden
Yarısını ben yemiştim
İsteseydin yarısını yemez
Sana saklayabilirdim
Sen açım deseydin
Ne kadarsa kanım sana verebilirdim
Güneşi kim doğuruyor üzerimize
Kim, hadi söylesin kim bunların sahibi
İnsanların evleri var damları kırmızı kiremitli
Bizim evimiz olmadı damımız yok kiremitsiz
Olsun bizimki daha da çok
Daha yakın daha hayal

Gittin...

Ne canım kaldı ölmeye ne yüreğim
Bir hayaldir tutturdum
Gözlerim yağmurun tam içindeydi
Şehir huzursuz martılar çığlık çığlığa
Çocuklar çamur içindeydi


GİTTİM...
La Edri

ACIDAN GEÇMEYEN HERŞEY BİRAZ EKSİKTİR

, , , ...



Sezen Aksu

Albüm: Kardelen

Şarkının adı: Gidemem

Şarkı bilgisi: (5:13) Söz - Müzik:Sezen Aksu

Şarkı sözü:

, GİDEMEM

Bazen daha fazladır her şey
Bir eşikten atlar insan
Yüzüne bakmak istemez yaşamın
O kadar azalmıştır anlam

O zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut
Ya da bir kitap oku mutlaka iyi geliyor
Ya da balkona çık bağır bağırabildiğin kadar
Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor

Ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor

Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem, gitmem
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim, küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir

Bir şiirden bir sözden
Bir melodiden bir filmden
Geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor
Yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden
Bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor

Ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor

Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir

SANA RAĞMEN SENİ SEVERDİM

, ,

DİNLE.... Yazık ne mazi yazık Anlatmaya yoruldum Sen benden vaz geçince Ben o gün de vuruldum Yazık günah ben oysa Kardelen gibi Acıyla boy veren gibi Seni severdim Hüznün koynunda Seni severdim Hem uyanık, hem uykumda Seni severdim Ve sana rağmen yine severdim Dar ağacı ip boynumda Sen aşkı anlamaz bilmez Gül yansa ağlamaz sakin Ben akmayan göz yaşında Seni severdim Sen hisli korkak savaşçı Aşkı kime satmış hain Ben her savaş meydanında Seni severdim Yazık ah mazi yazık Bir yalnızlık, bir vurgun Sen benden vaz geçince Ben o gün de vuruldum Yazık günah ben oysa Pervane gibi Ateşle can veren gibi Seni severdim Hüznün koynunda Seni severdim Hem uyanık, hem uykumda Seni severdim Ve sana rağmen yine severdim Dar ağacı ip boynumda Sen aşkı anlamaz bilmez Gül yansa ağlamaz sakin Ben akmayan göz yaşında Seni severdim Sen hisli korkak savaşçı Aşkı kime satmış hain Ben her savaş meydanında Seni severdim

müzik - yaşar & yıldız usmonova - seni severdim | izlesene.com

EZBER EDİYORUM BOZMUYORUM EZBER


ÇOK BEKLERSİN
Gitmek mi,kalmak mı arası haliN,
Kime mesaj verir,neyi beklersin?
Kararsız tavrınla kalmaz mecaliN
Yıllarına küsmüş yıllar eklersiN
Bu kafayla sen daha çok beklersiN

Umruna gelir mi yalvar,durmadan
Başka işin mi var gönül yormadan
Dillere düşürdün kimseye sormadan
Koklanmış gülleri koklarsın
Bu kafayla sen daha çok beklersin

Ah etmek aklımın ucundan geçmez ,
Hayırsız sevdada mutluluk açmaz
Derdin derman olmaz,nedamet kaçmaz
Bahtıma hicazdan teller yüklersin
Bu kafayla sen daha çok beklersin.

Nasibim ayrılık, payım gözyaşım
Kahveler ziyanım,çayım göz yaşım
Elimle kazdıgım kuyum gözyaşım
Savrulup,uçuşan küller saklarsın
Bu kafayla sen daha çok beklersin

Keyfe keder verir senli anılar
Gemileri batmış canlı anılar
Vefayı unutmuş yanlı anılar
Maziye def çalıp ziller takarsın
Bu kafayla sen daha çok beklersin

ÖMER KALAFAT



HİÇ Mİ DÜŞÜNMEDİN SEN!

, ,

müzik - k.koyuncu-Ş.sam---hiç mi düşünmedin sen | izlesene.com

-sevdiğin boyle ağlar..sevdiğin boyle yanar..

KIN_NAP

, , , ...



ben hayatta en çok seni sevdim
sen çıkıp geldin ya yeğin
gündüzler gece oldu, geceler gündüz
güneş tabakta turunç, ay gölde tavus

kazaz inceliğiyle yontardık aşkı,
biz aşkı tek tek, tane tane, an be an
fırat kıyısında ...içilen mırradan acı
ve deliydi balımız

-ki en çok sevdiğini kanatır insan-

ben hayatta en çok seni öptüm
dudağım dudağına
tenin tenime değende
en güzel kırmızısı dünyanın

ben en çok sana tutundum hayatta
tuttum elini eğildim uçurumuna yüzünün
kar yağarken düşlerimize incecik
sen gibi örtmedi bir daha kimse üstümü

ben hayatta en çok sana küstüm
giderdim senden, sonra yine sana varırdım
sığındığım dulda yine senin kuytun

iflah olmaz martısıydım göğünün
ben tufeyli, ben evcil, ben vahşi
ne olduysam hep senden yana, sana doğru

yirmi bin gözüyle baktım kelebeğin sana

bakar gibi suya nil,
uçsuz ve sonsuz
bir yavru kuş ağzıydı yüreğim ağzında
işte öyle, işte öyle, işte öyle sevdim

hayatta ben en çok seni sustum

yaşım göstermedim yağı yabana
geceler boyu eğirdiğim kınnaptın ince
ellerim kalebent, gözlerim sufi
ben seni bir büyük yemin gibi sevdim

ben hayatta en çok seni…

şimdi kim özür dileyecek kuşlardan, söyle kim
hangi dal, hangi çiçek

Perihan BAYKAL

Karşın Dergisi, Sayı: 14 Ağustos-Eylül 2009
November 2009
M T W T F S S
October 2009December 2009
1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30