Doğum günün kutlu olsun canım.
Mutlu olsun benim diğer yanım.
Doğum günün kutlu olsun canım.
Yanındayım yerim senin yarın.
Doğum günün kutlu olsun canım.
Sana ait benim tüm hayatım.
Ağlayabilir miyim gönlüm? Müsaadenle.. Şöyle katıla katıla şimşekli bir gökyüzü gibi… Günaha batan tüm kirliliğin ile… Ağlayabilir miyim? İzin ver lütfen… Şöyle inceden yağan yağmur masumiyeti gibi… Öylesine ama ölesiye… Bu can çıkana kadar bedenden… Nefsimin nefesi kesilesiye… Pembe güller mor menekşelere düşesiye… Sol yanımın ateşi yükselesiye kadar… Kendi omzumda kimseciklere yük olmadan, Ağlayabilir miyim? Şemsiyem önümde gökyüzünün ağlama isteklerime mukabele etmesini beklerken, Karşımda duran ihtiyar dağın ardındaki gün boyu tebessüm eden güneşi kaçırmış gibi… Dizlerimin bağını çözen sahtelikleri anlatırken kalem kırmış gibi… Yabancılar içerisinde bulunan tek dostu terk etmiş gibi… İç çeke çeke… Düşürebilir miyim küskün damlaları elime… Sonra da hiç ağlamamış gibi, Hiç hissetmemiş gibi acizliğimi… “Bir şeyim yok”larla tekrar katılabilir miyim? Ağlamayı bile çok gören kendi kalabalığıma, Ve… “Bu son” diyecek kadar vefasız olabilir miyim? Gözyaşlarıma…
"Her gönül bir tek sevgiliye müştâktır aslında Ne var ki, kıblesi yanlıştır. Bulduğunu sandığı şey, gerçekte aradığı değildir. Kimisi bir gözleri âhûya zebûn, Kimisi bir gül yüzlü güzele meftun, Kimisi de bir ceylan bakışlıya mecnundur. Bazısı dünyanın âlayişine kanmış, Bazısı mâl-u mülke aldanmış, Bazısı da hayal alemini, gerçek sanmıştır. Oysa her birisi, bir tek sevgili tarafından sınanmıştır..."