Fetih 1453
Saturday, February 18, 2012 9:17:42 AM
Şu ana kadar çekilmiş en yüksek bütçeli Türk filmi olan Fetih 1453 filmine dün gittim. Ufak tefek hataları olsa da, tarihi çok sevmemin de etkisiyle filmi gururla izledim diyebilirim. Tabii ki eksikleri vardı ama sırf eleştireceğim diye kasıntılık yapan insanlardan biri olmayacağım. Böyle "özel" bir filme bile bu kadar eleştirel gözle bakılmasını anlamıyorum, anlamak da istemiyorum.
Yıllarca elin Amerikalılarının çoğu gerçek bile olmayan, saçma sapan tarih filmlerini imrenerek izledik ve böyle muhteşem bir tarihimiz varken biz niye böyle filmler yapamıyoruz diye hayıflandık. Ancak, böyle bir film gösterime girdiğinde ise yapanları doğduğuna pişman etmekten başka bir iş yapmıyoruz.
Film, Hz. Muhammed (sav) efendimizin İstanbul hakkındaki hadisi ile başlıyor. Gerçekten çok etkili bir giriş olmuş. Daha sonra ise Fatih Sultan Mehmed Han'ın ikinci kez tahta çıkışı gösteriliyor izleyiciye. Çandarlı Halil Paşa ve padişah arasındaki çekişmeler gayet güzel aktarılmış.
Filmin ilk bölümü, sefer hazırlıkları ile geçiyor. Şahi topunun dökülme sahneleri muhteşem. Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli hisarının dikilmesi ile de savaş çanları çalmaya başlıyor. Filmin içine bir de Ulubatlı Hasan'ın gönül işleri karıştırılmış. Her ne kadar pek hoşuma gitmese de bu tür filmlerin şanındandır deyip geçelim.
Kuşatma ve savaş sahneleri ise Hollywood filmlerini aratmayacak cinsten. Çok beğendiğimi söylemeliyim. Efektler gayet kaliteli ve savaş atmosferi çok iyi yansıtılmış. Keşke Ak Şemseddin'in rolü bu kadar düşürülmeseydi.
Bizanslıların yoğun direnişi nedeniyle günler geçtikçe Osmanlı ordusunun morali bozuluyor ve homurdanmalar başlıyor. Ancak savaşın bu kritik zamanlarında Fatih Sultan Mehmed Han'ın muhteşem dehasını görüyoruz. Haliç'in önüne çekilen zincir nedeniyle Haliç'e giremeyen donanma karadan yürütülüyor ve bir sabah Bizanslılar uyandıklarında karşılarında Osmanlı donanmasını buluyorlar. Osmanlı ordusu da şehrin o tarafındaki kapıya yükleniyor. Bu sırada filmin belki de en güzel sahnelerini izliyoruz. Ulubatlı ile Bizanslı kumandanın muazzam kılıç gösterisi. Bizanslı kumandanın ölümünden sonra Ulubatlı, sancağımızı vücuduna saplanan çok sayıda oka rağmen burçlara dikiyor ve şehitlik mertebesine ulaşıyor.
Bundan sonra da Osmanlı ordusunun şehre girişini izliyoruz. Fatih Sultan Mehmed Han'ın şehre girişi biraz daha görkemli gösterilebilirdi aslında. Fatih'in Ayasofya'ya girişi ile de sona eriyor film. Fatih, Ayasofya'da secdeye varırken bitirilecek bir film çok daha büyük bir etki yaratabilirdi ama Fatih'in diğer dinlere ve fethettiği şehrin insanlarına karşı hoşgörüsü ile bitirilmiş film. Kötü diyemem.
Filmin oyunculuklarına gelirsek, öyle çok ünlü bir oyuncu kadrosu yok filmin. Ancak genel olarak rollerinin hakkını vermişler. Devrim Evin gayet başarılı. Filmde performansıyla yıldızlaşan isim ise Ulubatlı karakterine hayat veren İbrahim Çelikkol. Çok başarılı bir oyunculuk çıkarmış.
Genel olarak baktığımızda, senaryosu çok çok iyi olmasa da Türk sinemasının zirve noktası diyebiliriz. Senaryosu iyi değilse nasıl zirve noktası oluyor diyebilirsiniz ama bu film bizim de böyle devasa yapımların altından kalkabileceğimizi göstermiş durumda. Sırf bu bile benim için tek başına yeterli. Filmi izlemediyseniz, eleştirenlere kulak asmayın ve mutlaka gidin görün. Beğeneceğinize eminim.














metude # Saturday, February 18, 2012 2:58:27 PM
Mağruf ÇolakoğluZAHEK # Tuesday, February 21, 2012 10:56:46 AM
Film bence bu alanda bugüne kadarki Türk sinemasında çevrilmiş en iyi filmdir. Mutlaka eleştirenler olacak elbete ve ben de eleştiriyorum tabii ki ama filmin hakkını da vermek gerekli.
Kimi sahnelerdeki bilgisayar efektlerinin fazlalığı göze batıyor. Örn. hisar yapımı sonrası geçen savaş gemisinin batırılma sahnesi...Ama ne olursa olsun filmin geneli bence çok güzel.
Film daha çok Ulubatlı Hasan etrafında çevrilmiş görünüyor ve oyunculuğu da oldukça iyi. Özellikle filmin başlarındaki; şehzade Orhan'ın yazığı mektubu taşıyan elçilere saldırarak mektubu alma sahnesi bence muhteşem. Bence en güzel sahnede burası...
Her neyse, Osmanlı'nın tarihine böylesine güzel ve büyük bütçeli bir yapımla az da olsa bir ışık tutulması bence oldukça önemli, hem manevi anlamda da güzel bir nokta.
Filmin geneline bakıldığında, bu tarz filmlerden bir eksiğinin olmadığı ortada. Dolayısıyla izlememiş olanların bu filme ön yargılı olarak yaklaşması, kulaktan dolma bilgilerle filmi izlemeden yorum yapması doğru olmayacaktır. Öncelikle gidip filmi izlesinler, ondan sonra karar versinler.
Ben yapım,yönetim, oyuncu ve katkı sağlayan herkesi tebrik ediyorum.