Sunday, 28. October 2007, 22:10:15
Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun
Bugün, 84.Yıl önce demokratik Türkiye`nin temellerinin atıldığı, hanedanlıktan, demokrasiye bir başka deyişle "Halkın kendi kendini yönetmesi" olarak tanımlanan Cumhuriyet`e geçişimizin yıl dönümü. Tüm yurttaşlarımızın Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. Ulusal birlik ve bütünlüğe oldukça fazla ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde, bizleri manevi olarak güçlendiren bu anlamlı günün anısına Cumhuriyetimizin ilanını hatırlatmak istedik. Bu ülkenin hangi zorlukları aşıp bugünlere geldiğini unutarak makamlarını bir hanedan edasında yönetmeye çalışanlara, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne göz dikme densizliğine düşenlere sesleniyoruz!
Şanlı tarihimiz, geleceğimiz için bizlerin yol haritası olmaya devam edecek. Ne sizlerin gafleti, nede sinsi oyunları bu Cumhuriyeti parçalamaya yetmeyecek! Ulu önderimizin emaneti, yine onun ifadesiyle "İlelebet payidar kalacaktır...". Onun emanetinin bekçileri olarak, tarihin her döneminde onun gibi düşünen, onun gibi yaşayan Mustafa Kemal`ler görecek, emellerinize ulaşamayacaksınız.
Sunday, 21. October 2007, 22:43:34
Fenerbahçe taraftarı olarak bizim ve diğer takım taraftarlarının hiç unutmadıkları bir şey var: Biz varlığımızı şehitlerimize borçluyuz. Sokaklarda hür yürümemizi, bayrağımızın altında kaygısız sürdürdüğümüz yaşamlarımızı, camilerdeki ezan seslerini, siyaseti, sosyal hayatı hep onlara borçluyuz. Taraftarı olduğumuz takımların varlığını, oynanan ligi, alınan galibiyetlerin sevincini, muğlubiyetlerin hüznünü hepsini kahraman şehit ve gazilerimize borçluyuz.
Ancak büyük bir acı ve öfkeyle izliyoruz ki; şehitlerimizin, gazilerimizin sayısı her geçen gün artıyor ve hainlere karşı dişe dokunur bir tepki verilmiyor. Sanki birileri Yüce Milletimizin sabrını zorlamaya çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde kahpece vurdular 15 genç fidanımızı milletçe ayaklandık, kampanyalar düzenledik, şehit ve gazilerimizin ailelerinin acılarına bir nebze de merhem olabilmek, zorlukla sürdürebildikleri hayatlarını bır derece rahatlatabilmek için maddi destek sağlamaya çalıştık.
Biz bu büyük acıyı yaşarken içimiz kan ağlarken. Milletimiz gözlerini yine acı bir haberle açtı. Saat 01:00 sularında PKK`lı köpekler Dağlıca Komando Taburu`na ağır silahlarla saldırmış. Teröristlerin açtığı ilk ateşle çoğu tabur çevresindeki mevzilerde olmak üzere 12 aslanımız şehit olmuş, ilk belirlemelere göre 16 askerimiz de yaralanmış.
Helikopterle Hakkari Dağ ve Komando Taburu`ndaki Asker Hastanesi`ne kaldırılan yaralılardan bazılarının durumunun ağır olduğu belirtilirken, şehit sayısının artmasından endişe ediliyor.
Kaybettiğimiz, şehit verdiğimiz evlatlarımıza Allah`tan rahmet, yakınlarına ve bağrından çıktıkları Türk Milletine sabır diliyoruz. Yaralı gazilerimize şifa vermesi için Allah`a dua ediyoruz.
Bu son kahpe saldırı, artık hepimize göstermiştir ki; milletçe ortak bir direnç göstermenin vakti gelmiştir. Bu kahpe teröre, terörün içteki ve dıştaki tüm destekçilerine karşı millet olarak nasıl tek yumruk olduğumuzu ve bu çelik yumruğun gerektiği zaman nasıl beyinlerine ineceğini gösterecek tepkilere ihtiyaç vardır.
Buradan haraketle tüm taraftarlarımızı ve tüm rakip taraftarlarını teröre karşı yapılacak her türlü gösteri, miting gibi etkinliklere en yoğun şekilde katılmaya ve birlikteliğimizi dosta düşmana göstermeye çağırıyoruz. GENÇ FENERBAHÇE'LİLER
Monday, 1. October 2007, 19:51:26
Uzaklas yoksa sana dokunurum
yoksa yasak tanımam gunahkar olurum..
Gunahkar olursun kac,gorme,
gorursen hatırlama
hatırlarsan aldanma,gelme yoksa dokunurum..
Gozlerını esır alırım...Kolem olursun,gecelerce kolen olurum
dıdık dıdık ederım hayatını benden baskasına yasatmam senı
tarıhını vururum anılarını asarım yuregıme saplarım senı,
bedenınde yatıya kalırım tenınde beklerım gelecegımı
senı alırım,senın olurum,ozgurlugum yoldas olur yanına,sensız dusuncelerım toprak olur,
taparım sana yatagına tapınak derım,yuzunde gunesler beklerım,
Gıtmezsen sana dokunurum...
Sahıplenırım senı,sana askı yasatırım,daha kucuk asklara katlanamazsın,
UZAKLASS!!
YOKSA BENIMLE öLüRSüN...!
Sunday, 30. September 2007, 16:44:13
Ben Sana Mecburum
ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum
ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski istanbul mudur?
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
birkaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun
belki haziranda mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin..
Saturday, 29. September 2007, 21:40:32
Hep diyorsunuz ya hani sen gökyüzündesin bizi görüyorsun diye.
Evet doğru söylüyorsunuz.
Hepinizin tahmin ettiği yerde size bakıyorum.
Ama sadece geceleri izin veriyorlar buradan sizi izlememe.
Dün iyiydi de, bu gece biraz soğuktu yalnız gökyüzü.
Yanımdaki meleklere sordum neden soğuk neden üşüyorum ben bu gece diye, esmemesi gereken bir rüzgarın estiğini söylediler bana.
Neden eser bu rüzgar diye sordum bu defa, bu rüzgar sevenlerinin isyan rüzgarları diye cevap verdiler yüzlerini yüzümden çevirerek.
Anlayamamıştım neden bana yüz çevirdiklerini.
Sizi izledikçe içimin ısınması gerekirken ürpermeye başlamıştım bu gece.
Benimle dolan yüreklerinizin sıcaklığı yetişemiyordu gökyüzüne, yıldızlara ve fersiz kalıyordu sevgi ateşiniz.
Üşüyordum.
Kalbim yoktu ama ruhum vardı.
İnanın insanın ruhunun acıması kalbinin acımasından milyonlarca milyarlarca kat daha zor daha dayanılmaz.
Ve acıtmaya başlamıştınız içimi.
Yanımda duran ve bana yüz çeviren meleklerden bir tanesi tekrar bana dönerek aşağıdan ışıl ışıl parlayan bir dostumu işaret ederek O da olmasa yok olurdun dedi.
Neden dedim.
Herkes isyan ederken bak o açmış ellerini tüm samimiyeti ile yaradana senin için dua ediyor. Kulak ver ve dinle istersen dedi.
Sesini duymaya başlamıştım.
O güzel yüreğin sesi benim ezgilerimden daha hoş geliyordu kulağıma.
“Ya Rabbim. Senin yazgından sual sorulmaz. Onu bizden fazla sevdin ve yanına erken aldın. Bizlere onun yokluğuna dayanma gücü ver. İsyanımız hem bize hem ona zarar verir biliyorum. O nedenle sünnet olan sürmeli gözlerinin hatırına onu cennetine al. Ve bizi de isyandan koru ki cennette onun komşusu olma şansımız elimizden gitmesin. Peygamber efendimiz hem onun hem geride kalan bizlerin şefaatçisi olsun. Amin”
dedi ve nemli gözlerini silerek yatağına girdi.
Aynı melek “ Diğerleri Allah’ım neden derken o neden sormaksızın senin için dua ediyor.
Her şeyin Yaradan’dan geldiğini biliyor.
Yokluğuna isyan etmek yerine alışmaya çaba gösteriyor ve buna gücü yetmeyen yerlerde kendisine yardım elini Yaradan’ından istiyor.
İşte seni ayakta tutan bu” dedi ve tekrar yüzünü çevirdi.
Ağlamıştım. Gözlerimle değil ruhumla ağlamıştım.
Yanına gidebilir miyim? diye sordum.
Evet dediler.
Ben o dostumun başucuna geldiğimde uyuyordu ve onun sıcaklığı beni ısıtmaya yetmişti. Sabaha kadar o dostumun başucundaydım bu gece.
Umarım bundan sonraki bütün gecelerde sizlerde o dostum gibi bana acı vermek ruhumu üşütmek yerine güzel dualarla başucunuza davet edersiniz beni.