Skip navigation.

Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir / Müptela-yı gama sor geceler kim kaç saat.../ fuzuli

STICKY POST

teşrif buyuranlar


sahra

fotoğraf:kaddy

Bana halkın içine karışıp onları ilahi emre davet emri gelmeseydi,

çölde gökyüzüne iki gözümü diker, ölünceye dek ona bakardım...

(bir hak elçisi)

yürüyelim...

fotoğraf:marielito

Kırmızıyı sevdiğini bilseydim
Hayallerim kıpkırmızı olurdu

İstanbul hala güneşin ardında
Ufuklarında birkaç kara leke
Birkaç kan pıhtısı dudaklarında
İstanbul hala sevimli mi sevimli
Ve hala bir tomucuk tadında
Yürüyelim seninle İstanbul'da

Korkusuz bir rüyadır
Bekler bizi Beykoz'da, Üsküdar'da
Birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü
Yenilgisiz bir muamma gibidir
Arar buluşmayan ellerimizi
Deli rüzgar yine sarhoş, hovarda

Tam orada, Çamlıca yokuşunda
Birkaç bulut çekelim gökyüzünden
Damarlarımızdan geçirelim ve birden
Bırakalım suların üzerine
Sen bir defa konuş, sen bir defa gül
Kumlu ebrular yapalım seninle
Serpmeli ebrular, bülbülyuvası
Hercaimenekşe, gonca ve sümbül

Yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında
Yürüyelim seninle İstanbul'da
Boğaziçi mağrur türkülerini
Gözlerine baka baka söyleyin
Martılar üşüyünce
Denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi

Anlayabilir misin
Neden çıban gibi büyür bağrımda
Büyür de kelebek olur bu sızı
Kırmızıyı sevdiğini söyledin
Bu yüzden mi günlerdir
İstanbul'da gül kokusu yayılan
Tepeler kırmızı, sular kırmızı

İstanbul bilmeli ki, sahillerine
Mehtabı taşıyan senin bakışlarındır
İstanbul bilmeli ki, limanlardan gemiler
Önce senin yüreğine açılır
Uzaklarda bir yerde
Toprağı öpmek için eğilen bahçıvanın
Parmaklarında hüzün
Sana doğru akan nehrin
Ağlayan suretidir

Bir elimizde umut
Bir elimizde sevda
Yürüyelim seninle İstanbul'da
Musiki kesilsin, tükensin yazı
Çaresiz kalınca mızrap ve şiir
Ozan bir kenara bıraksın sazı
Ressam fırçasına neden mi kızgın
Tuvalde çizgiler, renkler kırmızı
Kırmızıyı sevdiğini bilince
Çekilir mi artık güllerin nazı

Anadolukavağı'nda her akşam
Burcu burcu bir rüyadır hayalin
Karanlık, hüznünü düşürür dağa
Kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar
Endamın her sabah iner toprağa

Hasret, yanlızlığı çoğaltan deniz
Ayrılık acıyla süzülür kandan
Nefesin fermandır Topkapı Sarayı'nda
Dönüşünü bekliyor rıhtımda şehzadeler
Öylesine yorgun, mahzun ve candan

İstanbul bir yanımda, sen bir yanımda
Uykusundan uyanınca fırtına
Dalgalar türkümüze aşina olur
Yüzümüze bakınca deniz fenerleri
Sahibini arayan gemilerin
Çığlığıyla vurulur

Tarih heyelandır hainlerin ardında
İstanbul tarihin soylu anası
Biz bu yürüyüşü çiğdemlerden almışız
Sevdayı kız kulesi'nden
Yalıların burukluğu altında
Geçiyoruz sokaklardan delice

Anlayabilir misin
Beyoğlu'nda gezinen
Hayal kırıklığının benden türediğini
Anlayabilir misin
Kırmızı neden böyle
Doldurur aynalara inleyen yüreğimi

Sana giden yolların kavşağında
Bir adam direniyor izini bulmak için
Siliyor tanyerine akan alın terini
Ufkunda sapsarı umudun rengi
Mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah
Arıyor sessizce kaybolan günlerini

Gülhane'de simit satan çocuklar
Nasıl anlasınlar ellerimizin
Neden böyle çekingen olduğunu
Ayasofya önünde tramvay bekleyenler
Gökyüzüne dokunurken bu acı
Kimdir diye sorsunlar içlerinden
Birlikte yürüyen iki yabancı

Biz gitsek de, İstanbul'da yine de
Yıllar yılı gezinmeli bu sızı
Benden bir yaralı şiir kalmalı
Senden bir tebessüm, bir de kırmızı...


NurullahGenç

lütuf

fotoğraf:fabio berticlia

Kederin bir fincan hüzün içtiğini görüp seslendim;

-Tadı güzel, değil mi?

-Beni yakaladın, diye cevap verdi keder. "İşimi mahvettin. Bir lütuf olduğunu bilirsen, sana hüznü

nasıl satacağım?

Hz.Mevlana Celaleddin-i Rumi (k.s)

son söz

fotoğraf:slowburn

düşen bir uçağın karakutusundaki sesler
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!


KraliçeninPireleri/TarıkTufan

Hadyah

,





boşvermek?

fotoğraf:Metin Canbalaban
Mecnun'un tekiyim ben, Leyla'ya boşvermişim,
Seni sevdada bulmuş, sevdaya boşvermişim...

Nice bin âşinayla kâm alıp gülistanda,
Tenhâda gül kurutmuş, goncaya boşvermişim...

O altın tüyleriyle savrulan kuşlar gibi,
Hep Zümrüd'le avunmuş Anka'ya boşvermişim...

Dem çekip kadehlere dökülüşüm bundandır,
Uşşak'ta karar kılmış Nevâ'ya boşvermişim...

Ey şair, dünya kahrı sevdasız çekilir mi,
Dünyalar kadar sevmiş dünyaya boşvermişim...


Ahmet Necdet

konuş ki göreyim seni..

fotoğraf:ansel olson

Bende; kul, köle anlamına geliyor.

Eskiler, birisiyle tanışırken kendilerini “kulunuz, köleniz” anlamında “bende-niz” diyerek takdim ederlermiş, nezâketen...

Şimdi nâdiren kullananlar da onur ve şeref anlamı yükleyerek kullanıyorlar.


Şebnem '07 Aralık

ne mutlu...

fotoğraf:vida

"Çünkü" dedi Züleyha, "güzelliğin bir derin kuyu senin.
Bir düşenin kurtuluşu kolay olmaz.
Ne mutlu kalbine sen düşene, ve ne mutlu senin kalbine düşene..."


Nazan Bekiroğlu - Yusuf ile Züleyha

âf..âf

,


Bize bir Hira'dır bu gece..
Sığınırsın,
saklanırsın camına taş atıp seni çağıran günahlarından...
Günahını örümceklere bırak,
örsünler ağlarını.
Bir seccade yetiştir,
oracıkta kıl,rekat rekat gözyaşı namazlarını..
Kendine gelişine şükret,
kimi kırdıysan söyle,
kimi küçümsediysen anlat,
seni müjdeliyor ayet..
Nefsinin cenazesi kalksın gözlerinin önünde,
Sana hakkını helal etsin dünya,
öyle bir yaşa ki,
öldüğünde her kandil gecesi fatihalar dokunsun ruhuna...

Hira'nın kandili kalbin olsun
ve mübarek olsun affedilişin.
mübarek olsun günahsızlıkla dirilişin..
Regaib'in anlamını öyle bir ezberle ki,
seni şeytan bile unutsun...