Bir Üniversite Aranıyor
Saturday, September 3, 2011 7:24:35 AM
Geçenlerde şair dostlarımdan Abdülkadir Güler ve Suat Tutak ile birlikte, Meslek Yüksek Okulu’muzun Müdürü güzîde insan Prof. Akgün Aydeniz’i ziyarete gittik. Kendisini toprağın hizmetine adayan nükleer tarımcımız, Koca Cami yanındaki makam odasında bizi kabul etti. İlim adamının hali başka oluyor. Yaşadığı yokluklara rağmen, “umut ve beklentileri” ile dimdik ayakta duruyor. Bu kısa görüşmemiz sırasında onun, hatırı sayılır bir “kitap kurdu” olduğunu gördüm. Kitapları, henüz damı akmayan mütevazi odasının “tek gerçek” süsü. O, ilminin yanında besbelli kitaplarını da omzunda taşıyor.
Bir sorumuz üzerine; “Diğer odalardan bazılarında akma var.” dedi. “Fakat beni üzen, damın akmasından ziyade, kavgacı bir adam kimliğine büründürülmem oldu. Kavga kim, ben kim? Ben bu şehre, fakülte bir yana, üniversite kazandırılmasından yanayım. Burada, bunun için bulunuyorum.”
Umudu, lâfını ettiğimiz, ama nedense bir ucundan yakalamaya kendimizi veremediğimiz “bilgi çağı”nı, ne pahasına olursa olsun, Söke ve çevresine taşımak. Beklentisi, özlemini çektiği “samimiyet” ve kendisini ziyaret. “Gelsinler, bir çayımı içsinler. Ne yapmak istediğimi anlasınlar. Önerilerini söylesinler. Düz çiftçiler, aydınlarımızdan daha ilerideler. Bildiğiniz gibi onlarla birlikte GAP gezisini gerçekleştirdik. Onların bu davranışlarından büyük bir zevk duydum.”
Basından izleyebildiğim kadarıyla, Sökeli, bu güzîde adama karşı “soğuk”. Bunda, resmî kişilerin “vurdumduymaz” oluşlarının etkisi var. Sökeli “fakülte”, derken üniversitenin kendisine neler kazandıracağının farkında değil. Bu konuda Sökeli elitlere büyük işler düşüyor. Onlar, lâfla öne çıkmayı bir yana bırakarak, hızla “bu iş”e soyunmalıdır. Unutmayalım ki “fakülteler şehri Söke”, nice nice aydınlık kapılar açacaktır. İl adayı Söke, Kuşadası, Yenihisar, Davutlar ve Bağarası’nın; ilme açılan “şahdamarı” olacaktır. Kasabalılık ruhu, giderek şehirlileşecektir. Düşünenler için, bütün bunlar az şey midir?
“Dün ile hesaplaşmamızda” Sökelinin sayısız trenler kaçırdığını görüyoruz. Bunda idarecilerimizin eksiği büyük. Hayâl kurmayı sevmediklerinden olmalı, “önemli gerçekleri” kulak arkasına atıyorlar. Şimdi de öyle yapmamalı, böyle davranmamalıyız. Söke’deki resmî ve sivil toplum “örgütleri”, yeniden toparlanmalı, bir araya getirilmeli, bu konuya “sevdalandırımalı”dır. Yoksa, yarınlarda dövünmek faydasız. Yoksa, şu kadar bin nüfuslu olmakla övünen Sökeli, bu basit organizasyonun üstesinden gelemeyecekse, bunu derhal açıklamalı, yolun üstüne “takoz koymak”tan vazgeçmeli, üniversite işini Kuşadalıya bırakmamalıdır. Aslında Kuşadalı, yüksek okulsuzluğunun acısıyla yanıyor. Ufukta bir ışık görseler, tükenmez enerjileriyle yakalayıverecekler. Zira özel okul yarışında Kuşadalılar, Sökeliden öndeler. Bu avantajla da “üniversite ipini göğüslemek”ten niye çekinsinler?
Kim ne derse desin, Adnan Menderes Üniversitesi büyümeli, büyütülmeli. Çünkü bu üniversitenin adını aldığı adam, böyle bir büyümenin sonunda, mezarında rahat yatacaktır.
Merak ediyorum: Bilgi çağında bu yarışı kim kazanacak?
Hazır mıyız(1)?
Oyhan Hasan Bıldırki
1 Kuşadası Halkın Sesi Gazetesi, Yıl: 2 Sayı: 181 - 21 Kasım 1995






