My Opera is closing 3rd of March

Edebiyat Medebiyat

Oyhan Hasan Bıldrki

Türk Birliği

Kopuz, birlik simgesi 

      Bir koşuşturmacadır tutturmuş gidiyoruz. Gidiyoruz ya, beraberinde de çok şeyin peşini bırakıveriyoruz. Dün “hayâl”di, bugün mutlaka “gerçek” olacak. Dün o konulara girmeniz, korkunç bir tabu sayılırdı. Şükür, bugün kalem oynatabiliyor, fikir üretebiliyorsunuz… Sebepsiz korkular “Kafdağı”nın ardında kalmış. Çekincesiz konuşabiliyorsunuz.
      Fakat, delinen yüreğin yarası, bir türlü kapanmıyor. Sanki bir yerlerde, işlerin tıkırında gittiğini sandığınız bir yerde, hiç beklemediğiniz bir zamanda, en tatlı yerinde film kopuyor. Bu kopuşta, bütün tarafların “samimiyetsiz oluşu”nun müdahalesi var. Aynı dili konuşmamıza, aynı dine inanmamıza çok azı müstesna rağmen, nedense birbirimize boş veriyoruz. İşte bu, kötü. Hem de oldukça kötü bir yola dizilişin, dökülüşün hikâyesi.
      10 Şubat’ta, Kazakistan’ın başkenti Almatı’da, Bağımsız Devletler Topluluğu devlet başkanları zirvesi yapıldı. Bu zirveye Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurad Türkmenbaşı, “bazı objektif sebeplerden dolayı” katılmadı. Rusya’nın, BDT sınırı oluşturulması fikrine uygun olarak mevzuat ve yasalarda değişiklik yapılması teklifi, zirveye katılan sekiz ülke tarafından reddedildi. Askerî konulardaki kararlara Ukrayna, Moldova, Azerbaycan, Beyaz Rusya ve Türkmenistan çekince koyunca, Almatı Zirvesi gündem maddeleri çoğunluk tarafından reddedildi. Yeltsin, Almatı Zirvesi’nde umduğunu bulamadı. Gelecek zirvenin Minsk’te yapılması kararlaştırıldı. “Çeçen davasına sahip çıkmak, bütün İslâm aleminin boynunun borcudur” kararını dünyaya duyuran ve Çeçenistan’a “tam destek veren” Ürdün Parlamento sözcüsü Dr. Hammam A. Said “Her şeyden önce Rusya, Çeçenistan’ı bahane ederek, Kafkasya’yı kontrol altına almak istiyor. Dünyanın en kaliteli uçak yakıtını üreten Çeçenistan’daki petrol kuyularını ele geçirmeyi plânlayan Rusya, başka bağımsızlık mücadelesine girebilecek Müslümanlara gözdağı vermeyi bekliyor” deyip, Çeçenistan gerçeğini bir kere daha “dünya kamuoyu”nun gözüne sokuyor. Cevher Dudayev, Almatı Zirvesi’ne gönderdiği telgrafında, zirveye katılan devlet başkanlarının, Rusya’nın Çeçenistan’a askerî operasyona girişmesine göz yummalarından üzüntü duyduğunu belirtiyor. Türkçe vaazın yasaklandığı Makedonya’da Türkler, “göçten imdat umarak”, Kosova’yı terk ediyor. Buradaki bunalımdan, en fazla Türk azınlığı etkileniyor. Ekonomik sıkıntı, siyasî belirsizlik, insan haklarının çiğnenmesi karşısında Kosova Türkleri, millî kültürlerini yaşayamamanın acısını çeke çeke, ata yurda “göç”ü, tek çare olarak görüyorlar. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yeni Türk cumhuriyetlerinden, Kıbrıs konusunda KKTC’ye destek vermelerini ve Kıbrıs Türk’ünün haklı davasını her platformda savunmalarını isterken, yürek yaramıza da işaret ediyor: “Bizim istediğimiz, kardeşlerimizin gerçekleri görmesi ve anlamasıdır. Çünkü korkuyoruz ki, bu özel günlerde birbirimizi desteklemezsek, bizi ayrı ayrı da zor günlere sokabilirler. O zaman kendileri de, böyle desteğe muhtaç olacaklardır.”
      Denktaş’la Dudayev, bahtımızın bu iki seçkin talih yıldızı, görüyorsunuz çare karşısında, aynı inançta birleşiyorlar. Onlar, kendi halklarının kurtuluşunu, kendi topraklarında direnmekte görürken, zavallı Kosovalı’m, imdadı “göç”te buluyor. Ötede Azerbaycan kan ağlarken, gece uykularında bile şüphenin korkunç derinliklerinde yüzerken, benim ülkem, benim devletlilerimin sayesinde, Yunanlı’nın himmetine sığınarak, Avrupa Birliği’ne doğru koşuyor.
      Koşuyor, koşuyor! Fakat, bir türlü yetişemiyor.
      Siz, hâlâ Türk Birliği mi, diyorsunuz?
      24 Şubat 1995

      Oyhan Hasan Bıldırki

Söke'de Kültür Hangi Noktada?Zaman Donsun Şimdi

Write a comment

New comments have been disabled for this post.