Millî Mücadelede Söke Cephesi ve Önderleri
Friday, September 23, 2011 8:05:03 AM

“Okuma bilenler Kur’an-ı Kerim okuyor ve cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse kelime-i şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her sipernde bir nefer süngüyle çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor.”
Mustafa Kemal ATATÜRK
“Millî Mücadale’de Söke Cephesi ve Önderleri” konulu panel, kalabalık bir dinleyici kitlesinin iştirakiyle Söke Belediyesi Recep Yazcıoğlu Kültür Salonu’nda yapıldı. Bu panelin hazırlanmısında üç kuruluşun işbirliği var. Aydın İli ve İlçeleri Kültür ve Eğitim Derneği, Söke Belediyesi ve Söke Kaymakamlığı’nın birlikte düzenlediği bu etkinlikte; “İşgal Öncesinde ve İşgalde Söke’de Güvenlik, Söke Kuvva-yı Millîye, Sökeli Cafer Efe, Millî Mücadelede Söke’nin Toplumsal Yapısı: Söke’de Giritli Muhacirler ve Kaçkınlar, İtalyan İşgal Bölgesi Olarak Söke, Yunan İşgalinin Söke’de Yarattığı Tahribat, Sökeli Cafer Efe Romanının Yazılış Öyküsü, Samim Kocagöz’ün Romanlarında Millî Mücadele” alt başlıklarıyla iki oturum halinde dinleyicilere sunuldu.
Birinci bölümde Doç Dr. Engin Berber (Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı Başkanı), ikinci bölümde de Prof. Dr. Sabri Sürgevil (Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi) başkanlık ettiler. Telgraf gönderenlerin arasında Mehmet Boztaş, Ahmet Ertürk, Semiha Övüş (CHP Aydın Milletvekilleri), Eyüp Kaptan (Korgeneral) ile Bedrettin Dalan adları sayıldı.
Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’nın okunmasından sonra açılış konuşmalarını yapmak üzere ilk sözü Aydın İli ve İlçeleri Kültür ve Eğitim Derneği Başkanı Ünal UYGUÇ aldı. “Bu panel, Türkiye’de yapılan en büyük paneldir. ADÜ’nün yürüttüğü bu panelde söz, değerli hocalarımıza düşüyor. Onlar, sizi aydınlatacaklar. Bugün, Türkiye’de yaşananları görüyorsunuz. Ülkemizi parçalama provaları yapılıyor. Gençler, dikkat edin; büyük iş size düşüyor. Bu vatanı, namusunuz gibi savunun. Öz vatanımızı kimse bölemeyecektir.”
Söke Kaymakamı Celil Ateşoğlu: “Paneli düzenleyenleri şükranla karşılıyorum. Üniversite ve Söke Belediyesi’nin katkılarına teşekkür ederim. Bu panel Söke için, gerçekten önemli. Bu mücadeleye Söke, isimli isimsiz nice kahramanlar yetiştirerek damgasını vurmuştur. Onlardan aldığımız güçle bugün de diyoruz: Bayrak inmeyecek, ezan susmayacak.” diyerek, oturuma katılamayan Aydın Valisi Mustafa Malay’ın selamlarını da söyledi.
Son açılış konuşmasını ADÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Gürel yaptı: “Geçmişine bakmayan, bilmeyen bir ulus; geleceğini tayin edemez. Bazıları gençlerimizi kökünden koparmak istiyorlar. Bu topraklar nasıl kazanıldı? Bunu çok iyi bilmemiz gerekiyor. Sabahattin Burhan’ın üç kitabını da okudum. Bunlardan çok şey öğrnedim. Sizler de onları okumalısınız. Ekonomik savaşları kazanabilmek için, bilgiyle donanmalıyız. Atatürk’ün açtığı aydınlık yol, yolumuz olmalıdır. Aklımızı kullanmalıyız. Bu panelde 11 üniversite bize katılım sağladı. Huzurlarınızda onlara ve sizlere de teşekkür ediyorum.” diyerek sözlerini bitirdi. Plaket sunumuna geçildi. Sırasıyla Necdet Özekmekçi (Söke Belediye Başkanı), Ünal Uyguç, Doç. Dr. Engin Berber, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Mehmet Efendioğlu, Dr. Emin Elmacı, Yrd. Doç. Dr. Adnan Öztürk, Prof. Dr. Sabri Sürgevil, Yrd. Doç. Dr. Mevlüt Çelebi, Yrd. Doç. Dr. Günver Güneş ve Sabahattin Burhan kendilerine verilen plaketlerini aldılar.
Oturum Başkanı Doç. Dr. Engin Berber (Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı Başkanı), oturumu açtı: “Geçtiğimiz günlerde Çanakkale Utkusunun keyfini yaşadık. Ülkemizi hangi koşullarda, kimler, nasıl kazandıyı özetleyen bir resmi odama asmak istiyorum. Odama girip çıkan öğrencilerim ibret alsınlar diye. Ülkemizde bugün de oyun oynanıyar. Bu oyunda rol alan yurttaşlarımız da var. Üzülüyorum. Panelin zamanlamasını ve ele alınan konuyu çok yerinde buluyorum. Kültürleşmeden, küreselleşmeye geçiyoruz. Ama bu eğilim, sanki yozlaşmaya neden oluyor. Yozlaşmayı önleyerek, iman tazeleyelim. Geçmişimizle ilgimimizi kesmeyelim. Görüyorsunuz yerel yönetimlerimiz, kendi kent kültürlerini tanıtmak için bu tür toplantılarla öne çıkıyor, iyi de yapıyorlar. Salonda gördüğüm gençler, beni mutlu ediyor. Gençler, bu toplantılara gönüllü olarak gelmelidirler. Cumhuriyet size emanet edildi. Bizden sonraki kuşaklar için, buradan aldığınız dersi onlara da aktaracağınız için, size teşekkür ediyorum.”
Yrd. Doç. Dr. Ahmet Mehmet Efendioğlu (DEÜ Atatürk İlke ve İnkılâpları Tarihi Enstitüsü), “İşgal Öncesi ve İşgalde Söke’de Güvenlik” konusunu açıklamak için söz aldı: “Neden böyle bir konuyu seçtik? Ege’de Kurtuluş Savaşı Başlarken kitabının yazarı Nurdoğan Taçalan Bey’i ziyarat ettim. O, bana elindeki bütün belgeleri, mektup, yazı ve fotoğraf arşivini verdi. Arşivdeki bir fotoğraf ve mektup, beni oldukça etkiledi. Bir asker, kendisi Mısır’da cephede iken, henüz okuldan yeni mezun olan, Yoran’da (Akköy) şehit edilen kardeşini soruyordu. Bekir Sıtkı’nın izini aradım. Söke, bu mücadele sırasında hareketli günler yaşamıştır. Bekir Sıtkı, 1918 yılında Rum çetesini takip sırasında şehit edilmiştir. Bu şehit, sanki gözlerimin içine bakıyor, bıraktığımız noktadan sizler devam edersiniz diyor. Mütarekeden sonra azınlıklar, bulunmaz fırsatı değerlendirdiler. Millî Mücadale’de ilk kıvılcımların başladığı yer, Batı bölgesidir. Çetecilik faaliyetleri ile Rum nüfusunu çoğaltmaya çalışmışlardır. Megola-İdea’yı, uygulamak istediler. Türk halkını bölgeden kaçırtmaya başladılar. Bekir Sıtkı’nın katledilmesi, ilk kahramanlarımızı da ateşledi. Mehmet Ağazade Ahmet Bey’in de öldürülmesi üzerine düzenlenen cenaze törenine üç bin kişinin katılması dikkat çekici bir olay. Daha sonra öldürülenler arasında Altıoğlu Hasan Bey de var. Tedhişler devam ediyor. Levanten aileler ve İngiliz tüccarlar, başta bu tedhiş olaylarına izin vermediler ama 15 Mayıs 1919′dan sonra önüne geçemediler. Yunanlılar yaptıkları her kötülüğü de halka teşhir ettiler. Yoran’da iki büyük ayaklanma ortaya çıkmıştır. Yakalananlar, ceza almadan bırakılmışlardır. Üstelik Yunanlılar, Yunanistan’dan bu bölgeye vatandaşlarını getirmişlerdir. Şefik Aker Paşa, bölgede güvenliği sağlayabilmek için, yerel kahramanları öne çıkarmıştır. Buna rağmen yine de Yunanlılar tarafından yapılan katliamların dozu artmıştır. Fransızların kayıtlarına göre Söke’de 5.000 Türk öldürülmüştür.”
Müslim Özbalkan, Ferhat Berber’in hazırladığı “Söke’de Kuvva-yı Millîye” başlıklı tebliğini sundu: “Öncelikle burada bulunan tarih dostlarına teşekkür ediyorum. Söke halkı, Yunan işgali başlayınca, Yunan mezalimini görmüştür. Bu yüzden de millî bir teşkilat kurmak için 57. Alay komutanı Miralay Şefik Aker Bey, diplomatça bir taktik uyguladı. Bölge halkını teşkilatlandırmak için Albay Selahattin Bey’i görevlendirdi. İlk olarak 150 kişilik bir müfreze oluşturuldu. Binbaşı Sait Bey, bu müfrezenin görünen komutanı olmasına rağmen, asıl komutan Şehit Cafer Efe’dir. Millî teşkilatın şekillenmesinde Galip Hoca’nın yanında, Mahmut Esat Bozkurt ile Şükrü Saraçoğlu’nun da teşvikleri olmuştur. 28 Haziran 1919′daki ilk Aydın’ın kurtarılması harekatına Bağarası ve Söke’deki kuvvetlerimiz katılmışlar, Cefaraki Müfrezesi bu sırada Germencik mıntıkasına yerleştirilmiştir. 29 Haziran 1919 günü Şehit Cafer Efe, İzmir’den tirenle sevk edilen Yunan takviye birliklerine saldırmış, Aydın’ın kurtuluşunu sağlamak için, Germencik Tiren İstasyonu’nu işgal etmiştir. Bu güçlerimiz bir yandan çetelere karşı halkı koruyor, öte yandan Yunan kuvvetleriyle de savaşıyorlardı.”
Yapılan konuşmalarla ilgili değerlendirme çalışmasına geçilince, Oyhan Hasan Bıldırki, Yaşar Çağbayır ve Şeref Pınarbaşı yaptıkları kısa açıklamalarla oturuma katkıda bulundular.
Dr. Emin Elmacı (DEÜ Atatürk İlke ve İnkılâpları Tarihi Enstitüsü), Sökeli Cafer Efe’yi sundu: “Söke’deki Rum ahali taşkınlıklarda bulunuyor. Zira işgalle birlikte eski ayrıcalıklarına tekrar kavuştular. Hrisostomos’un telkinleriyle adalara kaçmış, orada yetiştirilmişler ve tekrar Söke’ye dönmüşler, Türklere zulmetmeye başlamışlardır. Bu olay sonunda millî tepki doğmuştur. Sökeli Cafer Efe’nin müfrezesinde 50’si silahlı olmak üzere 150 kişilik bir kuvvet vardır. Efe ve ailesi Balkan Savaşı’ndan önce Girit’ten Söke’ye geliyorlar. İlk önce Mesudiye (Cumhuriyet) Mahallesi’ne yerleşiyorlar. Rumların iddiasına göre Sökeli Cafer Efe, 300 kadar Rum’u öldürmüştür. Cafer Efe düşman kuvvetlerine ilk baskınını Ortaklar’da (Balatçık) yapıyor. Aziziye (Germencik) baskınında da şehit ediliyor. Bu baskın sırasında tuzağa düşürülmüştür. Yunanlılara göre o, bir Hıristiyan düşmanıdır. Ama şurası bir gerçektir ki Sökeli Cafer Efe, bütün gençlerimize örnek olacak bir yapıya sahip millî kahramanımızdır.” [1]
Yrd. Doç. Dr. Adnan Öztürk (Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi), ilk oturumun son bölümünde “Millî Mücadele’de Söke’nin Toplumsal Yapısı: Söke’de Giritli Muhacirler ve Kaçkınlar” konulu tebliğini sundu: “Görüyorum, aramızda Söke Şairler ve Yazarlar Derneği’nin değerli üyeleri de var.” dedikten sonra, tebliği ile ilgili istatistiki sonuçları sinevizyon gösterisiyle izleyenlere aktardı. Daha çok bu dönemdeki göçlere önem verdi. Türklerin yaşadığı bölgedeki dükkân sahiplerinin bile Rum olduğuna dikkat çekti. Atatürk’ün daha sonra ziyaret ettiği Fikir İdman Yurdu ve Hilâl-i Ahmer cemiyetlerinin millî mücadelede bölgenin savunulmasında görev aldıklarını belirtti. “Tarih boyunca en çok göçe maruz kalan tek millet, Türk’lerdir. İkinci Yoran İsyanı sırasında Karakol Komutanının evini basarak, evden dışarı çıkardıkları hanımını sokak ortasında, recimle öldürmüşlerdir. Bu olaydan çıkaracağımız büyük dersler var. Bütün insanlar, bulundukları yerlerde mutlu bir şekilde yaşamalıdırlar. Gelen göçmenler, savaş nedeniyle hasara uğramış yerlere yerleştirilseler de yeni yurtlarının gelişmesine yardımcı olmuşlardır. Onlara göre bu yurt, bizim son toprağımızdır. Millî Mücadele’deki davranışlarının yanında, kültürel ve ekonomik konularda da Söke’nin çehresini değiştirmişlerdir.”
İlk bölümün değerlendirmesini yapan Oturum Başkanı Doç. Dr. Engin Berber; “Şu nokta mühim. Söke, Millî Mücadele’de iki işgalci görmüştür. Rekabet nedeniyle bize daha yakınmış gibi davranan İtalyanları; daha iyi işgalci görmemeliyiz.” dedikten sonra, ikinci oturumun öğleden sonra yapılacağını bildirdi.
Benim katılamadığım bu bölümde oturum başkanlığını Prof. Dr. Sabri Sürgevil yapmış, Yrd. Doç. Dr. Mevlüt Çelebi “İtalyan İşgal Bölgesi Olarak Söke”, Yrd. Doç. Dr. Günver Güneş “Yunan İşgalinin Söke’de Yarattığı Tahribat”, Sabahattin Burhan “Sökeli Cafer Efe Romanı’nın Yazılış Öyküsü”, Hüseyin Karaüzüm “Samim Kocagöz’ün Romanlarında Millî Mücadele” başlıklı tebliğlerini sunmuşlardır.
Demek ki iş başa düşünce uçta (terk ettiğimiz topraklarımız) savaşanlar, içte de savaşan insanlar olarak karşımıza çıkıyorlar. Öyle olmasa, bu toprakları vatan yapamazdık, değil mi?
Oyhan Hasan Bıldırki
oyhanhasan@hotmail.com
[1] Dilçerezeleri, Bıldırki Oyhan Hasan / s. 111 vd. / 1999 Söke






