My Opera is closing 3rd of March

Edebiyat Medebiyat

Oyhan Hasan Bıldrki

Ortam ve Şair

      Dorutay

      Şiir bir iç akıştır. Duygu ve düşüncelerimizi yansıtmasıyla, sanki geçmiş ve geleceğin pırıl pırıl göründüğü büyüleyici bir saman yoludur şiir. Şiirde kurulan dengeyle, yazıldığı devri yakalamak, kimlere ait olduğunu belirlemek, doğunun göz kamaştırıcı güzelliklerini görmek kolaylaşır. Orta Asya Türk şiirinin gücü, bu işte. Türk ozanı onu ilk defa kopuzun tellerinde dillendirmeye başladığı zaman, tarihin en şanlı milletini coşturdu, destan destan döküldükçe ona harikalar yarattırdı. Şiirimizin kökü, bugün de aynı güzellikte Orta Asya’da egemenliğini sürdürüyor.
      Niçin? Çünkü şair, konusunu içinde yaşadığı ortamdan almış, milletine rağmen kendince doğru olan şiiri yazmaktan kaçınmış, hiç değilse “cam gibi gözlerime tozlar batıyor” dememiştir. Onlar gerçek hayatı dile getirmiş, coşmuş, coşturmuştur.
      Demek ki gerçek şiir, yaşayacak olan gerçek şiir; geçmiş ve gelecek arasında kurulmuş en sağlam bir köprüdür. Bu köprüden milletinin tarihi, talihi, sevdaları dizi dizi geçtikçe geçer.
      Bugün TV’lerde şiir okuyanları ben de dinliyorum. Hepsi de aynı dalda, sanki aynı şiiri okuyor gibi davranıyorlar. Ünlü şiirlerin çoğunda, öznesi değiştirilmiş bir “sol yanım” şiiri almış başını gidiyor. Bu yol, günümüz şiirinin çıkmazıdır. Aslında milletimiz, bu şiirlerden hoşlanmıyor ama sofrasına çıkarılanla yetinmek zorunda olduğunu biliyor. “Canım, sevgilim, şekerim”ler ya da fotokopi “tekerlemeler”le de şiir severe yaklaşmak zor. Anlayacağınız, yanlış yoldayız.
      Yayıncılar mı? Onlar zaten ortada yok. İktidar sahiplerine arka çıkan havanların demiri olup çıkmışlar. Yunus’u bas, yok sat. Orijinali kendisi olan bir gencin, ya da genç söylemlerle seslenen bir şairin kitabını bas, yok sat. Ama ille de -örneklemedir- Nazım Hikmet’i bas, satılmayınca sesini yükselt, olmaz.
      Şiiri yakalamak, güçlü şair olmak için, şiirimizin kurallarını kırıp dökmek de olmaz. Benim gördüğüm, çağının aynası olabilenler, sonradan şair diye anılanlardır. Onlar hem geçmişte, hem de şimdilerde bize gerçek yolu göstermek ve bir şeyler anlatabilmek derdinde olanlardır. Aklımızda ve yüreğimizde serin izler bırakanlardır.
      Aslında şairin görevi de bu değil mi?
      Şiir, geçmiş ve geleceğimizin aynası olabilmelidir. Şairini yaptıklarından hoşlandırabilmeli, okuyucusunu da sihirli bir dünyada gezdirebilmeli, gelip geçici bir heves olup kalmamalıdır. Şiir bayraktarımız olmalı, izinden hepimizi sürükleyebilmelidir.
     
      Oyhan Hasan Bıldırki

Sevmek Varken'in DüşündürdükleriOkudukça

Write a comment

New comments have been disabled for this post.