My Opera is closing 3rd of March

Edebiyat Medebiyat

Oyhan Hasan Bıldrki

Kerim Yalçınkaya Üçüncü Günün Öğlesini Anlatıyor

       “Üçüncü Günün Öğlesi”   
       Kerim Yalçınkaya

       O. Hasan Bıldırki‘nin Üçüncü Günün Öğlesi adlı hikâye kitabı geçtiğimiz günlerde yayınlandı.
       Birbirinden güzel 13 hikâye bulanan bu eseri okuyunca derin düşüncelere daldım. Arkasından hikâyeleri defalarca okudum. Onları bir çırpıda basit kelimelerle tasvir etmek nasıI olur bilmem ama başka çarem de kalmadığına göre tereciye tere satma pahasına da olsa, yine de hikâyelerin bir yorumunu yapmaya çalıştım.
       Öğrenme insanın doğuşu ile başlar, insan hayatın çeşitli dönemlerinde özgülediğini anlatımla çerçevelemeye çalışır. Bir yerde bu anlatım kalıcılığını sürdürmesi gerekmektedir. O zaman bazı düşünceler belirli kalıplar içinde yazı yoluyla kitaplara depo edilir. Öğrenen, düşünen, düşündüklerini yazabilen insan mutludur. Çünkü o dünya arenasında yeni motifler özgülemiş, bunları yazı yoluyla uygulamaya koyarken hayatın her anını, her dönemin kendi ideolojik düşünce sınırları içinde yargılayıp şekillendirirken değişik ruh hallerinin içinde bazı nesneleri sembolleştirir.
       Sayın O. Hasan Bıldırki de hikâyelerinde sembolleştirdiği araçlarını ilahî nizama uygun ideleri ön planda tutarak realist bir düşünceyle yerlerine oturtmuştur.
       Bu anlatımda yazarımız, her hikâyesinde şekilden sekile girerek hikâyelerin rollerinde bütün enerjisini kullanırken sembolleri yüceltmiş, hayatın güzel, çirkin, acı ve tatlı her yanını çeşitli ruh halleri içinde şekillendirmiştir. Merhum Necip Fazıl’da bu hal çok belirgindir. Necip Fazıl, «Bir Adam Yaratmak» adlı eserinde adaptasyonun verdiği ruh haliyle egosantrik bir duruma geliyor. Necip Fazıl örneğinde gördüğümüz yer değişimleri bu hikâyelerde daha değişik bir şekil almıştır. O. Hasan Bıldırki her hikâyesini yüceltirken kendini ve bütün toplumu değer yargıları süzgecinden geçirirken onları en ince noktalarına kadar incelemiştir.  Kendi ilhamlarını yüceltirken, sembolleştirirken toplumun bütün değerlerini kıymetli bir mücevher gibi korumuş, hayallerinde yaşattığı güzel, güzel olduğu kadar da içiçe yaşadığı duygularını hikâyeleştirirken sembollerin kalıcılığında savunmuştur, özlemlerini realite sınırları içinde çizerken, her hikâyesinde hiç hata yapmadan yerli yerinde kullanmış, bunu yaparken içgüdüsel olayları bir ruh disiplini içerisinde vermiştir.
       Kısacası; yazarımız, hayatın en karanlık, en sığ yönlerini açık tablolarla motivize ederken, plastik düşünce sınırları arasına sıkışmamış, aksine her nesneyi, her olayı, sınırsız bir anlamla yüceltmiştir.

       Söke Ekspres,  CUMA 27 HAZİRAN 1986 YIL: 23 SAYI: 8426

      
      

Oyhan Hasan Bıldırki ve Üçüncü Günün ÖğlesiAçıl Susam, Açıl!

Write a comment

New comments have been disabled for this post.