
ederlezi

- Age: 0
-
Location:
Turkey
- Member since: Jul 2009
- E-mail: nezirler [at] hotmail.com
- Login status: Online
About me
haymatlos..yani ki “vatansız”..bir vatanı olduğu halde vatansız..dünya vatandaşı..ölseler, bir mezar taşları bile olmayacak..(saftık çocukken, nötrdük..lüzumsuz insan portreleri çizmezdik..dış dünyanın pisliklerinden yalıtılmış, tadına varıyorduk alabildiğine; henüz hormonlanmamış domatesin, biberin, hayatın, yoksulluğun, mahrumluğun hüzünlü lezzetinin, kendimizce dünyadan ayrık sayılabilecek bir yerde, ayrık dünyamızda..
sonra kutuplandık onaltılarımızda, uykulara hazır, uzun uzadıya..sonra, modernizm her yana bulaşıp, etkiledi çoğumuzu..hiç tanımadığımız bu acaip yabancıyla karşılaşınca çuvalladık, hayattan düştük..çalındık işte bir şekilde..hazırlanan labirentlerine konulduk, acımasız..bütün bildiklerimiz tecrübelerimiz, modernistlerin okyanuslar(!)gibi derinlikleri(!) ile kıyaslandığında, bizimkiler orta boy bir poşete sığıyordu artık..eski ucuz taşbaskı romanların tıpkıbasım nüshaları gibiydik..bekledik durduk sihirli değneği ve dünya hâlâ yerindeydi..hikâyemiz bir yerlere kadar sürüp giderken direndik..sonra dayanamadık, kollarına bırakıverdik kendimizi, bize ait olmayan bir hayatın..
oysa uysallığı, uyumu ne protesto etmiştik!..başının okşanmasını istemeyen, yoğun “aferin” beklentilerine kapalı, göreni memnun eden figürler çizmeden, uyumu kapı üzerindeki kilit ve anahtara bırakarak, modern hayatın sunduğu nimet ve menülerin üzerine bevlederek ve hiç üstümüze sıçratmadan..çok önemsediğimiz, canımız gibi koruduğumuz kitapları, gizli bölmelere, raflara, sandığa, sobalara göndererek..
(sen çıktın, işte dünya tutuştu!.gerisi teferruat ve rötuştu..kütüphaneler, okuma salonları, genelevdi artık..fakülte amfileri, kafeler, parklar, sergiler, sanat evleri, tiyatrolar; şehir hayatından henüz bezmemiş modern insanın umumi mastürbasyon mahalleri, modern helâlarıydı..bir sifonluk saltanata sahipti bütün üretimleri..hâlbuki, süt dişlerimizi kulübemsi ahşap teneke arası gecekondularda, kartal yuvalarında bırakmıştık..sırtlarımızdaki çuvallarda da, birkaç kitap, kalem, kağıt yanında, iki bardak çay ve bir paket Maltepe sigara parası edecek, boş kola kutusu, pet şişe ve hurda kağıttan başka bir şey de yoktu..acıktığımızda, ekmek bulabilirdik çöplüklerden, su içmeye ve su dökmeye ayarlı resmî cami avlularına aboneydik, su içimi, su dökümü..ara sıra okunmuş şeker bile bulurduk birilerinin yedilerinde, kırklarında elliikilerinde..
doymuş birileriydik her halde, kimseler de bize açlığı öğretmeye kalkmamıştı..dosta da ihtiyacımız yoktu anlaşılan..bunu hep yalnız oluşumuzdan biliyorduk..dedim ya, mağrurların elinde oyuncak olan şehirlerin bir türlü dengeli beslenemeyen inadına pembe yanaklı gülümseyen çocuklarıydık, diyetisyenleri hayrete düşüren, kalori hesapçılarını aptala çeviren..en çok da koruyucu hekimli uzmanları şaşardı hâlimize, mikroplarla kardeş yaşar giderken..
bir şamar gibi eğreti dururduk şehrin ortalarında gökdelenlerin arasında ki onlar Babil’in kuleleri araları Asma Bahçe, İrem Bağları da değildi..tepelerine inerdi helikopterler, tropikal yapay orman minyatür şelale havuz, yerden yüzseksen metre yüksekte, sahte cennet, yere basmadan aylarca sürebilecek yaşam ve salıncak yapamazdık metropolün nefes bacaları parklara ağaçlara ama bu arada o devasa ve muhkem binaları beşik gibi sallayan hüzün depremlerinin üssü gönlümüzdü..önce büyümüş sonra çocuk olmuştuk biz, hilkatin ve hakikatin değil, malumatın hilafına..uyusun da büyüsün ninni edilmedik ama, sevgiler de yakalamadık değil hani, ölesiye doyulmaz!)


















