sen başkaları ne derse desin inandığını yapan hatta bunu yaparken birçok şeyi kaybedeceğini de bilsen yapmaya devam eden birisin. aslında çok uysalsın, sakinsin ama seni kızdırması çok kolay; çünkü haksızlığa asla gelemiyorsun. hani bazıları vardır haksızlığa uğrasa da susar konuşmaz sen öyle değilsin içinde tutamazsın ama kalbin öyle derinlerde ki onu yüzeye çıkarmak istemiyorsun. içinde öyle bir yere gizlemişsin ki onu kimseye vermek istemiyorsun. sürekli tereddüt ediyorsun. incinmekten korkuyorsun hayatında hayal kırıklığına uğramak istemiyorsun gerçekten karşındakine inanmak sevildiğini hissetmek istiyorsun aşık olmak istiyorsun ama karşındaki insandan de emin olmak istiyorsun dizginlenemezsin eğer ki birini seversen onu dinleyebilirsin efendisizsin ama sen de istersin uğruna ölebileceğin biri olmasını ama önce seni hak etmesi gerekir senin için yıldrım aşkı pek söz konusu bişey değildir zamana bırakırsın her şeyi aşırı duygusalsın ama çok belli etmezsin bazen inanmak istediğin şeye inanırsın kimse seni vazgeçiremez bundan aşırı inatsın eğer karşındaki de inatsa çok tutkulu ve çok hareketli bir birliteliğin olur ama bu bazen iyi bazen kötüdür hayatını adamak isteyeceğin kadınlar olmuştur ama sen öyle yıpranmışsındır ki ya da öyle yıpratılmışsındır ki korkarsın yeniden güvenmeye aile senin için çok önemlidir ve sevdiğin kadın çok önemlidir bazen kafanda dersin ki bu iş asla olmaz ama bir tarafın neden olmasın der kendinle çelişirsin ama sonunda kalbine yenilirsin çünkü çok hassassın ruhunu okşatmayı seversin ve sevdiğin kadının ruhunu okşamayı eğer karşılıklı bir aşksa yaşadığın mükemmel bir ilişkin olur herşey tutku dolu olur sevmeler,özlemler,sevişmeler hatta tartışmalar bile tartışmaktan bile zevk alırsın sonunda tatlı bir öpücük seni bekler tartışmaktan yorgun düşen vücudunu sevdiğin kadının öpmesiyle toparların hayatının anlamını bilirsin zevkine çok düşkünsündür ve o bakışların bakışların öyle tutkuludur ki birlikte bir şeyler yaşadığın kadının bnu fark etmemesi mümkün değildir hala ilk günkü gibi eğer sana bir kez aşık olduysam hiç unutamayacağım anlamına gelir bu etkinden kurtulması çok uzun bir zaman gerektirir canını birisi yaktı mı korksun senden .
kumral, beyaz tenli, tercihen renkli gözlü. 168 boyunda yaklaşık 45-50 kg yüz hatları keskin olandır. elmacık kemikleri ve iyimserlik çizgisi ilk bakışta farkedilebilen özelliğidir. oturup kalkmasını bilir efendim bu kadın, hangi ortamda nasıl davranacağını bilir. kolay kolay herkesle birlikte olmaz. Aydındır; önüne gelenle de birlikte olmaz ama namusun sadece bacak arasında olmadığının farkındadır. mantıklıdır; öyle saçma sapan şeylerden kavga çıkarmaz. sadıktır; sevgisini en iyi şekilde gösterir, sevginin ne olduğunu bilir. diksiyon sahibidir. ince dudaklıdır. bişeyleri öğrenme merakı son derece hissedilir seviyededir. gerçekten kitap okur. öyle roman falan da değil hani, merak ettiğini öğrenmek için, araştırmak için okur. sürekli bilgiye açtır; tıpkı gerçek sevgiye aç olduğu gibi. güzel olduğu için, yakışıklı ama aptal erkekler tarafından sürekli göz hapsindedir. uzun parmaklı ve düzgün tırnaklıdır. french manikür yapmayı sever. saçları ortalama olarak omuz hizasındadır. otomobili iyi kullanır, otomobilleri sever. zekidir, kurnazdır. güzel giyinmek onun için bir yaşam biçimidir. sigara içmez. alkol ile arası sosyal içici konumundadır.
ideal kadın: bir şaire şiir yazdıran değil, o şaire bir şiiri yaşatabilecek mutluluğu veren kadındır aynı zamanda.
edit: çocuklarının annesi olarak görebileceğin kadındır. seni "peki bey" diye masumca onayladığında, kendini dünyanın en şanslı insanı olarak gördüğün kadındır. hayatın boyuca bir ömür geçirmeyi tereddüt etmeden düşleyebileceğin kadındır. her şeyden önce "insan" olandır.
her şeyden önce ne istediğini bilirsen hayatta kırmazsan kimseyi içindeki iyi niyeti kabetmezsen insanlar içinde malınla mülkünle böbürlenmezsen fakirleri hakir görmezsen yaptığın iyilikleri bunu yaptığın kişilerin yüzüne vurmazsan içkiyi meyhane köşelerinde değil de evinde, sarhoş olup sağı solu yıkmayacak ve kimseye zarar vermeyecek kadar içebilirsen vefalı olursan yalandan kaçar dürüst kalırsan hile ile elde etmekten korkarsan istediklerini 5 dakikalık haz uğruna aldatmazsan sevdiğini "seni seviyorum" kelimesini az ve sadece gerçekten hissettiğin için söylersen yattığın kadınları anlatmazsan çevrene dışarıdaki tüm kirliliğe rağmen temiz kalabilirsen küçük şeylerden de mutlu olabilirsen seni çekemeyenlerin çirkefçe tutumlarını olgunlukla karşılar sabırlı olabilirsen, kötüye kötülükle karşılık verip aynı seviyeye inmez isen inandığın şeyleri mala paraya ve şehvete değişmez isen; yeryüzdeki tüm zenginliğin sevgi, sağlık ve huzur olduğunu unutmazsan huzur verebilirsen karşındakine güvenini kazanabilirsen güvendiklerinin herkes bir bahaneyle aşık olurken, sen gerçek aşkın peşinden yılmadan koşabilirsen kendini övmekten öte, seni övenlere alçak gönüllülükle cevap verebilirsen farkında olmasan bile yaptığın hatadan ders çıkartabilirsen ve ülkene, halkına, ailene iyi bir evlat olabilirsen eğer işte o zaman en asil duygunun insanı olursun
Bülent Ecevit in çevirisi olan adam olmak şiirinden esinlenilmiştir.
sokaklar ıssızdı üşüyordum. yürüyordum olanca çaresizliğimde. düşünüyordum ki; o zamanlar düşünmekten başka yapacak bir şeyim yoktu... senin kalbinde hayat buldum ilkin; ben mutlu olmayı sadece senden öğrendim. ki herkes âşıktı o zamanlar, oysa ben hiç aşık olmadım sevgili; sana hissettiğim tutkuydu sadece, eğer dileseydim tanrı dan ancak senin kadar içime sinen bir insan karşıma çıkarabilirdi ancak, ben ancak senin kadar * biriyle mutlu olabilirdim sadece. sen bana geldiğinde; sana tutkuyla bağlanabilecek kadar genç, yeni maceralar aramayacak kadar sadık ve yaşlıydım o zamanlar. hayatta hiç birşeyi seni sevdiğim kadar sevmedim, benimsemedim kimseyi senin kadar. bana "peki bey" dediğin anı 740 gündür hatırlıyorum. gidişini hiç hatırlamak istemiyorum. gittiğin gün bile sana; hayatım boyunca kimseye yaptırmadığım kadar güzel olan kar beyazı kaplama kağıtlı, kan kırmızısı gülleri sana sunduğumda, bir bebeğin olmuş kadar sevindiğin için belki de unutamadım seni. ama inan; inan, hiç ama hiç bir şey senin yokluğun kadar zor ve dayanılmaz olmadı. tekila şişesini miğdeme indirişimi, saatlerce içimin sızlamasını. her sabah ağlayarak uyanacak kadar, hiç bir zaman küçülmemiştim ve çaresiz hissetmemiştim kendimi. sen; nasıl giderdin? nasıl böyle tutku dolu bir insanı sevdiğin halde bırakabildiğini hayatımın hiç bir evresinde hazmedemeyeceğim. sen gittin, ömrümden ömür gitti. toparlanmaya çalıştım ama , elimden hiç bir şey gelmedi inan, o hastane köşesinde her bebeği gördüğümde sızlamam, ağlamam, (utancımdan güneş gözlüğü bile taktığımı hatırlarım.) inan hiç bir şey senin yokluğundan daha acı verici değildi. ki hala değil soracak olursan.
affet beni bir tanem. ben hayatımda senden başkasını kendime layık görmedim. ve inan hep; seni, bana "peki bey" deyişinle ve gözlerinin içindeki gülümsemeyle hatırlayacağım. umarım sen de bundan sonra seni sevenleri aldatmazsın, umarım bunu benden başka kimseye yapmazsın...
çünkü ben seni; sakat kalsan da, kolunu, bacağını kaybetsen de bırakmayacak kadar çok sevecek ve yine de seninle evlenmekten vazgeçmeyecek kadar çok seviyordum. senin yaşaman için organlarımı, bir saniye tereddüt etmeden bağışlayacak kadar çok sevdim.
biliyor musun? herkes hala aşık. hala sözde aşıklar; birkaç aylık her ilişkide olduğu gibi basitçe. senden sonra bir çok kadın bana yaklaşmak istedi, ama kimse senin kadar içten olmadı bana, senin kadar sevgisini gösteremedi. kimse senin kadar sevemiyor ya hala; işte ben buna yanıyorum..
bana cenneti yaşattığın için sana minnettarım. şimdi bana düşen; sensiz cehennemimde yaşlanmak...