Skip navigation.

efendisiz

her zaman kravatın olabilir ama hiç yuların olmasın, her zaman bir patronun olabilir ama hiç efendin olmasın.

Posts tagged with "efendisiz"

Çarşı | 32. Gün

Zeitgeist The Movie, Final Edition | Turkish Subtitles

, , , ...




Bir film izledim hayatım değişti diyebilirim. Az çok tahmin ettiği "öyle düşündüğüm"; mantığımın ortasında çekilmiş bir film. Az çok bu tür şeylerin farkında olan biri olarak tüylerimin diken diken olmasına neden olduysa; bu film sosyal bilinç adına kesinlikle izlenmeli.
Farkında olmak isteyenlerin; daha da farkında olmalarını sağlayacak bir yapıt. State-ul Art.

Filmde ne mi var? Öncelik dünya tarihindeki bir çok olayın gerçek yüzü var.
Dinlerin doğuşu- Hristiyanlık
1920 Büyük Buhran'ının gerçek nedenleri.
Bankacılık sistemi ve merkez bankalarının varoluş nedenleri.
11 Eylül olayının gerçek nedenleri.
1. Dünya Savaşı / 2. Dünya Savaşı / Vietnam / Pearl Harbour
Pentagon'a saldırının gerçek yüzü.
Daha neler neler.

efendisiz


filmle ilgili ekşi sözlükten bir yorum.

hayata bakışınızı, inançlarınızı, dininizi, işinizi, bankadaki paranızı, savaşları, güneydoğuda yıllardır yaşanan olayları,tüm dünyayı, hayatı, herşeyi, bambaşka bir bakış açısıyla görmenizi sağlayan, aslında tek yaptığı şey zaten varolanı ortaya koymak olan bir belgesel. bu filmde görülenlere komplo teorisi denemez, çünkü yüzlerce kaynaktan toplanan, gerçek bilgiler üstüste getirilmiş, pekçok düşünürün, bilim adamının, siyasetçinin yorumları alınmış ve bir kolaj yapılmış. sahte olan, iddia olan hiçbirşey yok! acı olan da bu zaten.

neden bu filmi hiçkimse konuşmuyor, basında yer almıyor, madem o kadar iyi neden hakkında hiçbirşey duymadık sorularının cevabı da vardır filmde. filmde de söylendiği gibi, din ve toplum önderleri komplo teorisi diyip geçer, ciddiye almazlar bu anlatılanları. ondandır ki bu filmin hiçbir basın organında büyük puntolarla bahsi geçmez, gazeteciler bu film hakkında siyasi ve dini liderlere soru sormaz, bu sıradan bir film olarak kalır, unutulması sağlanır. hakkında doğrudüzgün site bulmanın bile zor olduğu bu belgesel, hala kapatılmamışken http://www.zeitgeistmovie.com/dloads.htm adresinden indirilip divxplanet''den de mükemmel çevirisiyle altyazısı indirilmeli, acilen seyredilmeli ve dağıtabildiğimiz herkese dağıtılmalıdır.

filmin sonunda bazı filozofların motive edici sözleri yer alıyor, böylesine karanlık bir tablo ortaya konduktan ve "neden hala bu dünyada yaşıyorum" dedirttikten sonra insanın mükemmelliği, kendi zekasıyla nasıl herşeyi keşfedip, onu sınırlamaya çalışan tüm güçlerin üstesinden gelebileceği çok güzel ifade ediliyor, "ben değerliyim" dedirterek de bitiyor.

gerçekten izlenmeli ve izletilmeli denilebilecek belki de tek film.

===========================================

(Yorum yazisi eksisozluk sitesinden alintidir... http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12887179)

http://blip.tv/file/928610
http://zeitgeistmovie.com/


Yönetmen: Peter Joseph
Senaryo: Peter Joseph
Tür: Belgesel
Süre: 118'
imdb: http://www.imdb.com/title/tt1166827/
Konu: Din nedir? Hristiaynlığın kökenleri nelerdir? 11 Eylül olaylarındaki gerçekler nedir?
Amerikan Merkez Bankası aslında nedir? Savaşların nedeni nedir? Para, Güç, İktidar nedir?
Dünyayı yönetenler kimlerdir? Gelecekte bizi neler bekliyor?

http://rapidshare.com/files/110770684/Zeitgeist.Final.Edition.DVDRip.XviD_-_www.xvidfilm.com_-_ed1903.part1.rar
http://rapidshare.com/files/110799889/Zeitgeist.Final.Edition.DVDRip.XviD_-_www.xvidfilm.com_-_ed1903.part2.rar
http://rapidshare.com/files/110812434/Zeitgeist.Final.Edition.DVDRip.XviD_-_www.xvidfilm.com_-_ed1903.part3.rar
http://rapidshare.com/files/110896109/Zeitgeist.Final.Edition.DVDRip.XviD_-_www.xvidfilm.com_-_ed1903.part4.rar
http://rapidshare.com/files/110911332/Zeitgeist.Final.Edition.DVDRip.XviD_-_www.xvidfilm.com_-_ed1903.part5.rar
http://rapidshare.com/files/110920610/Zeitgeist.Final.Edition.DVDRip.XviD_-_www.xvidfilm.com_-_ed1903.part6.rar
http://rapidshare.com/files/110928698/Zeitgeist.Final.Edition.DVDRip.XviD_-_www.xvidfilm.com_-_ed1903.part7.rar
http://rapidshare.com/files/110930930/Zeitgeist.Final.Edition.DVDRip.XviD_-_www.xvidfilm.com_-_ed1903.part8.rar

Alt yazı : Zeitgeist The Movie.Turkish subtitles.rar


Not: Türkçe altyazısı klasörün içinde mevcuttur
Şifre: www.xvidfilm.com

İyi Seyirler:

linkler : http://www.xvidfilm.com/index.php?topic=5479.0
xvidfilm.com'dan alıntıdır.

belgeseli izledikten sonra : http://www.ntvmsnbc.com/news/447748.asp
linkindeki haberi tekrar okumanızı tavsiye ederim : )



-dünyanın haline bak? neden böyle bu dünya yahu anlatsana
-uzun hikaye.

uzun hikaye kalıbının en nefis kullanımı budur sanırım. kestirip atmak ve biliyormuş gibi yapmak. zaten biliyoruz da bazı şeyleri. seziyoruz az çok. bir boktanlık, sağlam bir keşmekeş. dünyanın foseptiği kanalizasyonu da yok. yutuyoruz çoğunu çünkü. yuttukça da sindiriyoruz yada kusuyoruz.

15-16 yaşlarındayken üniversite sınavı telaşı daha yeni başlayadursun, test kitabı almak için uğradığım bir kitapçıda dinsel yayınların ağırlıkta olduğu raflardan birinde koccaman bir kitap gözüme ilişti. ''harun yahya - masonik dünya düzeni-. tüm kitaplar orada ilmihal, tefsir, hikaye ve test kitaplarıydı. ancak bu kitap haşmetiyle olsun, pasparlak cildi olsun resmen kendini gösteriyordu. merak edip biraz incelediğimde tüm dünya tarihinde yaşamış insanlardan, binlerce yıl öncesinden başlayıp günümüze dek gelindiğini görüyordum. hemen herkesten bahsediyodu. ne kadar bilim adamı, politikacı, teorisyen varsa bildiğim bilmediğim hepsinin ne kadar rezil, üç kağıtçı adamlar olduklarından bahsediyordu. yanımdaki parayla bir adet güven-der geometri kitabıyla birlikte bu dev kitabı da satın aldım. işte o gün başladı benim için herşey.

ergen dönemlerin karmaşık duyguları içinde, dünyada olup biten bir çok şeyden habersiz olduğumun hiç farkında olmadan her şeyi bilmeyi isteyerek o binlerce sayfalık kitabı bir haftada okudum. okuduklarım beni gerçekten dumura uğratmıştı. kitaba kalsa, herşey yalandı. newton'un yasaları, amerikanın kuruluşu, engizisyon, birinci düny savaşı, büyük buhran. hepsi tek bir şey için yapılmıştı; yahudilerin tapınağı yeniden kurabilmeleri için. her okuduğuna inanan bir insan olmamak adına düştüğüm dehşetle yeni yeni pörtlemeye başlayan interneti kullanarak deli danalar gibi araştırma yapmaya başladım. kitabın yazarı başta olmak üzere, kitapta anlatılan her insanın neler yaptığına dair bir sürü şey okudum. kitabın yazarının kim olduğunu öğrenince rahatladım. ''bu adammış demek..iyi bari...''

sonra zaman geçti. ortalıkta o zamanlar ne komplo teorileriyle ilgili kitaplar vardı, ne tapınak şövalyeleri ile ilgili her hangi bir yayın ne de masonlarla ilgili kaynak. bunlar sanki tamamen es geçilmiş şeyler gibi kimsenin ilgisini çekmediği gibi, kimse tarafından da bahsedilmeyen şeylerdi. mason dendiğüi vakit sadece dindarların '' rezzill keppaazeee'' dediklerini duydum. masonlar kakaydı. onlar siyonistti. trilateral komisyon, bilderbergler bilmem ne bir sürü dalavere çevirip dünyayı yöneten görünmeyen adamlardı. dünyayı yönetmek nasıl bir şeydi o zamanlar bir fikrim yoktu. ama artık var. ancak bu sadece masonlukla açıklanabilecek bir şey değil elbette.

sonra bir gün, üniversiteye yeni başladığım zamanlarda kitapçılarda birdenbire pörtleyen tapınak şövalyeleri, masonlar, novus ordo seclorum, bir doların üzerindeki işaretler konulu kitaplar rafları süslemeye başladı. sanki biri düymeye basmış da - bir ben basamadım o düğmeye amına koyayım- bu kitaplar ardı ardına çıkmaya başlamıştı. çoğu saçma sapan olan bu kitapların içeriği, benim yıllar evvel okuduğum o harun yahya ''eseriyle'' büyük benzerlikler taşıyordu. çoğu en az o zaman okuduğum kitap kadar saçma ve anlamsızdı. ama bas bas bağırıyordu bu kitaplar; siz salaksınız. bir boktan haberiniz yok. mal gibi yaşıyorsunuz. bu kitapların sonuç itibariyle söylemeye çalıştığı buydu; uyanın!

saolsun aytunç altındal, aydoğan vatandaş, texe mars gibi şahane komplo teorisyenlerinin timaş yayıncılıktan olsun bilumum bir sürü yayınevinden çıkan kitaplarını okuduktan sonra tam manasıyla yazılanların aslında bu kadar basit olmayacağını düşünüyordum. örneğin koskoca hitler bir yahudiydi ve avrupadaki tüm yahudileri ''büyük plana göre '' kudüse geri yollamak için hepsini öldürüyordu. hepsi kaçsın diye. hatta hitler uzaylılarla anlaşma bile yapmıştı bu kitaplara göre. deprem bombaları üretilebiliyordu. (bkz: haarp). büyük tapınak yapılabilsin diyeydi her şey. yine aynı hikaye. ulan ne tapınakmış yahu! bir mesih gelecek diye ortalıkta öldürülecek adam bırakmamışlardı resmen. tüm dünya savaşları, para akışları, rockefellar ailesi, rotschild ailesi bunlar rezil ailelerdi. ulan ne malaksınız yahu diyerek noktayı koyuyordum. tüm bunlar saçmalıktı. fazlası olamazdı. tek dayanakları birilerinin söyledikleri, kendi fikirleri olan bu kitapların yazarları adeta kuyruğu yanmış kediler gibiydiler. hep aynı şeyden bahsediyorlardı o dindarlıklarıyla! tek dünya devleti kurulacak! yahudiler herkesi öldürecek! hepimiz mahfolacaz! büyük planın bir parçasıyız aman yarabbi.

tüm bunlar geçip gitmedi. seneler boyunca komplo teorileri türemeye devam etti. sonradan farkettim ki aralarında gerçek olabilecek kadar tutarlı olanlara da diğer saçma teoriler zarar veriyordu. bir olay, akla mantığa hiç sığmıyorsa anında birisi o fikre ''komple teorisi'' deyiverince olay bitiyordu. skeptik olmak manyaklık sayılıyordu resmen. bir düşünceye ''acaba'' dediğiniz anda o düşünceye inanmanıza indirgeniyordu durum. salak muamelesi görüyordunuz. sonra...sonra malumunuz 11 eylül.

11 eylül sonrası bu kitapların sayısı daha da arttı. bush'un ne kadar pushed olduğundan bahseden kitaplar açık ara öndeydi elbette. o zamanlar okuduğum en tutarlı adam noam chomsky idi. sonrasında baudrillard, deleuze, zizek, hatta foucault-sarkaçsız olan- okudukça anlatılanların aslında o komplo teorilerinde anlatılanlara çok benzediğini fark ettim. tek fark, ''özenle'' şekillendirilmiş düşüncelerle yazılmış olmalarıydı.

artık komplo teorileri milyonlarca. bu teorilere tek tek bakacak olsak gebeririz. ancak önümüzde bir belgesel var. zeitgeist isimli bu belgesel de, kendisine komplo teorisi diyeceklere rağmen,- ki bunu göze almış görünüyor- seneler boyunca şekillendirilmiş bir yapım. aslında çok basitçe kendisini carl gustav jung'un teorileriyle şekillendirdiği belli olan, dinlerden, politikadan saçma sapan gözümüze sokulan binlerce şeyden kendini arındırmış birileri tarafından yapıldığı çok belli. filmin üç bölümü var ve aslında bu üç bölüm üç şeyden bahsediyor. bu kavramlar insanların körleşmesine insanlık tarihi boyunca yardımcı olmuşlar. filmin sonunda bahsedilenlerin dinlerle nalakası var diyenler için şunu söyleyelim, eğer dinler olmasaydı, bugün insanlığı bu denli toplu histeriye sokabilecek ve korkutabilecek en en sağlam kavram olmazdı. alakası bu. ignorence is bliisssss evet evett.

birinci bölüm din hakkında. dinsizlerce çokça bahsedilen ancak tam manasıyla kısacık özetlenemeyen bir çok şey bu bölümde özetleştirilmiş. tek cümleye indirgersek belgesel bize şunu diyor; bugüne dek dinsel tüm kavramlar, aslında mitolojiden, mitlerden ve daha önceki dinlerden şekillendirilmiştir. bunu da göze sokka sokka yapıyor. horus'un aslında birebir olarak hz isa'ya benzediğini bir değil iki değil onlarca benzerlikle gösteriyor. üstelik horus tek de değil. mitra, dionysos gibi mitolojik ve dinsel karakterlerin de aynı özelliklere sahip oldukları görülüyor. üstelik de bunu havaya asılı biçimde bırakmadan, hristiyanlığa ait olan ana felsefeyi astrolojik ve pagan temellerle açıklıyor. hristiyanlığın pagan temeller üzerinden inşa edildiğini bilmeyen de yok sanırım. bu kısım insana gerçekten sıkıcı gelebilir. ayrıca filmde, müslümanlıktan ''hiç'' bahsedilmiyor. musevilikten ise yine hristiyanlık kökenlerine dayanarak bahsediliyor. tüm dinler saçmadır diyor lakin bunu sadece amerikan halkına söylüyormuş gibi bir hitap var. madem tüm dünyanın uyanışı için bu yapım, öyleyse diğer iki büyük dinin eleştirisi nerede diye sorabiliriz. ancak evrensel olan tanrıyı kullanarak para toplanması, insanlarık uyutulması. hristiyan olan biri için bu filmi izlemek cidden büyyük bir öfke nedeni olabilir.

ikinci bölüm ise 11 eylül ağırlıklı. ulen dinleden 11 eylüle nerden geçtik diyorsunuz ama asıl bağlantıyı üçüncü bölümde göreceksiniz. çünkü üçüncü bölümde 11 eylül benzeri tarihte yaşanmış bir çok olaydan bahsedilirken, 11 eylül'ün ne kadar koftiden bir planla gerçekleştirildiğine, insanlara korku vermek için resmen tezgahlandığını görebilirsiniz. pentagona giren uçağın tek bir yolcusunun bulunmayışı, tüm kanıtların ortadan kaldırılması, ikiz kulelerdeki yıkılışın ve demir konstrüksiyonun uçak girse bile 2000 derece ısıyla ancak eriyebileceğini görebilirsiniz. bunlar daha evvel anlatılmış olabilir. ancak ben 11 eylül ile ilgili hiç bir yapımda tüm ayrıntıların bu kadar derli toplu olarak sunulduğunu ve tek tek incelendiğini görmedim. resmen 11 eylül bir tezgahtır diyebilirsiniz rahatlıkla gördüklerinizden sonra ki bana kalırsa da öyle görünüyor. yani amerika, aynen pearl harbour'da yaptığı gibi yine kendi insanlarını öldürerek ''intikam'' için milliyetçilik naraları atabilme hakkını elde ediyor. bu hakla da yaptıkları malum.

ancak asıl bomba üçüncü bölümde. dinin ve politikanın hazırladığı körleştirmenin sonuçları gösteriliyor. asıl amacın benim o yıllar evvel okuduğum ve sonunda '' ne lan bu'' diyerek bir kenara attığım - ki iyi ki de atmışım insan maymundan gelir mi yauu- harun yahya kitabından farksız bir sonuca ulaşıyor; tek dünya devleti kurmak. bunca senedir salak saçma bulduğum ve insanlara resmen salak muamelesi yaptığım bu düşünce çat diye önüme konulduğu zaman yine de şüphelerim var. çünkü şüphe etmezseniz, yok olursunuz. onca geyik, onca saçmalık, onca berbat kitabın ardından yine aynı yere geliyorum ancak bu kez bu fikri ortaya koyanlar derslerine çok iyi çalışmışlar. nerdeyse söylemlerinde tek bir eksik bile yok. belgeseli sunan adamın sesi son derece emin ve sakin. sanki öbür dünyadan anlatıyor tüm bu olan biteni. nihai sonucu söylüyor sanki insana.

ve tüm bunları en fazla neye dayandırıyor biliyor musunuz? söylene söylene sıradanlaştırılan binlerce şeye. televizyon izlemenin, televizyondaki saçmalıkların insanın hayatını nasıl kıstırdığını söylüyor mesela. the network filminden alınan o hitap sahnesinde konuşan kişinin tek bir sözüne ''yok artık '' diyebilecek var mı? tüm insanlık, resmen bir medya ağıyla sarıp sarmalanıp sadece ''gösterilenlere'' inanmıyor mu gerçekten de? insanlar asla başlarına gelen korkunç olaylardan dolayı hükümetleri suçlamıyor. ancak ya gerçekten hükümetler iğrençse? -ki öyleler-. tek umursadıkları gerçekten de sadece yönetmek ve güce sahip olmaksa? (bkz: niccolo machiavelli).

filmde bahsedilen amero, kuzey amerika birliği gibi kavramlar gerçekten şaşırtıcı. ancak bu kavramlarla ilgili nerdeyse nette bile çok fazla veri bulunmuyor. araştırmak için gerçekten uğraşmak gerek. üstelik de nicholas rockefellar'ın aaron david'e söylediği adamın canını fena halde sıkan sözleri ise hiç de mantık dışı değil. insanlara çip takılması hiç de yabancı değil aslında. yine klasik şeylerle ve komplo teorisyenlerinin yıllardır sata sata bombok ettikleri lafları bu kez farklı şekilde söyleyeceğim. nerdeyse hepimizin birer cep telefonu yok mu? artık nerdeyse tüm alış verişlerimizi, emeğimizi depoladığımız banka hesaplarımızı tek bir karta sıkıştırmıyor muyuz? nerdeyse herkesin evinde bir televizyon yok mu? şu yazıyı okuyabilen çoğunluğun nerdeyse tüm özel hayatı nette gezinmiyor mu? kişisel bilgileri hükümetin elinde değil mi? bunlara hayır diyebilir misiniz? bugün sizi birisi ''gerçekten'' bulmak istese ve sizi oturduğu yerden mahfetmek istese bunu yapamaz mı? bütün bu sorulara yanıtınız evetse neden insanların çip takılmasına sıcak bakabileceğini düşünmüyorsunuz? insanlar toplu histeriyle bugün bizkaçkişiyiz gibi bir oluşuma milyonlarca üye bulabiliyorsa, kaç kişi sizce bu çiplere hayatını sıkıştırmayı düşünür? toplumun gerçekten ne kadarı tüm bunlara kuşkuyla bakar? ben söyleyeyim; çok az. aynen de bu söyleniyor zaten. ''insanlar bütün bunları kendileri isteyecek''.

hayatlarımızı kıstıran, kapalı kapalar içinde bize yaşatan, bizleri doğadan uzaklaştıran binlerce şey var. üstelik de bunları bile isteye yapıyoruz. eğlenmek için tv seyrediyor, yine eğlenmek için dizilere filmlere onca parayı veriyor, tüketmenin mükemmeliğini yaşarsan ''boksun kapitalizm'' derken bir yandan da ''battı balık yan gider '' diyebiliyoruz rahatça. sizce de bir şeyler bombok değil mi? hayat gerçekten bombok değil mi? tüm bütün bunların üzerine bir de ''sevgi'' den bahis açsak mesela tam şu anda, hepiniz yüzünüzü ekşittiniz değil mi? çünkü sevgi bile ayaklar altında. iki paralık. her şey gibi. kendimizi birer et parçası olarak görmenin korkunçluğunu hissedip, hayatımızın giderek amaçsızlaştırıldığını gördükten sonra bile tüm bütün bu manzaraya bakamayacak kadar körüz. insanlık, elinde olan fırsatı kaçırıyor. her ''körsünüz'' yada ''aptalsınız'' diyene sadece şiddetle yanıt veriyor. oysa ki karşınızdaki belki de gerçekten egonuza çizik atmaya çalışmadan sadece sizi uyarmaya çalışıyor. aynen bu yapım gibi..

bu yapımın benim için ayrı bir yeri daha var. çünkü bu yapım deliler gibi sevdiğim bir adamın konuşmasıyla bitiyor. bill hicks. hemen öncesinde de lost dizisinde bir karakter olarak gördüğümüz ''gerçek'' richard alpert'ın sözleri yer alıyor. carl sagan'a da buradan selamlarımı gönderiyorum artık hangi galaksideyse. tüm bu adamların söyledikleriyle bitiyor bu yapım. bu bile, bence bu iki saatlik serüveni izlemeniz için bir neden. sürekli saçmalık olarak örneklerini gördüğümüz o yaşlı gözlerle ve içi bomboş mesajlarıyla insana duyarsızlığını bir anlığına anımsatmaktan başka bir şey yapmayan yapımlardan değil. çok eksiği var. hatta az bile söylemiş söyleyeceklerini. ama bu kadarı bile bir çok insana yeter bence.

klişeyse klişe abicim, bence de izleyin, izletin. bu gece hep küçük açacakmışsınız gibi izleyin!
(madeath, 17.05.2008 02:01)

ÇARŞI GURUBU (BJK) KAPANMASIN

, ,



Beni bilirsiniz, gerek din gerekse de futbol konusunda -bu tip yasal uyuşturuculardan- uzak bir çizgideyimdir hep.

Ama ne oldu diye soracak olursanız.
Bildiğiniz üzere takım tutmayan biri olarak "ÇARŞI" gurubuna sevgiyle bakarım her zaman.
Toplumda ve futboldaki duruşu nedeniyle, etkili pankartlarıyla, taraftarıyla, desteklediği ve katıldığı kampanyalarla hep daha ilerdedir benim için.



Çünkü Çarşı;
bir duruştur her şeyden öte.

Bir ifadedir, harekettir, eylemdir, çoşkudur.
Toplumda belki de ilk defa bir futbol kulübünden daha çok konuşulan ve daha çok öne gelen bir yapısı vardır.
Çarşı gurubu aşktır, bağlılıktır.


Güzel ülkemin, güzel ve anarşist ruhu kaybolmamalı.
Kapatılmamalı, kapanmamalı, böyle örnek bir oluşum tasviye edilmemelidir.







akrep burcu

, ,

yaşadığı her şeyden ders çıkaran insanlardır.
zordur. kolay sevmez.
sevdiği zaman da inanılmaz sadıktır.
hiç bir burç için aşk ve sadakat bu kadar yakıştırılamazdı herhalde.
olması gerektiği gibidir. Kendisidir, "öz"dür her şeyden önce.
dürüsttür.
zevklerine düşkündür. vefalıdır.
Bir duruşu vardır hayatta.
Dengelidir çoğu zaman.
Yaşamayı sever, düzenlidir.
Malı kıymetlidir.
Acayip tutumludurlar.
Safra taşımaz, taşıyamaz çünkü. içten, kalpten, samimi olmayan hiç kimseyi, akrabası dahi olsa yanında taşımaz.
Yalnızdır.
Özgürlüğüne düşkündür.
Anarşist bir yanı vardır.
Hayvanları sever, özellikle de köpekleri.
Bir şeyleri yarım yamalak bırakmaktan nefret ederler.
Dengesiz ve geçmişiyle ilgili saplantıları olan insanları sevmezler.
Boyun eğmezler. Kandırılamazlar.
şımarık, bencil ve yalancı insanları sevmezler.
kendisine verilen bir armağanı ya da yapılan bir iyiliği de asla unutmaz, karşılıksız bırakmaz. akrepler kendi yasalarını uygularlar, başkalarının düşünceleri onları pek ilgilendirmez.
sevdiği kişiye kendisini tam anlamıyla verdiği için, karşılığında da tam bir sadakat bekler. zayıflığa tahammül edemez.

akrep burcu erkegi

, ,

bir kadının hayatın da hem olması hemde olmaması gereken erkektir.olay şöyle gelişir:
artık tek düze birbirine benzeyen bir sürü insandan bunalmışsınızdır.canınız bir değişiklik ister.(canınız çıksada istemeseniz:))sonra bi bakarsınız hayatınıza bodoslama dalan onca kalabalığın içinde yan yan yürüyen biri geliiir yavaş yavaş sokuluuur,önce biraz bir zehir enjekte eder kafanız bi dünya tabi o sırada.akıllıdır,kültürlüdür,nerdeyse her konuya vakıftır,ağırbaşlıdır,nerde nasıl davranılması gerektiğini bilir,sizi çözer,sizi anlar.yani her açıdan tatminkardır."tanrım işte şimdiye kadar aradığım o."diye ayaklarınız yerden kesilirkene bu hastalık içinize işlemiştir,farkında olmadan bağlanmış gitmişsinizdir.amaaa sizden başka sayısız kadında yakalanmıştır aynı hastalığa.zira halka mal olmuştur kendisi onla olamazsınız.sonra "bana ne ben oynamıyorum"der çeker gidersiniz bu kez onsuz da olamazsınız.böyle iki arada bi dere de bi hayat yaşarsınız mutlu da olamazsınız.o'nu kapsayacak bir evrensel küme bulamadığınız sürecede karşınıza çıkan her alt kümede aklınıza gelecektir.

niyeyse hakkında çok olumsuz şeyler beklenirken, inanılmaz tatlı çıkıp üstüne "akrep burcu sonlara doğru kötüleşir" (bkz: 22 kasım) geyiğini yıkabilen erkekleri barındırabilen gruptur. efendim bu caaanım şahsiyet(ler) değme şairlere taş çıkartacak kadar güzel sözler sarfedebilir, kalbinizi o sözlerle pırpır uçurabilir, bünyenizi sıcak karamel kıvamına getirip üstüne çok şahane yemek yapabilme yetileriyle "tanrım işte buuuuu!!!" diyerekten çığlıklar atmanıza sebep verebilir.. (dikkat, sevicem diye çok ısırmayınız, canları yanabiliyor...)

en güzel aşık olan, en deli deli bakan, en fena çarpan burç erkeği...
***

inatçıdır fakat canı istemiyorsa asla inatçı olduğunu kabul etmez. iyi niyetlidir. sevdiği zaman tam sever. sevdiğinin gözünün içine bakar. asla ihanet etmez. aşırı zekidir. ancak zekasını işine gelen şeylerde kullanır. altta kalmayı beceremez. karşısındakinin söylediği lafın üstüne söyleyeceği bişeyler mutlaka vardır. girdiği ortamlarda özellikle arkadaş çevresi içinde mutlaka dikkat çeker. bilmediği şey yoktur. her konuda yorum yapabilme kapasitesine sahiptir. akrep burcu kadiniyla ideal bir çift oluşturabilir. çünkü bu çiftin ilişkisi asla monoton olmaz; olamaz. kim ne derse desin esas akrep burcu erkeği böyledir işte. sever, sevilir...


(bkz: şeytan tüyü)

(bkz: tespit insanı)

zevk almaya duskunluk / ilgi alanlarina olan baglilik / iyi bir arkadas olabilme / megalomanlik gibi acilardan bakildiginda bir an boga burcu erkegi ile karsilastirilabilecek zira aralarindaki fark, azim ve hirs arasindaki fark kadar buyuk olan erkek modeli. arkadaslik iliskilerinde sevecen, tatli ve icten olmakla birlikte, bir yandan da her an yan cizebileceklermis gibi yaniltici bir izlenim birakirlar. sert mizaclidirlar. mantikli, dikkatli, detayci ve israrcidirlar. tavsiyelere acik ve hatta onlara apacik ihtiyac duyar gibi bir tavir sergileseler de, 8/10 kendi bildigini okurlar. karmasik davranis ve dusuncelerine ragmen genelde cok duzenli bir cizgide giderler. akrep burcu erkegi bir arkadasinizi bundan 30 sene sonra yine ayni soylemlerini savunurken bulabilirsiniz.. detaylarda kararsiz ve maymun istahli olabilirler ama genelde ne istediklerini ve neye ihtiyac duyduklarini bilir, onlarin pesini de kolay kolay birakmazlar. caliskandirlar, ornek alinacak bir disiplin anlayisi ve yargi mekanizmalari vardir. -bu yuzden cok basarili ve sevilen birer baba/ yonetici / is adami / patron olabilirler-

düzenli bir hayatları vardır..
yoksa da olmasına çalı$ırlar.

not: bu bir alıntıdır

1 Mayıs 2008 İstanbul Meydan Muharebesi

, ,

1 Mayıs'ın ardından tam 3 gün geçti.

Neler oldu peki?

Bir gazeteci, polis saldırısı sonucunda kolu kırıldı. http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/444924.asp
Sadece çekim yapmak amacıyla orada olan kameran kardeşlerimin, abilerimin kameraları kırıldı.
Olayla uzaktan yakından hiç bir alakası olmayan bir turisti polis tartakladı.
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=139100
Şişli Etfal Hastanesi'ne gaz bombası atıldı.
Hastanedeki hastalar, çocuklar ve hasta yakınları olaydan bihaber zarar gördü.
Sadece görevini yapmak isteyen sağlık görevlisi (görevini bilmiyorum) polisin tartaklamasına maruz kaldı.
Bilirsiniz ki savaş hukukunda bile; hastaneler bombalanmaz.
Vali ne demişti? "Bomba elinden düştü." http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Vali_Elinden_dustu_demisti_176284_1&tarih=03.05.2008&Newsid=176284&Categoryid=1
Hayır kardeşim bomba düşmedi, bomba atıldı.

Bunun dışında;
"Cihangir’de çay bahçesinde oturanlar polisin attığı gazdan etkilendi. Gazdan etkilenen Erler Film’de sanat yönetmeni yardımcısı olarak çalışan Erhan Tural, yüzünü limonla temizlerken bir polis, “Sen limonla korunmayı nereden öğrendin” diyerek, coplamaya başladı. Kız arkadaşının yanında neye uğradığını şaşıran Tural, etraftakilerin uyarısıyla polisin elinden zor kurtuldu. Gazdan etkilenenler arasında sanatçı Yavuz Bingöl de vardı." http://www18.gazetevatan.com/fotogaleri/resim.asp?kat=3273&page_number=4

Olaylar büyüdü de büyüdü. http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Erkan_Erkan_daha_cok_su_bassana_176213_1&tarih=04.05.2008&Newsid=176213&Categoryid=1


Peki yurtdışında 1 Mayıs nasıl geçti?
En basitinden Almanya'da 1 Mayıs işçi bayramıyla görevlendirilmiş polisler, sıkıntıdan kağıt oynadılar.
Sarkozy de Elysee Sarayı’nda 1 Mayıs nedeniyle bir resepsiyon verdi.

....
liste bu şekilde uzayıp gider.

Ne oldu?

Daha 1 Mayıs öncesinde zaten ipler gerildi.
"Orantılı şiddet." kullanılacağı baştan belirtildi. (evet x'e beş verilerek orantılanmış bir şiddetti hem de.)
Başbakan; “Ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar” diyerek yangına körükle gitmiş oldu.
Taksim'i açmayarak bu süreç tırmandırıldı.


Peki ne olmalıydı?

Aslına bakacak olursak; mevcut iktidar resmen kendi aleyhine iş yapmış oldu.
Toplumun stresini almak yerine, 1 Mayıs öncesi kutuplaşma yaratarak, belki de mevcut oy potansiyelinin hatrısayılır bir bölümünün ciddi bir şekilde tepkisini çekti.

Toplumun gazı alınmalıydı, Taksim açılmalı ve geniş çaplı "güvenlik önlemleri alınmalıydı"
Toplumun gazı alınmalıydı ki bayramı kutlamak isteyenler Eylem yapma girişiminde bulunmasın.
Sen, 1 Mayıs'ı kutlamak isteyenleri, ayak sınıfı olarak dışlarsan, toplumsal uzlaşıyı gözönünde bulundurmazsan, elbette ki işçi sınıfı böyle kudurtursun.

Taksim açılmalıydı, Kanlı 1 Mayıs'ın (1977) ötesinde bir kutlama yapılmalıydı.
Polis, 1 Mayıs'ı kutlamak isteyen işçileri değil, 1 Mayıs'ı fırsat bilip provakate etmek isteyen provakatörlere "orantılı güç" kullanabilseydi.
Diğer tüm Avrupa ülkeleri gibi, normal, sıradan bir bayram gibi kutlanabilseydi ne olurdu?

Şüphesiz, iktidarın, o kapısında çok beklediği Avrupa Birliği'ne bu rezil bir tablo göstermiş olmazdık.
Mevcut iktidar da bu yaklaşımın ve sağduyunun meyvesini alırdı.
Ama olmadı olamadı.
1 Mayıs yine olaylı bitti.
Sadece Türkiye'de yaşanabilecek olaylar listesine not düşüldü.

Ve bir kez daha; siyasette politik ve sosyolojik tutumlar konusunda iktidar sınıfta kaldı...

Ne diyelim, "durmak yok yola devam."

efendisiz


http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=1_Mayis_gergin_basladi_176051_1&tarih=04.05.2008&Newsid=176051&Categoryid=1

sana dair

,

biliyor musun?
seni tanıyalı yıllar olmuş,
ben diyeyim 5 yıl sen de 6 yıl.
aradan o kadar zaman geçti ki sendeki bu değişimin farkına varmamak elde değil.

Ömrümde senin gibi bir insan tanımadım ben daha.
Mütevazisin ve bunu tüm kalbinle ve doğallığınla yapıyorsun
Kız kardeşimle ve annemle çok iyi geçiniyorsun; tüm doğallığınla onların sevgisini kazandın.
Kimseyi kırmayacak ve aldatmayacak bir kalbin var.
Ben mesela seni tanıdıktan sonra hayatımda hiç bir ilişkiyi yaşamamış olmayı tercih ettim.
Hani erkeklerin estetik kaygıları vardır genelde; bilirsin güzel olsun ama çekilmeyecek biri de olmasın diye.
ben sende o senin kendini hiç beğenmemiş halinle sevdim, üstelik çekilmeyecek biri değil, tam tersine bir ömür geçirilecek birisin.
Tamam kabul ediyorum; dünyanın en güzel kadını olmayabilirsin.
Ama bu benim için dünyamın en güzel kadını olamayacağın anlıma gelmedi hiç bir zaman.

Üstelik ben en çok senin için şiir yazdım hayatta; dilerim ki bir şiiri yazmaktan daha güzel olanı yapalım seninle; bir şiiri yaşayalım sonsuza dek.

Ve her şeyden önemlisi ben seninle gözlerimizle konuşmayı sevdim. Sen baktın ben anladım, ben baktım sen anladın ne demek istediğimi.

Ben seni hiç bir menfaatin olmadan insanları sevmeni sevdim.
Saygını sevdim.
Seninle ortak değerlerde paylaşım yapabilmeyi sevdim.
Mesela akranların laylaylom gezerken, seninle siyaset konuşmayı sevdim.
Kitap okuyup karşımda kendine neler kattığını göstermeni sevdim.
Yıllar sonra tekrar karşılaşıp.
"Biliyorum sen benim ilk ciddi ilişkimdin. Seninle birlikteyken, aşk nedir sevgi nedir bilmiyordum. " diyerek hayıflanmanı sevdim. ve o zamanlarda değil de bu zamanlarda hayatlarımızda olabilmeyi dilemeni sevdim.

Ben seninle birlikte hayatı sevdim.
Yaşadığım acıyı olgunlukla karşılamanı sevdim.
Belki de

Yaptığın her davranışta sana hayran olmayı sevdim.

Tanıktır yazdığım tüm şiirler, sana
ben; tarihimde en çok seni sevdim

belki gelecek gerçekleşecek belki içimde patlayacak bir umuttu seni beklemek
ama ben en çok seninle bir ömür olabilme ihtimalini sevdim.

her şeyden önce kendi kurallarını kendin koy

her şeyden önce kendi kurallarını kendin koy. Başkalarının doğrularını yapmaktansa kendi yanlışlarını tercih et.

kural 1) tutamayacağın sözler verme
kural 2) değiştiremeyeceğin şeyler için üzülme
kural 3) gülümse (yüzü gülmeyen dükkan açmasın)
kural 4) dürüst ol, her şeyden önce kendine dürüst ol. kendine dürüst olan ne yalan söyler ne de bir yalana ihtiyaç duyar.
kural 5) hobiler edin, erken kalk hayata bağlan ve gerçekten sevdiğin şeyleri yap
kural 6) her zaman kıravatın olabilir ama hiç yuların olmasın, her zaman patronun olabilir ama hiç efendin olmasın
kural 7) birini sevmek istiyorsan öncelikle kendini sev, kendini tanı, sonra bir evcil hayvanı aşkla sev; onun sorumluluğunu al ve halen her şey yolundaysa kural 23'ü uygula
kural 8) karşılıklı ve menfaatsiz gerçek aşkı bulduysan onu tüm kalbinle koru, benimse ve sindir: eğer "o" bu karşılıklı aşkın kıymetini bilmiyorsa hatayı tamamen kendine yüklemek gibi bir gaflette bulunma. çünkü senin yapabileceğin en büyük hata; gönülden, kalben bağlanıp tüm sevgini göstererek karşındaki insanın sevgisini bitirebilirsin. sen bu kadar çok severken o sevmeye üşenebilir, sıkılabilir. aslında her şey bu noktada onun karakteri ile ilgilidir.
kural 9) sen elmayı seviyorsun diye elmanın seni sevmesini bekleme. zaten beklentisiz sevilir insan.
kural 10 ) herkesin yediği senin değildir. ( herkese ait olabilen sana ait olabilecek kadar özel değildir)
kural 11) tabuların olmasın. kendi doğrularını kendin yaşayarak karar verecek kadar aklın mantığın olsun.
kural 12) yaşamadığın, denemediğin şey hakkında sabit fikirli olmak ahmaklıktır.
kural 13) ne seni sevenle ne de sevdiğinle mutlu olabilirsin, karşılıklı sevginin verdiği mutluluğun yerini hiç bir şey alamaz. eşyanın tabiatına aykırıdır.
kural 14) dostun olsun, hayatı, içki masanı paylaşabileceğin dostun, seni sen olduğun için seven, kabullenen.
kural 15) mutlaka "ölmeden önce yapılacaklar listesi" hazırla
kural 16) her şeyden önce vicdanına karşı sorumlu ol.
kural 17) büyük hayallerin de olsun küçük hedeflerin de; ama sen yine de küçük hedeflerin için daha çok çaba göster
kural 18) herkesin ağzına sıçılır önemli olan yutmamaktır.
kural 19) değer ver: değer vermek senden, zaman zaman bir şeyler götürür gibi görünse de asıl kaybeden onlardır.
kural 20) herkesi kendin gibi sanma, saf sanma, doğal sanma, samimi sanma. ama samimi arkadaşlıkları da "hiç" denebilecek şeyler uğruna harcama.
kural 21) eğer bir arkadaşlık bittiyse bırak dağınık kalsın. biten bitmiştir, geri getiremezsin.
kural 22) asla olmadığın gibi biri gösterme kendini
kural 23) o karşılıklı ve menfaatsiz gerçek aşkı buluncaya kadar sabret, aşka küsme
kural 24) bakımlı ol, ayakkabıların her zaman temiz olsun mesela; bu senin herkesden ve her şeyden önce kendine olan saygını gösterir
kural 25) içkiyle arkadaş olma, olacaksan bile uzak arkadaş ol. içki ağızla içilir; başka bir yerinden içersen bambaşka olursun!


efendisiz

bayan "E" ; efendisiz için neler dedi?

,

sen başkaları ne derse desin inandığını yapan hatta bunu yaparken birçok şeyi kaybedeceğini de bilsen yapmaya devam eden birisin.
aslında çok uysalsın, sakinsin ama seni kızdırması çok kolay; çünkü haksızlığa asla gelemiyorsun. hani bazıları vardır haksızlığa uğrasa da susar konuşmaz sen öyle değilsin içinde tutamazsın ama kalbin öyle derinlerde ki onu yüzeye çıkarmak istemiyorsun.
içinde öyle bir yere gizlemişsin ki onu kimseye vermek istemiyorsun. sürekli tereddüt ediyorsun.
incinmekten korkuyorsun
hayatında hayal kırıklığına uğramak istemiyorsun
gerçekten karşındakine inanmak sevildiğini hissetmek istiyorsun
aşık olmak istiyorsun ama karşındaki insandan de emin olmak istiyorsun
dizginlenemezsin
eğer ki birini seversen onu dinleyebilirsin
efendisizsin ama sen de istersin uğruna ölebileceğin biri olmasını ama önce seni hak etmesi gerekir
senin için yıldrım aşkı pek söz konusu bişey değildir
zamana bırakırsın her şeyi
aşırı duygusalsın ama çok belli etmezsin
bazen inanmak istediğin şeye inanırsın
kimse seni vazgeçiremez bundan
aşırı inatsın
eğer karşındaki de inatsa
çok tutkulu ve çok hareketli bir birliteliğin olur
ama bu bazen iyi bazen kötüdür
hayatını adamak isteyeceğin kadınlar olmuştur
ama sen öyle yıpranmışsındır ki
ya da öyle yıpratılmışsındır ki
korkarsın yeniden güvenmeye
aile senin için çok önemlidir
ve sevdiğin kadın çok önemlidir
bazen
kafanda dersin ki
bu iş asla olmaz
ama bir tarafın neden olmasın der
kendinle çelişirsin
ama sonunda kalbine yenilirsin
çünkü çok hassassın
ruhunu okşatmayı seversin
ve sevdiğin kadının ruhunu okşamayı
eğer karşılıklı bir aşksa yaşadığın mükemmel bir ilişkin olur
herşey
tutku dolu olur
sevmeler,özlemler,sevişmeler
hatta tartışmalar bile
tartışmaktan bile zevk alırsın
sonunda tatlı bir öpücük seni bekler
tartışmaktan yorgun düşen vücudunu sevdiğin kadının öpmesiyle toparların
hayatının anlamını bilirsin
zevkine çok düşkünsündür
ve o bakışların
bakışların öyle tutkuludur ki
birlikte bir şeyler yaşadığın kadının bnu fark etmemesi mümkün değildir
hala ilk günkü gibi
eğer sana bir kez aşık olduysam
hiç unutamayacağım anlamına gelir bu
etkinden kurtulması çok uzun bir zaman gerektirir
canını birisi yaktı mı korksun senden .

Teşekkürler E.

Organ Bağışı

, ,

organ bağışında bulunmak bir insanlık görevi. tüm organlarımı bağışladım. sosyal sorumluluğu olan herkesi organ bağışı yapmaya çağırıyorum.
Öldükten sonra yapılacak ilk ve son iyilik.


Ayrıca;
gübre olmaktan iyidir.
nerden baksanız bi' beş insana hayat vermiş olduğunuzu bilirsiniz.
ve onlar yaşadıkları süre zarfınca "allah razı olsun" der. öldükten sonra bile dua ve sevap kazanırsanız. (yani inanıyorsanız tabi)

Akrep burcu

, ,

En asil duygunun insanlarıdır. Sevgileri de nefretleri kadar güçlüdür. muhteşem iradeleri olan insanlardır. lider ve yönetici vasıflıdırlar. Her akrep burcu mensubunun; parladığı, söndüğü ve bekleme moduna geçtiği dönemler mutlaka vardır.

Gerçek aşkı yakalayıncaya kadar hayat bir bilinmezliktir. Ancak gerçi aşkı yaşayan akrep burcu insanı, bu aşk sonrasında da aynı yaşam kalitesini aramaktan hiç çekinmez.

Hayatta söz konusu ne olursa olsun ne istediklerini bilirler. Kendilerine özgü bir havaları vardır. Ortamda en tehlikeli görülen, bazen kıskanç bazen ise seks objesi olarak görülen insanlardır.Aşk, tutku ve gönülden sevgi için yaratıldıkları doğru bir önermedir. Gerçek dostluklara ve arkadaşlıklara önem verirler.

Ayrıca nasıl yaklaşıldığı da çok önemlidir. Eğer doğru yaklaşılmazsa; akrep burcu insanı gerçek kimliğini size asla açıklamaz.

Eğer bir arkadaşlığı bir sevgiyi bitirdiyse, yada daha net bir ifadeyle: SİZDEN NEFRET EDECEK KONUMA GETİRDİYSENİZ; yada o sizinle tüm bağını koparmak istediyse de sizi kendisinden nefret ettirecek konuma kadar getirebilir.

Bilinmesi gereken bir başka detay ise; akrep burcu insanı kendisine yapılan haksızlığı asla affetmez ve zehrini içinde tutar. Eğer bir düşman edinecekseniz dikkat edin akrep olmasın.
Malum...
sokabilir mütamadiyen :wink:

efendisiz.

yalnızlık tutkusu

,

Yalnızlık = Akrepler


Akrepler için yalnızlık bir ihtiyaçtır. Gerekliliktir. Uzun süre koşup ta yorulan bir insan nasıl ki dinlenmeye ihityaç duyarsa Akreplerde zaman zaman yalnız kalıp dinlenmeye ihtiyaç duyarlar. Sosyal çevrede, kalabalıklar içerisinde, havada uçuşan seslerden, konuşmalardan, sağa sola koşuşturmalardan sonra Akrep şöyle bir durup --Hayatta neler olup bitiyor, geçen süre içerisinde neler yaşadım, neler oldu, kimdi bunlar, bundan sonra neler olacak, hayata nasıl devam etmeliyim, şu durum karşısında nasıl hareket ettim bundan sonra nasıl hareket etmeliyim, bu süre içerisinde ne gibi etkilere maruz kaldım, kimleri tanıdım, nasıl insanlardı-- vs. vs. vs. tüm bunları kafasında gözden geçirip "Hayatın Kapısından" dış dünyaya, yeni bir insan olarak tekrar adımını atar.

Bunu yapmadığı taktirde akrep afallayıp kontrolünü kaybeder. Hayatta daha güçlü olabilmek, daha sağlam adımlar atabilmek ve kendisini sürekli yenileyebilmek amacıyla kendisini zaman zaman "yalnızlığın enerji deposuna" atmak zorundadır.

Bunun yanında Akrep herşeyde çok seçicidir. Herkesle arkadaş olmaz, herkesle konuşmaz, Onun için yaptığı bir şeyin Amacı olmalıdır. Tabi ki bu kadar seçici olan bir insan da haliyle çoğunlukla yalnız olacaktır.

Hayat boyu yalnız yaşamak! Her ne kadar dışarıdan birileriyle birlikte, sosyal, sürekli kur peşinde, bir şeyler yaparken her yerde görsenizde Akrepler Gene de yalnızdırlar. Ve bu onlar için Anormallik değil bir gerekliliktir. Bunun aksini iddia eden akrepler varsa denesinler uzun süre yalnız kalmadan duramazlar asla. (akrep etkisinde değillerse bilemem)

Akrep burcu hakkında sosyomatta söylenenler

,

- biz kızlar akrep erkeği severiz
- akrep hatununu severim
- hastasıyım kendimin
- sexi olduklarını biliyorum
- YAŞAMADAN YORUM YAPILAMAYACAK TEK BURÇ
- BEST OF ALL !!
- Yaşadığı hayatın anlamını çözmeye çalışan burç. Beyin hiç durmaz. Hep çalışır.
- Zararımız kendimize, kendimizi üzeriz biz...
- Akrep burcuyum dedin mi karşındaki bi kaç saniye durup düşünüyo, acabe ne düşünüyo : )
- Diğerlerini özendiren burçtur
- KALİTE MESELESİ
- 2 ana burçtan biridir.
Akrepler ve diğerleri
Kimse söylemesede herkes akrep burcu olmak ister aslında , kıskanılan bir burçtur.
- Kendini nimetten sayanlar yanılıyorsunuz, çünkü siz AKREP bile değilsiniz ....
- Akrebim, kralını tanımam : )
- AKREP İSTER OLUR!! KENDİ YAŞAR, KENDİ SEVER, KENDİ ÖLÜR...
- Sadece akrep olduğum için sapık damgası yiyorum
- Akrebin hızına ayak uyduramayacaklar, yanaşmasınlar
- Fenafillahların burcu.. (Bu ne ola ki?)
- Sahibinin üzerine CUK diye oturan burçtur
- İnsana hayatın tadını ve acısını aynı anda yaşatabilendir
- Şeytanın taa kendisi
- İyidir,hoştur ama yalnızdır bunların çoğu...
- Psikopata bağlayan burçtur
- Arıza burç
- Akrep, ne ederse-iyi eder
- Taşınması zor, bağlılığı sonsuza teğet bir burç...
- Ömür törpüsü
- Karşılarındaki insanı ayar edebilme kapasiteleri çok yüksek,zor insanlar
- "ideal erkek" burcu
- Havva da akrep burcuydu ???
- Bir akrep erkeği olarak tek korktuğum akrep kadınıdır ve elde edemiyeceğim tek şey ise sanırım bir akrep kadınıdır.
- Akrepten korkmam, akrep burcundan korktuğum kadar
- Unutmaz.. Hamle yapmaz.. Bekler bekler bekler... İstiyorsa bekler sabırla.. Kucağına düştüğünüzde anlarsınız onun Akrep olduğunu.
- Burcları sevmem.. akrepleri severim.. akrep burcuna da taparım.. pisdirler, yaramazdırlar, olsundurlar, kotulerden zarar gelmez.. seve seve mars'ı payla$ırız onlarla..
- Mahallenin delikanlı kızı akrep-burcu
erkeklerin korkulu rüyası.
- Ne size kendini tanıtır ne de ona yaklaşmanıza olanak verir. yaklaşmayı bildiğindeyse o korkulan akrep uysal bi kediye, masum bi çocuğa dönüşüverir.
- Hiç bir burca bu kadar "seks" imajı yüklenemez.
- Pek sevişgen

seçim vaadleri

,

madem dedik, herkes bol keseden sallıyor, biz de gerçekleri yazalım dedik. ortaya bunlar çıktı:


  1. dokunulmazlık kalkacak, dokunulmazlık " kürsü dokunulmazlığı ile sınırlı kalacak.
  2. siyasi partiler ile ilgili yasa / mevzuat tekrar düzenlenerek. parti il merkezlerinin kendi bünyelerince belirlemiş olduğu milletvekilleri adayları yerine, halkın o partide görmek istediği millet vekilleri seçilecek.
  3. millet vekillerini halk seçecek. seçilmiş olanları onaylamayacak.
  4. devlet şeffaflaşacak, bütün harcamalar online olarak takip edilebilecek.
  5. öncelikle ötv 1. yıl %50 indirilmek suretiyle kademeli olarak "ötv" uygulaması terkedilecek.
  6. öss kalkacak, yerine her üniversite'nin kendi sınavları ayrı yapılacak.
  7. çifçi den mazot için ötv alınmayacak.
  8. turizmi şahlandıracağız.
  9. sanayi devrimini başlatacağız
  10. Devrim otomobili adlı proje tekrar hayata geçirilecek. Türk otomobili ve yan sanayisi yeniden doğacak.
  11. Türk malını ve Türk parasının itibarını yükselteceğiz.
  12. benzin için 2 ytl olacak
  13. Türk malındaki vergi oranlarını ilk sene yarı yarıya indireceğiz.
  14. tüm millet vekilleri ve bakanların ve onların çocuklarının serveti şeffaflaşacak.
  15. Türkiye'yi ihracat şampiyonu yapacağız.
  16. kimlikler değişecek, kredi kartı ebadında olup, din hanesi kaldırılacak, yerine organ bağışı hanesi eklenebilecek.
  17. asgari ücretli çalışana herhangi bir vergi kesintisi uygulanmayacak
  18. ssk primleri işletme sahiplerinin korkulu rüyası olmaktan çıkıp, makul seviyeye indirilecek.
  19. hybrid motorlu taşıtlarda vergi ekstra vergi indirimi uygulanacak
  20. motosikletteki ötv ilk seneden itibaren tamamen tarihe karışacak.
  21. sürücü belgesi sertifikası için uygulanan yönetmelik ve yöntem tamamen avrupa standartlarına getirilecek.
  22. meslek odaları ve sivi toplum örgütleriyle sürekli temas halinde kalınacak.
  23. Petkim geri alınacak.
  24. Türk Sanayicisine elektrik 4 sentten verilecek.
  25. Terörü bitireceğiz
  26. Köy Enstitüleri tekrardan kurulacak.
  27. Meslek liselerine gereken önem verilecek: sayıları, teknik donanimları arttırılacak.
  28. sağlık karnesi tarihe karşışacak.
  29. özel dersanecilik sistemine son verilecek
  30. profesyonel siyasi kadromuz ile her işi uzmanına bırakacağız.
  31. korsanı ortadan kaldıracağız.
  32. din dersi seçmeli ders olarak verilecek, alevi ve bektaşiler için de din dersi verilebilecek.
  33. Bütün engelli vatandaşlarımız için daha yaşanılabilir bir ülke, daha yaşanılabilir sokaklar yapacağız. Yollar, kaldırımlar özellikle engelliler için özel tasarlanacak.
  34. sosyal devlet ilkesi, şüphesiz uygulanacaktır.

öss ye inat yaşasın hayat!

,



“Tabutu çalınan cemaat”, yılmadı, yırttı kefeni:
Bir cenaze, polis tarafından çalınan bir tabut ve “ÖSS’ye Hayır Lan” sloganlarında şahlanıveren bir atın hikâyesi...

15 Haziran 2007 Cuma

Bugün Beyazıt Meydanı'nda "ÖSS'ye İnat Yaşasın Hayat" sloganları ve siyah bayraklar vardı. 1 milyon 600 bin gencin, Pazar günü, okul-aile birliği ve dershane patronları tarafından yarış atına çevrilip "koşturulması"nın sembol yerlerinden İstanbul Üniversitesi Beyazıt kapısı önünde, "Bu kapıdan geçmek için tabuta girmeyeceğiz" dedik bugün.

Ancak bu eylemin ilginç bir hikâyesi var:

%52 olarak, birkaç gündür, 15 Haziran Cuma günü bir cenaze kaldıracağımızı söylüyor ve herkesi Beyazıt Meydanı’na çağırıyorduk. Gerçekten de, dershane kalantorlarına para kazandırıp gençlere işkence eden ÖSS’nin sadece son iki yıl içinde ölüme ve intihara sürüklediği 12 kardeşimizin cenazesini kaldırmaktı niyetimiz. Tabutu Beyazıt Camii’nden kaldırıp üniversite sınavının sembolleşmiş yerlerinden İst. Ünv. Beyazıt kapısının önüne defnedecektik. Ama elbette ağıt yakmayacak, “Yaşasın Hayat” diye haykıracaktık; bu sene olmasa bile önümüzdeki yıllarda Öğrenci Soygun Sistemi’nin cenazesini kaldırabilmek için…

Oturduk, iki gün içerisinde gerçek bir tabut hazırladık. Gerçek boyutlarda ha, çünkü içinde gerçekten bir %52 eylemcisi taşıyacaktık ve İÜ kapısının önünde “ölü”müz tabuttan çıkıp bildirimizi okuyacaktı.

Ama gün gelip çattığında, polis Beyazıt Camii avlusundan tabutu çaldı! Evet, hem de işbirlikçisi bir cami görevlisinin (imam mıdır, bilmiyoruz artık, günahı boynuna!) ihbarıyla tabutu çalıverdi, sonra da bir %52 eylemcisini gözaltına aldı. (Hukuk bilgimiz kıt ama kendileri hırsız, kendi kendilerini almaları gerekmiyor mu?!)

Tamam, tabut gitti, ama “Öyle veya böyle, bugün Beyazıt’ta ÖSS’ye inat yaşasın hayat sesi olmalı” dedik, açtık siyah bayraklarımızı, koyduk önümüze “ÖSS’ye İnat Yaşasın Hayat” ve ÖSS’nin krallarının katlettiği (12’si son 2 yılda) 15 kardeşimizin isimlerinin yazdığı “ÖSS Ölüm Listesi. YETER ARTIK!” pankartlarımızı, meydana Laleli tarafından girdik.

“ÖSS’ye İnat Yaşasın Hayat”, “Gençliğin Katili ÖSS”, “Öfke Burada, Sınav Sokakta, ÖSS’ye Hayır Lan!”, “ÖSS’iktir Lan!” sloganlarıyla yürürken, (polisler onu çalamadı) üstünde “%52 / YARIŞ ATI OLMAYACAĞIZ” yazısı bulunan atımız meydana geldi. “Yarış Atı Değiliz” sloganıyla ve atla İÜ Beyazıt kapısının yanındaki merdivenlere geldik. Bildirimizi okuduk, Pazar günü yarış atı misali ÖSS koşusunu koşturulacak 1 milyon 600 bin gençten farklı olarak eyleme gelen atımız bilhassa “ÖSS’ye Hayır Lan” sloganında şahlanıverdi.

Bugün, iktidarların oyalamalarına kanıp sırf o kapıdan girmek için tabuta girmeyeceğimizi söyledik Beyazıt Meydanı’nda. Alın, üniversitenizi başınıza çalın, biz Özgürlüğü Seçiyoruz Sınavsız, dedik. Bir-iki ay sonra kazananların listesini çarşaf çarşaf yayınlayıp dershane kalantorlarının reklamını yapacaklara, öldürdükleri kardeşlerimizi unutmadığımızı söyledik. Bu toprakların %52'si, eğitimci zebaniler-dershane patronları ittifakına, devlet onaylı soygun düzeni ÖSS'ye karşı öfkesiyle hep burada olacak!

Unutmadan… %52, o tabutu “ÖSS’ye İnat Yaşasın Hayat” demek için, hayatı gaspın sınavı için daha fazla ölmeyeceğini haykırmak için taşıyordu. E, polis onu çaldı. Kendileri ne için kullanacak acaba? ÖSS’yle öldürecekleri kardeşlerimizi içine koymak için mi?

YETER ARTIK YETER!

Şu üniversitenin kapısından geçmek için daha kaç kardeşimizin ölüme, intiharlara sürüklendiğini göreceğiz!

Öğrenci Soygun Sistemi ÖSS’nin kralları! Size soruyoruz! Aldığınız canlar yetmedi mi? Hiçbir gelecek veremediğiniz gençleri dershane patronlarının kucağına atıp, söğüşleyip, sonra da milyonlarcasını işsiz, geleceksiz, umutsuz ve hayatsız bırakmanızı izlemeyeceğiz daha fazla! Bugüne kadar öldürdüğünüz, intihara sürüklediğiniz, ruhunu çaldığınız, ilaç bağımlısı yaptığınız, onlarca, yüzlerce, binlerce kardeşimiz doyurmadı açgözlerinizi hâlâ! Yiyorsa, 15 yılda, gençlerin hayallerini çalıp, dershane patronlarının cebine havale ettiğiniz 34,5 milyar doların açıklamasını yapın!

Bu ÖSS’nin ardından, kazanan birkaç genci dershane reklamı için patlayan flaşların önüne atıp, kaybeden milyonları unutturabileceğinizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz! Cesaretiniz varsa, yayınlasanıza kaybedenlerin listesini! Kazananları manşetlere taşıyorsunuz, ama biz biliyoruz ki, kaybedenlerin listesi hayatın ortasına yazılıyor, acıyla, umutsuzlukla, hayalkırıklığıyla! Ve sınav sonrasında yine intiharlarla!

ÖSS’nin kralları! Dershane patronları! Eğitimci zebaniler! Gazetelerde televizyonlarda güya ÖSS taktikleri veren uzman azmanlar! Siz önce geçen ay sınav baskısından kalp krizi geçirip ölen kardeşlerimizin, Cansu’nun ve Merve’nin hesabını verin! Ama biliyoruz, vermeyeceksiniz! Veremezsiniz! Siz, gençleri, hayatı, insanlığı düşünmüyorsunuz. Gençleri sınav-üniversite ayağına oyalayıp kontrol altında tutmaktan, paracıklarınızdan, dershane kalantorlarından başka bir şey umurunuzda değil!

Bu kapının önünde yığılıp kalan milyonlar… ve bu kapının ardında dört yıl sonra elinde kıymetsiz tahvil misali paçavra diplomalarla işsizler ordusuna nefer olacak “diplomalı kaybedenler”… Bu yalana kanmayacağız, hayatı gaspınızın sınavları için ölmeyeceğiz daha fazla! 17’mizde öldürüp 70’imizde gömemeyeceksiniz bizi!

YETER ULAN!

ÖSS’nizi de, testlerinizi de, dershanelerinizi de, o gerizekalı sınav taktiklerinizi de, hiçbir işe yaramayan paçavra diplomalarınızı da alın başınıza çalın! Biz yarış atı değiliz! Gençliğimizi üniversite kapılarına gömmeyeceğiz!

ÖSS kralları! Hazırlanın! Bu toprakların %52’si, bu kez sizin ter dökeceğiniz bir sınav hazırlıyor size!

Buradayız! Ölmüyoruz! Yalana kanmıyoruz! ÖSS tabutlarına girmiyoruz!

Biz, Özgürlüğü Seçiyoruz Sınavsız!

Hepimize tek şık olarak dayattığınız HİÇBİRİ olmamak için

ÖSS’YE İNAT YAŞASIN HAYAT!

başkasının dilinden efendisiz

“Efendisiz” kocaman beyaz bir word sayfasında başlığı atılmış bekliyor ve diyor ki ;
……………………………………………………………………………………………..
Sayfalarca anlatıyor konuştukça kendisine daha yakından baktırıyor. Kelimeler kurşunları ve her kurşunun oluşturduğu tabancalar en öldürücü silahı (dikkat edin üstelikte uzun menzilli ) Şansa ihtiyacı olduğunu sanarak uzaklardan uzağa gittiği şu dakikalarda durup düşündürmeyi de ihmal etmiyor. Şansını aramak için hem düşüncesini hem kendini hem de imgesini alıp gitti.

Yumuşak kalbi içindeki katranlarını sildiğinde mükemmel bir sevgili, mükemmelde bir eş olacak hayalindeki kadına ve yalnızlığını unutup sonunda oda bir cümlenin noktası olacak tıpkı onun cümlesine bir gün birinin nokta koyacağı gibi

Ama tek bilmediği “Karanlıkta ıslık çalmak ışığı getirmez. Yalnızlık, korku ve şaşkınlık yerli yerinde kalır; insanlar buna sonsuza dek dayanamazlar.”

Eminin oda bunun farkında olacak ve açtığı kabuğundan bir gün çok daha başka bakacak etrafına hatta yıllar öncesi ona yavan gelecek ve yaşadığı güzellik yıllara kapak olacak.

Ama bu güzellik ona duyarlılığını kaybettirmeyecek hatta daha da arttıracak her zaman olduğu gibi bir öndere buyun eğme ve zorlanımlı düzene hayır demeye devam edecek en sert kelimeleriyle

Hala dünya dayken dünya ya bir iz bırakacak ve bu iz çocuklarına miras kalacak zaten onun yetiştirdiği çocuklar onun en büyük izi olacak.

Güzel insan, dürüst insan, kalbi kırık insan, kuş olup uçmayı düşünürken ağaç olup kök saldığını düşündüğü anda kanatlanıp uçacak olan insan, yalnızlığın bakiliğini reddeden,
Sinirlendiğin de dağıtan, gülümsediğinde param parça bir vazoyu bile toplayabilecek gülümsemeye sahip insan ama kalbi kırıkken kalp kırabilecek kadar hırçın insan………

Ben onu kendi kadar güzel anlatamayan insan………

G.

radio †efendisiz®

en asil duygunun insanı

, ,

her şeyden önce ne istediğini bilirsen hayatta
kırmazsan kimseyi
içindeki iyi niyeti kabetmezsen
insanlar içinde malınla mülkünle böbürlenmezsen
fakirleri hakir görmezsen
yaptığın iyilikleri bunu yaptığın kişilerin yüzüne vurmazsan
içkiyi meyhane köşelerinde değil de evinde, sarhoş olup sağı solu yıkmayacak ve kimseye
zarar vermeyecek kadar içebilirsen
vefalı olursan
yalandan kaçar dürüst kalırsan
hile ile elde etmekten korkarsan istediklerini
5 dakikalık haz uğruna aldatmazsan sevdiğini
"seni seviyorum" kelimesini az ve sadece gerçekten hissettiğin için söylersen
yattığın kadınları anlatmazsan çevrene
dışarıdaki tüm kirliliğe rağmen temiz kalabilirsen
küçük şeylerden de mutlu olabilirsen
seni çekemeyenlerin çirkefçe tutumlarını olgunlukla karşılar
sabırlı olabilirsen, kötüye kötülükle karşılık verip aynı seviyeye inmez isen
inandığın şeyleri mala paraya ve şehvete değişmez isen;
yeryüzdeki tüm zenginliğin sevgi, sağlık ve huzur olduğunu unutmazsan
huzur verebilirsen karşındakine
güvenini kazanabilirsen güvendiklerinin
herkes bir bahaneyle aşık olurken, sen gerçek aşkın peşinden yılmadan koşabilirsen
kendini övmekten öte, seni övenlere alçak gönüllülükle cevap verebilirsen
farkında olmasan bile yaptığın hatadan ders çıkartabilirsen
ve ülkene, halkına, ailene iyi bir evlat olabilirsen eğer
işte o zaman en asil duygunun insanı olursun

Bülent Ecevit in çevirisi olan adam olmak şiirinden esinlenilmiştir.

†efendisiz®

,

Efendisiz/anarşist

cesur adamdır,sahte değildir ,istesede olamaz zaten

kendisidir o kadarki bazen diğerleri tarafında hasta olarak nitelendirilir

Ateistlere sövülenlerin yanında Ateist dine sövenlerin yanında dindar Komünizme sövenlerin yanında Komünist dir.

İktidarı sevmez (iktidarlarda onu) bu yüzden ne musaya yaranır ne isaya

İktidarın hükümetleri ele geçirmede değil gündelik yaşamda ilişkilerde duruşlarda davranışlarda olduğuna inanır

Ele geçirilemediği için nefret edilen uzak durulan birazda korkulandır

Anarşist dürüst adamdır

%100 bilinçle doludur

Herşeyi hemen kabul etmemelerinden dolayı Bilim Adamları -özellikle- fizikçilerde taraftarı boldur.

Anarşist kendiyle barışıktır sürüden ayrı

Yalnızdır

Niceliğe değil niteliğe bakar

Bu yüzdendir kalabalıkların(sürü) seçim sistemini kabul etmez

sakindir

Fakat kendisine bulaşıldığında hiç bir tsunaminin bedenini aştığı görülmemiştir.

privatesozluk.com adresinden alıntıdır.

göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ederim;

ziyaretçilerin dünya üzerindeki konumu.

Locations of visitors to this page




Image Hosted by ImageShack.us
December 2009
M T W T F S S
November 2009January 2010
1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31