Skip navigation.

efendisiz

her zaman kravatın olabilir ama hiç yuların olmasın, her zaman bir patronun olabilir ama hiç efendin olmasın.

Posts tagged with "gündem"

Coca Cola'nın kanser yapan sırrı



Sudan sonra en çok tüketilen Coca Cola'da bulunan E211maddesinin siroza neden olduğu ortaya çıktı. DNA bozukluğuna da yol açan E211 ürünlerden çıkarılacak.

Piyasaya çıktığı ilk günden beri içerisindeki katkı maddelerini bir sır gibi saklayan Coca Cola firmasının sırrı sonunda çözüldü. Yapılan araştırmalarda Coca-Cola'nın içerisinde E211 (Sodyum Benzoat) maddesinin bulunduğu saptanmış, firma uzun süre bu iddialara karşı sessiz kalmıştı. Sodyum Benzoat maddesi siroz, parkinson gibi hastalıklara davetiye çıkarıyor, hiperaktivite bozukluğuna neden oluyor ve DNA'ya zarar veriyor.

KÜFLENMEYİ ÖNLÜYOR

Genel olarak gazlı içeceklerin birçoğunda bulunan ve küflenmeyi önleyen bu maddenin C vitaminiyle karşılaşınca kansorejene dönüştüğü belirtildi. Coca Cola firması ilk olarak Diet Colalar'dan bu maddeyi çıkartacaklarını ve yıl sonuna kadar tamamen kullanımdan kaldıracaklarını açıkladı. Firma sözcüsü bu maddeyi kullanmayı bırakacaklarını açıklasa da Sodyum Benzoat'ın yerini tutacak başka bir bileşen bulamadıklarını da itiraf etti.

1 Mayıs 2008 İstanbul Meydan Muharebesi

, ,

1 Mayıs'ın ardından tam 3 gün geçti.

Neler oldu peki?

Bir gazeteci, polis saldırısı sonucunda kolu kırıldı. http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/444924.asp
Sadece çekim yapmak amacıyla orada olan kameran kardeşlerimin, abilerimin kameraları kırıldı.
Olayla uzaktan yakından hiç bir alakası olmayan bir turisti polis tartakladı.
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=139100
Şişli Etfal Hastanesi'ne gaz bombası atıldı.
Hastanedeki hastalar, çocuklar ve hasta yakınları olaydan bihaber zarar gördü.
Sadece görevini yapmak isteyen sağlık görevlisi (görevini bilmiyorum) polisin tartaklamasına maruz kaldı.
Bilirsiniz ki savaş hukukunda bile; hastaneler bombalanmaz.
Vali ne demişti? "Bomba elinden düştü." http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Vali_Elinden_dustu_demisti_176284_1&tarih=03.05.2008&Newsid=176284&Categoryid=1
Hayır kardeşim bomba düşmedi, bomba atıldı.

Bunun dışında;
"Cihangir’de çay bahçesinde oturanlar polisin attığı gazdan etkilendi. Gazdan etkilenen Erler Film’de sanat yönetmeni yardımcısı olarak çalışan Erhan Tural, yüzünü limonla temizlerken bir polis, “Sen limonla korunmayı nereden öğrendin” diyerek, coplamaya başladı. Kız arkadaşının yanında neye uğradığını şaşıran Tural, etraftakilerin uyarısıyla polisin elinden zor kurtuldu. Gazdan etkilenenler arasında sanatçı Yavuz Bingöl de vardı." http://www18.gazetevatan.com/fotogaleri/resim.asp?kat=3273&page_number=4

Olaylar büyüdü de büyüdü. http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Erkan_Erkan_daha_cok_su_bassana_176213_1&tarih=04.05.2008&Newsid=176213&Categoryid=1


Peki yurtdışında 1 Mayıs nasıl geçti?
En basitinden Almanya'da 1 Mayıs işçi bayramıyla görevlendirilmiş polisler, sıkıntıdan kağıt oynadılar.
Sarkozy de Elysee Sarayı’nda 1 Mayıs nedeniyle bir resepsiyon verdi.

....
liste bu şekilde uzayıp gider.

Ne oldu?

Daha 1 Mayıs öncesinde zaten ipler gerildi.
"Orantılı şiddet." kullanılacağı baştan belirtildi. (evet x'e beş verilerek orantılanmış bir şiddetti hem de.)
Başbakan; “Ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar” diyerek yangına körükle gitmiş oldu.
Taksim'i açmayarak bu süreç tırmandırıldı.


Peki ne olmalıydı?

Aslına bakacak olursak; mevcut iktidar resmen kendi aleyhine iş yapmış oldu.
Toplumun stresini almak yerine, 1 Mayıs öncesi kutuplaşma yaratarak, belki de mevcut oy potansiyelinin hatrısayılır bir bölümünün ciddi bir şekilde tepkisini çekti.

Toplumun gazı alınmalıydı, Taksim açılmalı ve geniş çaplı "güvenlik önlemleri alınmalıydı"
Toplumun gazı alınmalıydı ki bayramı kutlamak isteyenler Eylem yapma girişiminde bulunmasın.
Sen, 1 Mayıs'ı kutlamak isteyenleri, ayak sınıfı olarak dışlarsan, toplumsal uzlaşıyı gözönünde bulundurmazsan, elbette ki işçi sınıfı böyle kudurtursun.

Taksim açılmalıydı, Kanlı 1 Mayıs'ın (1977) ötesinde bir kutlama yapılmalıydı.
Polis, 1 Mayıs'ı kutlamak isteyen işçileri değil, 1 Mayıs'ı fırsat bilip provakate etmek isteyen provakatörlere "orantılı güç" kullanabilseydi.
Diğer tüm Avrupa ülkeleri gibi, normal, sıradan bir bayram gibi kutlanabilseydi ne olurdu?

Şüphesiz, iktidarın, o kapısında çok beklediği Avrupa Birliği'ne bu rezil bir tablo göstermiş olmazdık.
Mevcut iktidar da bu yaklaşımın ve sağduyunun meyvesini alırdı.
Ama olmadı olamadı.
1 Mayıs yine olaylı bitti.
Sadece Türkiye'de yaşanabilecek olaylar listesine not düşüldü.

Ve bir kez daha; siyasette politik ve sosyolojik tutumlar konusunda iktidar sınıfta kaldı...

Ne diyelim, "durmak yok yola devam."

efendisiz


http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=1_Mayis_gergin_basladi_176051_1&tarih=04.05.2008&Newsid=176051&Categoryid=1

Kutlu Doğum Haftasına yakışan bir derbi olsun'

Fenerbahçe ile oynayacakları derbinin Kutlu Doğum Haftası'na denk geldiğini hatırlatan Galatasaray kaptanı Hakan Şükür, sokaklara hakim olan bayram havasının tribünlere de sirayet etmesini istedi: "Taraftarlar stada kesici aletlerle değil, güllerle gelsin."


G.Saray ve Türk futbolunun rekortmen yıldızı Hakan Şükür, pazar günü Sami Yen'de F.Bahçe ile yapacakları derbi müsabakasının birçok anlamda farklı olacağını söyledi. İçinde bulunduğumuz 'Kutlu Doğum Haftası'na vurgu yapan tecrübeli kaptan, taraftarları hoşgörüye davet ederken, "Bu derbiyi kazanıp şampiyonluğa ulaşırsak bugüne kadar elde ettiklerimizin en anlamlısı olacak." dedi.

Fenerbahçe ile Galatasaray, Süper Lig'in son üç haftasına girilirken, şampiyonluk yarışını puan puana sürdürüyor. Türk futbolunun iki önemli çınarının mutlu sona ulaşmak için verdiği nefes kesen mücadelede, düğümün hafta sonunda Ali Sami Yen'de çözülme ihtimali yüksek görünüyor. Dünyanın sayılı derbileri arasında gösterilen bu maçlarda, alınan tüm önlemlere rağmen her sezon mutlaka bir tatsızlık yaşanıyor. Bıçakların, satırların, küfürlerin ürpertisi, tribünlerin masum insanlarını endişeye sevk ediyor. Daha geçen yılın 19 Mayıs'ında Ali Sami Yen'de oynanan ve su savaşları olarak tarihe geçen derbi, hafızalardaki tazeliğini koruyor.

G.Saray'ın ve Türk futbolunun efsane yıldızı Hakan Şükür, utanç tablolarının yaşanmaması için derbi öncesi önemli mesajlar verdi. İçinde bulunduğumuz 'Kutlu Doğum Haftası'na vurgu yapan rekortmen golcü, sokaklara hakim olan bayram havasının, hafta sonunda Ali Sami Yen'in tribünlerine de sirayet etmesi temennisinde bulundu. Taraftarların, stada kesici, delici aletlerle değil, güllerle gelmesini istedi.

Türkiye Diyanet Vakfı'nca tertip edilen ilim ve kültür bayramı şenlikleri şeklinde değerlendirilen kutlamaların gayesinin, milli birlik ve bütünlüğü sağlamak, hoşgörüyü toplumun her kesimine yaymak olduğunu dile getiren Hakan Şükür, derbi müsabakasında da böylesi önemli bir haftaya yakışır tutum içinde olunması gerektiğini söyledi.

'Kutlu Doğum'a layık davranalım

Derbi müsabakasının şiddetten uzak şekilde başlayıp neticelenmesini arzu ettiğini belirten tecrübeli futbolcu, "Futbolda alınan sonuçlar, kimilerine göre önemli, kimilerine göre hayati önem taşıyabilir. Fakat biz öyle güzel bir haftanın içinde bulunuyoruz ki, bunun kıymetini bilmek durumundayız. 'Kutlu Doğum Haftası' içindeyiz ve ona layık olmalıyız. Peygamberimiz'e layık olmalıyız. Çocuklarımızı, gençlerimizi de Peygamberimiz'in hoşgörüsü etrafında hayata hazırlamalı, yaşantılarımızı ona göre şekillendirmeliyiz. Hafta sonunda F.Bahçe ile önemli bir derbi müsabakası oynayacağız. Herkesin bu maçta içinde bulunulan haftanın atmosferi içinde hareket etmesini temenni ediyorum. Dostça ve centilmence mücadele etmeliyiz. Herkes dürüstçe elinden geleni yapmalı. Allah kime nasip ederse o kazansın." açıklamasında bulundu.

Bu sezon mutlu sona ulaşmaları halinde kazanılan şampiyonluğun diğer başarılardan önemli hale geleceğinin altını çizen Hakan Şükür, "Biz F.Bahçe'yi yenmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kazanamazsak ikili averajda geriye düşeriz ve büyük fırsatı tepmiş oluruz. F.Bahçe'yi yenip şampiyon olursak, bu şimdiye kadar kazandığımız tüm şampiyonluklardan daha anlamlı olur. Ligin bitimine beş hafta kala teknik direktörsüz yoluna devam eden ve şampiyon olan başka bir takım yok. Şampiyonluğu herkesten çok ben istiyorum. Belki de G.Saray'dan şampiyon takımın kaptanı olarak ayrılmanın mutluluğunu yaşayacağım." ifadelerini kullandı. (Zaman)

kendini fettullahçılara teslim etmiş bir takımın oyuncusunun söylediği laftır, o açıdan normaldir.

sahip çıksaydınız takımınıza, bırakmasaydınız fettoşlara. gelecek sezon daha neler göreceksiniz...

hakan şükür'ün yaklaşan 27 nisan 2008 galatasaray fenerbahce maci ile ilgili temennisidir.

http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Kutlu_Dogum_Haftasina_yakisan_bir_derbi_olsun_174406_5&Newsid=174406

biliyorsunuz, futbol maçı ile hazreti muhammet'i tek potada eritebilen über-kahramandır kendisi .

bu bağlamda kendisinden diğer kutsal günlerde de uygun temenniler bekliyoruz.

ne bileyim, ramazan ayına yakışan hazırlık maçı,
regaip kandiline yakışan çift kale antrenman maçı,
üç aylara yakışan kondüsyon çalışması,
kurban bayramına yakışan efor testi gibi.

ne alaka demeyin. toplumun her katmanına dini yavaş yavaş zerk etmenin gayet leziz bir yöntemini keşfetmiştir büyük kaşif hakan şükür. feto seninle gurur duyuyor hakan şükür. bravo sana hakan şükürt...pardon şükür.



http://www.medyafaresi.com/?hid=13030&cid=3

Kamu bankalarından Sabah-ATV ye hangi koşullarda kredi sağlandı?

,

Sabah-ATV ihalesini kazanan Çalık Grubu’nun 1.1 milyar dolarlık finansmanı nasıl sağlayacağı günlerce kamuoyunun gündeminden düşmedi. Sebebi ise, Ahmet Çalık bu işe soyunduğunda global kriz olmamış ve Körfez sermayesinden oluşan fonlar kendisine finansman için hazırız demişti. Ahmet Çalık da buna güvenerek ihaleye 1.1 milyar dolar teklif verdi. Ancak ne olduysa ondan sonra oldu. ABD de mortgage krizi ile başlayan küresel kriz tüm finans kuruluşlarını yerle bir etti. Ayakta kalanlar ise kredi musluklarını kapamak zorunda kaldı. Buna iç siyasette yaşanan gerginlikler de eklenince yurtdışından gelen yabancı sermaye tüm kapılarını kapadı ve Ahmet Çalık’ın kapısını çaldığı tüm fonlar olumsuz cevap verdi.

Global kriz krediyi etkiledi

Son güne kadar piyasalarda Çalık’ın bu krediyi bulamayacağı konuşuldu. Ancak son ödeme gününe iki gün kala Salı günü akşam saatlerinde 1.1 milyar dolar+KDV, TMSF’nin hesaplarına geçti. Her şey bitti derken bu kez sağlanan kredinin 750 milyon dolarlık bölümünün kamu bankalarından, 125 milyon dolarının da Katar menşeli bir şirketin Sabah- ATV’ye ortak olmasından sağlandığı gün ışığına çıktı. Durum böyle olunca da 375’şer milyon dolar veren kamu bankaları objektiflerin hedefine girdi. İddialar, siyasi otoritenin baskısı ile kamu bankalarının bu krediyi vermek zorunda kaldığı yönünde. Bu nedenle eleştiri okları Vakıfbank ve Halk Bank’a yöneldi. Peki Halkbank ve Vakıfbank’ın verdiği bu kredinin koşulları neler ve bankacılık teamüllerine göre böyle bir kredi açılabilir mi bunu değerlendirelim.Halk Bankası yüzde 100 kamu bankası. Asli fonksiyonu esnaf ve zanatkarlara, daha doğrusu küçük ve orta ölçekli firmalara kredi sağlamak. Ancak bunun yanında, elbette her türlü büyüklükte bir kredi açmasında da yasal bir engel yok. Vakıfbank ise kamu bankası değil, özel statülü bir banka. Ancak yönetimi kamu tarafından atanıyor.

Kamu bankaları devrede

Vakıfbank ve Halkbank, Bankalar Kanunu’na göre ve bankacılık teamüllerine göre 375’şer milyon dolar kredi verebilir, hiçbir yasal engel yok. Bankaların bu krediyi verirken dikkat etmesi gereken iki nokta var. Birincisi bu grup bu büyüklükte bir krediyi alabilecek mali gücü var mı yok mu? Bu gruba bağlı tüm şirketlerin istihbaratı yapılmalı ve rapor olumlu olursa bu yönüyle bir sakınca olmaz. İkincisi, verilecek kredinin geriye dönüşü ve karlılığı sağlanmalı. Şimdi dönelim verilen kredinin koşullarına. Sağlanan proje kredisi, 3 yılı ödemesiz 10 yıl vadelidir. Faiz oranı ise LIBOR+ 4.85’dir. Dün itibariyle 6 aylık dolar LIBOR’u 3.03 olduğuna göre kredinin şu andaki faiz oranı yıllık 7.88’e geliyor. LIBOR değiştikçe faiz oranı da ona göre değişecek. Ayrıca iki banka da 375’er milyon dolarlık krediye yüzde 2 peşin komisyon ekledi. Verilen kredinin geriye dönüş güvencesi ise, öğrendiğim kadarı ile bir miktar gayrimenkul ipoteği, bir miktar ticari işletme rehni ile, Sabah-ATV gelirlerinin Vakıfbank ve Halkbank kontrolünde geriye dönüşü sağlayacak bir yöntem ve körfez ortaklığı dışında kalan Sabah-ATV hisselerinin rehni. Bankalar tarafından proje analizi iyi yapılmışsa ve bu kredinin geriye dönüşü gerçekleşirse iyi. Yoksa sıkıntı yaşanabilir.

Benzer proje kredileri var

Vakıfbank’ın, benzer büyüklükte daha önce de proje kredisi verdiğini biliyoruz. Örneğin, Tüpraş’a da 10 yıl vadeli ve LIBOR+2.85 ile 400 milyon dolar verildi. Migros’a da bildiğim kadarı ile 250 milyon euro kredi 7 yıl vadeli ve Euribor+ 2.5 faiz ile sağlandı. Daha birkaç ay öncesinde de bir özel bankamız Mersin Limanı için 12 yıl vadeli benzer bir proje kredisi vermişti.

Yanlız Tüpraş ve Migros gibi firmalar çok güçlü özkaynaklara sahip ve karlılar. Örneğin Tüpraş’ın 2007 yılı net karı 1 milyar doların üzerinde. Kaldı ki, bu finansmanın büyük bölümünün özel bankalar tarfından sağlandığını da hatırlatmalıyım.

Sabah-ATV projesine verilen kredinin koşulları kârlılık açısından, Vakıfbank’ın diğer proje kredilerinin koşullarından daha iyi. Ancak bir fark var. Sabah ATV projesi öngörüldüğü gibi başarılı olur mu, bunu zaman gösterecek. Bu proje kredisinin bir diğer eleştiri konusu ise, Ahmet Çalık’ın iktidara yakın olması ve Başbakan Erdoğan’ın damadının bu grupta CEO olarak görev yapıyor olması. Kredinin verilişinde bankacılık teamülleri değil de bu diğer etkenlerden ötürü açılmış ise yanlış, değilse doğru. Bunu da zaman gösterecek

Eğitim Şart

,



'80 Sonrası toplum mühendisliğinin diğer bir neticesi ise eğitim sistemindeki gizli değişikliktir.
Temelleri 1954 yıllında köy enstitülerinin kapatılmasıyla atılmıştır.

"Köy enstitüleri müfredatında ve yapılanmasında kuruluş amaçlarından uzaklaşan değişiklikler yapıldı. İlerleyen yıllarda da, daha önceleri sıkı sıkıya bağlı olduğu "iş için iş içinde eğitim" ilkesinden uzaklaştırıldı. Önceleri yaratıcılığın ön plana çıktığı eğitim anlayışının yerine giderek geleneksel, ezberci eğitimin yerleştiği öğretmen okullarına dönüştürülmüştür

." Hissettirmeden planlanan, sakınca görülmeden aşamalı olarak uygulanan bu sistem; ezber odaklı, düşünme, fikir yürütme, yorum yapma yeteneğinden uzak embesiller yaratmıştır.

Düşün(e)meyen, sorgula(ya)mayan bu embeseiller ordusu, yarış atı gibi ÖSS denilen 3 saatlik bir sınav için yarıştırıldı. Yarış atı olurlarken de hayatın anlamı kaçırdılar. Eğitimdeki bu dejenerasyonu da dershanecilik sistemi pompalamıştır. Okul hocalarımızın belki bir çoğu; "salla başını al maaşını" mantığıyla hareket etti.

Peki eskiden öyle miydi?
Değildi elbet. Çünkü sonuçta idealist öğretmenlerimiz vardı. Ama özetle bu güzide hocalarımızı da mevcut sistem içerisinde kaybettik. İdealist öğretmenler de kalmadı artık. Malum; hayat kavgası, para kazanma, daha çok kazanma arzusu bir çok şeyin önüne geçmiştir. Tabi istisnaları tenzih etmek gerekir.

Ve büyük bir çoğunluğu; şimdilerde çeşitli iş kollarında, aslen sevmedikleri ama yaşamak için zorunda oldukları işlerinin başında oturuyor. Çoğu mutsuz; mutlu olanların bile içinde keşkeleri vardır.

Eğitim sistemi, EMBESİL BİR NESİL YETİŞTİRMİŞTİR. Tam da iktidarların güdebileceği koyun sürüleri yaratmıştır. Sadakaya, bir torba kömüre satın alınabilecek nesiller yaratmıştır ve bu bağlamda da başarılı olmuşlardır. Buralarda hiç bir iktidar kendinden daha özgür iradeli, analitik düşünen, sorgulayan, hesap soran bir halk istemez.

Eğitim, bir ülkenin geleceğidir, aydınlığıdır. Bir ülkenin medeniyet seviyesini ve toplumsal tercihlerini eğitim sistemi yönlendirir.

Düşünün; güzel ülkemin güzel okullarında, ezber mantığından uzak, analitik düşündüren, sorgulatan, yorum yaptıran bir eğitim sistemi olsaydı:

"Cumhuriyet rejiminin artık sonu gelmiştir. Laik sistemi değiştireceğiz." diyebilen
Birini Cumhuriyeti temsil için seçmez. Akp yi iktidar yapmaz.

Deniz Baykal'ı ise halen Cumhuriyet Halk Partisi'nde tutunamazdı.

Silbaştan yeniden tasarlanması gereken tüm sistemler içerisinde ilk olarak değiştirilmesi gereken eğitim sistemidir. Zaten o olduktan sonra; siyasi partiler yasası da değişir, sağlık ve sosyal güvenlik sistemi de. Her şey güllük gülistanlık olur, tadından yenmez.

Kaldı ki hayat bu kadar kolay çözümleri uygulatmayacak kadar gaddar. Öncellikle Türk siyasi hayatından "gerontokrasi"nin çıkartılması gerekir. %52'si gençlerden oluşan bir ülkede yaşlı egemen sistemi kabul etmek; mantık sınırlarımın çok ötesindedir.

yorum yok

, ,

facebook.com

,

Amerika kökenli arkadaşlık sitesi.

Yıllarca sizi arayıp sormayan dostlarınızın(!) ve arkadaşlarınızın (!)
Görüşmediğiniz süre zarfında nelerle ilgilendiğini, neler yaptığını, nerde çalıştığını, nerde okuduğunu görebilmenizi sağlayan bir web sitesidir.

Arkadaşınız karakter olarak ne olup ne olmadığını, ne kadar hederetöften biri olup olmadığını görmenizi kolaylıklar anlayabilirsiniz.
Üyesi olduğu facebook groupları listesi sizi bu konuda yeterince aydınlatacaktır.

Cacık olmaz. Yıllar sonra kolej arkadaşını, lise, ortaokul hatta ilkokul arkadaşlarınızı bulsanız kaç yazar sorarım size. O eski çocukluk günleri geride kalmıştır artık.

Karakterler (eğer varsa) oturmuştur. Eğer bu ikinci karşılaşmada gerçek arkadaş oldunuz oldunuz, yok olamadınız diyelim listede bile tutmanıza gerek yoktur.

büyük güç Aydın Doğan

petrol ofisi
petrol ofisi (uk)
petrol ofisi gaz iletim (pogi)
petrol ofisi alternatif yakıtlar toptan satış (poay)
kıbrıs türk petrolleri (kipet)
po petrofinance
petrol ofisi oil financing
petrol ofisi international oil trading
erk petrol yatırımları
doğan yayın holding
hürriyet
milliyet
radikal
posta
fanatik
fanatik basket
referans
turkish daily news
kanal d
star tv
cnn türk
fenerbahçe tv
beşiktaş tv
dream tv
dream türk tv
radyo d
slow türk
cnn türk radyo
d productions - prodüksiyon şirketi
galaxyteknik
doğan music company
doğan online
ultra kablo
yenibiriş.com
(bkz: http://www.hepsiburada.com)
(bkz: http://www.doganburda.com.tr)
doğan kitap
doğan egmont yayıncılık
(bkz: http://www.altinsayfalar.com.tr)
dağıtım ve perakendecilik - dergi pazarlama planlama
yaysat
d&r
doğan printing center
doğan ofset
doğan haber ajansı
doğan factoring
doğan dış ticaret
dmg international
euro d
ditaş
doğan organik ürünler
milpa
hürriyet pazarlama
otomotiv bayiliği
(bkz: http://www.doganoto.com.tr)
(bkz: http://www.anadoluoto.com.tr)
ray sigorta
milta
milta kemer
işıl club
milta bodrum marina
işıl tur
doğan havacılık

korkulası bir güce sahiptir. bu kadar şirkete sahip bir adamın yayın organları; yani gazete ve tv kanallarının yansız haber yapması düşünülemez. akp hükümetinin özellikle petrol ofisi a.ş nin borçlarını indirmesinden sonra gelsin yansız, tarafsız haber yapıyorum desinler.
(bkz: yemezler)

bu kadar gücü olan birinin hükümetten yana değil de, tarafsız yayın yaptığını bir düşünün. düşünün bakalım bu şirketlerin ömrü ne kadar olur.

tarafsız yayın mı istiyorsunuz?
Doğan'a ait kanalların karalamaya çalıştıkları tv kanallarına ve gazetelere bakın derim.

Turhan Çömez Kanaltürk'de Tuncay Özkan'ın konuğu oldu.







Adana da liseliler ÖSS yi REDdetti

,

Adana'da liseliler ÖSS'yi REDdetti
20 Haziran 2007 -

Eğitim sistemde yaşanan gericiliğe ve adaletsizliğe karşı Adana da dün liseli öğrenciler tarafından bir eylem gerçekleştirildi. Geçtiğimiz Pazar günü yapılan ÖSS’nin öğrencileri yarış atına çevirdiğini gençler üzerinde büyük yıkımlar yarattığını belirten öğrenciler dün saat 16.00’da Adana’nın en işlek caddesi olan Çakmak Caddesi’ni trafiğe kapatarak İnönü Parkı’na kadar meşaleler ve sloganlar eşliğinde bir yürüyüş gerçekleştirdiler. Polisin tüm engellemelerine rağmen parka kadar yürüyen öğrenciler bir basın açıklaması yaptılar.

Liseli bir öğrencinin okuduğu basın açıklamasında “Bugün bizlere üniversiteyi çıkış kapısı olarak gösterenler, aslında önümüze bir geleceksizlik sunuyorlar. Bu eğitim sistemi bizleri yozlaştırmak istiyor. Bunun en açık göstergesi ise ÖSS’dir. Bu sınav sistemi uyuşturmaktan, bireyselleştirmeye kadar tüm saldırıların görüldüğü bir alan olmuş ve sermayenin büyük karlar elde ettiği bir sınava dönüşmüştür” dedi.

Yapılan basın açıklamasının ardından öğrencilerin oluşturduğu bir müzik grubu dinleti verdi. Halaylar eşliğinde sonlandırılan eylem oldukça coşkuluydu. Eyleme yaklaşık 150 kişi katıldı.

DEV-LİS, DGH, Emek Gençliği, Enternasyonalist Gençlik, Ekim Gençliği, Liseli Genç Umut, SGD ve Yurtsever Cephe tarafından örgütlenen eylem de "Parasız eğitim, Eğitim haktır satılamaz, Müşteri değil öğrenciyiz, ÖSS’ye hayır” şeklinde sloganlar atıldı. Eylem boyunca halkın yoğun ilgi ve desteğini alan öğrenciler ellerindeki meşalelerle Adana sokaklarını rengârenk yaptılar.

Sendika.Org-Adana
December 2009
M T W T F S S
November 2009January 2010
1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31