Skip navigation.

efendisiz

her zaman kravatın olabilir ama hiç yuların olmasın, her zaman bir patronun olabilir ama hiç efendin olmasın.

Posts tagged with "karalamalarım"

Motosikletleri sev oğlum

, ,

Motosikletleri sev oğlum
çünkü motosiklet hayatta olmaktır, hayata bağlanmaktır
rüzgarı sev oğlum
rüzgar okşasın tenini, saçlarını savursun
motosikletleri sev oğlum
scooter, enduro demeden sev hem de
çünkü hepsi farklı sevgilidir
hayat gibidir işte
motosikletleri sev oğlum
bu bir denge işidir
tıpkı hayat gibi
"ayakta dimdik bir duruşun olmalı" derken sana bunu hatırla
önemli olan varmak değildir çünkü
önemli olan yolda olmaktır
tıpkı hayat gibi
yaşamak gibi bir şeydir işte
ve unutma oğlum
aşk hep iki kişiliktir...

ÇARŞI GURUBU (BJK) KAPANMASIN

, ,



Beni bilirsiniz, gerek din gerekse de futbol konusunda -bu tip yasal uyuşturuculardan- uzak bir çizgideyimdir hep.

Ama ne oldu diye soracak olursanız.
Bildiğiniz üzere takım tutmayan biri olarak "ÇARŞI" gurubuna sevgiyle bakarım her zaman.
Toplumda ve futboldaki duruşu nedeniyle, etkili pankartlarıyla, taraftarıyla, desteklediği ve katıldığı kampanyalarla hep daha ilerdedir benim için.



Çünkü Çarşı;
bir duruştur her şeyden öte.

Bir ifadedir, harekettir, eylemdir, çoşkudur.
Toplumda belki de ilk defa bir futbol kulübünden daha çok konuşulan ve daha çok öne gelen bir yapısı vardır.
Çarşı gurubu aşktır, bağlılıktır.


Güzel ülkemin, güzel ve anarşist ruhu kaybolmamalı.
Kapatılmamalı, kapanmamalı, böyle örnek bir oluşum tasviye edilmemelidir.







akrep burcu

, ,

yaşadığı her şeyden ders çıkaran insanlardır.
zordur. kolay sevmez.
sevdiği zaman da inanılmaz sadıktır.
hiç bir burç için aşk ve sadakat bu kadar yakıştırılamazdı herhalde.
olması gerektiği gibidir. Kendisidir, "öz"dür her şeyden önce.
dürüsttür.
zevklerine düşkündür. vefalıdır.
Bir duruşu vardır hayatta.
Dengelidir çoğu zaman.
Yaşamayı sever, düzenlidir.
Malı kıymetlidir.
Acayip tutumludurlar.
Safra taşımaz, taşıyamaz çünkü. içten, kalpten, samimi olmayan hiç kimseyi, akrabası dahi olsa yanında taşımaz.
Yalnızdır.
Özgürlüğüne düşkündür.
Anarşist bir yanı vardır.
Hayvanları sever, özellikle de köpekleri.
Bir şeyleri yarım yamalak bırakmaktan nefret ederler.
Dengesiz ve geçmişiyle ilgili saplantıları olan insanları sevmezler.
Boyun eğmezler. Kandırılamazlar.
şımarık, bencil ve yalancı insanları sevmezler.
kendisine verilen bir armağanı ya da yapılan bir iyiliği de asla unutmaz, karşılıksız bırakmaz. akrepler kendi yasalarını uygularlar, başkalarının düşünceleri onları pek ilgilendirmez.
sevdiği kişiye kendisini tam anlamıyla verdiği için, karşılığında da tam bir sadakat bekler. zayıflığa tahammül edemez.

sana dair

,

biliyor musun?
seni tanıyalı yıllar olmuş,
ben diyeyim 5 yıl sen de 6 yıl.
aradan o kadar zaman geçti ki sendeki bu değişimin farkına varmamak elde değil.

Ömrümde senin gibi bir insan tanımadım ben daha.
Mütevazisin ve bunu tüm kalbinle ve doğallığınla yapıyorsun
Kız kardeşimle ve annemle çok iyi geçiniyorsun; tüm doğallığınla onların sevgisini kazandın.
Kimseyi kırmayacak ve aldatmayacak bir kalbin var.
Ben mesela seni tanıdıktan sonra hayatımda hiç bir ilişkiyi yaşamamış olmayı tercih ettim.
Hani erkeklerin estetik kaygıları vardır genelde; bilirsin güzel olsun ama çekilmeyecek biri de olmasın diye.
ben sende o senin kendini hiç beğenmemiş halinle sevdim, üstelik çekilmeyecek biri değil, tam tersine bir ömür geçirilecek birisin.
Tamam kabul ediyorum; dünyanın en güzel kadını olmayabilirsin.
Ama bu benim için dünyamın en güzel kadını olamayacağın anlıma gelmedi hiç bir zaman.

Üstelik ben en çok senin için şiir yazdım hayatta; dilerim ki bir şiiri yazmaktan daha güzel olanı yapalım seninle; bir şiiri yaşayalım sonsuza dek.

Ve her şeyden önemlisi ben seninle gözlerimizle konuşmayı sevdim. Sen baktın ben anladım, ben baktım sen anladın ne demek istediğimi.

Ben seni hiç bir menfaatin olmadan insanları sevmeni sevdim.
Saygını sevdim.
Seninle ortak değerlerde paylaşım yapabilmeyi sevdim.
Mesela akranların laylaylom gezerken, seninle siyaset konuşmayı sevdim.
Kitap okuyup karşımda kendine neler kattığını göstermeni sevdim.
Yıllar sonra tekrar karşılaşıp.
"Biliyorum sen benim ilk ciddi ilişkimdin. Seninle birlikteyken, aşk nedir sevgi nedir bilmiyordum. " diyerek hayıflanmanı sevdim. ve o zamanlarda değil de bu zamanlarda hayatlarımızda olabilmeyi dilemeni sevdim.

Ben seninle birlikte hayatı sevdim.
Yaşadığım acıyı olgunlukla karşılamanı sevdim.
Belki de

Yaptığın her davranışta sana hayran olmayı sevdim.

Tanıktır yazdığım tüm şiirler, sana
ben; tarihimde en çok seni sevdim

belki gelecek gerçekleşecek belki içimde patlayacak bir umuttu seni beklemek
ama ben en çok seninle bir ömür olabilme ihtimalini sevdim.

Eğitim Şart

,



'80 Sonrası toplum mühendisliğinin diğer bir neticesi ise eğitim sistemindeki gizli değişikliktir.
Temelleri 1954 yıllında köy enstitülerinin kapatılmasıyla atılmıştır.

"Köy enstitüleri müfredatında ve yapılanmasında kuruluş amaçlarından uzaklaşan değişiklikler yapıldı. İlerleyen yıllarda da, daha önceleri sıkı sıkıya bağlı olduğu "iş için iş içinde eğitim" ilkesinden uzaklaştırıldı. Önceleri yaratıcılığın ön plana çıktığı eğitim anlayışının yerine giderek geleneksel, ezberci eğitimin yerleştiği öğretmen okullarına dönüştürülmüştür

." Hissettirmeden planlanan, sakınca görülmeden aşamalı olarak uygulanan bu sistem; ezber odaklı, düşünme, fikir yürütme, yorum yapma yeteneğinden uzak embesiller yaratmıştır.

Düşün(e)meyen, sorgula(ya)mayan bu embeseiller ordusu, yarış atı gibi ÖSS denilen 3 saatlik bir sınav için yarıştırıldı. Yarış atı olurlarken de hayatın anlamı kaçırdılar. Eğitimdeki bu dejenerasyonu da dershanecilik sistemi pompalamıştır. Okul hocalarımızın belki bir çoğu; "salla başını al maaşını" mantığıyla hareket etti.

Peki eskiden öyle miydi?
Değildi elbet. Çünkü sonuçta idealist öğretmenlerimiz vardı. Ama özetle bu güzide hocalarımızı da mevcut sistem içerisinde kaybettik. İdealist öğretmenler de kalmadı artık. Malum; hayat kavgası, para kazanma, daha çok kazanma arzusu bir çok şeyin önüne geçmiştir. Tabi istisnaları tenzih etmek gerekir.

Ve büyük bir çoğunluğu; şimdilerde çeşitli iş kollarında, aslen sevmedikleri ama yaşamak için zorunda oldukları işlerinin başında oturuyor. Çoğu mutsuz; mutlu olanların bile içinde keşkeleri vardır.

Eğitim sistemi, EMBESİL BİR NESİL YETİŞTİRMİŞTİR. Tam da iktidarların güdebileceği koyun sürüleri yaratmıştır. Sadakaya, bir torba kömüre satın alınabilecek nesiller yaratmıştır ve bu bağlamda da başarılı olmuşlardır. Buralarda hiç bir iktidar kendinden daha özgür iradeli, analitik düşünen, sorgulayan, hesap soran bir halk istemez.

Eğitim, bir ülkenin geleceğidir, aydınlığıdır. Bir ülkenin medeniyet seviyesini ve toplumsal tercihlerini eğitim sistemi yönlendirir.

Düşünün; güzel ülkemin güzel okullarında, ezber mantığından uzak, analitik düşündüren, sorgulatan, yorum yaptıran bir eğitim sistemi olsaydı:

"Cumhuriyet rejiminin artık sonu gelmiştir. Laik sistemi değiştireceğiz." diyebilen
Birini Cumhuriyeti temsil için seçmez. Akp yi iktidar yapmaz.

Deniz Baykal'ı ise halen Cumhuriyet Halk Partisi'nde tutunamazdı.

Silbaştan yeniden tasarlanması gereken tüm sistemler içerisinde ilk olarak değiştirilmesi gereken eğitim sistemidir. Zaten o olduktan sonra; siyasi partiler yasası da değişir, sağlık ve sosyal güvenlik sistemi de. Her şey güllük gülistanlık olur, tadından yenmez.

Kaldı ki hayat bu kadar kolay çözümleri uygulatmayacak kadar gaddar. Öncellikle Türk siyasi hayatından "gerontokrasi"nin çıkartılması gerekir. %52'si gençlerden oluşan bir ülkede yaşlı egemen sistemi kabul etmek; mantık sınırlarımın çok ötesindedir.

Camel Trophy botlarla 11 yıl

,

Tam tamına 11 yıldır her kış ve her sonbahar aylarında keyifle kullandığım ve kullanmaya devam ettiğim Camel Trophy botlarım 11 yaşında.
Evet; dile kolay tam 11 yıl geçti üzerinden. Daha bu geçtiğimiz ekim ayından üzerine ayakkabı boyasını sürdüm. 11 yıldır bana hizmet eden bu botlarla aramda o kadar yakın bir bağ var ki; bir yılda 87.000 küsür ziyaret almış blog sayfamda onlar için bir yazı yazıyorum hiç üşenmeden.

Kendimi iyi bilirim; sahip olduklarımı eskitmem, ama bir şey olacak diye de gözüm gibi baktığım bir şey değildir o botlarım.

11 yılda bana rahatlık, konfor, ve halen devam eden su geçirmezliği ile parasını çıkarmış ve beni memnun etmeye devam edecek olan güzelim botlarım :

Kullanım maliyeti : eğer yamulmuyorsam 150-180 milyon gibi bir harcama yapmıştım 11 sene önce. Özel orta okulda okuyordum o yıllarda. Harley Davidson marka amerikan çizmeleri modayken kavuşmuştum bu güzelim alman çiftine.

Bana yıllık maliyeti 16.3 tl olmuş hesapladığım kadarıyla.
E gerisini siz düşünün artık.

O kadar çok seviyorum ki onları; herhangi bir sorun yaşattırmadığı sürece ömrüm boyunca kullanmak isteyeceğim, hatta aynı çiften bulsam tekrar almak isteyeceğim, gerekirse ekstra bedel ödemeye bile razı olduğum bir bottur.

en asil duygunun insanı

, ,

her şeyden önce ne istediğini bilirsen hayatta
kırmazsan kimseyi
içindeki iyi niyeti kabetmezsen
insanlar içinde malınla mülkünle böbürlenmezsen
fakirleri hakir görmezsen
yaptığın iyilikleri bunu yaptığın kişilerin yüzüne vurmazsan
içkiyi meyhane köşelerinde değil de evinde, sarhoş olup sağı solu yıkmayacak ve kimseye
zarar vermeyecek kadar içebilirsen
vefalı olursan
yalandan kaçar dürüst kalırsan
hile ile elde etmekten korkarsan istediklerini
5 dakikalık haz uğruna aldatmazsan sevdiğini
"seni seviyorum" kelimesini az ve sadece gerçekten hissettiğin için söylersen
yattığın kadınları anlatmazsan çevrene
dışarıdaki tüm kirliliğe rağmen temiz kalabilirsen
küçük şeylerden de mutlu olabilirsen
seni çekemeyenlerin çirkefçe tutumlarını olgunlukla karşılar
sabırlı olabilirsen, kötüye kötülükle karşılık verip aynı seviyeye inmez isen
inandığın şeyleri mala paraya ve şehvete değişmez isen;
yeryüzdeki tüm zenginliğin sevgi, sağlık ve huzur olduğunu unutmazsan
huzur verebilirsen karşındakine
güvenini kazanabilirsen güvendiklerinin
herkes bir bahaneyle aşık olurken, sen gerçek aşkın peşinden yılmadan koşabilirsen
kendini övmekten öte, seni övenlere alçak gönüllülükle cevap verebilirsen
farkında olmasan bile yaptığın hatadan ders çıkartabilirsen
ve ülkene, halkına, ailene iyi bir evlat olabilirsen eğer
işte o zaman en asil duygunun insanı olursun

Bülent Ecevit in çevirisi olan adam olmak şiirinden esinlenilmiştir.

740. gün

, , ,

sokaklar ıssızdı üşüyordum. yürüyordum olanca çaresizliğimde. düşünüyordum ki; o zamanlar düşünmekten başka yapacak bir şeyim yoktu...
senin kalbinde hayat buldum ilkin; ben mutlu olmayı sadece senden öğrendim.
ki herkes âşıktı o zamanlar,
oysa ben hiç aşık olmadım sevgili;
sana hissettiğim tutkuydu sadece,
eğer dileseydim tanrı dan ancak senin kadar içime sinen bir insan karşıma çıkarabilirdi ancak, ben ancak senin kadar * biriyle mutlu olabilirdim sadece.
sen bana geldiğinde;
sana tutkuyla bağlanabilecek kadar genç,
yeni maceralar aramayacak kadar sadık ve yaşlıydım o zamanlar.
hayatta hiç birşeyi seni sevdiğim kadar sevmedim,
benimsemedim kimseyi senin kadar.
bana "peki bey" dediğin anı 740 gündür hatırlıyorum.
gidişini hiç hatırlamak istemiyorum.
gittiğin gün bile sana; hayatım boyunca kimseye yaptırmadığım kadar güzel olan kar beyazı kaplama kağıtlı, kan kırmızısı gülleri sana sunduğumda, bir bebeğin olmuş kadar sevindiğin için belki de unutamadım seni.
ama inan;
inan, hiç ama hiç bir şey senin yokluğun kadar zor ve dayanılmaz olmadı.
tekila şişesini miğdeme indirişimi, saatlerce içimin sızlamasını. her sabah ağlayarak uyanacak kadar, hiç bir zaman küçülmemiştim ve çaresiz hissetmemiştim kendimi.
sen; nasıl giderdin? nasıl böyle tutku dolu bir insanı sevdiğin halde bırakabildiğini hayatımın hiç bir evresinde hazmedemeyeceğim.
sen gittin, ömrümden ömür gitti.
toparlanmaya çalıştım ama , elimden hiç bir şey gelmedi inan, o hastane köşesinde her bebeği gördüğümde sızlamam, ağlamam,
(utancımdan güneş gözlüğü bile taktığımı hatırlarım.) inan hiç bir şey senin yokluğundan daha acı verici değildi.
ki hala değil soracak olursan.

affet beni bir tanem. ben hayatımda senden başkasını kendime layık görmedim. ve inan hep; seni, bana "peki bey" deyişinle ve gözlerinin içindeki gülümsemeyle hatırlayacağım. umarım sen de bundan sonra seni sevenleri aldatmazsın, umarım bunu benden başka kimseye yapmazsın...

çünkü ben seni; sakat kalsan da, kolunu, bacağını kaybetsen de bırakmayacak kadar çok sevecek ve yine de seninle evlenmekten vazgeçmeyecek kadar çok seviyordum. senin yaşaman için organlarımı, bir saniye tereddüt etmeden bağışlayacak kadar çok sevdim.

biliyor musun?
herkes hala aşık.
hala sözde aşıklar; birkaç aylık her ilişkide olduğu gibi basitçe.
senden sonra bir çok kadın bana yaklaşmak istedi,
ama kimse senin kadar içten olmadı bana,
senin kadar sevgisini gösteremedi.
kimse senin kadar sevemiyor ya hala;
işte ben buna yanıyorum..

bana cenneti yaşattığın için sana minnettarım.
şimdi bana düşen;
sensiz cehennemimde yaşlanmak...

sevgiler
eski sevgilin.

December 2009
M T W T F S S
November 2009January 2010
1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31