Skip navigation.

efendisiz

her zaman kravatın olabilir ama hiç yuların olmasın, her zaman bir patronun olabilir ama hiç efendin olmasın.

Posts tagged with "motosiklet"

Motosiklet sürücüleri için trafik kuralları

,

motosiklet suruculeri icin trafik kuralları bir nebze olsun farklıdır. bu kurallar genel manada 4 tekerli arac suruculerinin harfiyen uyması gereken, ancak motosiklet suruculeri icin az cok yoruma bagli olarak degisken niteliklerde ele alinabilecek tipte hazirlanmislardir. asagida sizin icin yorumladigim bazi trafik kurallarını goreceksiniz.

donus yok: dikkatli donersen neden olmasin.
girilmez: sagina soluna iyice bak sonra gir.
yol boyunca 50km: 120-130'u gecme.
park yapılmaz: yan parket fazla yer kaplamasin.
emniyet seridi: motosiklete özel serit.
dur: cabuk gec.
u donusu yapma: sagina soluna iki defa bak sonra gec.
yaya gecidi: bekler o bekler, sen gec.
tek yön: seni baglamaz, kenardan gecersin yolu bosuna uzatma.
mecburi yon: acelesi olmayan icin.
sollama yapma: seri davran hemen solla.
sesli ikaz cihazlari yasaktir: uzunları yak gozune gozune sonunda yol verir nasil olsa.
tasit trafigine kapali yol: arabalardan bahsediyor sen uzerine alinma her seyi.
yol ver: diger araclara sana yol vermeleri icin koyulmus bir uyari.

yani demem o ki bu kurallari genelde dingoz otomobil ve benzeri araclar icin koyuyorlar, siz oyle her seye atlamayın.
(arzach, 26.09.2008 17:49)



tek bir kural vardir efendim o da onde giden araci kollamaktir... sizin gotunuzu de arkanizdaki kollayacagi icin gul gibi gecinip gidersiniz... evet...
ha bir de girilmez tadinda tabelalar motorlari baglamamaktadir... hayir...
(beata beatrix, 26.09.2008 18:20)



dikiz aynasında gördüğüm sensin. halbuki ben duruyorum. niye arkada durdun ki. sağda solda bi dolu boşluk var. arabaların sığamayacağı o yerlere sen sığabilirsin. öyle mal gibi beklemene gerek yok. geç git...

kural: araba gibi yer kaplama. haddini bil.
(feveriva, 26.09.2008 18:47)



ne yaparsan yap..sakın ama sakın bir arabayı sağından geçmeye kalkma..sakın!

edit:motorun sesi ile panik yapacak şöforun ilk yapacağı hareket sağa kırmak olacaktır.
(dirtyoxygen, 26.09.2008 18:57 ~ 19:00)



motosikletlerin yasal hız sınırı arabalardan düşüktür.

arabanın hız sınırının 90 olduğu yerde, motosikletinki 80'dir mesela.
%10 da kredi tanıyorlar sollama filan için, tamam o kadar işte

arabalar 140-150 akarlar bişey olmaz, sen motosikletçiysen 89 km/s sürat yüzünden ceza yersin!

...

paralı yollardan ve köprülerden arabalarla aynı ücreti ödeyerek geçmen gerekir.
çünkü içindeyken can güvenliğini sağlayamayan bu sistem, iş paranı almaya geldiğinde adamdan sayıvermeye başlar seni

...

herkes kuryelere kulp takar, pizzacılardan dert yanar, spor motosikletçilere tiksintiyle bakar filan,
sanki mına koduumun trafiği avrupa standardında da, terörize süren bi tek motorcular var memlekette!
ne çeteymişiz biz ya!

sanki ben son 2 günde, 3 defa otobanda geri giden araba görmedim? sanki ters yöne girip trafiğin içine sıçan taksicileri hiçbirimiz görmüyoruz, sanki yolcuyu 500 metreden seçince sinyalsiz bi şekilde önümüze kıran dolmuşçular ugandada yaşıyor?

...

motosikletler için trafik kuralı tektir güzel kardeşim,
hayatta kalacaksın! bu kadar basit!

herkesin kafasına göre takıldığı yollarda, kurallara uyayım kılkuyrukluğunu yapar da, diğerlerinden de bunu bekler şekilde kullanırsan, sonun en yakındaki mezarlık olur. bu kadar
(motorkafa, 26.09.2008 19:00 ~ 19:04)



pizza ya da pide taşıyosan trafiğin her türlü amına koymakta özgürsün.. koy!!

(biz de kullandık kullanıyoruz ama pes be!!)
(dingdongdaddy, 26.09.2008 19:13)



sinek kucuktur ama mide bulandirir... bunu unutma... evet...
(beata beatrix, 26.09.2008 19:19)



araba sürücülerinin kullandığı kuralar bütünü ile aynıdır. fakat ne var ki, özellikle kuryeler ve yemek vs dağıtım görevlileri kendilerini mad max evreninde sanmaktadır. kaldırımdan gideninden, ters yoluna girenine, u dönüşü yapılmayan yerden o dönüşü yapanına kadar değişik değişik versiyonları vardır, ama sayılanları yapan araba şöförü yokmuş gibi komik bir liste çıkarmak ne kadar acınası ve beyhudedir bilemiyorum tabii ki.

ama şahsım da hem araba, hem de motor sürücüsü olarak belirtmeliyim ki, türkiyede motosiklet kullanıcılarının uyması gereken en önemli trafik kuralı hayatta kalmaktır. çünkü bu ülkede sağda müşteri görünce, en sol şeritten önünüze kıracak taksiler mevcuttur. sırf şerefsizliğine, siz kırmızı ışıkta duruyorken, arkanızdan arabayla tık diye çarpacak insanlar mevcuttur. siz kırmızı ışıkta bekleyen araçların arasından sakin sakin ilerlerken, gözünüzün içine baka baka bir başka şeride geçmek ayağına yolunuzu kesen, sonra oluna dümdüz devam eden adam mevcuttur. siz yolunuzda ilerlerken size çarpıp, düşmenize neden olacak** ve durmadan yoluna devam edebilecek orospu çocukları mevcuttur.

o nedenle sağı solu sürekli kontrol etmek, trafikteki şöförlerin %50'sinin sizin ölümünüze neden olabileceğini asla kafanızdan çıkarmamak motosiklet sürücüleri için ilk ve en önemli trafik kuralıdır.

bir de sözlük duayenlerinin listesini okuyunca gerçekten şaşırdım. çünkü evet lan, bu listedekileri yapan araba sürücüsü görmedim ben hayatımda. mesela araba sürücüler neleri yapmıyor asla, bir göz atalım :

dönüş yok, girilmez, yol boyunca 50km, park yapılmaz, emniyet şeridi, dur, u dönüşü yapma, yaya geçidi, tek yön, mecburi yön, sollama yapma, sesli ikaz cihazları yasaktır, taşıt trafiğine kapalı yol, yol ver.

işte görüldüğü gibi araba şöförlerinin asla yapmadığı şeyleri sıraladık. daha eklenecek de bir şey yok böyle sikko bir listeye sanırsam. oh çok mesudum.
(goldenwand, 26.09.2008 19:46 ~ 19:51)



trafik sıkışıksa gerekirse kaldırımdan gidilebilir. aslında bir motorsiklet kullanıcısı için trafik hiç bir zaman sıkışık olmaz. trafikte denk geldiğim bütün motorcular gördükleri tüm boşluklardan, iki otomobil arasındaki daracık boşluktan dahi geçerek ilerlemeye çalışır; son 10 yılda medya yoluyla pompalanan motorsiklet kültürüne vakıf sürücüler nerede merak ediyorum.
(moontaxi, 26.09.2008 20:11)



bu kurallar birçok otomobil sürücüsü için de geçerlidir. ancak otomobil sürücüleri göze fazla batmazken, motosiklet sürücüleri daha fazla göze batar.

tamam kabul ediyorum, bazen motosiklet sürücüleri tehlike yaratıyor, özellikle pizzacılar. ama emin olun ki trafikteki birçok otomobil, motosiklet sürücüleri için daha fazla tehlike yaratıyor. trafikte onlar kadar kıvrak ve seri olamadıklarından, trafikte daha fazla beklediklerinden dolayı da, motosiklet sürücülerine içten içe gıcık oluyorlar.

dün tem de 120km/h civarı bir hızla gidiyorum. en sol şeritteyim, ancak öndeki ile takip mesafemi normal takip mesafemden 1 kat daha fazla tutuyorum her ihtimale karşı. kıçıma bir araba yapıştı, selektör yapıp yol istedi, korna çaldı. ya bıraksam nereye gidecek ki ? mecburen bıraktım, çünkü öndeki fren yapsa, arkadaki otomatikman bana patlayacak. sağıma baktım, şerit müsait, yol verdim. benim yerime geçti ama önü dolu. baktım, öndeki arabadan yol mol istemiyor. motor olunca yol istiyor, çünkü motosikletin hakkı değil orda gitmek. işte trafikte bu zihniyette adamlar varken, motor kullanmak beni korkutsa da, bu adamlar trafikte beklerken yoluma devam etmek bana büyük keyif veriyor. o herif hiçbir zaman benim aldığım keyfi alamayacak, son model mercedes kafesinin içindeyken. farketmez ya, ben onlara yol da veririm, kavşakta geçiş hakkı bendeyken durup onun geçmesini beklerim, neme lazım gelip dokunur falan düşmeyeyim, başıma bela almayayım. hem o zaten her yerde çok fazla bekliyor, bazen geçmek onun da hakkı.

hazır ben gazı almışken, çarşamba akşamı tam iftar saatinde, kadıköy yapı kredinin önünde, yayalara kırmızı yanarken önüme atlayan ve neredeyse düşmeme sebep olacak 20-30 kişiye buradan saygılarımı sunuyorum. az daha düşüyordum bu insan duvarına çarpmayayım diye. ama yurdum insanın biraz tanıyorum neyse ki. bunlar şimdi motoru adamdan saymaz, sen normal hızınla geçme burdan heavysmoker demiştim kendi kendime ışıklara yaklaşırken. iyi ki de çok yavaşmışım.

aslında yazılacak şey çok da, bu kadarı yeterli zamanında ötesinde yer almak için. zaten ne kadar yazsam da farketmez, herkes kendi penceresinden bakacak, yanlarından geçtiğimde onlar bana küfür edicek, gerektiğinde ben de onlara edeceğim.
(heavysmoker, 26.09.2008 20:11)#14096388



yolda giderken önüne insan düşebilir dikkatli olmalısın, ha kaza ile 10 metre önüne kaldırımdan düşen adama dokunursan falan gene suçlu sensin..... motosiklet bi uzay aracı olduğundan hızı fark etmeksizin zınk diye durabilmeliridir. motorcu işte piç, serserinin teki.... tabiki suçlu sensin.

tüm motosiklet sürücüleri serseridir... teşekkür bile etsen suçlu sensin. sus bak hala konuşuyo....

sinyal versen bile kafanla bir kontrol etmelisin.... zira motosiklet gene uzay aracı olduğundan senin döndüğün yönde yol vermemekte ısrar eden bir araç olabilir... e bak hala konuşuyo... üstünden atla.. gazla falan aradan geç..motosikletlimi hepsi serseri.... hepsi tehlikeli zaten..
(orpheus, 26.09.2008 20:14 ~ 20:17)


copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment

Kawasaki er6f / ninja 650r

,

Her iki isimle de geçiyor internette, Türkiye'de er6f olarak bilinen Kawasaki modeli yurt dışında Ninja 650r olarak satışa sunulmuş.

efendisiz'in notu: Hayatında daha önce 2 silindirli 600'lük motosiklet kullanmamış olarak benim bile çok rahat kontrol edebildiği, gidonu depoya yapıştırarak dönüşler yapabildiği bir alet bu meret. Üstelik 3.03 gibi bir yakıt tüketiminden bahsediliyor. Çok sevdim. Sesi de oldukça hoş. ABS'li olmasını isterdim. Ama kesinlikle gayet rahat bir motor. Zevke göre arkayı kaldırıp önü indirerek racing tarzı bir sürüş pozisyonu da yaratabilirsiniz. Ben yine de standart halini oldukça beğendim.
Rahatsızlık verici herhangi bir şeyi yoktu. Hızlanması mükemmel. Frenler için herhangi bir deneyimimim olmadığı için diğer motorlarla karşılaştıramayacağım. Bu arada; alet 210 km/h gibi ciddi rakamlara ulaşabiliyor. Ben yine de üsturuplu kullandım. Fazla zorlamadım. 120-140 km/h seyir aralığında kullandım.

TEKNİK ÖZELLİKLER

MAKİNE TİPİ : 4-zamanlı,su soğutmalı,Paralel Çift silindir
SİLİNDİR HACMİ : 649 cc
SİLİNDİR, ÇAP x STROK : 83 x 60 mm
SIKIŞTIRMA ORANI : 11.3:1
SÜBAP SİSTEMİ : DOHC,8 Sübap
MAKSİMUM GÜÇ : 72 PS / 8500 rpm
MAKSİMUM TORK : 66 N.m ( 6.7 Kgf.m) /7000 rpm
KARBURATÖR : Full enjektör
ATEŞLEME : Dijital TCBI
MARŞ SİSTEMİ : Elektrik
ŞANZIMAN : 6 - vites
ŞASİ TİPİ : Yüksek Gerilimli Çelik
KASTER / TRAIL : 25' / 106 mm
SÜSPANSİYON ÖN : 41 mm Teleskopik çatal
SÜSPANSİYON ARKA : Ön yükleme ayarlı çift
LASTİK ÖN / ARKA : 120/70-17 / 160/60-17
FREN ÖN : Çift Disk 300 mm, Çift piston kaliper
FREN ARKA : Tek disk 220 mm
TEKERLEK ÇALIŞMASI ÖN / ARKA : 120 / 125 mm
BOYUTLAR UxGxY : 2105x760x1210 mm
AKS AÇIKLIĞI : 1410 mm
SELE YÜKSEKLİĞİ : 790 mm
YAKIT KAPASİTESİ : 15.5 Lt
KURU AĞIRLIK : 178.5 Kg
İMALAT YERİ : Japonya


Geçen gün test sürüşü yaptığım bu model; 2009 yılında yerini yeni kasasına bırakacak.
İşte yeni kasa.

Hot Motorcycle Transofrmation

,

Honda CBF 250



Yakışıklı alet. Ama hacmine göre yakıyor. Severiz; orası ayrı.

Acemiliği attım terfi motorum ne menem bir şey olmalı ? / Ayşe Şule BİLGİÇ

,

Son zamanlarda yazdığım yazılarda motosikletin değil sürenlerin tehlikeli olduğunu söylüyorum. Motosiklet kendi kendine ayakta bile duramayan bir makine ya.

Üstündeki insan ona ne kadar iyi hakim olur, ne kadar tedbirini alır (kuşam) ne kadar az riskle sürerse kendisine zarar verme riski de o kadar az olur. Bu kadar basit. Ancak son zamanlarda sizden "hangi motosikleti almalıyım?" konulu çok posta gelmeye başladı. İlk motosiklet olarak kesinlikle küçük hacimli ve kolay hakim olacağınız 125 ya da en fazla 250cc hacimli bir motosiklet-scooter tavsiye ettiğimi hepiniz biliyorsunuz. Bunun yanında artık ilk motosikletini almış olup daha büyük hacimli motosiklete terfi etmek isteyenler de oldukça çokmuş bu aralar. Motosikleti de basamak basamak büyütmek en doğrusu. Tamam. Ancak bir okurum ısrarla 650 cc’lik tek silindirli bazı motosikletlerin de terfi motoru olabileceğini iddia ettiğinde benim aklıma pek yatmadı. BMW F650GS ile motosiklet kullanmaya başladığımdan işlerin ne kadar sıkıntılı geçebileceğini iyi biliyorum. Düşünüp taşınınca ikinci motosiklet olmaya uygun daha düşük hacimli ve daha kolay kullanılabilir pek az seçenek olduğunu gördüm.

SPOR 600’LÜKTEN UZAK DURUN

İlk motosikletiniz bir scooter ise eliniz mahkum 125-250’lik bir vitesli motosiklet almak olacak. Bu yıl Kawasaki Ninja 250 ve Yamaha R125 gibi çok güzel seçeneklerin de dahil olduğu pek çok seçenek mevcut. Ancak zaten bir vitesli motosikletiniz varsa ve yükseltmeyi planlıyorsanız arada 500 cc’lik bir Honda CBF 500, Suzuki GS500 ve Kawasaki ER5 dışında pek dişe dokunur bir ara motosiklet yok ne yazık ki. Çıplak motosiklet sevmeyenler hemen ikinci motosiklete terfi olarak 600 üstü bir motosiklete geçiyorlar. Spor 600’lükleri hemen eliyorum, aklınızdan bile geçirmeyin. 80-100 beygirlik çıplaklar da bana göre kesinlikle terfi motosikleti değiller. Peki, tek ya da iki silindirli, alçak seleli, kolay kullanılabilen çift amaçlı (yol-yol-dışı) 600’lükler terfi motosikleti olarak ne kadar uygunlar? Araştırmacı gazetecilik hemen iş başı yapıyor ve 600 cc’lik(ve biraz fazlası) hacme sahip, düşük güce sahip bazı motosikletlerin ne kadar ikinci motosiklet olabileceğini araştırmaya başlıyorum. Seçtiğim modeller ise Yamaha MT-03, BMW F650GS, Honda Transalp ve Aprilia Pegaso oldu(başka alternatifler düşünüyorsanız bana yazın onları da listeye ekleyeyim). Sırayla hepsini test edip ilk terfi motosikleti olmaya ne kadar uygun olduklarını anlatacağım.

İLK TERFİ MOTORUMUZ

İlk konuğum Yamaha MT-03. Açıkçası tüm saydığım modeller içinde en iddialısı bu gibi göründü bana. Çünkü hem güç olarak diğerlerine göre daha düşük hem de kullanımı çok kolay olan bir motosiklet. Tek silindirli 660cc’lik püskürtmeli motoru 45 beygir güç üretiyor. Göze az gibi gelebilir ama üstüne binince kısa vites oranları yüzünden oldukça atik bir motosiklet bu. Oturuş pozisyonu dik ve rahat. Gidonu o kadar geniş ki sürücüye arkadan bakınca karşısındakilere sarılmak için kollarını açmış gibi görünüyor. Bu geniş gidon sayesinde yavaş giderken motosikleti kontrol etmek çok kolay. 805 mm’lik selesi pek alçak sayılmaz. Ama selesindeki oyuklar yüzünden ayakları yere basmak baya kolaylaştırılmış. 174 kg’lık kuru ağırlığı dururken bile pek hissedilmiyor. Yamaha MT-03’ün ağırlık merkezini çok iyi bir yere denk getirmiş ki park ederken bile çok hafif hissettiriyor kendini.

GAZ KOLU GÜÇLÜ

Küçük hacimli bir motosikletten bunun gibi orta sınıfa terfi edince en büyük fark, kumandaların çok daha doğrudan çalışmasına alışmak ve küçük hacimli motosikletlere göre her şeyin daha çabuk gelişimine uyum sağlamak oluyor. Sanki her şey hızlı çekimde gerçekleşiyormuş gibi hissediliyor. Vitesler daha kolay geçiyor, debriyajı bırakınca motor çok daha çabuk ve güçlü tepki veriyor, gaza basınca çok daha çabuk hızlanıyor. Yani her şey daha fazla tepki veriyor. Yamaha MT-03’te bu tepkiler çok yumuşak. Kumandalar çok temiz çalışıyorlar. Debriyaj pamuk gibi yumuşacık ve kavramasını ayarlamak çok kolay. Gaz kolu ilk anda "bu motor nasıl 45 beygir yahu?" dedirtecek kadar güçlü tepkiler veriyor. Frenleri ise Fazer’de kullanılanların aynısı. Yani fazlasıyla güçlü ve etkililer. İnsanı tedirgin etmeden kolay dozajlanıyor. Kısacası günlük sürüşler için MT-03 çok pratik ve kolay kullanılan bir motosiklet.

MT-03’ü alıcı gözüyle incelemeye başlayınca ne kadar özenli bir işçilik ile üretildiğini görmek üstüne bal-kaymak oluyor. Yamaha’nın MT serisi, aslında güç ve hız odaklı olmaktan öte, torklu motoru, sıra dışı tasarımı ve kaliteli işçiliği ile ön plana çıkmayı hedeflemiş. Bu ailenin en küçüğü olan MT-03 ise bunun yanına bir de pratikliği-kolay kullanımı eklemiş. Gerçekten motosikletin üretim kalitesi çok yüksek. Kullanılan parçalar, plastikler, dikişler bile çok özenli. Tasarımı zaten başka hiçbir motosiklete benzemiyor. Neredeyse özel üretim bir motosiklet gibi görünüyor. Ne süpermoto ne de çıplak diyebileceğim bu tasarım ilk günden beri benim çok hoşuma gidiyor. Üstelik sürat yapmaktan çok keyifli bir şehir motosikleti olması da benim için büyük artı.

FİYATI ’BENİ DE HAREME AL’ DİYOR

Peki bu motosiklet, pratik, kaliteli ve eğlenceli bir makine ama fiyatı nasıl? 13.600 YTL’lik fiyat bu sınıftaki bir motosiklet için çok çok iyi. Geçtiğimiz yıl 16.000 YTL civarındayken bu yıl bu kadar makul fiyatı olması kaçırılmaması gereken bir fırsat gibi görünüyor. Her an haremimde bir MT-03 olabilir anlayacağınız.

İlk motosikleti en azından vitesli bir 250’lik olanlar için bence çok uygun bir terfi motosikleti MT-03. Ancak eğitimlerinizi aldığınızı ve bir yıldan fazla deneyiminiz olduğunu varsayarsam mutlaka bir test sürüşüne çıkıp MT-03’ü deneyin derim. Önümüzdeki hafta diğer terfi adaylarının testi ile yine burada olacağız.


Ayşe Şule BİLGİÇ
ruzgarinkizi@hurriyet.com.tr
Rüzgarın Kızı - Ayşe Şule Bilgiç'in Yazıları Her Çarşamba Hürriyet Gazetesi Otoyaşam Ekinde Yayınlanır.

Küçük Motor Karizmayı Çizer mi ?

, ,

Yine elim klavyeye giderken ’tüylerimden tiken tiken oldum’ vallaha. Nerden başlayayım anlatmaya ki? Pekala... Hımmm... Motosiklet tutkusunun her geçen gün dalga dalga yayıldığını ve daha geniş kitleler tarafından bu tutkunun gün yüzüne çıktığını siz de fark ediyorsunuzdur. Her ne kadar ülkem bu güzel gidişe, darbe üstüne darbe indirse de, motosiklet sevdasını hayata geçirmek isteyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Artıyor artmasına da, cehalet her yerde olduğu gibi burada da tüm çıplaklığıyla buz gibi çıkıyor karşımıza...

KARİZMAYI ÇİZER Mİ?

"Küçük motor karizmayı çizer mi?" sorusuna kafasında hala net cevap bulamamış, aklı soru işaretleri ile dolu bir sürü motor sevdalısı, başlangıç motorlarını seçerken belki de farkında olmadan hayatlarının hatasını yapıyorlar. Nereden çıktı şimdi bunlar demeyin. Etrafınıza bakın. Kendisini, inanılmaz gücüne, baş döndürücü görüntüsüne ve iç gıcıklayıcı sesine kaptırıp, motosiklet bilincinden uzaklaşarak, acemiler için son derece tehlikeli makinelerle motosiklet serüvenine başlayan o kadar çok motor sevdalısı var ki...

İşte onlardan birine internette, o motor sitesi senin, bu motor sitesi benim dolaşırken rastladım. Motosiklet.net forumlarında "İlk motorum Yamaha R6. Yeni aldım, halim perişan arkadaşlar, yardımmmm..." başlığını "eyvah" diyerek açtım. Sevgili Atıf arkadaşım içten içe yaptığı hatanın pekala farkında olarak tüm samimiyeti ile şöyle diyordu forumda; "Siteye ve motor alemine yeni daldım ama baya abartarak dalmışım. Bu yaz sadece vitessiz bir motor ile 500 kilometre yaptım ama bu olay beni fena sardı. Hyosung 250 alayım dedim sonra baktım 650’si ile fazla fark yok sonra baktım, baktım derken sonunda kendimi R6 ile pazarlık ediyorken buldum. Motorla bir tur attık ama tabii ben kullanmadım korktum. Satıcı bir tur attırdı. Bittim nerdeyse, çok güçlü, çok hızlı, titremeye başladım. Zaten geceydi orman kenarı bir yolda, eleman kökledi de kökledi. Neyse sonuçta aldım, şimdi bu aleti kullanmam lazım ama çok korktum. Motor bir anda sıçrıyor yerinden ve zaten inanılmaz bir sesi var. İlk önce dedim, egzozu sökeyim, orijinal egzoz takayım, en azından fazla ses yapmaz vs... Ha bire düşünüyorum, motor elime çarşamba günü gelecek. Ne yapmam lazım? Şansım var mı sizce? Yoksa direkt sakat bir şey mi denemiş olurum? Tüm tecrübeli arkadaşlardan hatta yeni başlayanlardan yorum ve tavsiye bekliyorum. İki gündür gözüme uyku girmiyor."

HANGİ AKLA HİZMET SATARLAR

Atıf’ın son cümlesi her şeyi özetliyor aslında; "Gözüme uyku girmiyor..." Girmemeli zaten. 130 beygirlik bir aletten bahsediyorsun. Bugün o trafikte gördüğün otomobillerin bile yüzde 80’inde yok o beygir. Şimdi gelin bu samimi anlatımdaki acı gerçekleri bulalım. Her şeyden önce gayet keyifle başlayan bir motosiklet tutkusu görüyoruz. Sevgili Atıf, aslında her insanın içinde olduğunu ısrarla iddia ettiğim motosiklet sevdasını, bir yaz vitessiz bir motosikletle 500 kilometre yaparak iyice su üstüne çıkarmış. Sonrasında ise kendisinin bir motosiklet sahibi olması gerektiğine karar vermiş. Buraya kadar çok anormal bir şey yok.

Daha sonra "Acaba ben ne motosiklet alayım?" diye düşünmeye başlamış. Bu noktada kanımca Atıf’ın yaptığı en büyük hata, bir motosiklet sahibi olmaya karar verdikten sonra bu işin profesyonellerinden yani eğitimcilerden yardım almayı düşünmemiş olması. Kendi başına, sadece içindeki sevdaya ve cebindeki paraya dayanarak motosiklet bakmaya diye evden çıkan Atıf, akşam eve bir R6 sahibi olarak dönmüş. İşte tam da bu noktada, motosiklet sevdasına bir an önce kavuşmak isteyen Atıf’ı tek başına suçlayamıyorum açıkçası.

"Ulan sen hangi akla hizmet Hyosung 250 almayı düşünen adama R6 satarsın!!!" diyesim geliyor. İşte burası gerçekten çok ürkütücü. Bir motosiklet satıcısı düşünün; ki bunlardan bir değil bol var ülkemde, motosiklete binmeyi daha doğru düzgün bilmeyen, gözleri ışıl ışıl bu sevda ile parlayan, aslında yol gösterilmesine, tavsiyeye bol ihtiyacı olan bir potansiyel motorcuya ilk motor olarak R6 veriyor. Bir de utanmadan adam kullanmayı bile bilmediği için arkasına bindirip o aleti satacağım diye ’köklüyor da köklüyor!’ Yuh diyorum! Yuh ki ne yuh! Para bu kadar mı insanlığımızı çalar oldu? Ki olmuş işte. Gerçekten çok sinirleniyorum. Yarın öbür gün, bir pazar günü, o çocuğun aklını çelip sattığın motorun parası ile kendine krallar gibi bir kahvaltı sofrası kurup, gazetenin üçüncü sayfasını açtığında o gencecik motosiklet sevdalısının haberini okursan, o lokmalar boğazına dizilmez mi be adam? Yok yok cidden çok kızıyorum. Durun da azcık sakinleşeyim yoksa fena giydireceğim.

ŞANSA BIRAKMAYIN, EĞİTİM ALIN

Evet ne yazık ki, Atıf’ı, kendi gelip ’ben R6 alacağım’ dese, onu vazgeçirmesi, doğru yönlendirmesi gerekirken, aklını çelip, ki bu makinelerin akıl çelmesi çok doğal, paşa paşa motoru satan beyinsiz satıcılarla nasıl mücadele edilir bilemiyorum. Ama şunu çok iyi biliyorum ki eğer motosiklete başlamak gibi bir niyetiniz varsa işi hiç şansa bırakmayın. Mutlaka ve mutlaka motorunuzu seçmeden önce, dikkatinizi çekerim aldıktan sonra değil, seçmeden önce, ülkemin eğitim veren Rider Academy, Honda Motosiklet Okulu, Yamaha Süleyman Memnun Motosiklet Okulu gibi bünyesinde bu işi her detayı ile bilen, size doğru yolu gösterecek, doğru motoru seçmenize yardım edecek profesyonellerden eğitim alın. Bunu kimse için değil kendiniz için, aklınızı çelecek, sizi yanlış yönlendirecek cahillerden korunmak için yapın. Vallaha da billaha da pişman olmazsınız. Sonra Atıf gibi "Aldım ama ben ne yaptım yahu" diye uykularınızdan olmazsınız.

HERKESİN BAŞINA GELEBİLİR

Sevgili Atıf. Gelelim sana. Rica ederim bu yazdıklarımdan kalkıp da şahsını eleştirdiğimi, yerdiğimi düşünme. Senin düştüğün durum her motor sevdalısının başlangıçta düşebileceği korkutucu bir durum. Bu yüzden senin hikayenin diğer yeni başlayacaklara örnek olmasını istedim. Sana gelince, yardım isteğin o kadar samimi ki, gerçekten çok üzüldüm senin için. Sanırım tam da bugün motosikletin elinde olacak. Bana kalırsa başlangıç olarak o motora binme. Çok üzülebilir, bizi de çok üzebilirsin. Kendine uygun motosikleti bulabilmek için git bu işin eğitimini al. Bilinçlendiğin zaman sen de kendi kendine, ’ulan ne hıyarlık yapmışım harbiden ben R6 ile başlayarak.’ diyecek ve belki de sana o motoru satan satıcıya iki çift laf etmek için tekrar yanına gideceksin.

HER SATICI BÖYLE DEĞİL

İşin satıcı kısmına dönersek, tüm satıcılar da hemen alınmasın tabi. Ülkem bu konuda yanlış anlama ve gaza gelmeler konusunda meşhurdur. Hamamcıların yaptığı gibi tüm satıcılar birleşip bize hıyar dedi filan diye eylem yaparlarmış. Yok yok Allah’a şükür ülkemde, parasını cebine koymuş, en pahalısı en güçlüsü, en hızlısı hangisiyse ondan istiyorum diye dükkana giren potansiyel alıcıyı doğru bir motora yönlendirmeye çalışan, ’parasıyla değil mi kardeşim istiyorum’ diye ısrarcı olduğunda bile ’satılık değil o motorlar’ diyip alıcıyı kapı dışarı eden satıcılar da yok değil tabi. Bir satıcının da sizi bilinçlendirmek gibi bir ’mecburiyeti’ yok elbette. Bu noktada konu tamamen satıcının vicdanına kalmış. Bu sebeple, sizi arkasına atıp ’kökledikçe kökleyip’ aklınızı başınızdan alabilecek kişilerin de karşınıza çıkabileceğini düşünerek, kendinizi kimsenin vicdanına bırakmayın. Gidin ne neymiş, ne değilmiş araştırın, öğrenin, bilinçlenin, başkalarının tecrübelerinden yararlanın ve kendiniz karar verin. Zaten gerçekten motosiklet bilincine sahip olup da kendi kendinize böyle bir hata yapmanız mümkün olmayacaktır. İnanın!

Ayşe Şule BİLGİÇ
"Rüzgarın Kızı"

Yeni başlayacaksanız aman diyeyim okuyun

,

Motosiklete başlama sürecinin, bu sevdanın en kritik ve en önem verilmesi gereken kısmını oluşturduğunu bu sayfadan defalarca söylemişimdir. Hep de söyleyeceğim. Ve motosiklete doğru yollarla başlayan bilinçli her motorcunun, ülkemizde motosiklet kültürünün yerleşmesi için çok önemli rolü olduğunu da daha benden çok duyacaksınız.

Bu hafta hazır motora hala binemiyorken motora yeni başlayacak heveslilerle dertleşeyim istedim. Ama bir baktım bol öğütlü bilgiç bir yazı çıkmış. Bu tip yazılar yazınca kendimi şöyle 60-70 yaşına gelmiş de 18'lik çıtırları etrafına oturtmuş, 'hey gidi günler hey...'diye başlayıp, nasihat dolu hikayeler anlatan bir ninecik gibi hissediyorum.

Hımmm... Şöyle en baştan başlayalım, her şeyin bir toz bulutu olduğu zamandan... Motosiklet gördüğünüzde, sesini duyduğunuzda, her şeyi bırakıp, birden dönüp bakar mı oldunuz? Bu kelimeyi duyduğunuz yerde algınız o tarafa doğru mu kayıyor? Motosiklet, enteresan bir biçimde artık size iki tekerlekli bir araçtan daha fazlasını mı çağrıştırıyor? Yoldan geçen motorlara bakıp, onların farklarını mı bulmaya çalışıyorsunuz? İçlerinden hangisinin size yakışacağını düşünürken mi yakalıyorsunuz kendinizi? Aman diyeyim dikkat! Çok heyecanlı, çok keyifli, bol adrenalinli bir dünyanın kapılarını aralamak üzeresiniz. Peki, bu aşamadan sonra sizi neler mi bekliyor? Buyurun buradan yakın...

Önceleri pek de fark etmediğiniz motosikletler bir gün aniden dikkatinizi çekmeye başlar. Ve bir gün sıkışık trafikte kalmış sıcaktan bunalırken dikiz aynanızdan yaklaşıp sizi geçen bir motor ilk kurdu düşürür aklınıza. ACABA? Gel zaman git zaman bu "acaba" amip gibi bölünerek bir sürü acabalar yaratır aklınızda: 'Acaba bir motor alsam mı? Acaba ben bu yaşta ya da bu yaştan sonra motor kullanabilir miyim? Acaba alsak bir tane konu komşuya madara olur muyuz? Acaba ne almalıyım? Nereden almalıyım, nasıl almalıyım, ne zaman almalıyım acaba, acaba, acaba...' İşte bu noktada Amman dikkat!

Çünkü bu acabalar kendi aralarında bir tabur oluşturacak ve hayatınızda 'motor sahibi olmanıza' engel olabilecek her konu ve kişi ile ciddi bir savaşa gireceklerdir. Bu acabaları hiç küçümsemeyin! Bir anda fark ettiğiniz bu acabalar, siz anlamadan bünyenizde o kadar uzun zamandır talim yapmaktadırlar ki, karşı çıkacak her türlü engele 'on kaplan gücünde' saldıracaklardır.


Tepkilere hazır olun
İşte motora heves eden insanın hevesini kursağında bırakacak tepkiler tam da bu zamanda çıkar karşınıza. Eş, anne, baba, hatta kardeş ve bu virüsü bünyesinde bulundurmayan yakın arkadaşlar bir anda, motor severin karşısında bir duvar örmeye başlar.

Arkadaşlar; 'Oğlum manyak mısın ölürsün?', 'Hadi ölmedin diyelim Allah korusun sakat kalırsın? Bırak ya!'

Anne; ' Vallahi sütümü helal etmem, o motosiklet meretine binersen!'

Baba; 'Hadi ordan kerata! Motormuş! Gözünün yaşına bakmam, evlatlıktan reddederim.'

Eş; ' Ben çocuklarımı babasız büyüsün diye doğurmadım. Ya motosiklet, ya ben!'

Çin Seddi gibi gökyüzüne doğru yükselmeye başlayan bu duygusal duvara karşı beyninize biriken acabalarla beraber, kendinizi büyük bir mücadelenin ve ikilemlerin içinde bulacağınız stresli dönem böylece başlamıştır. Bazen sizi gerçekten sevenlerin söylediği sözlere hak verip bu sevdadan vazgeçmeyi, bazense bu sevdanızı kimsenin engelleyemeyeceğini düşünmeye başlarsınız. Bilmenizde fayda var ki, kanınıza giren motosiklet sevdası sizi bir anda sardığı gibi bir anda bırakmayacaktır. Yıllarca sevdiklerinin baskısı ile bu tutkusunu içine gömen pek çok motosiklet sevdalısı vardır ki, işte onlar 40'ından sonra motora başlayanlardır.

Aile motora neden karşı çıkar ?
Aileler, eşler, dostlar çoğunlukla motosiklet kullanımına, doğal bir koruma içgüdüsü ile karşı çıkarlar. Karşı çıkarlar, çünkü üç kuşaktır motorcu bir aileden gelme oranı ülkemizde çok, çok, çok düşüktür. Motosiklet dendiğinde akla, (kullananların bile motosiklet kültüründen bihaber olmaları sebebiyle) pek klişe, yıllardır basın tarafından da empoze edilen yanlış inanışlar gelir. Hatırlayalım; her filmde motosiklet, asi, işe yaramaz, serseri, pasaklı, kötü niyetli, adam öldüren ve kaçan, çirkin insanların bindiği bir araç olarak çıkmıştır karşımıza. Gazetelerde onu hep üçüncü sayfa facia haberleri içinde görmüşüzdür. Sevdiklerimizin cephesinden bakalım olaya; yıllardır bu şekilde, 'ölüm ve asilik' göstergesi olarak karşılarına çıkan motosiklete bir gün, en sevdikleri adam ya da kadın sahip olmak istiyor.

Bir yakınınız için, sizin motosiklet almanız demek, o acıyarak okuduğu üçüncü sayfa haberlerinde bir gün sizin de çıkabilme ihtimalinizin olması demektir. Bu ise motosiklet kültüründen bihaber bir ülkede, bu sevdaya bilinçsizce kapılmış motosiklet binicilerinin sebep olduğu bir durumdur. Motosiklet kültürünü anlamadan, bu aleti yeterince tanıyıp, hayatınıza nasıl katacağınızı bilmeden, gidip en hızlısından, en güçlüsünden, en yakışıklısından bir motor alıp, hayatınızda ilk defa bu motorun sırtına binerseniz, itiraf etmeliyim ki sevdikleriniz endişelenmekte haklı. Doğru yolu bulmak için bu sevdanıza zaman ayırmanız ve hep dediğim gibi önce kendinizi, sonra sevdiklerinizi motosiklet kültürü konusunda aydınlatmanız gerekir.

Motosiklet tehlikeli midir?
Motosiklet ciddi ve derin bir kullanma kültürü ile beraber gelir ve bu kültüre vakıf değilseniz tehlikelidir. (Bıçağı da kendinize saplarsanız öldürücüdür hesabı) Vakıf olmanın da tehlikeyi tamamen kaldıracağı kocaman bir palavradır. Ancak bu kültüre, bilince sahip olmak, motosiklet kullanmayı cazip kılacak ölçülerde tehlikeyi azaltır.

Yeni bir motor kullanıcısı çevresiyle beraber trafikte motora duyarlı en az yüz kişiyi farkında olmadan yetiştirir. "Nasıl yapar bunu?" Şöyle ki, layıkıyla motosiklet kullanan bir kişi düşünelim. Ailesi bu sevdayı mecbur kalarak da olsa kabul etmiş farz edelim. Yakını motosiklete binen her anne, baba, kardeş, eş, çocuk, arkadaş, inanın trafikte motosikletlere bir başka gözle bakmaya başlar. Trafikte motoru gördüğünde, bilinçaltı, o motorun üzerindekinin kendi yakını da olabileceği sinyalini verir. O andan itibaren bu kişinin trafikte motosikletleri koruyup, kolladığına, ona yol verdiğine şahit olmak işten bile değildir. Bu durum, sadece yakın aile çevresi ile sınırlı kalmaz. Motosiklete başlayan bir sevdalının sürekli iletişim halinde olduğu her insan, motosiklet konusunda değişik dozlarda bilgi sahibi olur. Bu, motosiklet kültürünün gelişmesi adına, bir motorcunun bilmeden yaptığı en büyük iyiliktir.

Ayşe Şule Bilgiç

Motorsikletin Avantajları

, ,

Günümüzde motosiklet bir insanin kullanabilecegi en pratik araç haline geldi.Trafige yakalanmadan, park yeri aramadan sehir içinde huzurlu bir sekilde dolasmak isteyenlerin tercihi motosikletlerin ilginç bir problemi var. Motosiklet kullanmayan, motosiklet gibi denge gerektiren araçlari güvenli bulmayan insanlarin size cehennem kaçkiniymis gibi bakmalarini engellemek ne yazikki elinizden gelmiyor.
Ülkemizde ya zenginsin motosiklet biniyorsun ya da fakirsin motosiklete biniyorsun gibi bir kavramda var. Lüks bir motosiklete binenler ve daha az yakit harcayarak islerini halledenler ve bunu meslek haline dönüstüren kuryeler var fakat ne olursa olsun motosiklet zevk isi ve özgürlük demek ve motorcu kaynasmasi çok degisiktir mesela sattiginiz bir arabayi belki 1 kere belki hiç göremezsiniz ancak sattiginiz motorun alicisi sizin kardesiniz olmustur artik. Ben kuryelik yaptigim zamanlarda kaza yapan motorcunun basina onlarca motorcu yigilir ve ona yardim ederlerdi tabiki bu halen böyle bu yüzden motorcu ruhu bir baskadir muhabbetleri, gezileri her biri kardesçe yasar.
Motosiklete binmenin pozitif yönleri çoktur örnegin sehir trafiginde bir noktadan diger noktaya motosikletten daha çabuk giden ve daha ekonomik bir araç yoktur, verimleri otomobile göre daha yüksektir,motosikletle gitmek istediginiz yerin kapisina kadar gidebilirsiniz, bir enduro ile her türlü araziye girebilir otomobilin giremeyecegi yerlerden geçebilirsiniz,motosiklet kullanirken kendinizi daima zinde hissedersiniz,motosiklet kullandiginiz için ayricalikli oldugunuzdan bir iki kez gittiginiz yerde hemen taninirsiniz. Negatif yönleride yok degil örnegin otomobilde sarfettiginiz dikkatin 2 katini sarfetmeniz gerekir, kaza yaptiginizda hem motodsikletiniz hemde bir yerinizin kirilma riski yüksektir, motosiklete en fazla 2 kisi binersiniz ve yük tasiyamazsiniz,Yagmurlu havalarda gerekli giysileriniz yoksa sirilsiklam olursunuz,bir yere durdugunuzda insanlar sadece fiyatini ve kaç yaptigini sorar sizde bundan bikarsiniz tabi herseyin bir bedeli vardir motosiklete binmenin de bedeli bunlar ama ne olursa olsun bundan daha zevkli bir araç yoktur.

we believe in live by it | it is time to ride.

, , , ...





We believe in going our own way, no matter which way the rest of the world is going.
We believe in bucking the system that's built to smash individuals as bugs on a windshield.
Some of us believe in the man upstairs. All of us believe in sticking it to the man down here.

We believe in the sky, and we don't believe in the sunroof.
We believe in freedom.
We believe in dust, tumbleweeds, buffalo, mountain ranges and riding off into the sunset.
We believe in saddle bags and we believe that cowboys had it right.
We believe in refusing to knuckle under to anyone.
We believe in wearing black, because it doesn't show any dirt or weakness.
We believe the world is going soft, and we're not going along with it.
We believe in motor cycle rallies that last a week.
We believe in road side attractions, gas station, hot dogs, and finding out what's over the next hill.
We believe in rumbling engines, pistons the size of garbage cans, fuel tanks designed in 1936, freight-train size headlights, chrome and custom paint.
We believe in flames and skulls.
We believe life is what you make it, and we make it one hell of a ride.
We believe the machine you sit on can tell the world exactly where you stand.
We don’t care what everyone else believes.


Biz kendi yolumuzda gitmeye inanırız;
dünyanın geri kalanı ne yöne giderse gitsin.


Bireyleri, cama çarpan sinekler gibi ezmek için
yaratılmış sistemde arıza çıkarmaya inanırız.


Bazılarımız yukardakine inanır,
hepimiz aşağıda yaşayanlara sıkı sıkı bağlanmaya...


Biz gökyüzüne inanırız, Sunroof'a değil...
Biz özgürlüğe inanırız.


Biz toza inanırız, yabani bitkilere, bufalora,
dağ gezilerine ve gündoğumunu arkamıza alıp sürmeye.

Biz, eyer üstüne takılan çantalara inanırız
ve bunu sadece kovboyların anladığına.

Biz hiç kimsenin önünde boyun eğmemeye inanırız.

Biz siyah giymeye inanırız,
çünkü ne kir gösterir ne de zayıflık.

Biz dünyanın gün be gün yumuşadığına inanırız
ve onunla beraber yumuşacağımıza.

Biz bir hafta süren motosiklet yolculuklarına inanırız.

Biz yol maceralarına, benzin istasyonlarına,
sossisli sandviçlere inanırız
ve her tepenin arkasında ne olduğunu keşfetmeye.

Biz gürüldeyen motorlara inanırız,
çöp kutusu büyüklüğündeki pistonlara,

1936'da tasarlanmış benzin depolarına,
tren lambası kadar farlara, kroma ve özel boyalara.

Biz aleve ve kurukafaya inanırız.

Biz her insanın hayatını kendi eliyle şekillendirdiğine inanırız
ve hayatı inanılmaz bir sürüşe çevirdiğimize.


Biz selesine oturduğumuz makinenin
tüm dünyaya kim olduğumuzu gösterdiğine inanırız.


Biz başkalarının neye inandığı ile ilgilenmeyiz.

Amin : ))

Motosikletleri sev oğlum

, ,

Motosikletleri sev oğlum
çünkü motosiklet hayatta olmaktır, hayata bağlanmaktır
rüzgarı sev oğlum
rüzgar okşasın tenini, saçlarını savursun
motosikletleri sev oğlum
scooter, enduro demeden sev hem de
çünkü hepsi farklı sevgilidir
hayat gibidir işte
motosikletleri sev oğlum
bu bir denge işidir
tıpkı hayat gibi
"ayakta dimdik bir duruşun olmalı" derken sana bunu hatırla
önemli olan varmak değildir çünkü
önemli olan yolda olmaktır
tıpkı hayat gibi
yaşamak gibi bir şeydir işte
ve unutma oğlum
aşk hep iki kişiliktir...

woman bikers

, ,









Honda Motosiklet Eğitim Merkezi; Güvenli Sürüş 2 Gün 1

,

Gün 1 Bölüm 1


Gün 1 Bölüm 2


Gün 1 Bölüm 3


Gün 1 Bölüm 4


Gün 1 Bölüm 5


Gün 1 Bölüm 6


Gün 1 Bölüm 7



Gün 1 Bölüm 8

Honda motosiklet egitim merkezi Guvenli Surus 2 GÜN 2

,


Gün 2 Bölüm 1


Gün 2 Bölüm 2


Gün 2 Bölüm 3


Gün 2 Bölüm 4


Gün 2 Bölüm 5


Gün 2 Bölüm 6


Gun 2 Bölüm 7


Gün 2 Bölüm 8


Gün 2 Bölüm 9

motosiklet

, , ,

üstüne bir kere çıkıp da 2 tur attıysan kanına zehir gibi karışan bir nane. insan hemen bir adet edinmek istiyor rüyalarına falan giriyor. at avrat silah daki atın mekanik versiyonu hastasıyız.

birçok babanın korkusu oğlunun motosiklete binmesidir.ölümden ve başka her türlü tehlikeli durumun çocuklarının başına gelmesinden korkarlar.

benim senin başına gelmesinden en çok korktuğum şey ise hayatın zevklerini almadan yaşayan bir eğreltiotu olmandır.

eğer yapmak istediğin şey orada duruyorsa ve aranızda bir tehlike dikilmişse, senin yapman gereken o tehlikeyi bertaraf edip, istediğin şeye ulaşmaktır. işte bunu yapamazsan hayatın ancak bir eğreltiotununki kadar heyecanlı olabilir.

motosiklete bin oğlum, ama dikkat et, motosiklet tehlikelidir.

o tehlikenin üzerine aptal gibi gitme. unutma sun tzu der ki; "kötü komutanlar önce savaşa girer, sonra nasıl kazanacağını düşünürler; iyi komutanlar önce nasıl kazanacağını bulmadan savaşa girmezler".

önce viraja girip de sonra nasıl çıkacağını düşünen aptallardan olma.

tehlikeleri en küçüğüne kadar bertaraf et. hep tam koruma kullan, bakımsız motorla yola çıkma, alkollü ya da yorgun binme, kafan bozukken taksi tut, bilmediğin yolda risk alma, diğer araç sürücülerinden köşe bucak kaç.

tehlikeleri nasıl dibine kadar bertaraf edeceğini bilemiyorsan sakın motosiklete binme, çünkü o zaman bu işi beceremezsin demektir.

motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet aşktır. sadece kızlardan bahsetmiyorum, motosiklet macerası yaşam aşkıyla doludur.

güneşi batıracağın yeri bilmek, üzerinde yaşadığın toprakları karışı karışına gezmek, her yaş ve meslekten insanla yolunu paylaşmak ve bindiğin makinenin üzerinde sanki çığlık atarmış gibi kopup gitmek, hayatı dibine kadar yaşamak, ancak bu araçla mümkündür.

motosiklet macerasının içinde yaşam aşkı olmayan insanların tek yaptığı ise teknik detayları birbirlerine anlatarak kocaman, yararlı ama sıkıcı bir ansiklopediyi yaşayıp gitmektir.

aşkın ucunu bırakma, heyecanlı ve renkli ol, sıkıcı olma. sıkıcı olacaksan arabaya binip, hafta sonları futbol, akşamları ana haber seyrederek yaşayabilirsin, motosiklete ihtiyacın yok.

günü yakalamayı bil oğlum, motosiklet senin yaşama enstrümanındır.

kızlardan bahsetmiyorum dediysem, o kadar da demedim tabi. hani bazen pembe bir vespa üzerinde pembe kaskla kuğu gibi giden pembe pantolonlu bir kız görürsün ya? git yanaş, merhaba de ona. seni terslerse, kıza efendi gibi bir selam çakıp gazla bana gel, ensene bir tane patlatayım, sonra bira içmeye gideriz. hayatı böyle yaşayacaksın işte, öküz gibi, ödlek gibi değil. hem efendiliğini bozmayacaksın, hem de çılgınlığını koruyacaksın.

ha hoşlandığın bir kız mı buldun? at motorunun arkasına, datça'ya götür onu, knidos'un sularıyla yıka. can yücel'in en sevdiğin şiirlerini okurken batan güneşi izlet ona, domuzbükü'nde yıldızları ört üstüne uyusun. sonra bu macera için bana teşekkür edeceksin.

motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet isyandır.

insanlık tarihi popüler kültürler ve onlara tepkiyle gelişen kültlerle doludur. rock tarihi, 68 kuşağı, avrupa bohemleri, beatnick'ler hep aynı heyecanla tutuştular. bugün bu ateş bir miktar sönmüş görünse de sen buna aldanma. insanoğlunun doğasında isyan vardır ve motosiklet bunun dışa vuruluş şekillerinin en güzellerinden biridir. motosiklet bir ulaşım aracı değildir, bir isyan aracıdır, bunu kafandan çıkarma.

hayatın rutinlerine dikkat et oğlum. efendi ol ama içindeki serseriyi korumayı bil, akşam eve gelince takım elbiseni çıkarıp deri montunu giy.

her zaman kravatın olabilir ama hiç yuların olmasın , her zaman bir patronun olabilir ama hiç efendin olmasın. eğer seni zincirliyorlarsa o patronu, arkadaşı ya da sevgiliyi dehleyip, kravatı çöz, kol saatini fırlatıp at, gemileri yakmayı bil.

hayatımda tanımaktan keyif aldığım insanların neredeyse hepsi, günü geldiğinde hayatında radikal değişiklikler yaparken gözünü kırpmamış insanlardır.

ve bu insanların neredeyse hepsi motorcudur.

motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet dostluktur.

bir motosiklet grubuna mutlaka gir. o motosiklet grubunun içerisindeki bir kavgaya ise asla girme. unutma ki insanın olduğu yerde sevgi de vardır, kavga da vardır. toplumdan soyut yaşama, yolu paylaş. ama kimliğini de kaybetme, yolunu şaşırma. toplumun içinde dur, ama tek başına ayakta dur, sonuçta yol yalnız senin yolundur unutma.

herkesle konuştuğun gibi, her tip motora da bin, tutucu olma. "chopper gitmiyor, dönmüyor" diyenleri takma, altındaki v motorun ritmiyle dans etmeden isyanın ruhunu anlayamazsın. sıkı bir enduroyla off-road yapmadan doğaya fazla kavuşamazsın. ibrende bir kez olsun 200'leri görmeden de adrenalin seni ilk defa içki içmiş 15 yaşındaki kız gibi sarhoş eder durur. herkesi dinle ama hiç kimseye kulak asma. motosiklet türlerinin her biri farklı amaçlarla üretilmiştir, birini seçeceksen seç, ama hepsiyle barışık ol, hiçbirinin fanatiği olma.

motosiklete bin oğlum, çünkü ben hep motosiklete bindim.

ve şu hayatımda yaptığım en iyi şeylerden biri bu. tek bir dakikasından bile pişman değilim ve iyi kötü her maceramın kıymetini bildim.

hayatta öğrendiğim birçok şeyi bu iki tekerlekli cansız makineden öğrendim.

motosikletle yaşa oğlum ve aradan yıllar geçerse ve ben motosiklete binemeyecek durumda olursam, gel bana maceralarını anlat, nereleri keşfettiğini, kimlerle hırlaştığını, kimlerle dost olduğunu, hangi şarabı kiminle içip, hangi güneşi nerede batırdığını.

eğer ben ölmüşsem de çok önemseme. motor üzerinde ölmüşsem neden pişman olmadığımı anlayacak tek kişi sen olacaksın. eğer ölmemişsem şu pembeli kıza sor bakalım ablası var mı?

sana bırakacağım en büyük miras, işte bu hayat rehberi, motosikletli hayatın ta kendisidir.

motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet hayatın ta kendisidir.

bu bir alıntıdır...

özgün adı: lettera a un bambino mai nato
yazar: oriana fallaci
menşei: italya
türkçe'ye çeviren: pınar kür
yayınlayan: çağdaş dünya yazarlari
tescili: 975-510-743-6

Motosiklet tipleri

, ,

Motosikletlerin kullanım tarzı ve amacı ile ilgili olarak birkaç çeşidi bulunmaktadır. Touring, enduro, scooter, racing, chopper/cruiser, commuter ve cross şeklinde sıralanabilir.

Ülkemizde hemen her çeşit motosiklet ithal edilip satılmakta ve kullanılmaktadır. Şimdi motosiklet çeşitlerine ve kullanım amaçlarına bir göz atalım.



TOURING

Touring motosikletler genel olarak basit yapılı motosiklerdir. Grenajları yoktur, yolcu ve bagaj taşıma konusunda oldukça esnek imkanlar sunmaktadır.

Touring motosikletler ile uzun mesafeli yolculuklarda hiç bir yorgunluk problemi yaşanmaz. Grenaj olmadığı için ve basit yapılı oldukları için bakım maliyetleri de oldukça düşüktür. Bu motosikletlerin 250 cc. den 1400 cc. ye kadar değişik motor hacminde ve gücünde modelleri mevcuttur.



ENDURO

Enduro motosikletler her türlü kullanım koşulunda sürücüsünü ve yolcusunu rahat ettirmek için tasarlanmışlardır.Enduro motosikletler ile şehir içi, şehir dışı ve dağ yollarında yolculu ve yüklü olarak sorunsuz ve keyifli uzun mesafeli yolculuklar yapmak mümkündür.

Türkiye için en uygun motosiklet tipi endurolardır. Enduro motorların bakımları kolay, bakım maliyetleri düşük, ilk alım maliyetleri de düşüktür. Enduroların 125 cc den 1200 cc ye kadar değişik model , güç, ve agırlıkta çeşidi bulunmaktadır.



SCOOTER

Scooter tarzı motosikletlerin genel amacı, şehir içi ulaşım çözümüne pratik ve ekonomik şekilde destek olmaktır. Tekerleklerinin küçük olması sebebi ile yoldaki pürüzlerden oldukça etkilenmekte ve bozuk yolda rahatsızlık vermektedir. Buna karşı scooterlarda vites olmayışı, kullanım açısından büyük kolaylık sağlamakta, ayrıca bacaklar motorun

gövdesinin içinde kaldığı için sivil kıyafetle işe gidip gelirken çok rahat kullanılabilmektedir. İçinde bulundugumuz zamanda "maxi-scooter" adı verilen, büyük hacimli, kuvvetli, ve büyük tekerlekli lüks scooterlar üretilmektedir. Bu araçlar ile asfaltta uzun mesafeli yolculuklar da oldukça keyif vericidir.



RACING

Adından da anlaşıldığı üzere (racing) yani yarış amaçlı üretilmiş motosiklet türüdür. Bu motosikletlerin motorlarını uysallaştırıp, far, sinyal, korna gibi ekipmanlar ekleyerek şehir trafiğine çıkabilecek hale getirilmiş versiyonları piyasada satılmaktadır.

Racing motosikletler yolcu ve bagaj taşımaya, ayrıca hem yeni motosiklet kullanmaya başlayacak olan birisine, hem de altı alçak olduğundan şehir içi kullanımına uygun değildir. Bu motosikletleri kullanmak isteyen kişilerin, güvenli ve sorunsuz bir şekilde kullanabilmeleri için başka tür motosikletler ile toplam 10.000 km. yapmış olmaları tavsiye edilir. Çünkü racing motosikletler kesinlikle en ufak hataları bile affetmezler.



CHOPPER / CRUISER

Cruiser tarzı motosikletler, klasik görünümlü, bol nikelajlı olup, genelde çift silindirli ve yüksek torklu motorlar ile donatılmıştır. Bu motosikletlerin iki tekerlek arası açıklığı, ön çatalın açısı fazla olduğu için kullanımı diğer motosikletlere göre biraz daha zordur.
]
Ayrıca çok fazla krom nikelaj ve metal aksam bulunduğundan ağırlıkları aynı hacimdeki enduro veya touring bir motosiklete göre yaklaşık %40 oranında daha fazladır. Bu sebeple Cruiser tarzı motosikletler de motosiklete yeni binecek bir insan için uygun motor değillerdir. Genel olarak Türk insanının "ayağım yere bassın" gibi bir düşüncesi olmakta ama mantıklı değildir. Ayrıca nikelaj dışarıdan çok güzel görünmekte fakat bakımı odukça zordur.

Honda cbr 125 2007





motor videoları cbr 125 r

December 2009
M T W T F S S
November 2009January 2010
1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31