Hâl bu ki..
Wednesday, July 7, 2010 7:31:18 PM
15. yüzyılın başlarında karnı zil çalan, paçavralar içinde şehir kapılarında görülmüş bir dilencinin
öyüküsü anlatılır Ouadane'da.
Onu camiye almışlar, karnını doyurup giydirmişlerdi, ama adını da doğduğu şehri de öğrenmeyi başaran olmamıştı.
Adamın bir tek Ouadane'daki kitaplar arasında saatler geçirmeye, çıt çıkarmadan okumaya önem verdiği anlaşılıyordu.
Bu tuhaf davranışını sürdürdüğü birkaç ayın sonunda imamın sabrı taşmış, dilenciye, 'Bilgisini kendine saklayan kimse
Cennetin Kapılarından içeriye alınmayacaktır diye yazar' demişti.
'Her okur bir kitabın ömründe bir bölümden başka bir şey değil, eğer bilgisini başkalarına aktarmazsa, bunun o kitabı diri diri gömülmeye
mahkum etmektan farkı yok. Sana iyi hizmet eden kitapların kaderi bu olsun ister misin?'
Bunu duyan adam ağzını açtığı gibi gözünün önünde duran kutsal metni uzun uzadıya ve fevkalâde yorumladı.
İmam, ziyaretçisinin dünyanın sağırlığı karşısında umudunu yitirmiş ve öğrenimin gerçekten üstün tutulduğu
bir yere gelene kadar dilini tutmaya ant içmiş ünlü bir bilge olduğunu anlamıştı.
A.M. Tolba [/I][/B][/ALIGN]













How to use Quote function: