Skip navigation.

Log in | Sign up

photo of Tayfun

Evrim Yalanı

The Evolution of Deception

KAMBRİYEN DÖNEMİ

Yeryüzünde yaşam, muhteşem bir çeşitlilik sergilemektedir. Gezegenimiz, kutuplardan Amazonlara, yüksek dağlardan okyanus derinliklerine kadar çok çeşitli yaşam formlarıyla dolup taşmaktadır. Bakteriden solucana, karıncadan ağaca, martıdan yunusa kadar çok çeşitli organizmalar; olağanüstü hassaslıkta işleyen sistemler, muazzam kompleks yapılarla donatılmışlardır. Bu sistemler sayesinde çevreleriyle mükemmel bir uyum içinde yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Detayları biyologlarca keşfedilen bu sistemler, insanı hayrete düşüren özellikler içermektedir.

Bilim adamları ve düşünürler, tarihin her döneminde doğayı incelemiş, kusursuz bir ahenk ve planın varlığına şahit olmuş, şu gibi sorulara cevap aramışlardır:


-Bu kadar çok çeşitlilikte canlı yeryüzünde ilk olarak nasıl ortaya çıkmıştır?

-Bedenlerindeki mükemmel sistemlere nasıl sahip olmuşlardır?

-Bu canlılar arasındaki uyum ve denge nasıl mümkün olabilmiştir?


Bu soruların araştırılmasında çok hücreli canlıların kökeni konusu özellikle öne çıkmaktadır. Çünkü yeryüzündeki biyolojik çeşitliliğe, en büyük oranda onlar katkıda bulunmaktadır. Tek hücrelilerin kendi içlerinde son derece kompleks canlılar olduğu ve dünyada yaşamın devamına büyük katkılarının olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Ama yine de tek hücrelilerin sahip oldukları yapılar, çok hücrelilere oranla çok gerilerdedir. Çok hücrelilerin sergilediği çeşitlilik ve komplekslik öylesine ileri boyutlardadır ki, insan aklının sınırlarını zorlamaktadır.

Kambriyen dönemi, günümüzde yaşamakta olan tüm çok hücreli grupların birdenbire ortaya çıktığı jeolojik dönemin adıdır. Bu ortaya çıkış öylesine ani ve geniş çaplı olmuştur ki, bilim adamları buna "Kambriyen patlaması" adını vermişlerdir. Ünlü evrimci paleontolog Stephen Jay Gould bu olayı "yaşamın tarihindeki en dikkate değer ve şaşırtıcı olay" olarak nitelerken, evrimci zoolog Thomas S. Ray, "çok hücrelilerin kökeni konusunun yaşamın başlangıcı kadar olağanüstü bir olay" olduğunu yazmıştır.

Son 25 yıl içinde Kambriyen dönemiyle ilgili bilgilerde önemli bir artış yaşanmış, Kambriyen patlamasının sıra dışı özellikleri bilim adamlarının büyük ilgisini çekmiştir. Bu konuda çeşitli disiplinlerden gelen bulguları değerlendiren bilim adamları, bu olayın tahmin ettiklerinden de ani gelişen, son derece özgün bir olay olduğunu anlamışlardır. Kambriyen patlamasının özgün karakteristikleri hakkındaki anlayışın pekişmesi, çok hücrelilerin ve genel olarak yaşamın kökeni konusunda güvenilir ve kesin sonuçlar ortaya koyabilecek somut bilgiler sağlamıştır. Modern bilimin ışığında elde edilen bu bilgiler, Allah'ın kusursuz yaratmasının bu döneme ait delillerini oluşturmaktadır. Bizzat Darwin'in "ciddi bir zorluk" olarak tanımladığı bu olay, modern bilimin bulgularıyla evrim teorisinin sonunu getirmiştir.

Yeryüzünde yaşamın kökeni konusu, Kambriyen patlamasında olup bitenler öğrenilmezse tam olarak kavranamaz, eksik kalır. Bu nedenle Kambriyen dönemi bu kitapta tüm detayları ve delilleri ile ortaya konulmuştur. Kitabın birinci bölümünde, Kambriyen dönemindeki canlıların kompleks yapılarını, fosil kayıtlarıyla ilgili Darwinist yorumların geçersizliğini, evrimcilerin bilim dışı inançlarını ve içinde bulundukları çaresiz durumu; ikinci bölümünde ise evrim teorisine meydan okuyan yaşayan fosilleri konu edindik.

Kambriyen patlaması, modern bilimin Allah'ın ihtişamlı yaratışını keşfettiği alanlardan sadece biridir. Yüce Allah yaşamı ve canlı formlarını "Ol" emriyle yoktan var etmiştir. O'nun kusursuz yaratması bir ayette şöyle bildirilir:


"O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 24)"

Kambriyen, Evrim ve Yaratılış

Kambriyen patlamasıyla ilgili konulara geçmeden önce evrim teorisi ve yaratılışa göre fosil kayıtlarından ne gibi özellikler beklenmesi gerektiği hakkında kısaca bir kıyas yapmak gerekir. Evrim teorisi, tüm yaşam formlarının tek bir hücreden türediğini iddia eder. Buna göre milyonlarca canlı türü bu tek hücreden türemiş olmalı, bu ortak atadan kalıtımın izleri fosil kayıtlarında bulunmalıdır. Evrimciler bir balıktan primata, bir böcekten ahtapota kadar tüm canlı türlerinin bu hayali ilk hücreyle bağlantılı olduğunu iddia etmektedirler. Böyle bir varsayımın fosil kaydında aranacak izleri şunlar olmalıdır:

1. Çok sayıda ara form olmalıdır.

2. Fosil kayıtlarındaki değişim yavaş ve kademeli olmalıdır.

3. En erken canlıların basit yapıda yaşama başlamış olmaları ve basitten komplekse doğru gelişim göstermiş olmaları gerekir.

4. Hayali ilk hücre zaman içinde geliştikçe, yeni türler ortaya çıkmalı, bu türler zamanla giderek birbirlerinden uzaklaşmalı; genişleyen canlılar aleminde aile, takım, sınıf gibi daha yüksek kategoriler ortaya çıkmalıdır.



Tüm bu gereklilikleri "süreklilik" şartı altında birleştirmek mümkündür. Çünkü evrimciler tüm canlı türlerinin hayali ilk hücreden itibaren birbirleriyle bağlantılı olduğunu, türler arasında varsaydıkları dönüşümün sürekli olarak devam ettiğini iddia etmektedirler. Böyle bir süreklilik, mutlaka sayısız ara formun yaşamış olmasını, dolayısıyla varsayılan evrimsel gelişimin fosil kayıtlarında izlenebilir olmasını gerektirir.

Buna karşın yaratılış gerçeği bunların hiçbirini gerektirmez. Canlıların sahip oldukları karakteristik özelliklerle, oldukları gibi ve kusursuz şekilde Allah tarafından yaratıldıklarını öğretir. Dolayısıyla belli bir yaşam formunun daha önce yaşamış bir formdan daha kompleks olması gibi bir şart gerekmez. Çeşitli canlı grupları arasında izlenebilir aşamaların varlığı gerekli değildir. Tam tersine, yaratılış gerçeği, özgün yapılarıyla yaratılmış canlıların, anatomik özellikleri açısından, birbirlerinden ayırt edilebilir gruplar oluşturmasını öngörür.

Paleontoloji biliminin Kambriyen patlamasıyla ilgili olarak ortaya koyduğu bilgilere bakıldığında da, bu bilgilerin açıkça yaratılışı kanıtlamakta, evrim teorisini çökertmekte olduğu görülmektedir. Çünkü bu patlamayla; kendi aralarında birbirlerinden çok belirgin farklılıklarla ayrılan canlılar ortaya çıkmıştır. Bu durum, Kambriyen öncesinde yaşamış canlılar ve Kambriyen'de yaşamış canlılar arasında, hem soy bağı hem de komplekslik açısından çok derin boşluklar ortaya çıkarmıştır. Bu boşluklar öylesine dikkat çekicidir ki, canlı grupları arasında süreklilik kanıtlaması gereken evrimciler, bunlar arasında teorik düzeyde dahi akrabalık ilişkileri kurabilmiş değillerdir.

Kambriyen dönemi, en erken hayvanların dahi son derece kompleks yapılarla aniden ortaya çıkmış olduklarını göstermektedir, ki bu durum tam da yaratılışın öğrettiği bir gerçektir. Canlıların sahip olduğu mükemmel yapıların kökeni Allah'ın yaratmasıdır. Bu mükemmel yapılar, tesadüflere dayalı evrim teorisinin gerektirdiği gibi eksik, yarım ve işlevsiz aşamalar sergilemeksizin, kusursuzca fosil kayıtlarında belirmişlerdir.

Kısacası Kambriyen patlaması fosil kayıtlarına bariz bir süreksizlik motifi işlemiştir ve bu durum yaratılışın en kesin kanıtlarından birini oluşturmaktadır.







Korunmuş Fosillerden Bazıları

Bu bölümde, Kambriyen katmanlarında bulunmuş yaklaşık 530 milyon yıl öncesine ait canlıların özellikleri ele alınacaktır. Canlıların Latince isimleri genel bir bilgi verebilmek için belirtilmiştir. Asıl önemli olan, bu dönemde ortaya çıkmış olan canlıların çeşitli kompleks özelliklere sahip olduklarını, günümüz canlılarına çok benzeyen, hatta bazen daha ayrıcalıklı ve özel parçalara sahip olduklarını gösterebilmektir. Günümüzden yaklaşık 530 milyon yıl öncesinde yaşamış olan bu canlıların, çok mükemmel detaylar ve güzelliklerle yaratılmış olduklarını delillendirebilmektir. Onların, evrim teorisinin iddialarını tam anlamıyla çürüten, olağanüstü eserler olduklarının görülmesini sağlamaktır.

Fosillerin özellikleri, temelde bu amaç için verilmektedir. Yüce Allah'a iman edenler için elbette, böyle canlıları 500 milyon yıl önce de, şimdi de görmek şaşırtıcı değildir. Sonsuz bir ilim ve güç sahibi olan Allah, onları dilediği zamanda, dilediği şekilde ve dilediği yerde yaratmaya kuşkusuz kadirdir.

Allah bir ayetinde bu gerçeği şöyle haber vermiştir:


"Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir. (Nur Suresi, 45)"

Bu canlıların varlıklarının üzerinde durmamızın ve özelliklerini belirtmemizin bir diğer amacı da, Kambriyen canlılarının 500 milyon yıl önce ortaya çıkışlarına şaşıran evrimcilerin, gerçeği görmelerini sağlamak ve onlara körü körüne uyan insanları aydınlatmaktır. Canlıların tarihinde gerçekleşen herhangi bir evrim süreci yoktur. Özelliklerini sayacağımız canlıların tümü, hiçbir ataları olmadan ortaya çıkan, hiçbir gelişim aşaması göstermeden kompleks özelliklere sahip olan canlılardır.

Kambriyen canlılarının fosillerinin özelliklerinden biri, çok iyi saklanmış olmalarıdır. Normal şartlarda meydana gelen fosilleşmelerde, canlıların dış kabuklarındaki kitin ve kalsiyumdan oluşan sert kısmın dağılması gerekmektedir. Fakat Kambriyen katmanlarından toplanan örneklerin büyük bir kısmında dış iskeletin neredeyse tamamı orijinal görüntüyü korumakta, bunun dışında canlıların en temel iç sistemleri açıkça görülebilmektedir.

Çeşitli bölgelerde yapılan araştırmalar, Kambriyen'e ait olarak bulunan tüm fosillerin, farklı özelliklerini ortaya çıkaracak niteliktedir.Bu canlıların kafaları, gövdeleri, çeşitli kompleks parçalardan oluşan mide ve bağırsak sistemleri bulunmaktadır. Bazılarının dört ayağı, bazılarının ise bir düzine ayağı vardır. Bazılarının kabukları, bazılarının antenleri, bazılarının solungaçları bulunmaktadır. Kısacası, günümüz canlılarına benzeyen hemen her vücut şekli ve nesli tükenmiş daha fazlası, müthiş kapsamlı görünümleri ve tüm kompleks özellikleriyle, Kambriyen dönemi denizlerinde varlık göstermiştir. Bu fosillerden bazıları şunlardır:


Marella

Walcott tarafından dantelli yengeç olarak adlandırılan Marella, Burgess Shale fosilleri arasında en fazla bulunanlardandır. Sadece Walcott Quarry'de (Walcott'un isminin verildiği fosil alanı) 15.000 Marella örneği toplanmıştır. Marella, üç boyutlu olarak neredeyse tüm özellikleri ile bilinmektedir. Marella'nın ilginç kafa kısmı, dışarıya doğru kıvrılan iki uzantıya sahiptir. Bu uzantılar canlının bütün vücudu boyunca uzanacak büyüklüktedir. İki çift anteni vardır. Bunlardan bir tanesi küçük parçalardan oluşmuş birer uzantıdır. Diğeri ise, çalı şeklinde incelen uçlara sahiptir. Marella'nın vücudu gittikçe küçülen halkalar şeklinde parçalardan oluşur ve bu parçaların her birinden bir çift ayak uzanmaktadır. Küçük organik maddeler ve küçük canlılarla beslendiği sanılan bu canlının antenleri muhtemelen suyun yüzeyindeki bu küçük parçacıkları toplamak içindir. Bacakların dış kısmındaki tüylü uzantılar ise, solunum için kullanılmaktadır.



Canadaspis

Canadaspis, neredeyse sahip olduğu tüm özelliklerle birlikte korunmuş bir fosildir. Canlının, iki tarafından adeta menteşe ile tutturulmuş gibi duran, iki havalandırma kapakçığı bulunmaktadır. Karın kısmı ve gırtlak bölgesi olduğu gibi görünmektedir. Mide bağırsak sistemi de oldukça belirgindir. Canadaspis'in bacakları iki bölüme ayrılmıştır. İç bölüm, parçalar halindedir ve yürümek için kullanılmaktadır. Burada bulunan ayakların uç kısımları küçük kıskaçlar şeklinde kıvrılmaktadır. Kanata benzer diğer dış bölüm ise, karnın bulunduğu bölgedeki havalandırma kapakçıklarının oradan dışarıya doğru çıkmış durumdadır. Bu kanatsı çıkıntılar, yüzmek ve aynı zamanda da oksijen solunumu yapmak için kullanılmaktadır. Ayakların, küçük organik parçacıkları bulabilmek amacıyla toprağı kazmak için kullanıldığı düşünülmektedir.



Hallucigenia

Sahip olduğu dikenler nedeniyle bu canlı, Burgess Shale fosillerinin en ilginçlerinden biridir. Hallucigenia'nın gövdesinin çeşitli kısımlarında, tüycüklerden oluşan uzantılar bulunmaktadır. Bundan farklı olarak canlı, dip kısımlarında yuvarlak kabartılar bulunan dikenlere sahiptir. Canlının sahip olduğu tüm uzantılar, mideye dar bir boru ile bağlanmaktadır. Bu borular, gövde boyunca ilerlemektedir. Son derece kompleks bir yapıya sahip Hallucigenia, Kambriyen canlılarının günümüz canlılarından ne kadar farklı olduğunu gösteren en belirgin örneklerdendir.

Çin'de bulunan Hallucigenia örnekleri ise, bu canlının yeni ve çok daha ilginç özelliklerinin bulunmasına neden olmuştur. Burada bulunan Hallucigenia fosilleri, zırhlı loblar içermektedirler. Hallucigenia, yukarıdaki resimlerde de görüldüğü kadarıyla, üzerinde yuvarlak uzantıları ve sırt kısmında izole tabakalar bulunan tırtıla benzer bir canlıdır. Yeni tanımlanan özellikler, Hallucigenia'nın sırtındaki dikene benzer yapıların, koruma amaçlı olduğunu doğrulamaktadır. Alt kısımda ise, kıskaç şeklini alan yedi çift ayak bulunmaktadır.




Odaraia

Odaraia, fonksiyonel özellikleri nedeniyle Burgess Shale canlılarının en dikkate değer olanlarındandır. Canlının oldukça büyük iki gözü vardır. İki havalandırma kapakçığı karın kısmının yanındadır. Kuyruk kısmında, üçlü pervaneye benzer uzantılar bulunmaktadır. Hava kapakçıkları, ön kısımda gözlerin bulunduğu yeri açmak için aniden dururlar. Bu canlının aktif bir yüzücü olduğu ve büyük gözlerini, beslenmek amacıyla canlı küçük organizmalar aramak için kullandığı anlaşılmaktadır. Odaraia, muhtemelen yukarıdan aşağıya doğru yüzebilecek yeteneğe sahiptir. Böylelikle sürtünme, sahip olduğu büyük hava kapakçıkları nedeniyle minimum seviyededir. Sahip olduğu uzantılar sayesinde canlı yüzebilmektedir. Odaraia'nın baş kısmındaki çıkıntılar küçüktür. Bu da küçük antenlerin ve güçlü alt çenenin bir kanıtıdır.



Anomalokarid

Anomalokarid, en büyük Burgess Shale canlılarındandır. Yaklaşık 45-60 cm'ye varan boyu, kimi zaman 1 hatta 2 metreye kadar ulaşmaktadır. Ananasa benzer ağız yapısıyla bu canlı, avını yakalamaya yardımcı olan uzantılara sahiptir. En büyük uzantılar, başın ön kısmından dışarı doğru çıkanlardır ve bunlar muhtemelen avları yakalamak için kullanılmaktadır. Anomalokarid, güçlü çenesinde özel sıralı dişlere sahiptir. Bulunan en büyük uzantılara sahip Anomalokarid'in bu uzantıları yaklaşık 20 cm boyundadır. Çene, avı yakalayabilecek şekilde açılabilmekte ve avın ağza alınabilmesini sağlayacak çeşitli donanımlarla çalışmaktadır. Anomalokarid'in yan kısmı yuvarlak bölümlerden oluşmuştur, bunlar muhtemelen yüzmeyi sağlamaktadırlar.

Günümüzün köpek balıkları gibi Anomalokaridler de kendi ortamlarına mükemmel uyumlu avcılardandı. Bilim adamları, yok olup giden Anomalokaridler'i herhangi bir filum ile bağdaştırabilmek için çok uğraştılar. Ancak tüm tartışmaların sonrasında, Anomalokaridler de kendi filumlarına dahil edildiler.




Pikaia

Pikaia, Walcott tarafından ilk olarak bir deniz solucanı olarak tanımlanmıştır. Ancak sahip olduğu çeşitli özellikler nedeniyle, omurgalıların da dahil olduğu Chordata filumuna dahil edilmiştir. Bu filumun Kambriyen'de bilinen ilk temsilcisidir. Canlının ön kısmında bir çift kısa dokungaç bulunmaktadır. Gövde kısmı "S" biçiminde kıvrılabilmeyi sağlayan kalın kas bloklardan oluşmuştur. Kuyruk, yüzgeç şeklinde açılmıştır. Pikaia, yerin hemen üzerinde yüzmektedir. Kaslarını kullanarak kendisini dalgalandırmakta ve bu şekilde hareket etmektedir. Yüzgeçleri hareket ettiren özel bir sisteme de sahip olduğu sanılmaktadır.



Opabinia

Opabinia, fosilleri erken Kambriyen yataklarında ele geçirilen, diğerlerinden farklı özelliklere sahip bir canlıdır. Bedeni bölmelerden oluşuyordu ve yumuşak bir kabuğa sahipti. Kafasında tam beş tane göz bulunuyordu. Daha da ilginci burnunda, hortum gibi bir organa ve bunun ucunda bir yengecinkine benzer kıskaçlara sahipti. Bunu muhtemelen avlarını yakalamak için kullanıyordu.Bedeninin bölümlerinin her biri bir çift solungaca sahipti. En arka üç parça, kuyruğu oluşturuyordu.Bilim adamları, Opabinia sayesinde, yumuşak bedenli Burgess Shale faunasının zannedilenden çok daha kompleks ve çeşitli olduğunu anlamışlardır.



Insolicorypha

Sadece tek bir örneği bulunan bu Burgess Shale fosili, oldukça ince olmasına rağmen zaman içinde hayret uyandırıcı derecede iyi saklanmıştır. Baş kısım, ilginç bir şekilde iki ayrı parçaya ayrılır. Bu uzantıların ikisinin de hissetmeye yarayan kısımlar olduğu anlaşılmıştır. Gövde kısmı 19 parçadan oluşur. Gövde kısmında üç tane dokungaça benzer çıkıntı bulunmaktadır. Insolicorypha'nın gövde kısmından çıkan uzantıların her biri 30-40 tüycükle donatılmıştır. Insolicorypha'nın etrafında fana benzer tüylü uzantıların bulunması da bu canlının aktif yüzücü olduğunu göstermektedir. Canlının aktif yüzücü olması, aynı zamanda, onun nadir bulunuşunun da açıklamasıdır. Çünkü aktif yüzücüler, genellikle deniz diplerinde yaşamadıklarından, hızla hareket edip yer değiştiren katmanlar ve kum tabakalarının arasında kalıntı bırakmayabilirler. Bu canlı, günümüz canlılarıyla ilişkilendirilemediğinden, kendine ait bir aile olan Insolicoryphidae'ye dahil edilmiştir.

Branchiocaris

Branchiocaris, iki parçadan oluşan sert bir kabuğa sahiptir. Vücudun ön kısmı, sanki menteşelerle gövdeye bağlanmıştır. Gövde kısmı 40 bölümden oluşmuştur. Bu bölümler, halka şeklindeki yapılardır. Branchiocaris'in üzerindeki çeşitli uzantılar, büyük kanat şeklinde parçalardan meydana gelir. Gövde üzerindeki bazı uzantıların da bacaklar olduğu anlaşılmıştır. Aynı zamanda mide ve bağırsak sistemi de açıkça görülebilmektedir.

Branchiocaris'in baş kısmında dokungaçlar bulunmaktadır. Oldukça sağlam olan bu kısa uzantılar, dışa doğru kıvrılmış durumdadırlar. Bundan daha uzun olan bir çift başka uzantı ise antenleri oluşturmaktadır ve antenler bir kıskaç şeklinde son bulmaktadır. Uzun yassı uzantılardan meydana gelen kabuk kısmı belirgindir. Muhtemelen deniz dibine yakın yüzen bir canlıdır. Bazen atıklarla, bazen de sabit duran küçük canlılarla beslenmektedir. Tepedeki kıskaçlarını, yiyecekleri doğrudan ağzına götürebilmek için kullanmaktadır. Bu özelliklerinden dolayı arthropodlara dahil edilmiştir.

Buraya kadar verilen örneklerde de görüldüğü gibi Kambriyen döneminde yaşayan canlılar, şu an yaşayan pek çok canlı kadar kompleks özelliklere sahip ve kendi ekosistemleri içinde mükemmel şekilde yaşayan kusursuz canlılardı. Bu dönemde yaşamış olan trilobitin türüne dahil edilen ve ilerleyen satırlarda detaylarına değineceğimiz Phacops, yine üstün yapıya sahip gözleri ile günümüz canlılarından farksızdı.

Kambriyen canlıları ile ilgili bu detaylar bizlere bir kez daha, Darwinizm'in tümüyle ortadan kalkmış olduğunu göstermektedir. Omurgasız deniz canlılarının her türlü örneği ile karşılaşılan böyle bir dönemde ortaya çıkan çeşitli kompleks yapılar, evrimcilerin açıklayamadıkları başlıca konulardandır. Aniden omurgalıların ortaya çıkması ise, evrimcilerin içinde bulundukları zor durumu, daha da karmaşık hale getirmiştir.



www.harunyahya.org