Skip navigation.

son bahar

biz bu sonbaharda buluşacaktık... Bahar geldi geçti sen gelmez oldun..

Aşk Paraya benziyor aslında..

Aşkı yatırım gibi görenler,
genellikle sağlamcı tiplerdir.
Gelecek kaygısı, güven duygusu, yalnızlık korkusu gibi
pek çok sebepten ötürü aşkı yanlarında tutmak isterler.
Genellikle erken yaşta evlilik yaparlar ve ne kadar mutsuz olurlarsa olsunlar,
ayrılığı akıllarından geçirmezler.
Bahaneleri, sebepleri hep ceplerinde durur.
Yaşlanınca onlara baksın diye çocuk sahibi olup,
hastalıklarında çorba pişirsin diye eşlerini idare ederler.
Evlendikleri insana sevgileri çok önceden bitmiştir
ancak onlar düzen bozamazlar. Her şeyi görev olarak görüp yerine getirirler.

Har vurup harman savuranlar,
aşkın sürekli karşılarına çıkacağına inananlardır.
Çapkın dediğimiz bu tipler, çok eşliliği savunurlar.
Birkaç ilişkiyi bir arada yürütmeyi severler.
Onlara göre her meyvenin farklı lezzeti olduğu gibi,
her partnerin de başka bir yanı güzeldir.
Aradıkları insanı bir türlü bulamamışlardır
çünkü ne aradıkları gerçekte onlar da bilmezler.
Sıkıntıya gelemezler, sorunlu ilişkiler onları boğar.
Problemlerle yüzleşmek, sorumluluk almak son derece korkutucudur.
“Yiyelim, içelim, gezelim, dünyaya bir kere gelinir” diye düşünürler.

Harcayarak bitirenler,
psikolojik sorunları olan kişilerdir.
Aşırı kıskanç, tahakküm kuran, baskıcı, sürekli hata yapan,
inatçı, doğruyu sadece kendinin bildiğine inanan,
birlikte olduğu kişiyi malı gibi gören, mükemmeli isteyen
ama kendisinin fazlaca kusuru olan bu tipler,
partnerlerinin sabrını ve sevgisini zaman içinde tüketirler.
Dışarıdan bakılınca çok güzel gibi duran bir ilişki resmi çizerler.
Durum içerde öyle değildir.
Seviyor mu, sevmiyor mu,
değer mi veriyor, kendini mi düşünüyor bir türlü karar veremez,
iki arada bir derede kalırsınız.

Koklayarak harcayanlar,
yeni moda deyimle “cool” tiplerdir.
Soğuk duruşları, umursamaz tavırları vardır.
Ancak arada öyle bir hareket yapar, öyle bir söz söyler ki,
hakkındaki tüm düşünceleriniz değişir.
Ne tam olarak sahip çıkar, ne boş verir,
ağzından kerpetenle sevgi sözcüklerini alırsınız.
Ne ayrılır, ne tadında sever, yani ömrünüzü törpülerler.

Tüm bu tiplemelerin arasında en çok zarara uğrayanlar,
a ş k ı kaybedince a n l a y a n l a r d ı r.
İlişkiyi sürdürmek için her yolu denersiniz, elinizden ne gelirse yaparsınız,
bir türlü mutlu olamazsınız. Sonunda pes edersiniz.
Kırgınlıklarınız, hayal kırıklıklarınız o kadar birikmiştir ki,
sevginizi de tüketmiştir.
Ayrılırsınız!
Başka bir hayata, yeni bir insana şans vermek istersiniz.
Üstelik karşınıza da kafanıza uyan biri çıkmıştır.
İşte, o anda kapınız çalınır ve aşkı kaybedince anlayanlar, af diler.
Hatası her ne ise, anladığını, bir daha yapmayacağını,
artık sizin istediğiniz gibi bir olacağını yalvararak anlatır.
Kimi söylenenlere inanıp ikinci bir şans verir,
kimi yüzüne kapıyı kapatır.
Ancak aşkı kaybedince anlayanlar bir şeyi bilmezler:
Geri dönmeye razı olsa bile dönen, artık o eski sevgili olmayacaktır….

yalan...

"dünyada ölümden başkası yalan"
sen de...
aşkın da..
eşkin de..
gelişin de
terkedişin de..

bıktım!!!
yalanlardan..

ben belki de ben den..
benim,sendeki sahteliğimden
zoraki sevgimden

bıktım!!

sus deme bana.

yüzlerce şarkıyı bir anda söylerken içim
susamam.

konuş deme !
bunca gürültümün içinde
konuşamam!

git deme..

gidiyorum işte..

siyah olalım...

gel beraber siyah olalım...
siyahın derinliklerinde kaybolalım..

sarı bir eylül
keder..
sarışın zekire tebessümler
gülse mi ağlasa mı insan
kalbini avuçlasa mı

boşver

hadi gel beraber siyah olalım
gecenin siyahında yolcu olalım

ellerim ve gözlerim birlikte kuruyor cümleleri
kalbim bir kürek mahkumu kadar mahrum
konuşmak ve sonra ölüm belki de
ölüm vuslat kimine..

ne yunusum ne mevlana

gel işte, siyah olalım
siyahın zulmünde kalalım..

anlamadın ki sen
hiç terlemedi şakakların
nasıl anlayasın..

bir patates çuvalı kadar yormadım ki seni
anlayamazsın..

uzun geceler bıraktım sana
uzun ve yalnız geceler
yalnız uyumak
ya da "yalnızlıkta uyanmak"
sana kaldı

aramaktan zor
yeniden kazanmak..

minicik bir yürek
o taze gözler
isyanın ne olduğunu bilmeden
de
isyan eder...

bırak karmakarışık kalsın
zaman neye akarsa aksın.



çek gözyaşlarımı kendine doğru..

git burdan beni bırak..
sendeki ben'i bırak..

en son şey arkandan ağlamak
hadi git ben'i bana bırak..

Sensizken daha yakınım sevgiliye..
sensizken güçlü bileklerim.

Kendini tanrılaştırdığın gibi tanrılaştırmadım seni..
taptığım olmadın..
ve kafama taktığım..

ellerim başımı avuçlamadı çaresizce..
gözyaşlarım yalnızlığa düşmedi.
gözlerim dumanlı bakmadı güne
yaşam sebebim olmadın ki.
olmazdın ki
neşem değildin
güldüremezdin..

ne vaadedebildin cenneti
ne de verebilirdin..
sen cenneti hiç bilmedin
benimle cenneti nasıl isteyesin..

kalbinin dokunamadığı ellerim
artık hayata dokunuyor..
sımsıkı aşkla sarmalıyorum hayatı..
yaşamadığın, yaşatamadığın heyecanla titriyorum bağrıma basarken..


bir yanım acıyor yine de..
bir yanımda viran şehrin var..
kaybolmaya yüz tutmuş hayallerim var..
toplasan toplanmaz,

gözüm değil kalbim ağlıyor şehrine baktıkça..
sızlayan yanım neresi bilemiyorum..
sana değil
seni hiç bilmediğim günlere özlemim.

ve her gece koynumda dünyaya bedel hatıran var..




eylül beni affet.. ben seni affettim..

Özlemler arttığında yıllar sonra ayakucunda sıcak tüyleriyle seni ısıtan bir kedi, elinde kalın bir roman, ateşinde yandığın şömine önünde kederlenip tuttuğun yası saklamak için sarılırsın sayfalara…

eylül affet beni..ben seni affettim..

Gün gelir yeniden hatırlarsan beni hani ne zaman gelirsen aklıma ağlarım diyordun ya önceden… Sakın ağlama. Uykusuz gecelerinde bırak beni karanlığa. Bakma arkamdan sakın. Sona ersin yılgın rüzgârlar başladığında bana hasretin…
Bu eylül dumanın tüterken unut beni…
Bu Eylül öldürsün beni…

Bir gün gelecek gittiğini bile unutacaksın… Dilinden hep sana söylenen sevgi sözcükleri damlayacak. Hep adını anarken tekrarlayacaksın ama farkına varacaksın. Alışkanlıkların ne kadar kötü olduğunu, unuttuğunu ama duygusal baskının yan etkisiyle inkar ettiğini…

Ahh o yılların hafife alınmayacağını. Keşkelerinin arttığı dönemlerde hep kaçıp sığınak olarak mutlu zamanlarının vazgeçilmezin olduğunu anlayacaksın. Ama çok geç kalacaksın. Nerde yanlışlar yaptığını arayacaksın ama mükemmel oluşunun altında kaldığından bulamayacaksın.
Boşluğa düştüğünde yalnızlıklarının arttığını ve sürekli bir iç sıkıntısının seni rahatsız ettiğini anlayacaksın. Yorgunlukların arttığı, mutsuzluğunun canlı tenini soldurduğunu ve bir gün git gide yaşamaktan nefret ettiğini anlayacaksın. Bu kadar bağımlı sevgilerden korkarım ben. Hani “hiçbir zaman seni bırakmayacağım, seni sevmekten vazgeçmeyeceğim” sözleri vardır ya artık onlardan çok korkuyorum.

Gerçek değil. Zaman geçer duygular değişir, kişi beğenileri farklılaşır. İnsanoğlu bunu kabul etmeyi bilmeli. Fırsatı varken zamanın kıymetini bilmeli ama büyük söz etmemeli.. Bir gün bu sözler çok can yakabilir.

Nerden geldi aklıma bilmiyorum. Bitiyor. İşte bitti dediğimiz çok olmuştur. Karanlık gecelerde yatağa yatıp saatlerce kırmızı oluncaya kadar gözleriniz hiç ağlamadınız mı?
O döktüğünüz gözyaşları sizi rahatsız ettiğinde uyuyakaldığınızı hatırlamıyor musunuz? Sabaha şiş gözlerle kalkıp sonra apar topar unutmaya çalıştığınız o isimden nefret ettiğinizi defalarca tekrar etmediniz mi? Sonra elinize geleni etrafa savurduğunuzu, kapıları çarptığınızı ve unuttuğunuzu… O isimden çok yapmanız gereken gündelik işleri bir müddet zamana akıp gittiğinizden unuttuğunuz olmadı mı? Kendinize ayırdığınız zamanı ağlayarak ve daha çok nefret ederek geçirip sevdiğinizi bir türlü kabul etmediğiniz günler olmadı mı?

Geçti… Annenizin küçükken karnınız ağrıdığında elini karnınıza götürüp daireler çizerek geçirdiği gibi… Bak bu zamanda geçti. Adını unuttun, nefretlerini unuttun, ağlayıp kendini üzdüğün zaman da geçti. Eylül rüzgârlarının arttığı bu dönemde şimdi sancısı başlayacak eski aşkların. Sonra sayfa sayfa yenilenecek hüzünlerini.

Bırak bu Eylül yalancı çıkartsın. Yeni bir aşkın Eylül de olmayacağını kim demiş.
Kim demiş geçmişe bir kapı kapanmaz diye… Varsın arada sen gez yine orayı.
Saklı bir bahçenin kucağında ağlamakta yarar var. Hataları görmek yine de güzel anıları yad etmek için. Ama çıkarken mutlaka kapamalı o kapıyı..
Kuşlar gidiyor sıcağa, çok sıcağa… Kanat sesleri geliyor kulağıma. Uçmak ne güzel bu mevsimde, geride bıraktıklarına aldırmadan.
Eylül bu sefer sana ihanet ediyorum. Bu yapraklar sarı, yüzüm her seneye inat güleç…
Eylül beni affet, ben seni affettim.

ALINTI

SANA ŞÜPHE VERENİ BIRAK

PİRİ ABDULKADİR GEYLANİ HAZRETLERİNİN SOHBETİNDEN...

Biri şüpheli, diğeri şüphesiz iki şey arasında kalırsan şüphesiz tarafı al, öteki tarafı bırak. Mümkün olduğu kadar şüpheli şeylerden kaç.

Her hangi bir şeyin şüpheli tarafı kalmasa dahi kalbin razı değilse yine alma, bekle. Zuhurata tabi ol. Bilhassa manevi emirle yasak olduğu bildirilen şeyi yapma, emre uy. Sanki o yapacağın şeyle hiç karşılaşmadın. Rabbına dön, rızkını ondan bekle. Eğer O’nun kapısına gitmek istemezsen seni hatırına bile getirmez. Hak Taâla seni unutmaz. Kafirlerin bile rızkını verir. Seni hiç unutur mu? Yeter ki, sen O’nun emirlerine uyasın. Gece gündüz O’nun yolunda gitmeğe gayret et. Sen mümin, muvahhid(*) gece gündüz O’nun kulluğuna bağlı olursan seni unutmaz ve rızkını bol bol gönderir.

Başka mana: Halkın sahip olduğu malı bırak, onlardan bir şey bekleme. Kalbini onlara bağlama, ne onlardan kork ne de bir şey bekle. Senin için haram olmayan şüpheden de beri olan Allah’ın helal gösterdiği şeyi al...

Her şeyi O büyük varlığa bağlamalısın. İsteyeceğini O’ndan istemelisin. Sonra, her şeyini O varlık verebilir. Ümidin ve korkun da O’ndan olmalı. O büyük varlık da Hak Taâla olduğunu bil..

Her varlığın yakasını O tutmuştur. Halkın kalbi O’nun emri ile çarpar. Şu, ayakta gezen varlıklara O hayat verir. Onlardan sana bir iyilik gelirse, onlardan değil Hak’tan bil. Onlar mallarının başına hak tarafından bekçi olarak konmuşlardır. Onlar bir nevi Hak tarafından vekil olarak, mallarının başında beklerler.

Sana her hangi bir şey verilirse Hak’kın emri ile geldiğini anla. Verdiren ve verdirmeyen O’dur. Aziz Mevla şöyle buyuruyor:

- “Allah’ın ihsanını isteyiniz. Allah’tan başka çağırdığınız putlar size gıda vermezler. Rızkınızı Allah’tan isteyiniz. O’na yalvarınız. O’na şükrediniz. Çünkü O’na döneceksiniz. Kullarım benden sorarlarsa, yakın olduğumu söyle.. Ben dua edenin duasını işitirim, bana dua ediniz ki, kabul edeyim.”

Sizi besleyen Allah’tır. O metin dir. Kuvvet sahibidir. Allah dileğine hesapsız rızık verir.

BU BİR SİTEMSE, SANA DEĞİL..

Bu bir yazgıdır alnımda yazılan
Bir ayrılık bestesi dilime dolanan...

Bu gerçek bir sevginin yıkılışıdır
Tarihin gömülü sayfaları arasında kalan...

Bu hasretin terennümüdür içime dolan
Bu kalbimin sesidir, attıkça kahrolan...

Bu bir sitem değil, pişmanlığın tablosudur ruha asılan
Bu bir sitemse sana değil, banadır; senden geriye kalan...

BİLMELİYDİM YAR..

14 Asra Sığmayan bu Hasreti Bir Ömre Sığdırmamayı..
İçimdeki Hüzünlerimle,Tekmil duruşlu Sükutumun ele avuca Sığmayan Serzenişi ile
Zaman a ve Yorgun Yüreğimin Hüzün Kokan,
Ayrılık kokan,Hasret kokan,Acı kokan Yanıyla Yaşıyorum..
Yüreğimin Benzersiz ve tarifsiz Sızısını..
VuSLaT'a HaSReTLe Bin Umutla Beklerken,Ben..
Titrek Sesimin Hüzün Kaçmış Yanı ile..Sesleniyorum Sana SeVGiLi...

Anlamıyor Zaman Beni..Sana Olan Vuslatımı Uzatırken EFENDİM..
Ne Yüreğimde Kopan Ayrılık Tufanı Anlıyor Beni..
Ne de Yüreğimin Karanlığında Boğno argo!
Yıldızlarımdan Sonra doğan Solgun Güneşim...
Bir Sen Anlıyorsun Biliyorum..Bir Tek Sen En SEVGİLİ...

Hasretinden Pörsümüş Yanlarını Yüreğimin Kuytusunda
Biriktirdiğim Gözyaşlarımın İçinde Çoğalan Sızılarım Yayılır Şimdi Her Yanıma...
Yayıldıkça İflah olmayan bu Sızı Yüreğime..Ruhum Sızlıyor..Sızlıyor Benliğim..
Sensizlik, Cam Kırıkları gibi Parçalanarak dökülür İçime..
Döküldükçe İçim Kanar..Ben Kanarım..SEVGİLİ..

"Ömrümün Darağacına Çekiyorum "Sensiz" Yetim Geçen Günlerimi"..

Özgür Bırakıyorum Ruhumu Esaretinde Bu Gurbetimin..
Sana Ulaşan Yolların Kıvrımlarında Yol Alması ve Sana Ulaşması için,
Sana Yaklaşması için YaR..

..Ve Artık Biliyorum..
Yalnız Bana HüZüNLe Bakar Solgun Yüzlü Aynalar..
Varlığımı Gömerken Yansımalarına Işığın..
Bak EFENDİM..!!

Gizli Çığlıklarım Bile Yetmedi "SENSİZLİĞİ" İçimden Kovmaya..
Sessiz Feryatlarımın Esaretine girdi Suskun Yüreğim..
Benliğimi Sarstıkça Hüzün..Acı Dökülüyor İçime..
Her Acıda Bir Lahza,Bir An daha Sana Yaklaşıyorum..
EFENDİM..

BİR YUSUF MASALI


Bir Yusuf Masali

baskalarinin askiyla basliyor hayatimiz
bakip baskasinin baskayla kurdugu baglantiya
aska dair diyoruz ilk ani bu olmali
ilk önce damarlarimizda duyuyor çagiltisini
uzak iklimlerin
kokusu gitmedigimiz sehirlerin önceden
bir bas dönmesiyle kabariyor hafizamizda
sonra ayriliklar düsüne daliyoruz
bize ait olan ne kadar uzakta!

Ismet Özel
November 2009
M T W T F S S
October 2009December 2009
1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30